Türkiye'nin kara lekesinden büyük şahlanışa: Bir Özgürlük Mücadelesi: Başörtüsü
Türkiye'nin yakın tarihine kara bir leke olarak geçen başörtüsü karşıtlığı, on yıllar boyunca inançlı kadınları kamusal alandan dışlayan bir zulüm mekanizmasına dönüştü. CHP zihniyetinin “toplum mühendisliği” adı altında yürüttüğü kültürsüzleştirme hamleleri, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın tarihi demokratikleşme adımlarıyla tarihin tozlu raflarına kaldırıldı. A Haber tarafından hazırlanan “Bir Özgürlük Mücadelesi: Başörtü” belgeseli, yasakçı zihniyetin kararttığı hayatlardan özgürlüğün kazanıldığı o tarihi anlara kadar tüm süreci sarsıcı gerçeklerle gözler önüne seriyor.
Cumhuriyet tarihinin din eğitimi ve laiklik serüveninin ele alındığı belgeselde, CHP tarihi ile Cumhuriyet tarihinin bu açıdan birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye'nin laiklik sürecinde 3 Mart 1924 tarihinin önemli bir dönüm noktası olduğu belirtilirken, hilafetin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'yla din eğitimi veren okulların devletin denetimine girmesine dikkat çekildi.
TEK PARTİ DÖNEMİ VE KÜLTÜRSÜZLEŞTİRME SİYASETİ
Belgeselde, bu dönemde asıl hedefin kültürsüzleştirme olduğu ve İslam dininin geleneklerinin CHP siyaseti doğrultusunda şekillendirilmek istendiği aktarıldı. Din görevlilerinin devlet memuru hâline getirilmesiyle devletin anlayışının hâkim olduğu bir din yapısının hedeflendiği, 1924 Anayasası'ndaki "Devletin dini İslâmdır" maddesinin kaldırılmasıyla laiklik uygulamalarının daha baskıcı bir hâl aldığı ifade edildi.

ZULMÜN SÖZCÜLERİ VE İSLAM KARŞITI SÖYLEMLER
Belgeselde, dönemin yönetici kadrosunun dine bakışını ortaya koyduğu belirtilen tarihî belgelere de yer verildi.
Dönemin milletvekillerinin söylemlerine de yer verilen belgeselde, CHP Milletvekili Şemsettin Günaltay'ın "Ayetler bizi alakadar etmez." sözleri aktarılırken, Refik Ahmet Sevengil'in ise "Allah'ı da Sultan'la birlikte tahtından indirdik. Bizim mabetlerimiz fabrikalardır." ifadelerini kullandığı belirtildi.

MİLLETİN EFENDİSİNE REVA GÖRÜLEN ZULÜM
Tek parti döneminde halkın kendi imkânlarıyla kurduğu kurumların da hedef alındığı belirtilen belgeselde, Kur'an kursları ve İmam Hatip okullarının kapatıldığı, hacca gitmenin 1950 yılına kadar yasaklandığı ve İslami simgelerin çeşitli uygulamalarla sınırlandırıldığı aktarıldı.
Ayrıca camilerin kapatıldığı, satıldığı ve farklı amaçlarla kullanıldığı dönemlere ilişkin örnekler de belgeselde ele alındı. 1946 yılında Demokrat Parti'nin "Yeter! Söz milletindir" çıkışıyla bu baskıcı sürece karşı ilk ciddi sivil başkaldırının başladığı vurgulandı.



