CHP'de bölünme krizi: YENİ Parti yola “tekmeyle” çıktı! “Üçlü” yönetim formülü işler mi?
Cumhuriyet Halk Partisi'nde yeni parti süreciyle birlikte yaşanan gelişmeler siyasetin en sıcak başlıklarından biri haline geldi. Belediyelerde olası güç dengeleri, "üçlü yönetim" modeli tartışmaları ve parti içindeki yeni yapılanma masaya yatırılırken, sokakta yaşanan “tekmeli” gerginlik de dikkat çekti. A Haber'de konuşan Gazeteci Gaffar Yakınca ile Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, yeni parti sürecinin hem siyasi hem de hukuki boyutlarını değerlendirirken, ilk günden yaşanan tansiyonun ilerleyen süreç için önemli mesajlar verdiğini dile getirdi.
CHP'de yeni parti süreciyle birlikte gündeme gelen "üçlü yönetim" modeli ve ilk günden yaşanan "tekmeli" gerginlik siyasette yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Gazeteci Gaffar Yakınca ile Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, belediyelerdeki olası güç dengelerinden Özgür Özel'in açıkladığı yönetim modeline ve yaşanan gerilimin siyasi yansımalarına kadar süreci kapsamlı şekilde değerlendirdi.
BELEDİYELERDE ARİTMETİK HESABI! "BAŞKANLIK RAKİP PARTİYE GEÇEBİLİR"
Programda ilk olarak yeni partiye geçiş sürecinde belediye başkanları ve belediye meclislerindeki dengeler ele alındı. Gazeteci Gaffar Yakınca, belediye başkanlarının yeni partiye geçiş konusunda temkinli davranmasının arkasında yalnızca siyasi tercihlerin değil, belediye meclislerindeki sayı üstünlüğünün de bulunduğunu söyledi.
Yakınca, "Belediye başkanlığı koltuğu boşaldığında yerine belediye meclisinin seçtiği başkan vekili geliyor. Mecliste çoğunluk hangi partideyse yeni başkanı da o belirliyor. Daha önce bunun örneklerini gördük. Hiç beklenmedik şekilde belediye başkanlığı AK Parti'ye, Milliyetçi Hareket Partisi'ne ya da başka bir rakip partiye geçebilir. Dolayısıyla burada ciddi bir aritmetik hesabı yapılıyor olabilir." ifadelerini kullandı.
Programda ilk olarak yeni partiye geçiş sürecinde belediye başkanları ve belediye meclislerindeki dengeler ele alındı. (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
BELEDİYE BAŞKANLARININ TERCİHİ FARKLI MI?
Yakınca, mevcut tabloya ilişkin değerlendirmesinde belediye başkanlarının büyük bölümünün hâlâ CHP çizgisinde kaldığını belirterek, "Şu anki görüntüye baktığımızda belediye başkanlarında ağırlıklı olarak CHP eğilimi görülüyor. Yeni partiye güçlü bir yöneliş gözükmüyor. Milletvekillerindeki tablonun tam tersi bir durum söz konusu. Bunun nedeni halkla temaslarının daha güçlü olması ve daha korunaklı bir siyasi zeminde bulunmaları olabilir." şeklinde konuştu.
Belediye meclis üyelerinin ise çoğunlukla belediye başkanlarını takip ettiğini belirten Yakınca, bunun yanında belediye meclislerindeki siyasi denge hesaplarının da yeni süreçte belirleyici olabileceğini vurguladı.
ÖZGÜR ÖZEL'İN "ÜÇLÜ YÖNETİM" ÇIKIŞI GÜNDEM OLDU
Programın en dikkat çeken başlıklarından biri ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıkladığı "üçlü yönetim" modeli oldu.
Yakınca, Özgür Özel'in Cumhurbaşkanı adaylığı sorusuna "Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, bunda ısrarcıyız." cevabını verdiğini hatırlatarak, asıl dikkat çekici bölümün parti yönetimine ilişkin sözleri olduğunu söyledi.
Yakınca, Özgür Özel'in "Partiyi üçlü mekanizma ile yöneteceğiz. Ben, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş." sözlerini hatırlatarak bunun siyasi partiler açısından sıra dışı bir model olduğunu ifade etti.
Programın en dikkat çeken başlıklarından biri ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıkladığı ʺüçlü yönetimʺ modeli oldu. (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"TRİUMVİRAT" BENZETMESİ
Yakınca, açıklanan modeli eski sosyalist ülkelerde ve komünist partilerde uygulanan "Triumvirat" sistemine benzeterek, "Bu üç kişiden oluşan ve seçilmiş parti organlarının dışında tarif edilen bir karar mekanizmasıdır. Özgür Özel aslında yönetimi Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile paylaşacağını söylüyor. Bunun ne anlama geldiğini çözmeye çalışıyorum." ifadelerini kullandı.
ÖZGÜR ÖZEL'İN "TRİUMVİRAT" MODELİ: SOVYET TİPİ YÖNETİM
Özgür Özel'in Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile birlikte kuracağını ilan ettiği üçlü mekanizmayı değerlendiren Gaffar Yakınca, "Bu model daha önce Sovyetler Birliği'nde ve eski sosyalist partilerde görülen bir uygulamadır. Daha çok parti içi demokratik mekanizmalara yeterince güvenmeyen liderlerin benimsediği bir yöntemdir. 'Delegeler farklı birini seçebilir, istemediğim bir sonuç çıkabilir' endişesiyle, yanına güvendiği isimleri alarak 'Coşkun Abi, Orhan Bey gelin, üçlü bir yönetim oluşturalım, süreci birlikte kontrol altında tutalım' anlayışıyla oluşturulan bir yapıdır. Bu model, aşağıdan yukarıya işleyen demokratik parti yapılarından ziyade, yukarıdan aşağıya yönetilen partilerde görülür. Bu nedenle Sovyetler Birliği ve eski sosyalist partileri örnek verdim. Böyle bir model vardır ancak demokratik sistemlerde yaygın kabul gören bir yönetim biçimi değildir" dedi. Yakınca, söz konusu modeli eski Komünist partilerde görülen 'Triumvirat' sistemi olduğunu belirterek, "Seçilmiş organların ötesinde bir karar mekanizmasından bahsediyor. Siyasi Partiler Kanunu'na tabi olan bir yapıda, tüzükte olmayan bir mekanizma tarif ediliyor" diye konuştu.
Bu hamlenin Mansur Yavaş'ı oyun dışına çıkmaması için sıkıştıran bir strateji olabileceğini belirten Yakınca, "Eğer bu üçlü mekanizma tüzüğe girmezse antidemokratik bir durum ortaya çıkar. Parti içi demokrasiye itimat etmeyen liderlerin başvurduğu bir modeldir bu. İpleri sağlam tutmak istiyorlar" değerlendirmesinde bulundu.





