Akademide yeni vizyon! Üniversiteler için kapsamlı reform çağrısı | Köklü değişimin şifreleri A Haber'de
Türkiye'nin yükseköğretim sisteminde tarihi bir dönemece giriliyor. Enstitü Sosyal tarafından hazırlanan ve Cumhuriyet tarihinin en büyük niceliksel büyümesini nitelikli bir sıçrayışla taçlandırmayı hedefleyen rapor, yükseköğretimin tüm çehresini değiştirecek radikal öneriler sunuyor. Konuya ilişkin A Haber'de merak edilenleri yanıtlayan Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, "Üniversitenin deneyim temelli, sürelerinin kısıtlandığı ama deneyimin, sosyal girişimciliğin, projelerin artırıldığı bir ekosisteme dönüştürülmesi çok önemli" dedi.
Türkiye'de yükseköğretim, son 20 yıllık süreçte Cumhuriyet tarihinin en büyük niceliksel büyümesini gerçekleştirerek devasa bir ekosisteme dönüştü. Ancak Enstitü Sosyal'in hazırladığı son rapor, bu büyümenin artık "nitelik" sınavını vermesi gerektiğinin altını çizdi. Konuya ilişkin konuşan Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, Akademisyen Prof. Dr. Hakkı Uyar, Akademisyen Prof. Dr. Özgür Karataş ve Akademisyen Prof. Dr. Yunus Emre Tansü sistemin artık sadece sayısal verilerle değil, ürettiği değerle ölçülmesi gerektiği vurgulayarak rapora ilişkin A Haber'de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
YÜKSEKÖĞRETİMDE NİCELİKSEL BÜYÜMEDEN NİTELİKLİ SIÇRAYIŞA
Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, "Üniversitelerin misyonlarının farklılaşması gerekiyor. Yani bazı üniversitelerimiz araştırma odaklı, bazı üniversitelerimiz eğitim odaklı, bazı üniversitelerimiz kalkınma ve sanayi odaklı, bazı üniversitelerimiz ise girişimcilik odaklı çalışmalar yapabilir ve belli misyon farklılıklarına gidebiliriz" diyerek sistemin yeni yol haritasını çizdi. Armağan ayrıca bu tasarımların mutlaka ortaöğretim sistemiyle entegre şekilde düşünülmesi gerektiği uyarısında bulundu.
Günümüzde bilgiye erişimin sınır tanımadığına dikkat çeken rapor, üniversitelerin ʺBilginin tek kaynağıʺ olma vasfını yitirdiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.ʺ dedi (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
1980'LERİN BİLGİ EKOSİSTEMİNDEN ÇIKIŞ: DENEYİM ODAKLI AKADEMİ
Günümüzde bilgiye erişimin sınır tanımadığına dikkat çeken rapor, üniversitelerin "Bilginin tek kaynağı" olma vasfını yitirdiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Dr. İpek Coşkun Armağan, "Kaybedecek zamanımız yok aslına bakarsanız. Ne gençlerin zamanı var ne ülkenin ne de sistemin zamanı var. Biz 1980'lerin bilgi ekosisteminde değiliz. Şu anda bilgiye erişimle ilgili kaynaklar o kadar çok arttı ki, dolayısıyla üniversite bilginin tek kaynağı halinde değil," sözleriyle modern çağın gerekliliklerine işaret etti. Öğrencilerin teorik içeriğe her yerden ulaşabildiğini ancak üniversite deneyimini başka hiçbir yerde bulamayacağını belirten Armağan, "Üniversitenin deneyim temelli, sürelerinin kısıtlandığı ama deneyimin, sosyal girişimciliğin, projelerin artırıldığı bir ekosisteme dönüştürülmesi çok önemli" ifadelerini kullanarak eğitimin pratik hayattaki karşılığına vurgu yaptı.
Rapordaki en iddialı başlıklardan biri de üniversite yönetim yapısının tamamen değiştirilmesi yönünde (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
REKTÖRLÜKTE PROFESYONEL YÖNETİM MODELİ
Rapordaki en iddialı başlıklardan biri de üniversite yönetim yapısının tamamen değiştirilmesi yönünde. Küresel rekabetin gerisinde kalmamak adına üniversitelerin birer profesyonel organizasyon gibi yönetilmesi gerektiği savunuluyor. Ezberleri bozan rapora göre, rektörlük makamı artık sadece akademisyenlerin tekelinde olmamalı. Üniversitelerin dünya devleriyle yarışabilmesi için profesyonel yöneticilerin önünün açılması gerektiği belirtilirken, reform çağrısı sadece rektörlerle de sınırlı kalmıyor. Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) kurumsal yapısının da tamamen yeni çağın dinamiklerine uygun, dinamik ve esnek bir yapıya dönüştürülmesi gerektiği raporda hayati bir zorunluluk olarak kaydediliyor.
LİSANS EĞİTİMİNDE 3 YIL DEVRİMİ VE KREDİ OPTİMİZASYONU
Üniversite öğrencilerinin üzerindeki ağır ders yükü ve 4 yıllık eğitim süresi de raporun hedefinde. Dr. İpek Coşkun Armağan, "Özellikle lisans eğitimindeki kredi sayılarımızın bir optimizasyona ihtiyacı var. Çünkü çok fazla kredi alıyor öğrenciler. Bu da 4 yıl gibi uzun bir sürede lisans eğitimini tamamlamasına sebep oluyor" dedi. Bu sürenin düşürülmesiyle beraber lisans programlarının 3 yılda rahatlıkla tamamlanabileceğini savunan Armağan, "Bu sayede üniversite öğrencilerinin birtakım sosyal girişimcilik faaliyetlerine, uygulama faaliyetlerine ve deneyim faaliyetlerine katılması için zamanı olacak" şeklinde konuştu. Bu hamleyle gençlerin iş gücüne ve sosyal hayata daha erken ve donanımlı katılması hedefleniyor.




