107 günlük savaşın kazananı kim? İran'ın Hürmüz kartı ve stratejik üstünlüğü
ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin ardından gözler imza törenine çevrilirken, katil İsrail ordusunun Lübnan'ı bombalamasıyla bölgedeki belirsizlik sürüyor. Kırılgan ateşkesin yanı sıra Trump'ın İran'a yönelik tehditlerine devam etmesi savaşın yeniden alevlenmesi tedirginliğine yol açarken 14 maddelik anlaşma maddelerinin açıklanmaması kamuoyunda birçok soruya neden oldu. A Haber'de ABD-İran anlaşmasının yansımaları ele alınırken savaşın kazananı ve 107 günlük süreç ele alındı.
ABD ve İran arasında ateşkes anlaşmasının sağlanmasının ardından terör devleti İsrail, Lübnan'ın güneyinde saldırılarını sürdürüyor. Orta Doğu'daki gelişmeler anbean takip edilirken gözler cuma günü İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılacak imza törenine çevrildi.
İran'ın Merh Haber Ajansı'nda yer alan 14 maddelik anlaşma henüz iki ülke tarafından teyit edilmezken, asıl metnin açıklanmaması ise birçok soruyu beraberinde getiriyor. "Washington ve Tahran arasındaki bu gizemli anlaşma imza töreni sırasında bozulur mu?" tedirginliği yaşanırken 107 günlük savaşın yansıması A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu Gece Ajansı programında masaya yatırılırken "Savaşın kazananı kim?" sorusunun yanıtı arandı.
ABD İSRAİL'DEN VAZGEÇER Mİ?
ABD'nin İsrail'e olan desteğinin kısa vadede kesilmeyeceğini belirten Dr. Çağlar Özer, "Uzun vadede ABD'nin İsrail'i tamamen gözden çıkarabilme olasılığını hiç öngörmüyorum. Çünkü ABD-İsrail ilişkisinin tarihi kökenini bugüne taşıdığımızda, bu yapıyı birdenbire kapatıp bitireceklerini değerlendirmiyorum. Ancak burada birden fazla parametre devreye girmiş durumda." ifadelerini kullandı. Özer, katil Netanyahu'nun çılgınlaşmasının süreci daha karmaşık bir hale getirdiğini vurguladı.
107 GÜNLÜK KİRLİ SAVAŞ VE BOŞA ÇIKAN HEDEFLER
Savaşın başlangıcındaki hedeflerin uzağında kalındığını söyleyen Çağlar Özer, "Şöyle bir 107 gün geriye gidelim. Trump; rejimi değiştireceğim, nükleer ve balistik füzelerin durumunu kontrol altına alacağım, yaptırımları devreye sokacağım demişti. Bu hedeflerin içinde aslında İsrail'in de menfaatleri vardı. Karşısında bölünmüş, parçalanmış, rejimi yıkılmış ve bölgesel güç refleksini yitirmiş bir İran isteyen İsrail, özellikle balistik füzelerin menzilinin bin metrenin altına indirilmesini istiyordu. Ancak gelinen noktada hem ABD'nin hem de İsrail'in bu stratejik hedefleri gerçekleşmedi." şeklinde konuştu.
Emekli Kurmay Albay Dr. Çağlar Özer, İran'ın 107 günlük savaş sürecinde uluslararası politikayı öne tutan yaklaşımı ve Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla ABD'yi köşeye sıkıştırdığını belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
TRUMP'IN ELİNİ KOLUNU BAĞLAYAN EKONOMİK PRANGALAR
ABD Başkanı Trump'ın askeri seçenekten vazgeçme nedenlerini sıralayan Özer, "Harbin artan maliyeti artık ABD'nin beklentisinin çok üzerine çıkmaya başladı. 'MAGA'cıların ortaya koymuş olduğu borçların kapatılması ve ekonomik öncelikler bu harbin maliyetiyle dağılma noktasına geldi. Bu yüzden Trump, askeri seçenek yerine ekonomik seçeneklere yönelmek zorunda kaldı. Yaklaşan seçimler ve dillerden düşmeyen o ahlaksız Epstein davasıyla ilgili konular Trump'ın elini kolunu bağladı. Trump, harbin maliyeti nedeniyle askeri seçeneği artık düşünmüyor." sözleriyle ABD içindeki derin krize dikkat çekti.
ABD ve İran arasında 14 Haziran 2026 günü yapılan ateşkes anlaşmasıyla aylardır kapalı olan Hürmüz Boğazı yeniden geçiş trafiğine açıldı. (AFP)
"İRAN HÜRMÜZ BOĞAZI'NI KAPATARAK STRATEJİK ÜSTÜNLÜK ELDE ETTİ"
İran'ın askeri stratejisiyle avantajı ele geçirdiğini aktaran Dr. Çağlar Özer, "İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak stratejik bir durum üstünlüğü elde etti. Bu hamleyle çatışmanın momentumunu eline geçirdi ve ABD'nin elini kolunu bağladı. Trump'ı peş peşe saçma sapan ve savruk stratejilere sürükledi. İran, karşısında 2014-2015'teki o eski İran'ın olmadığını, çok daha sert ve radikal bir karşılık verebileceğini kanıtladı." ifadelerini kullandı.
Özer ayrıca, İran halkının iç savaş bekleyenlerin aksine vatanlarına sahip çıkarak müthiş bir birliktelik sergilediğini "Tarih bunu yazacak; herkes bölünme beklerken İran ulusu 'bizim bir vatanımız var' dedi." sözleriyle aktardı.
DİPLOMASİDE BİR İLK: TARİHİ DİJİTAL MUTABAKAT
Uluslararası hukuk çerçevesinde yürütülen görüşmelerin sonucuna değinen Çağlar Özer, "Şu an gelinen noktada dijital anlamda bir mutabakat imzalandı. Bu, dünya tarihinde bir ilktir. Askeri seçenek yerine diplomasi tercih edildi ancak İran burada Hürmüz Boğazı kartıyla ABD'nin karar verme mekanizmasını felç etti. Şu an için yapılan tek şey, ABD ve İran arasındaki bir ateşkestir." şeklinde konuştu. Özer, İran'ın uluslararası hukuk dışına taşmamaya özen göstererek stratejik bir başarı kazandığını belirtti.
Özer, Trump'ın İran savaşı içinde ülke içindeki baskılar ve savaş maliyetlerinin artmasıyla bir çıkmaza girdiğini belirterek savaşta büyük avantajı İran'ın elde ettiğini savundu. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
SOYKIRIMCI ZİHNİYETİN DİRENİŞİ: LÜBNAN'DAN ÇEKİLMEYECEĞİZ
İsrail yönetiminin işgalci tutumunu sürdürdüğünü vurgulayan Özer, "İsrail Savunma Bakanı Katz ve Netanyahu, Lübnan'ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini söylüyorlar. Bunların hepsi soykırımcı olduğu için mentaliteleri bu yönde. Ateşkes yapıldı, tüm namlular sustu ama Lübnan cephesi hariç. İsrail'in bu aşırı tutumu bölgedeki kalıcı barışın önündeki en büyük engel." dedi.
ZAFER SÖYLEMİ VE 60 GÜNLÜK KRİTİK BEKLEYİŞ
Sonuç olarak her iki tarafın da kendi kamuoyuna bir zafer hikayesi anlatmaya çalıştığını ifade eden Çağlar Özer, "Savaşan ve yorulan unsurların bir zafer söylemine ihtiyacı vardır. İran istediğini aldı, Trump rejimi değiştiremedi. Ancak her şeyin bir anda şahane olduğunu düşünmek için henüz erken. Cuma gününü ve o 60 günlük süreci ihtiyatlı bir iyimserlikle beklemek gerekiyor." sözleriyle değerlendirmesini noktaladı.