Yangın söndürme uçağı nasıl düştü? Uzman isim A Haber'de açıkladı! İşte pilotların havada yaşayabileceği ölümcül tehlike...

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
Yangın söndürme uçağı nasıl düştü? Uzman isim A Haber'de açıkladı! İşte pilotların havada yaşayabileceği ölümcül tehlike...

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı yangın söndürme uçağı, dün(13 Kasım Perşembe) akşam saatlerinde Hırvatistan’ın Senj şehrinde düşmesi sonucu 1 pilotumuz şehit oldu. Kazanın ardından uçağın düşüş sebebi netlik kazanmazken, A Haber’de Tahir İnan’ın sunduğu Gece Ajansı programına katılan Pilot ve Elektronik Yüksek Mühendisi Ahmet İzgi, yangın söndürme uçaklarının özelliklerini anlattı ve pilotların uçuş sırasında karşılaşabileceği “vertigo” riskine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Gürcistan'daki askeri kargo uçağının düşmesi sonucu 20 şehidimizin acısı yürekleri dağlarken, bir başka can yakan haber Hırvatistan'dan geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı'na (OGM) ait AT802 yangın söndürme uçağından irtibatın kesilmesi sonrası uçağın Hırvatistan'da düştüğü ve 1 pilotun şehit olduğu belirtildi. Türkiye'yi yasa boğan uçak faciasının ardından gözler uçağın düşüş nedenine çevrildi. Peki ard arda yaşanan uçak felaketlerinin asıl sebebi ne? Yangın söndürme uçağının Hırvatistan'da geri gönderilmesinin nedeni ne olabilir? A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu Gece Ajansı programına katılan Pilot ve Elektronik Yüksek Mühendisi Ahmet İzgi, pilotun gökyüzünde basınç nedeniyle maruz kalabileceği ve hayatını tehlikeye düşürebilecek vergito rahatsızlığına dikkat çekerek uçağın düşmesine neden olabilecek nedenleri aktardı.

"12 BİN FİT YÜKSEKLİĞE ÇIKABİLİYOR"

Pilot ve Elektronik Yüksek Mühendisi Ahmet İzgi, düşen yangın söndürme uçağının 2022-2023 yılında üretildiği ve çok yeni bir uçak olduğuna dikkat çekerek, söndürme uçaklarının özelliklerini anlattı.

"Arka tekerlekli dediğimiz BEK tekerlekli, önde iki iniş takımı var, tekerlek var, arkada bir tane var. Arka tekerlekle uçak taksisini yani araba gibi pist üzerinde hareketini arka tekerlekle sağlıyor, sağ sol çevirerek. Motoru da jet motoru. Dünyada çok ünlü, çok fazla kullanılan hani arabalarda da bazı motorlar var. O kadar iyi, başarılı ki çok büyük dünya markaları da aynı motoru kullanıyor. Onun gibi bu PT6A dediğimiz turboprop bir jet motoru var. Çok kuvvetli, çok başarılı 1350 beygir. Tabii bu gücün verdiği imkanla da böyle bir küçük uçak yaklaşık 3 ton civarında sıvı taşıyabiliyor. Hatta 3 ton 100 kilo gibi. Bu genelde tarım ilaçlama işlerinde kullanılan bir uçak. Tarım için o kadar uygun ki o yüzden buna pilotlar arasında hava traktörü deniliyor, Air Traktör. Firmasının ismi de öyle zaten. Çok başarılı bir uçak. AT-802 tipi. Yaklaşık 18 metre civarında kanat açıklığı var. 356 km hıza kadar çıkabiliyor ve menzili de bir depoyla da 1300 km gidiyor. Bu gayet uçağın verimli olduğunu gösteren bir gösterge. Bu uçağın maksimum çıkabileceği yükseklik 12.000 fit. Deniz yüzeyinden yüksekliği 4 kilometre. Şöyle önce ikiye ayıralım. Uçakların uçuş, hava araçlarının uçuş yöntemlerini. Bunlardan ilki radar yardımıyla uçakların çok yükseğe çıkarak A noktasından B noktasına uçtuğu uçuşlar. Buna biz İnstrument Flight Rate (IFR) uçuşlar diyoruz."

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

"KAR, FIRTINA VE ŞİMŞEK GİBİ DOĞA OLAYLARINA ETKİLEMİYORLAR"

İzgi, yangın söndürme uçaklarında pilotun hava sirkülasyonunu kendisinin manuel olarak yaptığını ve kokpitten uçak camını açıp kapatarak kontrol ettiğini belirtti. Uzman isim ayrıca uçağın olumsuz hava şartlarına karşı oldukça dayanıklı olduğunun da altını çizdi.

"Bu uçaklar tıpkı düdüklü tencere gibi, denizaltı gibi kapılarını kapattığı zaman dış havayla ve atmosferle ilişkilerini kesiyorlar. Dolayısıyla uçak insanların nefes alamayacağı yüksekliklere yani yerden 7 8 10 km gibi 30.000 fit, 35.000 fit gibi yukarılara çıkıp uçuş yapabiliyorlar. Bunun avantajı hava olayları bulutların altında gerçekleştiği için yani yağmur, kar, dolu, fırtına, şimşek, bütün bu olaylar bulut altı gerçekleştiği için bulutların üstüne çıktığı anda bu olaylardan uzak kalıyorlar, etkilenmiyorlar. Hava miktarının azaldığı için de uçağın sürtünme havaya sürtünme katsayısı çok düştüğü için uçak daha fazla hız yapıyor, daha az yakıt harcıyor. Diğer uçuş şekli ise görerek şartlarda dediğimiz VFR uçuşlar. Bunlar da pilotun yeterince oksijen alabileceği yüksekliklerin üstüne çıkamıyorlar kolay kolay. Çıksalar da oksijen maskeleriyle ancak çıkabiliyorlar. Bulutların altında uçuş yaptıkları için kabinleri, pilotların oturduğu kokpitler yalıtılmış değil. Düdüklü tencere gibi değil, denizaltı gibi değil. Dolayısıyla uçarken camı açıp kapayabilir pilot. VFR uçan bir uçak bu. Pilot kokpitten camından dışarıya gözüyle bakarak, eliyle de uçağa kumanda ederek uçuyor. Dolayısıyla bu uçaklar meteorolojik olaylara çok maruz kalıyorlar. Böyle bir uçakta uçuş yapmadan önce meteoroloji bilgilerini mutlaka almak lazım. Bunlardan en önemlileri uçtuğu hat boyunca bulutların üst yüksekliği, tavan yüksekliği ve taban yüksekliği, yere olan yüksekliklerini bilmek lazım. Bu bilgiler olunca pilot uçar veya uçuşunu iptal eder. Hava değişikliği olabilir. Yani bir anda su buharı içinde kalabilirler."

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

"PİLOTLARIN EN ÇOK KARŞILAŞTIĞI SAĞLIK TEHDİDİ VERTİGO"

Ahmet İzgi, bir pilotun havada basınç dolayısıyla yaşayabileceği en büyük tehlikenin vertigo rahatsızlığı olduğunu belirterek pilotun olası bir rahatsızlığı durumunda panik yapabileceğini ifade etti.

VERTİGO NEDİR?

Vertigo, kişinin kendisi veya çevresi dönüyormuş gibi hissetmesi durumudur. Genellikle iç kulak, denge sinirleri veya beyindeki denge merkezleriyle ilgili bir problemin göstergesidir.

"Şimdi insanın iç kulak yapısı böyle. Bakın zar var. Zardan sonra kemikler var ve burada salyangoz dediğimiz bir organ var. Zaten salyangoza benzediği için o at verilmiş. Onun sol tarafında iki tane yuvarlak var. Birbirlerine yaklaşık 90 derece açıyla duran. Bizim insanların öne doğru mu eğilip arkaya doğru mu eğildiklerini, sola mı sağ mı yattıklarını belirleyen sensörler bu parçalar. Salyangoz da üzengi kemiğinden gelen titreşimleri elektrik sinyallerine çeviriyor. Problem şu. Her iki sinyal konum sensörü ve duyduğumuz ses sensörleri maalesef göz optik sinirinden beyine iletiliyor. Böyle olduğu için de optik sinirindeki gözdeki referans kaybolunca insanların da konumu kayboluyor. Yani öne doğru mu gidiyorum, arkaya doğru mu gidiyorum, yatıyor muyum? O bilgiler. Biz buna vertigo diyoruz. Yani vertigo olan bir insan panik olur, heyecanlanır, soğuk terlemeye başlar. Ne yapacağını şaşırır, düşünemez, hızlı düşünemez. O halde pilotların en çok karşılaştığı sağlık tehdidi bu. Yani bu vertigo çok tehlikeli. Vertigo'dan çıkmak çok kolay değil. İki pilot olmak lazım. Hemen yukarı çıkmak lazım. Yani onu orada yapamıyorsunuz, olmuyor. Yani pilot olurken özellikle hocalarımız bizi bulut olduğu zaman bulutun içine sokup neler hissettiğimizi gösterirler, anlatırlar. Maalesef işte bulut içinde o vertigo denilen kötü bir olay var."

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

İzgi havada bir pilotun yaşayabileceği durumu günümüzden benzer bir örnek vererek şu ifadeleri kullandı:

"Pilotların sis içinde kalmasını da seyircilerimiz anlatsın diye şöyle anlatayım: Arabanızla Ankara'dan İstanbul'a otoyolda gidiyorsunuz. 150 km süratle. Ben bir anda arabanızın camlarını ışık geçiren beyaz bir kağıtla kaplıyorum ve diyorum ki şeridinizi kaçırmayın. Mümkün mü sizce? Aynı pilotları da bu şekilde düşünün. Bir anda camlar bembeyaz oluyor. Görerek şartlarda uçanlar için bunu diyorum. Diğer IFR uçanlar zaten sislerin, dağların olmadığı yerlerde deniz yüzeyinden 8 10 km yukarıda uçuyorlar. Zaten radar onları izliyor. Yani onların da herhangi bir engel yok ama görerek şartlarda maalesef bu uçakların yapım amacı bu. Dağların arasında manevralar yaparak suyu veya ilacı boşaltmak. Yani yapılış amacı bu uçağın. Yapılış şekli itibariyle de çimenlere sürülmemiş tarlalara rahatça inip kalkabilirler."

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

"PİLOT BULUTTA DELİK ARAYARAK HAYATTA KALMAYA ÇALIŞIR"

İzgi açıklamalarının devamında bir pilotun bulut üstünde ya da içerisinde bir boşluktan çıkmak için manevra yapması gerektiğini aksi taktirde oksijensiz kalarak bayılma riski ile karşı karşıya kalabileceğini vurguladı:

"Bu uçak tabii 12.000 fite kadar çıkar. Yani 12.000 fite çıksa, çünkü denize yakın bir yer Zagreb. Yani deniz yüzeyine yakın bir yer, bizim Erzurum gibi değil. Yani orada 15 dakika civarında pilotlar bayılmadan uçak kullanabiliyorlar. Yani oksijen azalıyor tabii yukarı çıktıkça. Bulut üstüne çıkıp ve daha sonra bulutun üstünden uçarak bulutta delik arayacaksınız. Yani kurtuluş böyle. Açık bir yer arayacaksınız. O açık yerden dalıp tekrardan eminseniz dağ tepe yoksa, biraz önce size gösterdiğim sisli görüntüde buluttan çıkıyorsunuz, karşınızda tepe var mesela. O da hoş bir şey değil."

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

"KAYIT CİHAZI OLMAYABİLİR"

Pilot ve Elektronik Yüksek Mühendisi Ahmet İzgi, yangın söndürme uçaklarında genellikle karakutu olarak bilinen kayıt cihazının bulunmadığını ifade ederken pilot ve kule arasındaki konuşmaların ise telsizler üzerinden deşifre edilebileceğini belirtti.

"Yani ikinci bir kötü şeyi daha söyleyeyim. Yüzde 90 bence kayıt cihazı da yoktur. Yani kara kutu dediğimiz cihazlar hani bu tip tek motorlu yangın söndürme amaçlı, ilaçlama amaçlı uçaklarda pek olmuyor, kullanılmıyor. Eee ben görmedim ama bunda var mı yok mu bilmiyorum ama olduğunu zannetmiyorum. Dolayısıyla bir kayıt cihazı da bulunup deşifre edilecek bir durum da yok ortada. Çok yüksek bir ihtimalle diğer pilottan alınacak telsiz konuşmaları bilgisi ve diğer meteorolojik bilgilerle, o da aynı sisten geçmiştir çünkü. Kulelerin telsizlerinin yanındaki bilgisayar ortamına kaydedilir. Tüm telsiz konuşmaları hepsi kayıtlıdır ve çok uzunca bir sürede tutulur. Yani onlar deşifre edilir, ne konuştukları. Çok yüksek bir ihtimalle Zagreb yaklaşma radarla yaptıkları konuşmaları ben çok merak ediyorum. Yani niye geri çevirdiler? Aşırı sis mi, aşırı dolu mu, yağmur mu? Eee veya bu kadar 2 saatlik, 2,5 saatlik bir geri dönüş uçuşla niye geri gönderdiler? Daha yakında sis olmayan bir havaalanı yok muydu? Yani bu soruların cevabını ben de merak ediyorum."

Mobil uygulamalarımızı indirin