İstanbul’un tabut binaları! Dokunsan yıkılacak binalarda yaşam sürüyor

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
Fatih Murat Erdoğan | ahaber.com.tr Haber Merkezi
İstanbul’un tabut binaları! Dokunsan yıkılacak binalarda yaşam sürüyor

İstanbul’da dün saatler 12,49’u gösterirken milyonları sokağa döken 6,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. 13 saniye süren ve büyük paniğe yol açan depremden sonra vatandaşlar geceyi dışarda geçirdi. Gözler ise İstanbul’un tabut binalarına çevrildi. Küçükçekmece'de bulunan 5 bloklu Doğuş Sitesi ise maalesef bu konuda kötü bir şöhrete sahip oldu. Muhabirimiz İslim İstanbullu o noktadan detayları aktarırken İstanbul Arel Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Sinan Cansız önemli değerlendirmelerde bulundu.

2024 haziran ayında ekibimiz Küçükçekmecedeki bir siteye gitmiş ve 5 bloklu Doğuş Sitesi'ni görüntülemişti. İstanbul'da dün meydana gelen 6,2 büyüklüğünde depremden sonra gözler tabut binalara çevirdi.

Doğuş Sitesi durduğu yerden her an yıkılacak gibi. O binalarda kalan insanların ölümle burun buruna yaşamı ise devam ediyor. 2 blok tahliye edildi. 3 blokta insanlar kalıyor ve kentsel dönüşüm için imza toplandı. Muhabirimiz İslim İstanbullu o noktadan detayları aktarırken İstanbul Arel Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Sinan Cansız önemli değerlendirmelerde bulundu.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

İNSANLAR YAŞIYOR VE DAİRENİN İÇİ GÖRÜNÜYOR

İslim İstanbullu: Doğuş Sitesi'nde aslında değişen bir şey yok aslında hala 3 blokta yaşam devam ediyor. Mülk sahibi olan 80 kişi tahliye edildi. 80 mülk sahibinin ise bloklarında karot alınmadığından dolayı kalıyor. Şu anda burada 100'den fazla kişi yaşamaya devam ediyor.

Burada manzara korkunç durumda her tarafta kırıklar, çatlaklar ve döküntüler var. Binaların için bile görünür hale gelmiş durumda. Hatta bir dairenin içindeki kalorifer peteğini elleyebiliyorsunuz. Böyle bir hasardan bahsediyoruz. Bunlar artık tabut olmaktan çıkmış durumda. Zeminde meydana gelen kayma ise net şekilde görünüyor. Merdivenlerin arası artık gitmiş ve demirlerden bahsetmek mümkün değil. Zemin kaymasından dolayı merdivenleri arası açılmış. Kentsel dönüşümün olması için 3 yıldır uğraş veriliyor.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

BİNALARIN TAHLİYESİ NASIL OLACAK?

Doç. Dr. Sinan Cansız: Bir defa karot alındıktan sonra bina riskli ilan edildiğinde 90 gün içerisinde o binanın boşaltılması gerekiyor. Anlaşsın veya anlaşmasın bunun bir önemi yoktur ve yasa çok açık bir şekilde belirtiyor. Zaten tapuya da şart düşer. Ardından 90 gün içerisinde elektrik idaresi tarafından, su idaresi tarafından elektriği, suyu, doğalgazı kesilir. Eğer 3 ay içerisinde yıkılmazsa belediye tarafından binanın yıkılması zorunludur ki belediye de yıkar, yıkım masrafını da mal sahiplerine yansıtır. Yani süreç bu şekilde ilerliyor.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

BELEDİYE TAM YETKİLİ!

Normalde imar kanunun 39. maddesine göre belediyeler kendi istedikleri binayı, ya da riskli gördüğü anda binayı doğrudan yıkma haklarına sahip. Ancak şöyle bir husus oluyor. Belediye burada 39. maddeyi işlettiği anda bu binada oturanlar kentsel dönüşümden faydalanamazlar. Yani binanın yıkılmadan önce karot alınıp kentsel dönüşüm kapsamına alınması gerekir.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

YERİNDE BİNALAR DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR MU?

Kentsel dönüşümün İstanbul'da en büyük dezavantajlarından bir tanesi artık inatçı dediğimiz şu son 1,5 milyon konutumuz kaldı ki bunun 600 bini acil yıkılma riski olan binalar. Bu 1,5 milyon konutun en önemli özelliği şu; kat karşılığı şeklinde müteahhitler tarafından dönüştürülme ihtimali olmayan konutlar. Yani burada yerinde dönüşüm yapılmak zorunda. Vatandaş parasını ödeyerek binasını yeniletmek zorunda. İlk kentsel dönüşüm kanunu 2013 yılında çıktığı zaman ilk yapıldığı dönemde kat karşılığı şeklinde birçok bina zaten yenilendi, yapıldı ama geriye şu anda sadece vatandaşın cebinden para vererek yaptırabileceği bu durumda olan konutlar kaldı.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

VATANDAŞ NEYE İTİRAZ EDİYOR?

Doğuş Sitesi özelinde binaların katsayısına baktığımızda 10 kat, 11 kat kadar yükseklikte binadan bahsediyoruz. Yani zaten binalarımız 5 katı geçtikten sonra depremde çok ağır risk teşkil ediyor. İlave olarak binaların zaten durumu ortada, korozyon çok ciddi manada var ki görüyoruz donatılarının tamamı soyuluyor. Yani donatı denilen bir şey, içerisindeki demir denilen bir şey kalmamış. Yani bu binanın depremde acil yıkılma statüsünde olan binalar olarak sınıfını da zaten görüyoruz. Acil bir şekilde dönüştürülmesi gerekiyor. Burada vatandaşlar neye itiraz ediyor? Ödeyeceği rakama itiraz ediyor. Dairesinin büyüklüğüne itiraz ediyor, dairesinin konumuna itiraz ediyor. İşte müteahhidin kim olduğuna itiraz ediyor. Yani burada birçok parametre devreye giriyor ama bina yıkıldıktan sonra vatandaşların daha hızlı anlaştığını görüyoruz biz sektörde.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

39. MADDEYE DİKKAT!

İmar kanunun 39. maddesi belediyelere binayı istediği gibi denetleme hakkı veriyor. Yani bina gerçekten çok aşırı riskliyse, kendiliğinden yıkılma riski varsa belediye oradan kendisi doğrudan tahliye kararı verip binayı kendisi yıkabiliyor. Eğer karot olmadan bir bina yıkılırsa kentsel dönüşüm kapsamına alınmamış olur. O yüzden binanın karot alınması gerekir. Burada belediye önceden karot da aldırabilir veya vatandaşlar kendisi de aldırabilir. Yani karot alanında en azından bina kentsel dönüşüme girer.

Binalarımızı biz aslında ikiye ayırıyoruz. 2000 yılından önce yapılmış binalar, 2000 yılından sonra yapılmış binalar. 2000 yılından önce yapılmış binalarda biz hazır beton kullanmadık, mühendislik hizmeti almadık, yerinde düzgün bir şekilde denetlemedik. İşte deniz kumu kullandık. Bunun gibi kusurlu olan binalardan mutlaka ve mutlaka karot alınıp tahkik edilmesi elzem. Çünkü bu binaların depremde ağır risk teşkil ettiğini ki bunların sayısının İstanbul'da 1,5 milyon konut olarak olduğunu biliyoruz.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

2 BİN YILI ÖNCESİ BİNALARDA ACİL RİSK

İşte bunlardan bazılarının 600 bin tanesini her an yıkılabilecek durumda olduğunu, işte az önce gördük. Yani bu binaların depreme dayanabilme olasılıklarının çok düşük olduğunu biliyoruz. Ama ilave olarak 2000 yılından sonra yapılmış binalarda ise karottan ziyade kontrol yapılması önemlidir. Yani kontrol dediğimiz nedir? Uzman bir inşaat mühendisi tarafından binanın en azından bir detaylı olarak kontrol edilmesi gerekir. İşte bodrum katından su alıyor mu, korozyon var mı, izolasyonlarında problem var mı, çatıdan su alıyor mu? Veya binanın taşıyıcılarında herhangi bir hasar oluşmuş mu, bunların kontrol edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde hani bunlardan da karot alınırsa belki riskli çıkabilir, güçlendirme kararı çıkabilir. Yani 2000 yılından sonra yapılacak olan binaların kontrol edilmesi daha önemli. Önceliğimiz 2000 yılı önce. Yani aslında ekiplerimizi yoğun olarak 2000 yıl öncesi binalara yönlendirmemiz gerekiyor.

İstanbul’un tabut binaları! Dokunsan yıkılacak binalarda yaşam sürüyor - 7

Mobil uygulamalarımızı indirin