Asrın vurgununda 7. duruşma sona erdi! Çelişkili ifadeler: Tutukluluk değerlendirme talebine ret

Asrın vurgununda 7. duruşma sona erdi! Çelişkili ifadeler: Tutukluluk değerlendirme talebine ret

Yüzyılın vurgunu olarak nitelendirilen İBB'ye yönelik 'yolsuzluk' davasında aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 105'i tutuklu 402 sanık 6’ncı gününde Silivri’de duruşmaların ikinci haftasında hakim karşısına çıktı. Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas'ın özel kalem müdürü Murat Or savunma yaptı. Or'un ifadeleri arasındaki çelişkiler ise dikkatlerden kaçmadı. ‘Yolsuzluk’ soruşturmasında 7. duruşma sona ererken dava bayram nedeniyle pazartesi günü devam edecek. Öte yandan sanık avukatlarının tutukluluk değerlendirme yapılsın talebini de heyet reddetti.

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 105'i tutuklu 402 sanık 6'ncı gününde Silivri'de duruşmaların ikinci haftasında hakim karşısına çıktı.

İŞTE 5. DURUŞMADA YAŞANANLAR / TIKLA GÖR

İŞTE DURUŞMANIN 3 VE 4. GÜNÜNDE YAŞANANLAR / TIKLA GÖR

İŞTE DURUŞMANIN 1. VE 2. GÜNÜNDE YAŞANANLAR | TIKLA GÖR

Dakika dakika yaşananlar...

CANLI ANLATIM

"TUTUKLULUK DEĞERLENDİRME YAPILSIN" TALEBİNE RET

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturmasında 7. duruşma sona erdi. Dava pazartesi günü devam edecek. Sanık avukatlarının tutukluluk değerlendirme yapılsın talebini, heyet reddetti.

Ali Sukas’ın ifadesi yaklaşık 3 saat sürerken savunması bitmedi.  Sukas, pazartesi savunma yapmaya devam edecek. 

AĞAÇ A.Ş GENEL MÜDÜRÜ ALİ SUKAS SAVUNMA YAPTI

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Geçen haftaki duruşmalarda tutuklu sanık Aykut Erdoğdu, Sırrı Küçük, Ümit Polat, Bulut Aydöner savunma yaptı. 7'nci duruşmada ise Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas da savunma yaptı.

"3G USULÜ TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR"
Ağaç A.Ş Genel Müdürü Ali Sukas savunmasında, ‘İddianameye baktığımda yasal satın alma süreçlerinden olan 3G maddesi kapsamında yaptığımız istisna alımının iddianamede suç olarak gösterildiğini görüyorum. Oysa bazı alımlarda ve doğrudan alımlarda 3G usulü tercih değil, zorunluluktur. Ağaç A.Ş.’nin bazı hizmet ve mal alımları 3G maddesi kapsamında yapılmıştır. Savcılık, bu yöntemlerde açık ihale uygulanmadığı için her firmanın teklif veremediğini ve yalnızca davet edilen firmaların teklif sunduğunu, incelenen alımlarda ise genellikle örgüte maddi destek sağlayan firmaların davet edildiğini iddia etmektedir. İddianameye baktığımda yasal satın alma süreçlerinden olan 3G maddesi kapsamında yaptığımız istisna alımının iddianamede suç olarak gösterildiğini görüyorum. Oysa bazı alımlarda ve doğrudan alımlarda 3G usulü tercih değil, zorunluluktur. Tedarikçi firmaların özellikle belirlendiği iddiası dayanaksızdır. Savcılık, alımları incelediğini, genellikle rüşvet veren firmaları davet ettiğimi ve bu firmalara daha fazla iş verdikçe onlardan daha fazla rüşvet talep ettiğimi iddia etmektedir. Öncelikle şunu söyleyeyim: Ben gözaltına alınmadan ve tutuklanmadan önce savcılık bizden istediği bütün evrakları, dosyaları kendilerine gönderdik. İncelendi, bakıldı. Herhangi bir tespit olduğuna dair şirkete herhangi bir yazı geldiği bana bildirilmedi. Herhalde bu kadar uzun süre çalışan, bu kadar yolsuzluk yapan birisi mutlaka bir dosyada bir açık vermiş olması gerekirdi. Bin iki yüz doksanın içerisinde mutlaka rüşvet, yolsuzluk, bir şey çıkardı" dedi.

"İSNATLARIN TAMAMI YALANDIR"
Sukas "Gizli tanık Gürgen’in ifadesi dikkatle incelendiğinde, beni ağır şekilde suçlayan bazı anlatımlarıyla dahi uyumlu olduğu açıkça görülmektedir. Şimdi burada doğru olan bilgiler de var. Bu bilgiler ne? Ağaç A.Ş.’nin yürüttüğü yasal ve idari faaliyetler, bazı tedarikçi firmaların isimleri ve kurumda görev yapan personelin kimler olduğu ve hangi görevlerde olduklarına ilişkindir. Bunun dışında tarafıma yöneltilen suç isnatlarının ise tamamı yalandır; herhangi bir dayanağı da yoktur. Gizli tanık Gürgen, kurumda görev yapan personelin isimlerini ve görevlerini kısmen doğru yazmıştır. Onlarda bazı görev ve isim yanlışlıkları da var; onları dosyada anlatabiliriz. Ama bunları yaparak anlatısına görünürde bir gerçeklik kazandırmaya çalışmaktadır. Bu durum dosya kapsamındaki resmi kayıt ve belgelerle de sabittir. Ayrıca Gürgen’in bazı beyanlarının kendi içinde ve iddianamenin kurgusuyla çeliştiği görülmektedir. Gürgen, bir yandan bazı tedarikçi firmalarla gizli ya da gayriresmi ortaklık ilişkisi içerisinde olduğumu iddia ederken; savcılık, aynı firmalardan ihale karşılığında rüşvet talep ettiğimi ileri sürmektedir. Tamer Gümüş şahsıma yönelik bir iddia veya ithamda bulunmamıştır. Fakat Ümit Polat’ın kendisine seçim için genel müdüre çok ciddi para baskısı olduğu, bu konuda destek olunmadığı takdirde Ağaç AŞ ile ticari hayatının olmayacağı şeklinde söylemlerde bulunduğunu, Ümit Polat’a 30 bin euro verdiğini beyan etmiştir. Bu iddialara karşı; Tamer Gümüş ile Ümit Polat arasında ne geçtiğini bilmiyorum. Bir para alışverişi olup olmadığını da bilmiyorum. Benim Ümit Polat’a herhangi bir talimatım olmadı. “Git Tamer Gümüş’e, şu kadar para verecek, şurada teslim edecek gibi bir talebim, bir talimatım olmadı. Yani ben kimseden para istemedim. Daha sonraki bazı iddialarda veya bunun içerisinde de var; Tamer ile ben zaten ortakmışım. Ortak olduğum bir insana müdürümü gönderiyorum, rüşvet alıyorum; ben de sanki bu kadar ahlaksız birisiyim. Onların ikisinin arasında bir para alışverişi olduysa da ben bunu bilmiyorum. Şahit olmadım, duymadım, görmedim " dedi.

"TUTTUĞUM BİR LİSTE YOK"
Sukas "Ümit Polat’ın iddiaları var. Ümit Polat, ‘Firmalardan almış oldukları işin yüzde 10’u tutarında para talep ettiğimi, bu firmaların listesini tuttuğumu ve üzerlerine notlar aldığımı, listeleri kendisine vermek istemediğimi fakat çalışırken bizzat kendisinin gördüğünü’ iddia etmiş. Ümit Polat, ‘Tamer Gümüş’ün şirketinin bu listede yer aldığını, kendisinin para alışverişine şahit olmadığını, listelerde yer alan firma sahiplerinden yüzde 10 sözleşme aşamasında yüzde on ödeme yaparken para talep ettiğimi ve teslim aldığımı duyduğunu’ beyan ve iddia etmektedir. Tarafımca tutulan bir liste yok. Eğer listeyi o getirdiyse, ben üzerine not aldıysam ona niye vermeyeyim, ondan niye saklayayım? Ben şirketin genel müdürüyüm. Şirketin bütün bilgilerini görebilecek konumdayım. Yani ay sonu kim ne kadar iş yapmış, böyle bir şeye ihtiyacımız yok. Onun bana getirmesine de ihtiyacım yok" diye konuştu.

 

SANIKLARIN SAVUNMALARI ALINIYOR

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, sanık avukatlarının duruşma planını sorması üzerine Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, duruşmaların pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri saat 10.00'da başlayıp 21.00-22.00'a kadar süreceğini bildirdi.

Duruşmada daha sonra İBB iştiraklerinden Ağaç AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Ali Sukas'ın özel kalemi Murat Or'un savunması alındı.

Sanık Or, kimya mühendisi olduğunu ve 2012 yılında Ağaç AŞ'nin peyzaj laboratuvarında çalışmaya başladığını, 2017 yılında dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş'a laboratuvarı ziyaretinde sunum yaptığını, akabinde dönemin Ağaç AŞ Genel Müdürü tarafından özel kalem olarak görevlendirildiğini söyledi.

Ali Sukas'ın 2019 seçimleri sonrasında genel müdür olduğunu aktaran Or, "Kendisiyle daha önce hiç tanışıklığım yoktu. Sınırlarımı ve üstlerime nasıl davranmam gerektiğini bilirim. Kendi alanım dışındaki hiçbir konuya burnumu sokmam, merak dahi etmem. Disiplinli ve dürüst olmam nedeniyle Ali Bey benimle çalışmaya devam etti." dedi.

Or, rüşvet konusunda adının yer almasından üzüntü duyduğunu ifade ederek, "Eşimle İslami hassasiyetimizden dolayı 1 lira dahi faize bulaşmadık. Kimseden Ali Sukas adına para talep etmedim, kimseden de para almadım. Görev sürecimde kurumda israf yapılmaması noktasında elimden geleni yaptım. Gizli tanıkların ve sanıkların üzerime attıkları iftiralarla ilgili iddia makamının da belirttiği gibi somut bir delil yoktur. Mal varlığımda bir artış yoktur. Faizsiz bir gayrimenkul sisteminden mal sahibi oldum, aylık 60 bin küsur lira taksitlerini şu an eşim ödüyor. Böyle bir sürecin içinde olsam kendime hiç mi menfaat sağlamam?" şeklinde savunma yaptı.

Sanık Sukas'ın müsait olmadığı zamanlarda ziyaretçilerini kendisinin misafir ettiğini anlatan Or, şunları kaydetti:

"Ziyaretçiler bazen numuneler bazen de kapalı paketler getirirdi. Getirdikleri ürünleri herkesin görebileceği yere bırakır, daha sonra Ali Bey'e teslim ederdim. İçinde ne olduğunu merak etmez ve açmazdım. Odamın kapısı her zaman açıktır. Para alışverişi gerçekleşecek olsa makam odasının girişinde herkesin görebileceği yerde mi yapılır? Sanıklar ve tanıkların, cezaevinden çıkmak veya hiç girmemek adına adımı kullandıklarını düşünüyorum. Hiçbir suça tanık olmadığım gibi sanık da olmamam gerektiğini düşünüyorum. Ali Sukas'a herhangi birinin para verdiğini görmedim. İfademde sorular üzerine bazı değerlendirmelerim olmuştur. Hakkımdaki iddiaları kolluk kuvvetlerinin soruları üzerine öğrendim."

Sanık Or, 2024 yılı ramazan ayında Ali Sukas'ın kendisine bir paket verip, bunu İSTAÇ Genel Müdürü, tutuksuz sanık Ziya Gökmen Togay'a teslim etmesini söylediğini aktararak, "Ramazan ayında insanlara yardım kartları verildiğini duymuştum. O poşeti elleyince içinde kartlar olduğunu anladım, o nedenle ifademde poşettekilerin kart olduğunu düşündüğümü söyledim." dedi.

Sanıklar Ali İhsan Mengir, Yücel Mengir ve Dinçer Kantar'ın ifadelerinde ağız birliği yaparak kendisine 500 bin TL para bıraktıklarını söylediklerini, bu durumun gerçeği yansıtmadığını iddia eden Or, "Bana, Ali Sukas'a verilmek üzere para teslim edilmediğini defalarca söyledim. Ali Sukas'tan bu yönde bir talimat almadım, kimseden de para almadım." savunmasını yaptı.

Sanık Or, savunmasında şunları söyledi:

"Randevulu veya randevusuz gelen her kişiyi bina girişindeki güvenlik haber verdiği için bilirim ama ne için geldiklerini bilemem. Gelenlere 'Ne getirdin, ne götürdün?' diye sormam. Dolayısıyla sanık Adem Yavuz'un 'Murat Or, beni elimde poşetle görünce içeride Ali Sukas'ın misafirinin olduğunu, konuyu bildiğini, parayı kendisine bırakabileceğimi söyledi.' ifadesi doğru değildir. Sanık Yavuz kendi menfaatine bir iş olmamışsa kin besleyen ve buna göre hareket eden biridir. Sürekli gelip randevu isterdi, her zaman bunu yapamadığım için bile bana kin beslerdi. Üzerime atılan bu iftiraları kabul etmiyorum, tahliye ve beraatimi istiyorum."

Or'un, savcılıkta verdiği ifadelerinin bazı bölümlerinin tutanağa farklı geçirildiğini iddia etmesi üzerine mahkeme başkanı, "İfadenizi verdikten sonra imzalamadan önce okumadınız mı?" diye sordu. Or, ilk kez ifade verdiği için olayın heyecanından bunu fark etmediğini söyledi.

Mahkeme başkanı Selçuk Aylan, ara vermeden önce, duruşmanın başında tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun, sanık yakınlarının duruşmaya alınması ve basın mensuplarının yerinin değiştirilmesine ilişkin talepleriyle ilgili konuştu.

Dışarıda bir tedbir uygulamadıklarını belirten Aylan, jandarmaya talimat verdiklerini, salonda yer olduğu takdirde sanık yakınlarının içeri alınacağını söyleyerek, "Medya konusunda arkadaşlar da sürekli görüşme talebinde bulunuyorlar. Haber yazacakları masa sağladık. Ses konusunda da gerekli desteği sağlayacağız. Yabancı temsilcilerle ilgili de her gün değerlendiriyoruz. Gelen talep olursa değerlendiririz." ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine diğer sanık yakınlarının da salondaki seyirci alanında bulunan boş koltuklara oturtulması sağlandı.

 

DURUŞMAYA ARA!

Duruşmaya 12.20 itibari ile saat 13.30’a kadar ara verildi.

 

AĞAÇ A.Ş GENEL MÜDÜRÜ'NÜN ÖZEL KALEM MÜDÜRÜNDEN ÇELİŞKİLİ İFADELER

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Geçen haftaki duruşmalarda tutuklu sanık Aykut Erdoğdu, Sırrı Küçük, Ümit Polat, Bulut Aydöner savunma yaptı. 7'nci duruşmada ise Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas'ın özel kalem müdürü Murat Or savunma yaptı.

"ÇELİŞKİLER VAR"

Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın özel kalem müdürü Murat Or, savunmasının başında verdiği iki ifade arasında çelişkiler olduğunu belirterek bazı sözlerinin iddianameye yanlış geçirildiğini iddia etti. Or, "İfademde de söylediğim gibi Ali Sukas’a para verildiğine doğrudan şahit olmadım. Bunu ilk ifademde belirtmiştim ancak ikinci ifademde ‘Bu şahısların diğer firmalara nazaran erken almasının sebebinin usulsüzce Sukas’a tekrar para verilmiş olmasından kaynaklandığını düşünmekteyim’ demişim. İki kısım birbiriyle çelişiyor. Ben ‘düşünülebilir’ demiştim ancak bu kelime ifademde ‘düşünmekteyim’ şeklinde yer almış. Maddi bir hata olmuş. İkincisi ise market kartlarıyla ilgili kısım. ‘Bulunduğunu düşündüğüm’ dedim ancak bu ifadede de ‘bulunan’ şeklinde yazılmış. Yine bir maddi hata oluşmuş. Hayatım boyunca ne kendim haram lokma yedim ne de çocuklarıma yedirdim. Kimseden Ali Sukas adına para talep etmedim, kimseden de para almadım. Getirileni açıp bakma, inceleme, soru sorma yetkim bulunmamaktadır. Etkin pişmanlıktan yararlanma ihtiyacı hissetmedim. Sadece gördüğüm, duyduğum konuları anlattım. Kesin görgüye dayanmış beyanlarım değildir. Kimseye bir ithamda bulunmanın doğru olacağını düşünmüyorum. Ali Sukas’a para verildiğine gözümle şahit olmadım. Kendimle ilgili kısmı sadece cevap vereyim; ben böyle bir olay yaşamadım. HTS kayıtlarına bakıldığında zaten benimle ilgili kısımlarda çok fazla detay yok. Bunun sebebinin de iş yerinde olmamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Rüşvetle ilgili bir konuda adımın geçmesine gerçekten çok üzülüyorum. Görev yaptığım sürede firmalar bazen gübre numunesi, ürün envanteri, broşür gibi materyalleri kapalı şekilde getiriyordu" dedi.

"CEZAEVİNE GİRMEMEK VE İSİM VERMİŞ OLMAK İÇİN İSMİMİ ZİKRETTİKLERİNİ DÜŞÜNÜYORUM"
Or "Genel müdür Ali Bey’in müsait olmadığı zamanlarda firmaları ben misafir eder, görüşemeyeceği durumlarda ise kendisine bilgi verip onayını alarak getirilenleri masamın herkes tarafından görülebileceği yerine bıraktırır ve daha sonra kendisine verirdim. Getirilenleri açıp bakma, inceleme sorumluluğum ve yetkim bulunmamaktadır. Böyle bir para alışverişi gerçekleşecek olsa, makam odasının girişindeki herkes tarafından görülebilecek bir odada mı yapılır? Gizli tanıkların ifadelerine bakıldığında ise bu süreçler başladıktan sonra ifade verildiği görülüyor. Sanık olma ihtimalinden kaçınmak, cezaevine girmemek ve isim vermiş olmak için ismimi zikrettiklerini düşünüyorum. 2024 yılı Ramazan ayıydı. O dönemde Ümit Polat’ın getirdiğini düşündüğüm, içerisinde kart olduğunu tahmin ettiğim bir poşeti Ali Bey bana vermişti. Ben de Gökmen Togay’a götürmüştüm. Kapalı bir poşetti, açıp bakabileceğim bir durum yoktu. Adem Yavuz’un ifadesine baktım. Her baktığımda farklı şeyler gördüm, hatalarla dolu. Suç tarihi 2024 diyor ancak Adem Yavuz ifadesinde 2022 tarihlerinden bahsediyor. Adem Yavuz, Ümit Polat’ın kendisinden 500 bin lira çekmesini istediğini ve Ali Sukas’ın konuyu bildiğini söyleyerek kendisini Sukas’a yönlendirdiğini ifade ediyor. Yavuz, daha sonra ‘Ali Sukas’a 500 bin lirayı getirdim. Makam odasında da özel kalem müdürü Murat Or’la karşılaştım. Beni elimde poşetle görünce içeride Sukas’ın misafiri olduğunu ancak konuyu bildiğini söyledi’ diyor. Bana randevulu ya da randevusuz gelenleri güvenlik zaten bildirir. Her kişiyi bilirim. Ancak ne için geldiği, ne getirdiği, hangi amaçla ziyarete geldiği beni ilgilendiren konular değildir. Ben sadece randevu düzeni ve sistemine göre toplantıları ayarlarım’ dedi.

 

İMAMOĞLU SÖZ ALDI

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları da duruşmaya geldi.

Bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların birinci dereceden birer yakını da izleyici olarak duruşmada hazır bulundu.

Tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu, duruşma başlamadan mahkeme başkanından 2-3 dakikalık süre isteyerek, söyleyecekleri olduğunu ifade etti.

Söz verilen İmamoğlu, herkesin Ramazan Bayramı'nı kutlayarak, "Ramazan Bayramı'na gireceğiz. İstenmeyen şeyler oldu ya da insanların yaşadıklarından kaynaklanan talepleri oldu. Bu çerçevede gözlemlediğim gerçekten yaşanan bir sıkıntı var. Örneğin, ailelerden sadece bir kişi içeri alınıyor. Sabah telefon hakkımı kullanarak haftada 10 dakika eşimle konuştum. Şimdi zaten bu insanların aileleriyle görüşmeleri çok sıkıntılı. Buraya gelip gördükleri anda mutlu olanlar var, umudu büyüyenler var. Bu insanların bir kişi gibi bir kısıtlamayla buraya gelmelerinin doğru olmadığını düşünüyorum." dedi.

Ekrem İmamoğlu, bir diğer sıkıntının tutuklu sanıkların sadece 3 avukatının duruşmaya alınması olduğunu öne sürdü. Bu kısıtlamanın doğru olmadığını savunan İmamoğlu, avukatların duruşmayı dinlemek ve takip etmek istemesinin doğal olduğunu söyledi.

Dün İBB Başkan Vekili Nuri Aslan'ın duruşma salonuna giremediğini aktaran İmamoğlu, "Sonradan birtakım müzakereler olmuş ama giremedi. Bir düşünün ki İBB'nin yöneticileri burada, Belediye Başkanı burada. Burayı izlemeye gelmek isteyen sadece Başkan Vekili, değil aynı zamanda genel sekreter yardımcıları da gelmek isteyebilir. Çünkü konuştuğunuz her meselenin muhatabı yöneticilerdir. Burada konuşulan her konu İBB'nin yöneticilerini ilgilendiriyor. Bu insanlar çete değil, ayıplı bir suçun peşinde koşan insanlar değil, liyakatli, itibarlı, geçmişi güçlü insanlar. Onların buraya gelme arzuları var." diye konuştu.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in duruşmaya girmesinin sanki bir lütufmuş gibi ikram edildiğini ileri süren İmamoğlu, şunları kaydetti:

"İl Başkanımızdan notlar alıyorum, avukatım aracılığıyla bana bilgiler iletiliyor. Büyük çabamız şu, jandarmamızla karşı karşıya gelmeyelim, dışarıda en ufak bir müdahaleye asla sebebiyet vermeyelim, özenli çalışalım ve herkes buraya medeni bir şekilde girebilsin. Taahhüt ediyoruz ki, sizin de işinizi kolay yapmanız ve zor durumdaki yargı müessesesinin hak ettiği itibarı elde edebilmesi adına herkes sorumluluk almaya hazır. Bunun adı CHP olsun, muhalif partiler olsun, İBB veya kurum-kuruluşlar olsun, inanınız ki herkes sorumluluk almaya hazır. Bu çerçevede bütünüyle taahhüt ediyoruz ki lütfen bunu bayramda iyi değerlendiriniz. İstirham ediyorum. Ailenizle otururken bile lütfen zihninizde olsun. Bu tür asimetrik sınırlamaların ne size ne heyetinize ne de buradaki insanların adil yargılanma süreçlerine en ufak bir katkısı yoktur. Bunu tersine dönüştürebileceğinizi umut ediyorum. Gerçekten insanların buna ihtiyacı var."

İmamoğlu, mahkemenin müzakere kapısını açık tutması gerektiğini savunarak, "Bu kapıyı açık tutarsanız çok daha makul, itibarlı ve medeni bir hat çizersiniz. Gerçekten kazanan yüce Türk yargısı olur, yüce Türk milleti olur. Biz naklen yayınları kabul ederken bu kısıtlamalara geldik, bu doğru bir evrilme değil. Bayrama giriyoruz. En güzel günler bu milletin her evladının olsun. Ama bazen öyle bir karar verirsiniz ki şuradan insanları serbest bırakır, evine yollarsınız, tutuksuz yargılanma hakkını tanırsınız ve tarih değişir. Bunu sadece size emanet ediyorum. Bu duygularımı sizinle paylaşmak istedim. Söz verdiğiniz için teşekkür ederim." şeklinde konuştu.

Duruşma, Ağaç AŞ Özel Kalem Müdürlüğünde çalışan tutuklu sanık Murat Or'un savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi ise "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapıldı.

Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesinin olduğu, 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

İBB'YE YÖNELİK 'YOLSUZLUK' DAVASINDA 7'İNCİ DURUŞMA

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 105'i tutuklu 402 sanık 6’ncı gününde Silivri’de duruşmaların ikinci haftasında hakim karşısına çıkıyor. 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025'te 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

19 MART PERŞEMBE GÜNÜ DURUŞMA YAPILMAYACAK
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de bulunan Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi'ndeki binada görülecek 6'ncı duruşmada, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Diğer yandan 19 Mart Perşembe günü Ramazan Bayramı arifesi olması nedeniyle duruşma yapılmayacak. 

 

DURUŞMA YARINA ERTELENDİ

Tutuklu sanık iş insanı Ali Üner, "Benim iddianameden anladığım şu, savcı 'Dosyada itirafçı olan iş adamları rüşvet vermişse, Ali Üner de rüşvet vermiştir' şeklinde bir değerlendirme yapmaktadır. Devamında ise 'Ali Ünlüer'in rüşvet verdiğini ispat edemedik; ancak rüşvet anlaşması yaptığı sabittir' denilmektedir. Öncelikle açık ve net bir şekilde ifade etmek isterim ki ben kimseye rüşvet vermedim ve bu yönde bir anlaşma yapmadım. Suçsuzum. Dosyada benimle ilgili bulunan toplam 4 kişi var. Bunlar gizli tanık Gürgen ile sanıklar Ümit Polat, Murat Or, Adem Yavuz isimli kişilerdir. Bu kişilerin hiçbirinin benim rüşvet verdiğime ya da rüşvet anlaşması yaptığıma somut, doğrudan ve kesin beyanı yoktur. Tüm ifadeler tahmine, yoruma ve duyuma dayalıdır. Gizli tanık Gürgen, 'Hatırladığım kadarıyla listede Aliler vardı, ancak para alınıp alınmadığını bilmiyorum' demektedir. Ümit Polat, 'Ben para alışveriş süreçlerinde hiçbir zaman yer almadım, bu firma sahiplerinden para alınıp alınmadığını bilmiyorum' demektedir. Murat Or, 'Avrupa yakasından Ali Üner isimli şahsın firmasının önceliklendirildiğini duydum' demektedir. Adem Yavuz ise 'İlknur isimli şahıs daha önceden Üner İnşaat'ta çalışırdı. Ağaç A.Ş.'de göreve başladıktan sonra Ali Üner oradan birçok iş almaya başladı' demektedir. Sayın Başkanım, görüldüğü üzere hiçbir tanık 'Rüşvet verdi', 'Para teslim etti', 'Rüşvet anlaşmasına şahit oldum' şeklinde somut bir beyanda bulunmamıştır. 'Duydum' gibi tamamen varsayım ifadeler kullanmıştır. Adem Yavuz'u hayatımda hiç görmedim, tanımıyorum. Ayrıca Ümit Polat ifadesinde Ali Sukas'ın benden para talep ettiğini ve bu durumu kendisine benim anlattığımı söylemektedir. Bu iddia tamamen gerçek dışıdır. Ben hiçbir zaman Ümit Polat'a 'Ali Sukas benden para istedi' şeklinde bir beyanda bulunmadım. Yalan söylüyor. Kaldı ki ben Ali Sukas ile böyle bir anlaşma yapmış olsaydım, bunu neden gidip Ümit Polat'a anlatayım. Bu hayatın olağan akışına aykırıdır. Ben Ümit Polat'ın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma amacıyla böyle bir şey söylediğini düşünüyorum" dedi.

"SAVUNMAMI ONA GÖRE YAPMAK İSTİYORUM"
Tutuklu sanık iş insanı Evren Şirolu ise, "Ümit Polat’ın beyanı, masal anlatır gibi; yeri, zamanı belli olmayan bir şekilde başlamaktadır. Bu ithamın nerede ve ne zaman yapıldığına dair hiç kimse net bir bilgi verememektedir. Bu nedenle Ümit Polat’a bunun sorulmasını istiyorum; savunmamı ona göre yapmak istiyorum. Ümit Polat benim bu söylemi gerçekleştirdiğimi, yeri ve zamanı belli olmayan bu olayda Fidanlıklar Müdürü Kerem Cemil Uzun’un da şahit olduğunu söylemiştir. Ayrıca beni suçladığı hususlar da Mehmet Özdemir isimli şahsı Ankara’ya şikayete gittiğimizi belirterek onu da şahit göstermiştir. Ancak avukatı, az önce tanık ve şahit listesinde bu 2 kişinin ismini zikretmemiştir. Bunun da sorulmasını talep ediyorum" şeklinde konuştu.

"BEN BU HİKAYEYE YERLEŞTİRİLMİŞİM"
İş insanı Hüsnü Yüksel Tunar savunmasında, "Orman mühendisiyim. Fidanlığı kapatıp daha büyük projelere yöneldim. Büyükşehirle ilk çalışmalarım 1997-1998 yıllarında oldu. İSTAÇ’a 2-3 iş yaptım. Ağaç A.Ş. daha sonra kuruldu. Benim mesleki hayatım Ağaç A.Ş.’den daha yaşlı. 1 Haziran’da telefonla çağırıldım ve ifadeye gittim. Emniyet sorgusunda bana para gönderildiğine ilişkin Kadir Gümüş’ün ifadesi soruldu. Ben bunun doğru olmadığını söyledim. Ayrıca ifademde böyle birşey sözkonusu değil dedim ve tutuklandım. Hukuki olarak bunu karşılığı nedir bilmiyorum. 3,5 ay tutuklu kaldım. Daha sonra ev hapsi kararıyla tahliye oldum. 4 gün sonra polislerle evden alınarak ifadeye götürüldüm ve tutuklandım. Kadir Gümüş 5 kez ifade vermiş. Son ikisi etkin pişmanlık ifadesi. '2024 yılı içerisinde biri 10 bin dolar birisi 15 bin dolar olmak üzere benden para alındı. Bu paraları Hüsnü Yüksel Tunar aldı' demiş. Bir sonraki ifadesinde ise 'Ali Sukas benden para talep etti. Bu talepler karşısında 15 bin dolar, 10 bin dolar ve 12 bin 500 dolar kapalı zarf içerisinde Hüsnü’ye verdim Ali Sukas’a götürdü' demiş. Ben buna dair nasıl savunma yapacağımı bilmiyorum. Keşke gözlerinin içine bakarak sorsam 'Kadir Bey sen neden böyle birşey söyledin' diye. Ben bu hikayeye yerleştirilmişim. Ertan Yıldız’ı hayatımda hiç görmedim. Sıfır görüşme, sıfır baz kaydı. Ben iş insanıyım. İnsanlarla ticaret yapabilirim. Ben 2020’den sonra Ağaç A.Ş. ile evet yoğun olarak çalıştım. Kendi çapımda yapabileceğim işleri yaptım. Niçin böyle bir şey yapayım, menfaatim ne. Neden böyle bir taşımacılık yapayım.Bir makam beklerim, daha fazla iş beklerim. Hiçbir siyasi partiye üye olmadım siyasetle hiçbir alakam yok. Bu fiilleri işlemem için hiçbir neden yok. Ağaç A.Ş. de çok tercih edilen bir alan değildir. Çünkü riski yüksektir. Ali Sukas ile aynı fakülteden mezunuz" şeklinde konuştu.

Davada duruşma yarına ertelendi.Duruşmanın 7'nci günü olan 18 Mart Perşembe günü sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilecek.

ZARFLAR DOLUSU PARALAR TEHDİTLER VE SKANDAL MÜDAHALE İDDİALARI!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik usulsüzlük davasında ikinci haftaya girilirken, mahkeme salonu tarihi tanıklıklara ve skandal iddialara sahne oldu. Yargı kıskacındaki davanın altıncı gününde sanık kürsüsünden yükselen "zarflarla alınan paralar", "tanıklara müdahale" ve "darp" iddiaları duruşma salonunda adeta deprem etkisi yarattı. Kirli ilişkiler ağının bir bir deşifre edildiği davanın nabzını, sıcak bölgeden A Haber muhabiri Mustafa Kadir Mercan tuttu.


ADALET SARAYINDA KRİTİK SAATLER
Asrın usulsüzlük davası olarak nitelendirilerek kamuoyunun yakından takip ettiği İBB davasında tansiyon yükseliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki yolsuzluk iddialarının mercek altına alındığı davanın ikinci haftasında, savunma işlemleriyle birlikte dosyaya giren yeni detaylar skandalın boyutlarını gözler önüne seriyor. Duruşmanın altıncı gününde sanıklar Ümit Polat ve Fatih Yağcı hakim karşısına çıktı.

ZARFLAR DOLUSU PARA VE PASİFİZE EDİLME SARMALI
Duruşmada ilk olarak sanık Ümit Polat'ın avukatının yaptığı savunma, mahkeme salonunda buz kesti. Ümit Polat'ın avukatı, "[Ümit Polat], sesimiz çıktığı için pasifize edildik; sadece kargo poşetleri, çantalar yok, zarflarla alındığı iddia edilen paralar var" ifadelerini kullanarak, belediye içindeki kirli para trafiğinin sadece bilinen yöntemlerle değil, daha gizli yollarla yürütüldüğünü iddia etti. Bu açıklamalar, yolsuzluk sarmalının ne kadar derinlere uzandığına dair tarihi bir tanıklık olarak kayıtlara geçti.

YARGI SÜRECİNE AÇIK MÜDAHALE İDDİASI
Savunmanın en dikkat çekici noktalarından biri de yargılama sürecine dışarıdan yapılan müdahale iddiaları oldu. Ümit Polat'ın avukatı, tedarikçilere ve tanıklara baskı yapıldığını öne sürerek, "[Ümit Polat], biz daha ifadeleri görmeden Ali Sukas tedarikçilere müdahale etti; kendi yakınındaki firma sahiplerine nasıl ifade vereceklerini söyledi, bu yargılamada açık müdahale var" şeklinde konuştu. Bu iddia, davanın sadece bir usulsüzlük davası olmadığını, aynı zamanda bir "karartma operasyonu" şüphesi taşıdığını da akıllara getirdi.

KARGO POŞETİNDEKİ GİZEM VE ÖZEL KALEM İTİRAFI
Mahkemede yöneltilen "Paraları kargo poşetlerinde gördünüz mü?" sorusu üzerine savunma tarafı, olayın tanığı olarak başka bir ismi işaret etti. Ümit Polat'ın avukatı, "[Ümit Polat], biz görmedik ama Özel Kalem Müdürü Murat Or gördüm diyor, bu da ifadesinde geçiyor" sözleriyle, paraların transferine ilişkin somut bir tanıklığın dava dosyasında mevcut olduğunu teyit etti. Duruşma salonunda okunan bu ifade, skandalın teknik detaylarını daha da belirginleştirdi.

TEHDİT VE DARP: KORKU İMPARATORLUĞU İDDİASI
Davanın en dramatik anları ise sanık Ümit Polat'ın süreç boyunca maruz kaldığı iddia edilen baskıların anlatıldığı anlarda yaşandı. Müvekkilinin usulsüzlüklerle mücadele ettiği için hedef alındığını savunan avukatı, "[Ümit Polat] mağdur durumdadır, elinden geldiği kadar usulsüzlüklerle mücadele etmiştir; bu süreçte eşi ve çocuğu üzerinden kendisi korkutulmuştur, darp edilmiştir" ifadelerini kullandı. Bu dehşet anlarının ardından savunma makamı, tutukluluk incelemesi aşamasında Polat’ın tahliye edilmesini talep etti.

HTS KAYITLARI VE "KOMŞU OFİS" SAVUNMASI
Ümit Polat'ın ardından sanık kürsüsüne Fatih Yağcı çıktı. Hakkındaki iddiaları reddeden Fatih Yağcı, "[Fatih Yağcı], bana teslim edilen herhangi bir para ya da başka bir şey yok, bu yönde bir beyan da bulunmuyor" diyerek suçlamaları kabul etmedi. Davanın teknik delilleri arasında yer alan HTS kayıtlarına dair de konuşan Yağcı, "[Fatih Yağcı], benim ofisim misafir bekleme salonuyla yan yana; bu nedenle gelen kişilerle aynı baz kaydının çıkması normal, HTS verilerinin örtüşmesi son derece normaldir" sözleriyle kendisini savundu.

GÖZLER ALİ ÜNER’DE
Duruşmaya verilen aranın ardından yargılamada yeni bir perde açılıyor. Verilen aranın tamamlanmasıyla birlikte sanık kürsüsüne Ali Üner'in çıkması bekleniyor. Ali Üner’in hakkındaki iddialara vereceği yanıtlar ve avukatının yapacağı savunma ile çapraz sorgu süreci, davanın seyrini belirleyecek. A Haber ekibi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki bu büyük usulsüzlük davasını ateş hattından, mahkeme salonunun kalbinden takip etmeye devam edecek.

 

DURUŞMAYA ARA!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk davasında duruşmaya 1 saat ara verildi 

 

FATİH YAĞCI'DAN SAVUNMA

“Rüşvete Aracılık” suçundan yargılanan Ağaç A.Ş Satın Alma şefi Fatih Yağcı savunma yaptı. Bir eylemde sorumlu tutulduğunu belirten Yağcı, “Eylem 122’de geçen rüşvete aracılık ettiğim söyleniyor. Öyle bir aracılıkta bulunmadım. WhatsApp yazışmalarındaki “Peşimizi bırakmıyorlar” şeklindeki mesajım o dönem Ağaç A.Ş hakkında çıkan haberlere yönelikti. Kamu kurumuna yönelik değildir. HTS kayıtları normaldir. Ofisimin önünce bekleme salonu var” şeklinde konuşarak beraatını talep etti.

 

"SORULMASI GEREKEN KİŞİ MÜVEKKİLİM DEĞİLDİR"

İBB İştirak Şirketi Ağaç AŞ Satın Alma Müdürü Ümit Polat "Ben sıkıntılı bir tutukluluk süreci geçirdim, psikolojim altüst oldu. Aylarca yerde yattım. Geçen günkü savunmamda kendimi tam ifade edemedim. Düzeltme yapmak istiyorum. 'Vali yalanlandı' dendi. Ben Vali’ye saygısızlık yapmak istemem; yanlış birşey olduysa özür dilerim. Akrabası değil, akrabasının arkadaşı çalışıyor. İlk ifadeye avukatsız ve etkin pişmanlık talebim olmadan gittim. Üçüncü ifademde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istedim. Sayıştay hususuyla ilgili de 'Denetim geçirdiniz mi' diye soruldu. Sayıştay geldiğinde bitmiş dosyaları inceler. Paranın teslim edilmesiyle ilgili hiç 'Gördüm' gibi bir ifadem olmadı" dedi.

Ümit Polat’ın avukatı Sevgi Dağdemir ise, "Adaletin tecelli edeceğinden şüphem yok. Ümit Polat’ı susturmaya çalışsanız da diğer insanların susmayacağını düşünüyorum. Biz bu yapının içinde olsaydık satın alma müdürlüğüne devam ederdik, belki de daha iyi görevlerde olurduk. Ümit Polat mağdur. Biz grafiğin muhatabı değiliz. Sorulması gereken kişi müvekkilim değil" dedi.

"KİMSEYLE PARA ALIŞVERİŞİ YAPMADIM"
Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Fatih Yağcı ise, "Ben para alışverişini ne gördüm ne duydum. Bana teslim edilen para veya benzer birşey de yok, bununla alakalı beyan da yok. HTS eşleşmesi de tamamen fiziki koşullardan kaynaklanıyor. Benim ofisim misafir bekleme salonuyla yan yana, yani gelen misafirle 10 metre mesafe var. Her gelenin benimle HTS vermesi normal. Eylem 122’de geçen rüşvet paralarını teslim alarak rüşvete aracılık ettiğim söyleniyor ama ben kimseyle para alışverişi yapmadım. 8 aydır tutukluyum. Eşimden ayrılmak zorunda kaldım ve 21 sene çalıştığım şirketimde ismim lekendi. Kimsenin benimle ilgili kötü bir yorum yapacağını düşünmüyorum, suçsuzum" şeklinde konuştu.

"TÜM İFADELER TAHMİNE YORUMA DAYALI"

Tutuklu sanık iş insanı Ali Üner, "Benim iddianameden anladığım şu, savcı 'Dosyada itirafçı olan iş adamları rüşvet vermişse, Ali Üner de rüşvet vermiştir' şeklinde bir değerlendirme yapmaktadır. Devamında ise 'Ali Ünlüer'in rüşvet verdiğini ispat edemedik; ancak rüşvet anlaşması yaptığı sabittir' denilmektedir. Öncelikle açık ve net bir şekilde ifade etmek isterim ki ben kimseye rüşvet vermedim ve bu yönde bir anlaşma yapmadım. Suçsuzum. Dosyada benimle ilgili bulunan toplam 4 kişi var. Bunlar gizli tanık Gürgen ile sanıklar Ümit Polat, Murat Or, Adem Yavuz isimli kişilerdir. Bu kişilerin hiçbirinin benim rüşvet verdiğime ya da rüşvet anlaşması yaptığıma somut, doğrudan ve kesin beyanı yoktur. Tüm ifadeler tahmine, yoruma ve duyuma dayalıdır. Gizli tanık Gürgen, 'Hatırladığım kadarıyla listede Aliler vardı, ancak para alınıp alınmadığını bilmiyorum' demektedir. Ümit Polat, 'Ben para alışveriş süreçlerinde hiçbir zaman yer almadım, bu firma sahiplerinden para alınıp alınmadığını bilmiyorum' demektedir. Murat Or, 'Avrupa yakasından Ali Üner isimli şahsın firmasının önceliklendirildiğini duydum' demektedir. Adem Yavuz ise 'İlknur isimli şahıs daha önceden Üner İnşaat'ta çalışırdı. Ağaç A.Ş.'de göreve başladıktan sonra Ali Üner oradan birçok iş almaya başladı' demektedir. Sayın Başkanım, görüldüğü üzere hiçbir tanık 'Rüşvet verdi', 'Para teslim etti', 'Rüşvet anlaşmasına şahit oldum' şeklinde somut bir beyanda bulunmamıştır. 'Duydum' gibi tamamen varsayım ifadeler kullanmıştır. Adem Yavuz'u hayatımda hiç görmedim, tanımıyorum. Ayrıca Ümit Polat ifadesinde Ali Sukas'ın benden para talep ettiğini ve bu durumu kendisine benim anlattığımı söylemektedir. Bu iddia tamamen gerçek dışıdır. Ben hiçbir zaman Ümit Polat'a 'Ali Sukas benden para istedi' şeklinde bir beyanda bulunmadım. Yalan söylüyor. Kaldı ki ben Ali Sukas ile böyle bir anlaşma yapmış olsaydım, bunu neden gidip Ümit Polat'a anlatayım. Bu hayatın olağan akışına aykırıdır. Ben Ümit Polat'ın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma amacıyla böyle bir şey söylediğini düşünüyorum" dedi.

"SAVUNMAMI ONA GÖRE YAPMAK İSTİYORUM"
Tutuklu sanık iş insanı Evren Şirolu ise, "Ümit Polat’ın beyanı, masal anlatır gibi; yeri, zamanı belli olmayan bir şekilde başlamaktadır. Bu ithamın nerede ve ne zaman yapıldığına dair hiç kimse net bir bilgi verememektedir. Bu nedenle Ümit Polat’a bunun sorulmasını istiyorum; savunmamı ona göre yapmak istiyorum. Ümit Polat benim bu söylemi gerçekleştirdiğimi, yeri ve zamanı belli olmayan bu olayda Fidanlıklar Müdürü Kerem Cemil Uzun’un da şahit olduğunu söylemiştir. Ayrıca beni suçladığı hususlar da Mehmet Özdemir isimli şahsı Ankara’ya şikayete gittiğimizi belirterek onu da şahit göstermiştir. Ancak avukatı, az önce tanık ve şahit listesinde bu 2 kişinin ismini zikretmemiştir. Bunun da sorulmasını talep ediyorum" şeklinde konuştu.

KARGO PAKETLERİNDEN ÇIKAN PARALAR VE BASKI İDDİALARI ORTALIĞI KARIŞTIRDI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk davasında ikinci haftaya girilirken, Silivri’de sıcak gelişmeler yaşanıyor. Sanık kürsüsündeki isimlerin birbirini suçladığı, kargo paketleriyle taşınan paraların havada uçuştuğu ve yargılamaya müdahale iddialarının damga vurduğu duruşmada tansiyon bir an olsun düşmedi. A Haber muhabiri Mustafa Kadir Mercan, kirli çamaşırların bir bir döküldüğü o sıcak bölgeden en çarpıcı detayları ve tarihi tanıklıkları aktardı.


SİLİVRİ’DE SICAK TEMAS: BASKI İDDİALARI DURUŞMAYA DAMGA VURDU
Asrın yolsuzluk davası olarak nitelendirilen İBB davasının 6. gününde, Silivri’de kelimenin tam anlamıyla bir "ateş hattı" atmosferi hakim. Duruşma salonunda savunmaların ötesinde, sanıkların birbirine yönelik sert hamleleri ve itirafları yankılanıyor. Aranın ardından devam eden çapraz sorguda sanık kürsüsüne çıkan Ümit Polat, mahkeme salonunda buz kestiren o iddiayı dile getirdi. Ümit Polat, "Arkamdaki baskıdan dolayı yapmış olduğum savunmayı tam anlamıyla yapamadım, kendimi ifade edemedim" ifadelerini kullanarak, davanın üzerindeki gölgeyi ve hissettiği yoğun baskıyı açıkça gözler önüne serdi.


ŞİRKETLER ZİNCİRİ VE TİCARİ İLİŞKİLER AĞI
Yolsuzluk çarkının nasıl işlediğine dair teknik detaylar, Ümit Polat’ın ifadeleriyle daha da derinleşti. Dosyada adı geçen ticari ilişkiler ve para trafiğine dair konuşan Ümit Polat, "Taner'in sadece bir tek firması yok, farklı firmalar da mevcut" şeklinde konuşarak, davanın boyutunun tek bir odakla sınırlı olmadığını, dallanıp budaklanan bir ticari ağın söz konusu olduğunu işaret etti.


"GEÇMİŞ OLSUN BİLE DEMEDİNİZ" TARTIŞMASI
Duruşmanın en gergin anlarından biri de Ali Sukas ile Ümit Polat arasındaki yüzleşme sırasında yaşandı. Geçmişte yaşanan bir darp olayı üzerinden gelişen diyalog, sanıklar arasındaki kopuşu net bir şekilde gösterdi. Ali Sukas, "Ben sana darp edildiğin ikinci gün git şikayetçi ol demedim mi?" sorusunu yöneltirken; Ümit Polat, "Yanıma gelip geçmiş olsun bile demediniz" sözleriyle karşılık verdi. Bu diyalog, sanıklar arasındaki gerilimin ve kopukluğun mahkeme salonuna yansıyan en somut anlarından biri olarak kayıtlara geçti.

KARGO POŞETLERİNDEKİ SIR PARALAR VE PASİVİZE ETME ÇABALARI
Ümit Polat’ın savunmasının tamamlanmasının ardından sözü alan avukatın beyanları, yolsuzluk iddianamesindeki en dehşet verici detayları tekrar gündeme taşıdı. Savunma makamı, seslerini yükselttikleri için sistemli bir şekilde pasivize edildiklerini iddia etti. Avukat, "Sesimiz çıktığı için pasivize edildik. Sadece kargo poşetleri, çantalar yok; zarfların alındığı iddia edilen paralar da var" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, davanın seyrini değiştirecek nitelikteki "nakit para trafiği" iddialarını bir kez daha ateş hattının merkezine yerleştirdi.

YARGILAMAYA AÇIK MÜDAHALE İDDİASI: TEDARİKÇİLERE TALİMAT MI VERİLDİ?
Savunma tarafının iddiaları bununla da sınırlı kalmadı. Davanın seyrine ve delillerin karartılmasına yönelik "açık müdahale" suçlamaları Silivri’de yankılandı. Avukat, "Biz daha ifadeleri görmeden Ali Sukas tedarikçilere müdahale etti, kendi yanındaki firma sahiplerine nasıl ifade vereceklerini söyledi. Bu yargılamada açık müdahale var" şeklinde konuştu. Bu iddia, davanın sadece geçmişteki yolsuzlukları değil, şu anki yargılama sürecini de kapsayan bir "operasyon" olduğu vurgusunu güçlendirdi.

ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ MURAT OR’UN TARİHİ TANIKLIĞI
Paraların transfer yöntemiyle ilgili sorulan kritik sorulara verilen cevaplar, davanın en kilit isimlerinden birini işaret etti. Kargo poşetlerindeki paraları kimin gördüğüne dair tartışmada avukat, "Paraları kargo poşetlerinde gördünüz mü sorusuna biz görmedik diyoruz ama Özel Kalem Müdürü Murat Or 'gördüm' diyor" sözleriyle, Murat Or’un ifadesinin dosyadaki en somut ve kritik kanıtlardan biri olduğunu hatırlattı.

DURUŞMADA KRİTİK SAATLER: GÖZLER SİLİVRİ’DE
Silivri’deki bu tarihi tanıklık ve hesaplaşma anları tüm hızıyla devam ediyor. Avukatın savunması sürerken, mahkeme heyetinin saat 12:30 sularında bir ara vermesi bekleniyor. A Haber ekibi olarak ateş hattındaki bu kritik davayı, santim santim takip etmeye ve tüm karanlık noktaları aydınlatan detayları aktarmaya devam edeceğiz. Gelişmeler oldukça Silivri’den aktarmayı sürdüreceğiz.

ORTAK BAZ KAYITLARI RÜŞVETİ KANITLADI

İddianamede, DY Grup isimli firmanın ortağı Dinçer Kantar, Ümit Polat’ın kendisini aradığını ve seçim çalışmaları için yardım adı altında para talep edildiğini, 500 bini Fatih Yağcı'ya teslim edilmesi gerektiğini söylediği yer almıştı. BTK’dan temin edilen HTS verilerinin incelenmesi sonucu yapılan şüpheliler Fatih Yağcı, Dinçer Kantar, Murat Or, Ümit Polat ve Yücel Mengir'in 12 Mart 2024 günü ortak baz verilerinin bulunduğu ve beyanlarının baz kayıtları ile birebir uyumlu olduğu anlaşılmıştı. 

 

"SADECE KARGO POŞETLERİ VE ÇANTALAR DEĞİL ZARFLARLA VERİLEN PARALAR DA VAR”

Yüzyılın vurgunu olarak nitelendirilen İBB davasının 6. duruşmasında, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 105’i tutuklu 402 sanık Silivri’de hakim karşısına çıktı.

Dosyaının itirafçısı Ümit Polat'ın ifadesi devam ediyor. Avukatı söz aldı. Ümit Polat’ın avukatı, duruşmada, seslerinin çıktığı için pasifize edildiklerini, sadece kargo poşetleri ve çantaların değil, zarflarla verildiği iddia edilen paraların da alındığını belirtti. Henüz beyanlar ortaya çıkmadan önce Ali Sukas’ın tedarikçilere müdahale ettiğini, yakınındaki firma sahiplerine nasıl ifade vereceklerini söylediğini öne sürdü.

"SADECE KARGO POŞETLERİ VE ÇANTALAR DEĞİL ZARFLARLA VERİLEN PARALAR DA VAR”

Ümit Polat’ın avukatı, "Sesimiz çıktığı için pasifize edildik. Sadece kargo poşetleri, çantalar yok; zarflarla alındığı iddia edilen paralar da var." dedi. 

Avukat, henüz beyanlar ortaya çıkmadan önce Ali Sukas’ın tedarikçilere müdahale ettiğini savunarak, “Biz daha ifadeleri görmeden Ali Sukas tedarikçilere müdahale etti. Kendi yakınındaki firma sahiplerine nasıl ifade vereceklerini söyledi. Bu yargılamada açık müdahale var.” dedi.

Savunmada, “Paraları, kargo poşetlerini gördünüz mü?” sorusuna verilen yanıta da değinildi. “Biz görmedik. Ama Özel Kalem Müdürü Murat Or ‘gördüm’ diyor” denilerek Murat Or’un ifadesi mahkeme salonunda okundu.

Avukat ayrıca, paranın zarf içinde verildiğini iddia eden bir tedarikçinin ifadesini de dosyadan okudu.  “12 ayrı eylemde ‘rüşvet verdim’ diyen firmalar var. Peki 12 firma dışındakiler neden böyle bir iddiada bulunmadı? Ne oldu da bulunmadı? Savunmamızda bu firmaları tek tek anlatacağız.” sözleriyle dosyadaki firma beyanlarına dikkat çekti.

CHP’DEN 10 KİŞİLİK LİSTE

Dün yapılan duruşmanın ardından mahkeme heyeti, Bakırköy Başsavcılığı’ndan yalnızca vekaleti bulunan avukatların salona alınmasına yönelik talepte bulundu ve milletvekillerinin avukat sıralarına oturmamasına yönelik tedbir alınmasını istedi. Tedbir kararının ardından CHP’den, mahkeme heyetine salona girebilmeleri için 10 kişilik isim listesi sunuldu.

Sunulan listede CHP heyetinden Bülent Tezcan, Gökhan Günaydın, Gül Çiftçi, Özgür Çelik, Murat Emir, Sezgin Tanrıkulu, Yüksel Taşkın, Engin Altay, Suat Özçağdaş, Mühip Kanko ile DEM Parti heyetinden ise Ali Can Önlü, Sezai Temelli ve Celal Fırat yer aldı.

 

TUTUKLULAR SALONA GETİRİLDİ

Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu tüm tutuklular, Silivri’de görülen İBB davasının duruşması için salona getirildi. Duruşma öncesinde yoğun güvenlik önlemleri uygulanırken, sanıkların yerini almasıyla mahkeme başladı.

 

AĞAÇ A.Ş ÇALIŞANI FATİH YAĞCI SAVUNMA YAPACAK

Tutuklu sanık savunmaları alındığı dava, dün CHP’li milletvekili Turan Taşkın Özer’in cübbeli provokasyon yapması nedeniyle başlamadan bitmişti. En son Ağaç A.Ş Satın Alma Müdürü Ümit Polat savunma yapmıştı. Bugün Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı’nın savunma yapması bekleniyor.

 

PROVOKASYONLARA ÜST DÜZEY ÖNLEM

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 105'i tutuklu 402 sanık 6’ncı gününde Silivri’de duruşmaların ikinci haftasında hakim karşısına çıkacak. Bu kapsamda duruşma düzenini sağlayabilmek için üst düzey önlemler alındı. Sabiha Gökçen Jandarma Komutanlığı’ndan ek takviye ekipler getirildi. JASAT ekipleri de duruşma salonunda giriş ve çıkışlarda denetim yapıyor.

 

 

DEM PARTİ'DEN 3 TEMSİLCİ KATILACAK

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması davasında DEM Parti’den de 3 temsilcinin duruşmayı Silivri'de takip edeceği öğrenildi.

 

 

 

İBB'YE YÖNELİK YOLSUZLUK DAVASINDA 6'NCI DURUŞMA

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025'te 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

DURUŞMALARDA İKİNCİ HAFTA
İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Geçen haftaki duruşmalarda tutuklu sanık Aykut Erdoğdu, Sırrı Küçük, Ümit Polat, Bulut Aydöner savunma yaptı. Cuma günü duruşma görülmezken, haftanın 4 gün devam eden duruşmalarda ikinci hafta dün başladı. Dünkü duruşma ise, mahkemenin ara vermesinin ardından bugüne ertelendi.

19 MART PERŞEMBE GÜNÜ DURUŞMA YAPILMAYACAK
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de bulunan Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi'ndeki binada görülecek 6'ncı duruşmada, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilecek. Diğer yandan 19 Mart Perşembe günü Ramazan Bayramı arifesi olması nedeniyle duruşma yapılmayacak. 

 

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin