15 Temmuz: Destanın adı millet "Emperyalist planların çöktüğü gün"
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümünde A Haber'in özel yayınında devletin zirvesinden önemli isimler dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Bakanlardan parti yöneticilerine, yerel yöneticilerden programlara katılan isimlere kadar birçok konuk; 15 Temmuz ruhu, Türkiye'nin güvenlik politikaları, "Terörsüz Türkiye" hedefi ve milli iradenin geleceğine ilişkin kritik mesajlar verdi.
A Haber'in 15 Temmuz özel yayınında Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran gelişmeler ve geleceğe yönelik önemli mesajlar masaya yatırıldı.
15 Temmuz 2026 tarihli canlı yayın sona erdi.
CANLI ANLATIM
15 TEMMUZ GAZİSİ O GECE YAŞADIKLARINI ANLATTI
15 Temmuz özel yayınında FETÖ’nün hain darbe girişiminde mücadele eden ve ağır yaralandıktan sonra 52 ameliyat geçiren 15 Temmuz Gazisi Emre Doğan yaşadıklarını anlattı. A Haber Muhabiri Mert Hacıalioğlu, konuya ilişkin yaptığı konuşmada 15 Temmuz gazisine mikrofon uzatarak şunları söyledi:
"Başkent Ankara'da, Millet Bahçesi'ndeyiz. Tabii ki burada çok sayıda gazi var bilindiği üzere. 253 kişi hayatını kaybetmiş, şehit düşmüş, binlerce kişi de gazi olmuştu. İşte onlardan biri de Emre Doğan'dı. Emre Doğan o gün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeydi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde FETÖ'cü hainlerin özellikle savaş uçaklarıyla atmış olduğu bombalar vardı ve o bombalar sonucunda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bahçesinde, çevresinde 31 kişi şehit olmuştu. Toplam 188 kişi de gazi olmuştu. İşte onlardan biri de Emre Doğan'dı. O da yanımızda. Bugün burada, üzerinden 10 yıl geçti. Neler söylersiniz öncelikli olarak bu 10 yıllık süreci sizden bir değerlendirmenizi isteyelim. Neler oldu?" sözleriyle mikrofonu gaziye uzattı.
15 Temmuz Gazisi Emre Doğan, "Öncelikle Emre Doğan ismim. 15 Temmuz gazisiyim. 253 şehidimizin bu değerde şehitliğine münasır olarak biz de gaziler olarak şahitliğini, 10. yıl devriyesinde yine aynı şekilde yerine getirmenin huzuru içerisindeyiz. Bu kapsamda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle 'Milletimizin iradesinden başka bir irade bilmem' söylemleriyle bu millet sokağa çıkmıştır. Ve sokağa çıkanlardan birisi de benim" ifadelerini kullandı. Konuşmasına devam eden Doğan, "Yaşanan durumlar içerisinde en büyük sükunet ve huşu içinde olduğumuz nokta, Cumhurbaşkanımızı daimi olarak haberlerde görebilmemizin verdiği mutluluktu. Onun önderliğinde, onun kanaatinde halka sokağa çıkın çağrısıyla bulunduğu noktada aynı yer ve ifadesel olarak biz de kendi bulunma noktamızı yerine getirmiş olduk. 10 yıllık bir süre geçti ama bizde derin izleri halen mevcut. Yaşadığımız durumlar içerisinde fiziki açıdan, zihni açıdan birtakım olumsuzluklar ister istemez oluyor. Beyan ettiğiniz gibi FETÖ kapsamında her zaman bir soruşturma var. Her zaman ortaya çıkan farklı durumlar da meydana geliyor" dedi.
"TİYATRO ALGISINI HALKIMIZ YIKTI"
Halkın kararlı duruşuna dikkat çeken 15 Temmuz Gazisi Emre Doğan, "Bu millet, o güne dair tiyatro denilen bu algıyı bile bugün 10. sene devriyesinde halkımızın sokağa çıkarak tekrardan yıkmış olmanın verdiği rahatlığı içindeyiz. Bizim burada en büyük yapabileceğimiz; kenetlenmek, huzur içerisinde 'Onlara halen buradayız, yine olsa yine meydanlardayız, bir daha aynı çağrı Cumhurbaşkanımızdan geldiği müddetçe yine çıkabileceğimiz' duyguyu yine halk olarak bugün meydanlarda 81 bir vilayetle, özellikle Ankara gibi bir yerde, Ankara'nın başkenti Külliye'de ve şu anda bulundumuz Millet Bahçesi'nde aynı coşkuyla gösteriyoruz. Rabbim bu ülkemize zeval vermesin. Hiçbir şekilde gerek harici gerekse ülke içimizdeki hainlere yar etmesin. Cumhurbaşkanımızın daimi olarak bu uğurda, bu yolda elinden geleni zaten yaptığını biliyoruz. Yine aynı söylemde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey'in de arkamızda ve yanımızda durduğunda gayet iyi takipçisiyiz" şeklinde konuştu.
HAİN DARBE GİRİŞİMİNİN İLK SAATLERİ
A Haber Muhabiri Mert Hacıalioğlu, "Madalyanı da şerefle taşıyorsun. Arkamızda da bir yazı var barışla aslında seninle beraber orayı görüyor; 'İrade bizim, zafer bizim' diyor. Biz de aslında biraz yüksek sesle konuşuyoruz çünkü zafer aslında bir zafer gününden söz ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeydin. Ne zaman sokağa çıkmaya karar verdin? Cumhurbaşkanımızın çağrısından sonra mı, yoksa önce mi?" sorusunu yöneltti.
15 Temmuz Gazisi Emre Doğan, "Cumhurbaşkanımızın çağrısından biraz önce çıkmak nasip oldu. Çünkü F-16'nın sesi bayağı bir irkiltici ve bizi dışarıda bekleyen insanların da aynı coşkuyla katılımıyla saat 9 civarı, 9:30 civarı sokağa çıkma kararı aldık. Bizim devamlı beklediğimiz konu ise Sayın Cumhurbaşkanımızın bir bize haber vermesi, çağrıda bulunmasıydı. Saatler geçmeye başladıkça bunların, FETÖ mensuplarının azgınlaşmış haliyle halkın üstüne mermi, kurşun ve F-16'lardan atılan bombaları gördükçe biz daha çok birbirimize kenetlendik. Saatlerin ilerlemesiyle Sayın Cumhurbaşkanımızı radyolardan, televizyonlardan görmemizle büyük bir rahatlığı yaşadık. O rahatlığın vermiş olduğu en büyük etkiyi de ilerleyen saatlerde gördük" sözleriyle o geceyi aktardı.
"ÇANAKKALE'NİN İKİNCİ RUHU"
Meclis’in bombalanmasına ve verilen mücadeleye değinen 15 Temmuz Gazisi Emre Doğan, "'Olmaz' dedik, ilelebet bomba patladı. 'Gazi Meclis' unvanına sahip, 2016 15 Temmuz'da Meclis'te protokolün bulunduğu, milletvekillerimizin bulunduğu bir bölgede bu azgın canavarların atmış olduğu bombayla Meclis'imiz de gazi unvanına sahip oldu. Buradan yine Cumhurbaşkanımızın vermiş olduğu destekleri, vermiş olduğu bizlere 'Şehitler yakınları, gazi, gazi yakınları benim öz kardeşim gibidir' söylemleri, bizi her zaman bir adım daha ileriye taşımıştır. Bu gururu, az önce ifade ettiğiniz gibi yüksek sesle konuşuyoruz, arkamızda çok büyük bir yoğun halkın gelmiş olduğu durum var ve zafer olarak da adlandırdığımız Çanakkale'mizin ikinci ruhu olarak temsil ettiğimiz büyük bir coşkumuz var. Ve gerçekten de bu necip millet 'İrade bizim, zafer bizim, bu devlet de bizim, bu meydanlar da bizim' ifadesiyle her zaman burada bunu göstermiş olduk" açıklamasında bulundu.
52 OPERASYON VE BİTMEYEN VATAN AŞKI
A Haber Muhabiri Mert Hacıalioğlu, "Sayın Doğan, şimdi benim aklıma şu söz geldi. Hani bir ifade vardır ya; 'Kim var dediği zaman sağa sola bakmadan direkt atılan, ben varım diyen' aslında nesiller yetiştirildi diye Cumhurbaşkanımızın çok önemli sözleri, ifadeleri var. Aslında sen bir, aslında bedel de ödedin. Sanırım şu an itibariyle tekerlekli sandalyedesin. Az önce Arzu da bahsetti, 52 operasyon geçirdin. Bu da zorlu bir süreç aslında. Vatan için yaptın. Bununla ilgili neler söylersin?" diyerek sözü yeniden gaziye bıraktı.
15 Temmuz Gazisi Emre Doğan, "Öncelikle tekrardan, 52 operasyon geçirdim. 15 Temmuz 2016 tarihinden sonrasında yaralanma günüm zaten F-16'dan atılan bomba, Millet Camii önünde, Külliye'nin önünde yaralanmamla birlikte iki isabet aldım. Birisi sol ayak ampütasyonu, diğeri omuriliğe isabet etti. Günler geçtikçe ayağımın kötüye gitme durumundan kaynaklı operasyon sayıları artırıldı. Omurilikte kullanılan vidalama ve platin yöntemlerinden kaynaklı da bazılarında kırılmalar meydana geldi. Onlar için de tekrarında sinir hasarı oluşmaması kaidesiyle yapılan birçok operasyonlarımız oldu" dedi. Doğan, sözlerini "Şu gün tekerlekli sandalyedeyiz ama aynı ruh, aynı görüş, aynı duruş, içimizdeki o vatan sevgisi, vatan aşkı bizleri en büyük yegane temel olarak içimizde barındırdığımız duygudur. Tekerlekli sandalyedeyim ama sanmasınlar oturuyorum. Yani arkamızda duran millet 'Biz varız, ben varım, sen varsın' birbirimize kenetlendiğimiz noktada en büyük gövde gösterisini zaten vermiş olduğumuz duygudur. Biz milletçe birbirimizle el ele tutarak kendi içimizdeki bu duyguyu yaşattığımız müddetçe Allah'ın izniyle hiç kimse bize hiçbir şekilde karışamaz" ifadeleriyle tamamladı.
"15 TEMMUZ BİR MİLLETİN DİRENİŞ DESTANIDIR"
15 Temmuz’un 10. yılında A Haber özel yayınında şehit ve gazileri anarak sözlerine başlayan SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Cem Duran Uzun, "Öncelikle 10. yıl dönümünde 15 Temmuz'u konuşurken, o gece ülkemizin bağımsızlığı, bütünlüğü, milletimizin birliği için canını feda eden şehitlerimizi rahmetle anarak başlamak istiyorum. Gazilerimize de sağlıklı, uzun ömürler diliyorum." ifadelerini kullandı. Uzun, o gece milletin siyasi liderliğine duyduğu sarsılmaz güvenin altını çizerek, "10. yıl dönümünde 15 Temmuz'u anarken birçok yönüyle ele alabiliriz. Ama burada en dikkat çeken husus, milletimizin bağımsızlığına, iradesine, seçtiği siyasi liderliğe duyduğu güveni gördüğümüz bir gündü. Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı çağrı üzerine herhangi bir tereddüt göstermeden halkımız sokaklara çıktı, canı pahasına bu mücadeleyi yürütmeyi başardı." şeklinde konuştu.
ESKİ TÜRKİYE'NİN VESAYET ODAKLARI TASFİYE EDİLDİ
Darbenin arka planını ve Türkiye'deki siyasi değişimi analiz eden Cem Duran Uzun, "Tabii bunu nasıl olduğunu öncesine de bakarak anlamak lazım. 15 Temmuz aslında Türkiye'nin, eski Türkiye'nin bir terör örgütünün, yeni Türkiye'nin siyasetine yenildiği bir gündü diyebiliriz. Eski Türkiye'nin siyasetinde birtakım vesayet organları siyasi iktidarın üzerinde, Meclis'in üzerinde birtakım güçlere sahipti. Bu yüzden de FETÖ bunları ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütüydü. Orduda, istihbaratta, yargıda ve diğer birçok kurumda örgütlenmiş ve bir hakimiyet kurmuş bir örgüttü FETÖ ve buna güvenerek siyasete meydan okuyordu." sözleriyle örgütün devlet içindeki sızma girişimlerine dikkat çekti.
ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ VE TARİHİ KIRILMA NOKTASI
Milletin iradesine sahip çıkma kararlılığının geçmişteki darbelerden alınan derslerle pekiştiğini belirten Uzun, "Ancak Türkiye değişmişti. Artık millet iradesine sahip çıkıyordu. Siyaset, asker karşısında, darbeciler karşısında şapkasını alıp giden bir siyaset değildi. Cumhurbaşkanımız büyük bir siyasi liderlik göstererek halkımızı sokaklara çıkmaya davet etti. Büyük bir cesaretle Marmaris'ten İstanbul Havalimanı'na indi ve bu direnişe öncülük etti. Halkımız da bu liderliğin arkasında güçlü bir şekilde durdu, canı pahasına sokaklara çıktı, meydanlara çıktı, havalimanlarına çıktı ve bu darbe girişimi püskürtüldü." dedi.
DARBE TARİHİNDEKİ EN BÜYÜK DİRENİŞ: 15 TEMMUZ RUHU
15 Temmuz direnişinin temelinde yatan tarihi bilinci anlatan Cem Duran Uzun, "Çünkü bu, biraz da önceki darbe girişimlerinden alınan bir dersin niteliği sonucu olarak karşımıza çıktı diyebiliriz. Önceki darbe girişimlerinde iradesine sahip çıkmanın acısını taşıyordu milletimiz. Malumunuz, 27 Mayıs'ta Başbakan ve iki bakan idam edilmişti. 12 Mart'ta hükümet düşürülmüş, yerine askeri rejimler tesis edilmiş, sıkıyönetimler ilan edilmişti. 12 Eylül'de bütün siyasi partiler kapatılmıştı, Meclis kapatılmıştı, bütün siyasiler yasaklar ve hapis cezaları öngörülmüştü. Bunun benzerini 28 Şubat'ta da yaşamıştık." ifadelerini kullandı.
2007 yılındaki e-muhtıranın bir dönüm noktası olduğunu kaydeden Uzun, "En sonda da 2007 yılında, 27 Nisan e-muhtırasıyla yaşamıştık. Aslında bu 15 Temmuz'daki direnişi sağlayan kırılmalardan birisi de o 27 Nisan e-muhtırasıydı. 2007 yılındaki o 27 Nisan e-muhtırasına karşı hükümet karşı çıkmış, ertesi gün Başbakanlığa bağlı Genelkurmay Başkanlığı'nın böyle bir açıklama yapamayacağını söylemişti hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, hatırlayacağımız üzere. Ve 'Halkın hakemliğine başvuralım o halde mademki Cumhurbaşkanı seçtirilmiyor, mademki Genelkurmay Başkanlığı muhtıra veriyor.' denmiş ve seçime gidilmişti ve AK Parti %50 oyla rekor bir oya ulaşmıştı. Ve bu bilinç, 2010 referandumuyla, seçimlerle artmış ve 15 Temmuz'daki direnişi bir nevi meydana getirmişti diyebiliriz." sözleriyle analizini tamamladı.
"BU MİLLET DEVLETİNİN ARKASINDA DİMDİK DURDU"
15 Temmuz gecesinin ve sonrasının nasıl okunması gerektiğine dair soruyu yanıtlayan AK Parti Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, "15 Temmuz sonrası, bu millet bütün hainlere karşı nasıl bir araya gelebildiğini, nasıl dik durabildiğini ve devletinin arkasında dimdik durduğunu en güzel örneğiyle göstermiş oldu" dedi. Şehit ve gazilere minnetlerini sunan Ercan, "Onlar adeta bu millete, bu memlekete, Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde tekrar bir ülke armağan ettiler. Ülkemizin bölünmesini, parçalanmasını önlediler ve Türkiye Yüzyılı dediğimiz aslında olgumuza, Türkiye Yüzyılı'na tekrar hazırladılar Türkiye'yi" ifadelerini kullandı.
GENÇLERE 15 TEMMUZ RUHU VE MİLLİ TEKNOLOJİ VURGUSU
15 Temmuz ruhunun genç kuşaklara aktarılması konusundaki öngörülerini paylaşan Tuğba Işık Ercan, o gece bizzat yaşadığı tecrübeleri aktararak, "Ben İstanbul'daydım ve evimin konumu itibarıyla da Boğaziçi Köprüsü'ne yakın bir konumdaydım. Hemen Sayın Cumhurbaşkanımızın Kısıklı'daki evinin orada aldık zaten soluğu ve daha sonrasında Boğaziçi Köprüsü'ne doğru yürüyüşümüz başladı" sözleriyle o geceki atmosferi hatırlattı. Yeni neslin milli şuurla yetiştiğine dikkat çeken Ercan, "Çok bilinçli bir gençlikle geliyor. Ben onlarla her biriyle gurur duyuyorum. Bu gençlerimiz sayesinde bugün İHA'ları, SİHA'ları üretiyoruz. Bugün milli savunmamız bu noktaya gelmiş durumda" şeklinde konuştu.
"SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ GENÇLER İÇİN EN BÜYÜK ÖRNEKTİR"
Gençlerin geleceğe hazırlanmasında doğru hedeflerin ve liderlik modelinin önemine değinen Ercan, "Onların önünde Sayın Cumhurbaşkanımız gibi çok önemli bir lider var. En zorlu anlarda dahi dik duran, en zorlu anlarda dahi halkının arkasında, halkı da onun arkasında duran bir liderimiz var. Gençler de en güzel şekilde bu örneği kendilerine örnek edinirlerse, Allah'ın izniyle inşallah çok daha güzel günler göreceğiz hep beraber" diyerek sözlerini noktaladı.