COP31 için geri sayım! Bakan Kurum'dan net mesajlar: Türkiye'nin iklim vizyonu küresel sahnede
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklimin geleceğinin Antalya’da konuşulacağını belirterek 50’den fazla ülkeyle ikili temas kurduklarını açıkladı. İstanbul’da medya yöneticileriyle bir araya gelen Kurum, Türkiye’nin çözümlerini dünyayla paylaşacağını vurguladı.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul'da düzenlenen Medya Kuruluşlarının Genel Yayın Yönetmenleri ile COP31 Buluşması'nda konuşuyor. Kurum, Antalya'da yüz binlerce kişiyi ağırlayacaklarını ve 50'den fazla ülkeyle ikili temas kurduklarını söyledi.
İklim değişikliğinin hayatın her alanını etkilediğine dikkat çeken Bakan Kurum, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
Bakan Kurum'un açıklamasının satırbaşları:
"YAŞANABİLİR BİR DÜNYANIN TÜKENİŞİNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ"
Değerli dostlar, sözlerimin hemen başında sizlerin aracılığıyla tüm milletimizle ve insanlıkla şunu paylaşmak isterim: Şu anda hepimiz yaşanabilir bir dünyanın tükenişine maalesef şahitlik ediyoruz.
Bugün dünya, siyasi istikrarsızlıkların derinleştiği, çatışmaların ve sıcak savaşların milyonları yerinden ettiği, ekonomik krizlerin ve barınma gibi temel insani sorunların tüm coğrafyaları sarstığı son derece kırılgan bir dönemden geçiyor.
KONUT KRİZLERİ, ENERJİ DARBOĞAZLARI VE TEDARİK ZİNCİRİNDEKİ KIRILMALAR
Bugün Avrupa'da ve dünyanın birçok bölgesinde yaşanan konut krizleri, enerji darboğazları ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar, karar alıcıları ve liderleri mesailerini bu krizleri yönetmeye ayırmaya mahkûm ediyor.
Devletler ve uluslararası aktörler artık jeopolitik gerginlikler ve ardı arkası kesilmeyen çatışmalarla boğuşmak zorunda kalıyorlar. Maalesef dünyanın öncelikleri, bu anlık tehditlerin ortadan kaldırılmasına odaklanmış durumda.
SİYASİ VE EKONOMİK ÇALKANTILAR GEÇİCİ, İKLİM KRİZİ KALICI TEHDİT
Her gün bir yenisi eklenen siyasi çalkantılar, insanlığı dar bir güvenlik ve istikrarsızlık sarmalının içine hapsetmiş gibi görünüyor. Ne var ki bugün ulusal ve küresel ölçekte gündemi meşgul eden bu siyasi ve ekonomik çalkantıların hepsi geçici dalgalanmalardan ibarettir. Çünkü ekonomik krizler aşılacak, siyasi istikrarsızlıklar yerini yeni dengelere bırakacaktır.
İklim meselesi hayatın her alanına uzanıyor. Asıl büyük kriz iklim değişikliği. İklimin geleceği Antalya'da konuşulacak. 50'den fazla ülkeyle ikili temas kurduk. Yüz binleri Antalya'da ağırlayacağız. Çözümlerimizi dünya ile paylaşacağız.
DÜNYANIN İKLİM GÜNDEMİ ANTALYA'DA BULUŞACAK
Değerli arkadaşlar, COP, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen küresel iklim görüşmelerinin en üst düzey buluşması. Biz de bu yıl devlet ve hükümet başkanlarını, bilim insanlarını, iş dünyasını, gençleri ve sivil toplumu, yani yüz binleri Antalya'da ağırlayacağız.

2053 NET SIFIR HEDEFİ İÇİN GÜÇLÜ HAZIRLIK
Tabii ki Türkiye'nin bu noktaya gelişinin arkasında yıllara dayanan güçlü bir hazırlık var. Biliyorsunuz, Paris Anlaşması'na taraf olduk. 2053 net sıfır emisyon hedefimizi tüm dünyaya ilan ettik. İklim Şuramızı gerçekleştirdik ve hemen ardından ortaya koymuş olduğumuz bu hedeflere yönelik İklim Kanunumuzu çıkardık.
Tabii ki şehirlerimizde, sanayimizde, enerji ve atık yönetiminde attığımız adımlarla bu hedefleri destekleyecek bir altyapıya da kavuştuk. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonuyla çevreyi korurken kalkınmayı da güçlendirerek bu fırsattan en yüksek seviyede istifade etmek istiyoruz.
TARIMDAN ENERJİYE, ŞEHİRCİLİKTEN GENÇLERİN GELECEĞİNE
İklim meselesi, bugün baktığınızda tarımdan sanayiye, enerjiden ulaşıma, şehircilikten gençlerimizin geleceğine kadar hayatın her alanına uzanıyor. COP31'de Türkiye'nin bu geniş birikimini, uygulama tecrübesini ve gelecek hedeflerini anlatma fırsatımız olacak.
50'DEN FAZLA ÜLKEYLE TEMAS, 196 ÜLKE ADINA SORUMLULUK
Bu sorumluluğu üstlendikten sonra dünyayla yoğun bir görüşme trafiği yürüttük. 50'den fazla ülkeyle doğrudan ikili temas kurduk. Tek bir günü bile boşa geçirmedik. Müzakere gruplarının beklentilerini dinledik. Bu çalışmaları 196 ülke adına yapıyoruz. Dolayısıyla şeffaf bir başkanlık süreci yürüteceğimizi tüm dünyaya başından beri ilan ettik.

TAAHHÜTLERİN DEĞİL, UYGULAMANIN KONUŞULDUĞU BİR COP
Bir uygulama COP'u olsun istedik. Artık taahhütlerin değil, uygulamanın konuşulduğu, neticenin alındığı bir COP başkanlığı süreci yürüteceğimizi tüm dünyaya ilan ettik ve bu çerçevede görüşmelerimizi yaptık. Mart ayında Tokyo'daki ikili görüşmelerimizde ve Bakü'de heyetleri, ülkeleri dinleme fırsatı bulduk.
Nisan ayında Antalya Diplomasi Forumu'nda, Berlin'deki Petersburg İklim Diyaloğu'nda ve Kore İklim Haftası'ndaki temaslarımızı bu kapsamda sürdürdük. Mayıs ayında Kopenhag İklim Bakanları Toplantısı'nda yine tüm ülkeleri dinleme ve müzakere etme fırsatı bulduk.
HATAY'DAN DÜNYAYA DİRENÇLİ ŞEHİRLER ÇAĞRISI
8-9 Mayıs'ta ise Hatay'da dünyanın farklı ülkelerinden gelen temsilcileri ağırladık. Deprem bölgesinde kazandığımız yeniden inşa tecrübesini anlattık. Dirençli şehirler için orada ortak sorumlulukları ele aldık. Bu buluşmanın ardından kabul edilen Hatay Bildirgesi, şehirlerin güvenliği ve iklim uyumu konusunda uluslararası ortak çalışma çağrımızı da güçlendirmiş oldu.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN FİNANSMAN VE TEKNOLOJİ İHTİYAÇLARI MASADA
Haziran ayında müzakerelerimizi ve eylem gündemimizi geliştirdik. Londra İklim Eylem Haftası'nda iş birliklerimizi daha da ilerlettik. Temmuz ayında İstanbul'da D-8 Bakanlar Toplantısı'yla gelişmekte olan ülkelerin finansman ve teknoloji ihtiyaçlarını konuştuk. Ardından eylül ayında İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi'ni gerçekleştirdik.
DENİZLERİN KORUNMASI VE KIYILARIN DAYANIKLILIĞI İÇİN TEMASLAR
Bakü İklim Haftası'nda ve Trabzon Mavi Diyaloğu'nda denizlerin korunması, kıyıların dayanıklılığı ve mavi ekonomi gündemimizi paylaştık. New York İklim Haftası'na gittik. Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulunun yüksek düzeyli toplantıları ve iklim haftası kapsamında çalışmalarımızın detaylarını, hedeflerimizi ve projelerimizi paylaştığımız bir süreç yürüttük.
ADA ÜLKELERİ İÇİN 1,5 DERECE: VAR OLUP YOK OLMA MESELESİ
Ekim ayında Fiji'deydik. Dünyanın diğer ucu tabii... Oradaki dram daha farklı, oradaki beklentiler daha farklı. Orada 1,5 derece hedefi, insanlar için var olup yok olma meselesini ifade ediyor.
Yani 1,5 derecenin üzerindeki bir ısınmada, o ada ülkelerinde yaşayan insanlar maalesef ülkelerini, topraklarını terk etmek zorunda kalacaklar. Dolayısıyla böylesi hassas bir süreci Pasifik'te, dünyanın öbür ucunda da gittik, gördük ve tüm dünyanın dikkatini de Pre-COP'ta Pasifik bölgesine çekmiş olduk."
Antalya'da Mavi ve Yeşil Bölge hazırlığı kapsamında COP31'de 2016 yılında Expo'nun düzenlendiği 1 milyon 100 bin metrekarelik alanda kapsamlı bir organizasyon gerçekleştirileceğini belirten Kurum, ulaşım bağlantılarından güvenlik sistemlerine kadar hazırlıkların sürdüğünü bildirdi.
Hazırlık planında 527 bin metrekarelik Mavi Bölge ve 582 bin metrekarelik Yeşil Bölge bulunduğunu açıklayan Kurum, Mavi Bölge'de Birleşmiş Milletler'in resmi müzakerelerinin yürütüleceğini, 11-12 Kasım'da Dünya Liderler Zirvesi'nin burada düzenleneceğini söyledi. Kurum, şu ana kadar 85 hükümet ve devlet başkanının katılım bildirdiğini, yaklaşık 3 bin gazetecinin akreditasyon işlemlerini yaptırdığını belirtti.
Yeşil Bölge'nin ise Türkiye'nin dünyaya açılan vitrini olacağını ifade eden Kurum, üniversitelerin, girişimcilerin, gençlerin ve sivil toplum kuruluşlarının bu alanda bir araya geleceğini kaydetti. Bölgenin iklim çözümlerinin bilim, sanat ve teknolojiyle buluştuğu bir alan olması hedefleniyor.
"COP31 BİR KONFERANSIN ÇOK DAHA ÖTESİNDE"
Mavi Bölge'de iklim finansmanının ele alınacağını, Yeşil Bölge'de ise özellikle gelişmekte olan ülkelerin bilime ve teknolojiye erişimine yönelik projelerin tanıtılacağını belirten Kurum, COP31'in Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.
Kurum, "Şunu belirtmeliyim: COP31'i biz sadece bir zirve olarak görmüyoruz. Küresel görünürlük, diplomatik etki, uluslararası iş birlikleri, yatırım ve yeşil dönüşüm açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bu, bizim için gerçekten bir konferansın çok daha ötesinde. O yüzden COP31'in Türkiye'ye sağlayacağı kazanımları finansman, yatırım, teknoloji, şehircilik, sanayi, istihdam ve uluslararası itibar boyutları olmak üzere ele alıyoruz. Bu fırsata liderlik eden ve önümüzdeki süreçte üretimini, istihdamını, sanayisini, teknolojisini bu konuya göre revize eden, yenileyen bir Türkiye olmak istiyoruz." dedi.