Berat Albayrak'a itibar suikastının arkasında kim var? Organize ittifakın perde arkası A Haber'de
2020 yılında aktif siyaseti bırakan eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı hedef alan organize itibar suikastları ve fon soruşturması üzerinden yürütülen algı operasyonları A Haber ekranlarında masaya yatırıldı. Uzman isimler, CHP ve Yeni Parti cephesinden yöneltilen iddiaların arka planını değerlendirdi. Okan Müderrisoğlu ve Salih Tuna, fon soruşturması bahane edilerek Berat Albayrak ve iktidara yönelik yürütülen algı operasyonlarını kaleme aldı. Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, yaşananları "17-25 Aralık'ın 2.0 versiyonu" olarak nitelendirirken, Salih Tuna, Albayrak döneminin milli enerji hamleleri ile ekonomik başarılarını hatırlatarak muhalefete ve bürokratik ihmallere sert tepki gösterdi.
Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın avukatı İsa Sinan Göktaş, CHP Grup Başkanı Faik Öztrak ve Yeni Parti Milletvekili Ümit Özlale'nin açıklamalarında yer alan iddialara ilişkin kamuoyu açıklaması yayımladı.
Açıklamada, kamuoyunda "fon soruşturması" olarak bilinen ve 2024-2026 dönemini kapsayan işlemlerle Albayrak arasında doğrudan veya dolaylı bir bağlantı bulunmadığı vurgulandı. Albayrak'ın adının söz konusu iddialarla ilişkilendirilmesine tepki gösterilen açıklamada, ilgili kişiler hakkında hukuki süreç başlatılacağı bildirildi.
A Haber canlı yayınında değerlendirmelerde bulunan uzman isimler ise tartışmayı 17-25 Aralık sürecindeki yöntemlerle ilişkilendirerek iddiaların siyasi boyutuna dikkat çekti.
CANLI ANLATIM
HAYASIZ İFTİRANIN ARKASINDA KİMLER VAR?
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak ve Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin eş zamanlı iddialarla eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı fon soruşturmasına dahil etme çabası, başkent kulislerinde organize bir siyasi tezgah olarak değerlendirildi. Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, konuyu köşesine taşırken, iddiaları 17-25 Aralık süreciyle benzerlik gösterdiğini belirterek "Hayâsızca saldırının aparatları" ifadesini kullandı.
İşte Müderrisoğlu'nun yazısından detaylar:
Ankara'da uzun yıllar gazetecilik yapanlar; yerine ve durumuna göre, "siyasi, bürokratik, ekonomik, hukuki hatta psikolojik havayı koklar", gündemin sıcak başlıklarındaki değişkenlikleri ölçerler. Bu, tamamen "tecrübe, öngörü ve yer yer mesleki hislerle" de ilgilidir. Süreçleri doğru okuyabiliyor, aktörleri ve söylemlerini iyi analiz edebiliyorsanız, görünür gelecekteki muhtelif hamleleri de tahmin edebilirsiniz.
Bakınız... CHP Grup Başkanı Faik Öztrak ile Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin ardı ardına ortaya attığı iddialar, daha doğrusu eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı bulaştırmaya çalıştıkları iftiralar, kulislerde alttan alta dolaştırılan söylemlerin organize siyasi halinden başka bir şey değildi.
Öncelikle belirtmek isterim ki...
Bu fon hadisesi başladığı günden itibaren, eldeki ipuçları...
Önce AK Parti ve Külliye'yi sonra Cumhurbaşkanı, ailesi ve yakınlarını hedef alan, plânlı faaliyetlerin sahnelenebileceğini gösteriyordu... Yani, 17-25 Aralık'ın (2013), 13 sene sonra sergilenen 2.0 versiyonu ile karşı karşıya kalınması bir bakıma sürpriz olmayacaktı.
Nasıl ki... 17 Aralık'ta ilk olarak AK Parti ve Hükümet'e atak yapılmıştı... Nasıl ki 25 Aralık'ta Cumhurbaşkanı'nın harimi ismetine girilmeye çalışılmıştı...
Bu defa kurulan tezgâh da benzerdi.
Fon problemi Fatma Betül Sayan Kaya ismi üzerinden AK Parti'ye bağlandı ama bir adım ileri gidilerek partinin tüm kurumsal kimliği töhmet altında bırakılmak istendi. Bu, ilk etaptı...
Şimdi de ikinci etap için düğmeye basıldığı anlaşılıyor! 6 yıl önce aktif siyaset sahnesinden çekilen Berat Albayrak'ın ismi ileri sürülerek yine Cumhurbaşkanı'na vurmayı amaçlayan kurgu kamuoyuna servis edildi.
***
Açık söyleyeyim... Malûm hamleyi yapanlar, bunun siyasi uzantısı olarak görev alanlar "Hayâsızca saldırının aparatları" durumundadır!
Fon cerahatinin apse yaptığı ve patladığı dönem, Albayrak'ın görevden ayrılmasından 4-6 sene sonrasına tekabül etmektedir. Gerek zamanlama gerekse içerik olarak kurulabilecek bir bağ yoktur.
2020 yılını müteakiben Albayrak, hiçbir siyasi programa katılmamış, siyasi mana atfedilecek temas ve beyanda bulunmaktan özenle kaçınmıştır. Tabiri caizse kendi doğal alanına çekilmiş, dışarıdan gelen seslere kulağını tıkamış, vakıf ve eğitim çalışmalarına odaklanmayı tercih etmiştir.
Filanca tarihte göreve atanan bürokratların, yıllar aradan geçtikten sonra görev ve yetki alanlarındaki şahsi sorumluluklarıyla ilişkilendirilen muhtelif hukuki gerekçelerin, bugün Albayrak'ın bakanlık dönemiyle örtüştürülmek istenmesi ancak kötü niyetle açıklanabilir!
Zaten iftira sahipleri de ne yaptıklarının bilincindedir! Oluşturdukları zorlama tabloların, ilerisi için bir "test niteliği" taşıdığı çok nettir! Albayrak ismi üzerinden, "duyarlılık ve reaksiyon hızı" da ölçülmek istenmiştir.
Böylece, önümüzdeki günlerde ortaya atılabilecek spekülatif iddialar için gerçeklik algısı oluşturulması da düşünülmüştür. Olup bitenler, günlük olarak geçiştirilebilecek cinsten değildir!
Şu anki tanıklığımız... Dezenformasyonla havayı zehirleme, kitleleri manipüle etme, yerli ve yabancı müttefiklerle iş birliği içinde bir tür rövanş alma serisinden ibarettir.
Berat Bey; zamanında, kıvamında ama kararlı biçimde tavrını ortaya koymuştur. Sağduyulu insanlarımıza hitap eden şu ifadelerinin altına biz de imzamızı atarız:
"Fon soruşturması kapsamında ihmali bulunan kamu görevlileri de dahil olmak üzere, hangi sıfata sahip olurlarsa olsunlar, haksız kazanç elde eden ve vatandaşların mağduriyetlerine sebebiyet veren herkes en ağır şekilde cezalandırılmalıdır!"
"NE EŞEKMİŞİZ DESENİZE"
Fon soruşturması üzerinden eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı hedef alan iddialara Sabah Gazetesi yazarı Salih Tuna’dan sert tepki geldi. Yazısına “Ne eşekmişiz desenize” başlığı atan Tuna, "Harici ve dahili bilumum bedhahların ellerindeki tüm enstrümanlarla Berat Albayrak'a yıllar yılı boşuna saldırmadıkları bugün her zamankinden daha iyi anlaşılıyor." ifadelerini kullandı.
İşte Tuna’nın yazısından detaylar:
Fon krizi birçoklarına Berat Albayrak'ın görevinden istifa ederken dile getirdiği "At izi it izine karıştı..." darbımeselini çağrıştırdı.
Söz konusu kakofonide malum bürokrat takımının etkisi ne kadardı bilemem.
Benim bildiğim, konfor alanı bozulan efendiler felaket rahatsızdı.
Zira...
Sayın Berat Albayrak'ın geceli gündüzlü çalıştığını, aylak bürokratları "çat kapı" denetlediğini, "onun bunun adamıyım, ense yapar yatarım" devrinin bittiğini tee o zaman yazmıştım. (Bu yazıdan 2 yıl 3 ay sonra da mezkûr istifa gerçekleşmişti.)
Şuncağızı artık tartışamayız:
Ekonomi bürokrasisine hâkim, karar alma mekanizması merkezi ve finansal sistem üzerinde yüksek koordinasyon gücüne sahip bir yönetim anlayışı fon yolsuzluğuna müdahale etmekte doğal olarak gecikmezdi.
***
Berat Bey sonrası dönemde malum bürokratların fon örneğinde olduğu üzre maalesef kaptırıp gittikleri ortaya çıktı.Unutmuş olamazsınız:
Birileri de işbu dönemi "Rasyonel ekonomiye dönüş" tesmiye ederek orda burda gazete köşelerinde bayram etmişti.
Şimdi kalkmış fon rezaleti üzerinden rüzgâr yapıyorlar.
Ulan siz önce 2019'da enflasyonun tek haneyi gördüğü, cari fazla verildiği, ihracatın ithalatı karşılama oranının tarihin zirvesine ulaştığı dönemi "irrasyonel ilan" etmekle nasıl bir eşeklik ettiğinizi itiraf edin de ondan sonra konuşun.
***
Berat Bey önceki bakanlık döneminde de (2017'de Milli Enerji ve Maden Politikası ile) müstevlileri de rahatsız edecek şekilde Türkiye'nin enerji politikasını çizmişti.
O kadar ki...
"Borularla geliriz, istediğimizi yaparız" diyen küresel müstevlilerin hevesleri, Fatih, Yavuz ve Kanuni gibi gemilerin Karadeniz'e ve Akdeniz'e inmesiyle kursaklarında kaldı.
Kendi mühendislerimizle, kendi jeologlarımızla yapılan o arama ve sondaj operasyonları, bugünkü enerji bağımsızlığının da omurgasıdır.
Uzun lafın kısası...
Harici ve dahili bilumum bedhahların ellerindeki tüm enstrümanlarla Berat Albayrak'a yıllar yılı boşuna saldırmadıkları bugün her zamankinden daha iyi anlaşılıyor.
128 MİLYAR DOLAR YALANIYLA HEDEF ŞAHIS DEĞİL TÜRK EKONOMİSİYDİ
Son dönemde Berat Albayrak, akılalmaz iddialarla fon soruşturmasına dahil edilmeye çalışılıyor. Milletvekili Ümit Özlale tarafından hazırlanan listelerde Albayrak'ın üniversitedeki tez danışmanının ismine yer verilerek zorlama bağlantılar kurulması kamuoyunda büyük tepki çekti. Yıllarca sürdürülen "128 milyar dolar" yalanı da bu algı operasyonlarının geçmişteki en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
ZORLAMA BAĞLANTILAR VE MAHKEMEDEN DÖNEN YALANLAR
2019-2020 yıllarında Merkez Bankası rezervlerinin buharlaştığı iddiasıyla başlatılan iftira kampanyasına karşı dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 24 Şubat'ta dava açmıştı. 20 Mart 2022'de 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, Albayrak'ı haklı bularak CHP'yi tazminat ödemeye mahkûm etti. Ana muhalefet ise yargılama sürecinde mahkemeye tek bir delil dahi sunamadı. Buna rağmen insanların itibarını hedef alan söylemlerden geri adım atmayanların, delil sorulduğunda Ümit Özlale’nin "Bir gün mağdur oldunuz ama reklamınız oldu" yaklaşımında olduğu gibi insanların şerefini hiçe sayan bir tavır sergiledikleri aktarıldı.
Konuya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Dr. Murat Özer, "Alelade bir yalan değildi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun ağzından bir defa çıkmış bir yalan değildi. Yalanın büyüklüğü bir tarafa, Türkiye’nin ihracatının yarısı kadar olan inanılmaz bir rakamdan bahsediyoruz. Ancak bunu sadece söylemekle yetinmediler; Cumhuriyet Halk Partisi'nin bütün parti binalarına devasa pankartlar, afişler asıldı. Yollara, bütün Türkiye’nin karayollarına afişler yerleştirildi. Aylarca bu yalanı sürdürdüler. Bütün milletvekilleri çıkıp aynı yalanı devam ettirdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde '128 milyar dolar çalındı' dövizleriyle eylem yaptılar. Bunu gerçekten planlı, örgütlü bir kampanya olarak yürüttüler; ağızdan yanlışlıkla çıkmış bir iddia değildi" ifadelerini kullandı.
ANAYASA MAHKEMESİ TAZMİNAT KARARINI ONADI
Hukuki süreçte CHP'nin itirazı üzerine dosyanın taşındığı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 22 Haziran 2022'de, CHP'nin somut hiçbir delil sunamaması gerekçesiyle başvuruyu reddettiği bildirildi. Ardından konuyu 19 Temmuz 2022'de Anayasa Mahkemesi'ne taşıyan CHP'nin bireysel başvurusunun da sonuçlandığı; Yüksek Mahkeme'nin 12 Haziran 2026 tarihinde istinaf kararının hukuka uygun olduğunu hükme bağlayarak tazminat cezasını kesinleştirdiği belirtildi. Hukukun en temel kuralı olan "iddia sahibi iddiasını ispatla yükümlüdür" ilkesine rağmen hiçbir delil gösteremeyen CHP'nin mahkûmiyetinin tescillendiği vurgulandı. 2023 seçimlerinin ardından gelen bu nihai yargı kararının, Berat Albayrak'ın şahsından bağımsız olarak belirli odaklarda büyük bir panik ve "Acaba mı?" korkusu yarattığı, son günlerdeki asılsız saldırıların da bu panik havasının bir uzantısı olduğu ifade edildi.
Uğranılan zararın boyutlarına dikkat çeken Gazeteci Dr. Murat Özer, "Sayın Albayrak'a 40 bin lira tazminat ödenmesine hükmedildi ve Anayasa Mahkemesi de bunu tescilledi. Peki 128 milyar dolar yalanıyla Türk ekonomisinin karşılaştığı zararı kim ödeyecek? Devletin hazinesinden 128 milyar dolar çalındığı iddiası yüzünden insanlar bankalardaki mevduatlarını çektiler. 'Bu devlete, piyasaya güven olmaz, Hazine Bakanı hazineden 128 milyar dolar çalarsa benim 3-5 bin liramın gözünün yaşına bakmazlar' diyerek devlet bankalarındaki paralarını geri aldılar. Yıllarca sürdürülen bu yalanın Türk milletine, devletimize, ekonomimize ve çocuklarımızın geleceğine ödettiği ağır bedeli kim ödeyecek? O bedeli çok ağır bir şekilde ödemeleri gerekiyor" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
TÜRK EKONOMİSİNE VE MİLLİ GÜVENLİĞE KURULAN KUMPAS
Ekonomiye yönelik asıl hedefin yabancı sermaye çıkışı olduğunu vurgulayan Akademisyen Prof. Dr. Uğur Özgöker, "Asıl yerli paradan ziyade yabancı paranın Türkiye'den kaçırılmasına neden oldular. Zaten oynadıkları bütün oyun buydu. Türkiye'deki borsada ve menkul kıymetlerde bulunan sıcak paranın kaçması, Türk ekonomisinin çökertilerek siyaseten dize getirilmesi hedeflendi. Başaramadılar ancak yine de ciddi miktarda paranın çıkışı gerçekleşti" değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu operasyonun güvenlik boyutunu gözler önüne seren Gazeteci Dr. Murat Özer, "128 milyar dolar yalanı ortaya atıldığında ve Berat Albayrak hedef alındığında Türkiye’nin asıl meselesi Suriye'nin kuzeyinde bir PKK devleti kurulma girişimiydi. Trump o dönem Türk ordusunun harekâtlarını engellemek adına 'Ekonominizi mahvederim' tehdidinde bulunmuştu. Türk devleti ise geri adım atmayarak PKK ve DEAŞ terör örgütlerine karşı tam 4 askeri operasyon düzenledi. Bugün bölgede terörsüz bir hat kurulduysa, terör unsurları silah bırakmak zorunda kaldıysa bu kararlı duruş sayesindedir. O gün 'Türk ordusu oraya girmesin yoksa ekonominizi mahvederim' dendiği ve dolar kriziyle karşılaştığımız süreçte, CHP de 128 milyar dolar yalanıyla bu tezgâha teşne oldu. Bu örgütlü bir plandı. Bu yalan söylenirken PKK terörünün sürmesi ve Esad rejiminin katliamlarına devam etmesi hedeflendi. Meclis'te Terörsüz Türkiye hedefiyle teröristlerin silah bırakması ve teslim olmasına ilişkin kanun düzenlemeleri tartışılırken CHP ve Yeni Parti milletvekilleri ret oyu vermedi mi? Dolayısıyla 128 milyar dolar basit bir yalan değil; birilerinin efendilerinin talimatıyla bölgedeki kan üzerinden yürüttüğü son derece çirkin bir siyasetin parçasıdır" ifadelerini kullandı.