Berat Albayrak'a itibar suikastının arkasında kim var? Organize ittifakın perde arkası A Haber'de

Berat Albayrak'a itibar suikastının arkasında kim var? Organize ittifakın perde arkası A Haber'de

2020 yılında aktif siyaseti bırakan eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı hedef alan organize itibar suikastları ve fon soruşturması üzerinden yürütülen algı operasyonları A Haber ekranlarında masaya yatırıldı. Uzman isimler, CHP ve Yeni Parti cephesinden yöneltilen iddiaların arka planını değerlendirdi. Okan Müderrisoğlu ve Salih Tuna, fon soruşturması bahane edilerek Berat Albayrak ve iktidara yönelik yürütülen algı operasyonlarını kaleme aldı. Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, yaşananları "17-25 Aralık'ın 2.0 versiyonu" olarak nitelendirirken, Salih Tuna, Albayrak döneminin milli enerji hamleleri ile ekonomik başarılarını hatırlatarak muhalefete ve bürokratik ihmallere sert tepki gösterdi.

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın avukatı İsa Sinan Göktaş, CHP Grup Başkanı Faik Öztrak ve Yeni Parti Milletvekili Ümit Özlale'nin açıklamalarında yer alan iddialara ilişkin kamuoyu açıklaması yayımladı.

Açıklamada, kamuoyunda "fon soruşturması" olarak bilinen ve 2024-2026 dönemini kapsayan işlemlerle Albayrak arasında doğrudan veya dolaylı bir bağlantı bulunmadığı vurgulandı. Albayrak'ın adının söz konusu iddialarla ilişkilendirilmesine tepki gösterilen açıklamada, ilgili kişiler hakkında hukuki süreç başlatılacağı bildirildi.

A Haber canlı yayınında değerlendirmelerde bulunan uzman isimler ise tartışmayı 17-25 Aralık sürecindeki yöntemlerle ilişkilendirerek iddiaların siyasi boyutuna dikkat çekti.

CANLI ANLATIM

HAYASIZ İFTİRANIN ARKASINDA KİMLER VAR?

CHP Grup Başkanı Faik Öztrak ve Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin eş zamanlı iddialarla eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı fon soruşturmasına dahil etme çabası, başkent kulislerinde organize bir siyasi tezgah olarak değerlendirildi. Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, konuyu köşesine taşırken, iddiaları 17-25 Aralık süreciyle benzerlik gösterdiğini belirterek "Hayâsızca saldırının aparatları" ifadesini kullandı.

İşte Müderrisoğlu'nun yazısından detaylar:

Ankara'da uzun yıllar gazetecilik yapanlar; yerine ve durumuna göre, "siyasi, bürokratik, ekonomik, hukuki hatta psikolojik havayı koklar", gündemin sıcak başlıklarındaki değişkenlikleri ölçerler. Bu, tamamen "tecrübe, öngörü ve yer yer mesleki hislerle" de ilgilidir. Süreçleri doğru okuyabiliyor, aktörleri ve söylemlerini iyi analiz edebiliyorsanız, görünür gelecekteki muhtelif hamleleri de tahmin edebilirsiniz.
Bakınız... CHP Grup Başkanı Faik Öztrak ile Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin ardı ardına ortaya attığı iddialar, daha doğrusu eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı bulaştırmaya çalıştıkları iftiralar, kulislerde alttan alta dolaştırılan söylemlerin organize siyasi halinden başka bir şey değildi.
Öncelikle belirtmek isterim ki...
Bu fon hadisesi başladığı günden itibaren, eldeki ipuçları...
Önce AK Parti ve Külliye'yi sonra Cumhurbaşkanı, ailesi ve yakınlarını hedef alan, plânlı faaliyetlerin sahnelenebileceğini gösteriyordu... Yani, 17-25 Aralık'ın (2013), 13 sene sonra sergilenen 2.0 versiyonu ile karşı karşıya kalınması bir bakıma sürpriz olmayacaktı.
Nasıl ki... 17 Aralık'ta ilk olarak AK Parti ve Hükümet'e atak yapılmıştı... Nasıl ki 25 Aralık'ta Cumhurbaşkanı'nın harimi ismetine girilmeye çalışılmıştı...
Bu defa kurulan tezgâh da benzerdi.
Fon problemi Fatma Betül Sayan Kaya ismi üzerinden AK Parti'ye bağlandı ama bir adım ileri gidilerek partinin tüm kurumsal kimliği töhmet altında bırakılmak istendi. Bu, ilk etaptı...
Şimdi de ikinci etap için düğmeye basıldığı anlaşılıyor! 6 yıl önce aktif siyaset sahnesinden çekilen Berat Albayrak'ın ismi ileri sürülerek yine Cumhurbaşkanı'na vurmayı amaçlayan kurgu kamuoyuna servis edildi.

***

Açık söyleyeyim... Malûm hamleyi yapanlar, bunun siyasi uzantısı olarak görev alanlar "Hayâsızca saldırının aparatları" durumundadır!
Fon cerahatinin apse yaptığı ve patladığı dönem, Albayrak'ın görevden ayrılmasından 4-6 sene sonrasına tekabül etmektedir. Gerek zamanlama gerekse içerik olarak kurulabilecek bir bağ yoktur.
2020 yılını müteakiben Albayrak, hiçbir siyasi programa katılmamış, siyasi mana atfedilecek temas ve beyanda bulunmaktan özenle kaçınmıştır. Tabiri caizse kendi doğal alanına çekilmiş, dışarıdan gelen seslere kulağını tıkamış, vakıf ve eğitim çalışmalarına odaklanmayı tercih etmiştir.
Filanca tarihte göreve atanan bürokratların, yıllar aradan geçtikten sonra görev ve yetki alanlarındaki şahsi sorumluluklarıyla ilişkilendirilen muhtelif hukuki gerekçelerin, bugün Albayrak'ın bakanlık dönemiyle örtüştürülmek istenmesi ancak kötü niyetle açıklanabilir!
Zaten iftira sahipleri de ne yaptıklarının bilincindedir! Oluşturdukları zorlama tabloların, ilerisi için bir "test niteliği" taşıdığı çok nettir! Albayrak ismi üzerinden, "duyarlılık ve reaksiyon hızı" da ölçülmek istenmiştir.
Böylece, önümüzdeki günlerde ortaya atılabilecek spekülatif iddialar için gerçeklik algısı oluşturulması da düşünülmüştür. Olup bitenler, günlük olarak geçiştirilebilecek cinsten değildir!
Şu anki tanıklığımız... Dezenformasyonla havayı zehirleme, kitleleri manipüle etme, yerli ve yabancı müttefiklerle iş birliği içinde bir tür rövanş alma serisinden ibarettir.
Berat Bey; zamanında, kıvamında ama kararlı biçimde tavrını ortaya koymuştur. Sağduyulu insanlarımıza hitap eden şu ifadelerinin altına biz de imzamızı atarız:
"Fon soruşturması kapsamında ihmali bulunan kamu görevlileri de dahil olmak üzere, hangi sıfata sahip olurlarsa olsunlar, haksız kazanç elde eden ve vatandaşların mağduriyetlerine sebebiyet veren herkes en ağır şekilde cezalandırılmalıdır!"

"NE EŞEKMİŞİZ DESENİZE"

Fon soruşturması üzerinden eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı hedef alan iddialara Sabah Gazetesi yazarı Salih Tuna’dan sert tepki geldi. Yazısına “Ne eşekmişiz desenize” başlığı atan Tuna, "Harici ve dahili bilumum bedhahların ellerindeki tüm enstrümanlarla Berat Albayrak'a yıllar yılı boşuna saldırmadıkları bugün her zamankinden daha iyi anlaşılıyor." ifadelerini kullandı.

İşte Tuna’nın yazısından detaylar:

Fon krizi birçoklarına Berat Albayrak'ın görevinden istifa ederken dile getirdiği "At izi it izine karıştı..." darbımeselini çağrıştırdı.
Söz konusu kakofonide malum bürokrat takımının etkisi ne kadardı bilemem.
Benim bildiğim, konfor alanı bozulan efendiler felaket rahatsızdı.
Zira...
Sayın Berat Albayrak'ın geceli gündüzlü çalıştığını, aylak bürokratları "çat kapı" denetlediğini, "onun bunun adamıyım, ense yapar yatarım" devrinin bittiğini tee o zaman yazmıştım. (Bu yazıdan 2 yıl 3 ay sonra da mezkûr istifa gerçekleşmişti.)
Şuncağızı artık tartışamayız:
Ekonomi bürokrasisine hâkim, karar alma mekanizması merkezi ve finansal sistem üzerinde yüksek koordinasyon gücüne sahip bir yönetim anlayışı fon yolsuzluğuna müdahale etmekte doğal olarak gecikmezdi.

***

Berat Bey sonrası dönemde malum bürokratların fon örneğinde olduğu üzre maalesef kaptırıp gittikleri ortaya çıktı.
Unutmuş olamazsınız:
Birileri de işbu dönemi "Rasyonel ekonomiye dönüş" tesmiye ederek orda burda gazete köşelerinde bayram etmişti.
Şimdi kalkmış fon rezaleti üzerinden rüzgâr yapıyorlar.
Ulan siz önce 2019'da enflasyonun tek haneyi gördüğü, cari fazla verildiği, ihracatın ithalatı karşılama oranının tarihin zirvesine ulaştığı dönemi "irrasyonel ilan" etmekle nasıl bir eşeklik ettiğinizi itiraf edin de ondan sonra konuşun.

***

Berat Bey önceki bakanlık döneminde de (2017'de Milli Enerji ve Maden Politikası ile) müstevlileri de rahatsız edecek şekilde Türkiye'nin enerji politikasını çizmişti.
O kadar ki...
"Borularla geliriz, istediğimizi yaparız" diyen küresel müstevlilerin hevesleri, Fatih, Yavuz ve Kanuni gibi gemilerin Karadeniz'e ve Akdeniz'e inmesiyle kursaklarında kaldı.
Kendi mühendislerimizle, kendi jeologlarımızla yapılan o arama ve sondaj operasyonları, bugünkü enerji bağımsızlığının da omurgasıdır.
Uzun lafın kısası...
Harici ve dahili bilumum bedhahların ellerindeki tüm enstrümanlarla Berat Albayrak'a yıllar yılı boşuna saldırmadıkları bugün her zamankinden daha iyi anlaşılıyor.

128 MİLYAR DOLAR YALANIYLA HEDEF ŞAHIS DEĞİL TÜRK EKONOMİSİYDİ

Son dönemde Berat Albayrak, akılalmaz iddialarla fon soruşturmasına dahil edilmeye çalışılıyor. Milletvekili Ümit Özlale tarafından hazırlanan listelerde Albayrak'ın üniversitedeki tez danışmanının ismine yer verilerek zorlama bağlantılar kurulması kamuoyunda büyük tepki çekti. Yıllarca sürdürülen "128 milyar dolar" yalanı da bu algı operasyonlarının geçmişteki en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

ZORLAMA BAĞLANTILAR VE MAHKEMEDEN DÖNEN YALANLAR

2019-2020 yıllarında Merkez Bankası rezervlerinin buharlaştığı iddiasıyla başlatılan iftira kampanyasına karşı dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 24 Şubat'ta dava açmıştı. 20 Mart 2022'de 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, Albayrak'ı haklı bularak CHP'yi tazminat ödemeye mahkûm etti. Ana muhalefet ise yargılama sürecinde mahkemeye tek bir delil dahi sunamadı. Buna rağmen insanların itibarını hedef alan söylemlerden geri adım atmayanların, delil sorulduğunda Ümit Özlale’nin "Bir gün mağdur oldunuz ama reklamınız oldu" yaklaşımında olduğu gibi insanların şerefini hiçe sayan bir tavır sergiledikleri aktarıldı.

Konuya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Dr. Murat Özer, "Alelade bir yalan değildi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun ağzından bir defa çıkmış bir yalan değildi. Yalanın büyüklüğü bir tarafa, Türkiye’nin ihracatının yarısı kadar olan inanılmaz bir rakamdan bahsediyoruz. Ancak bunu sadece söylemekle yetinmediler; Cumhuriyet Halk Partisi'nin bütün parti binalarına devasa pankartlar, afişler asıldı. Yollara, bütün Türkiye’nin karayollarına afişler yerleştirildi. Aylarca bu yalanı sürdürdüler. Bütün milletvekilleri çıkıp aynı yalanı devam ettirdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde '128 milyar dolar çalındı' dövizleriyle eylem yaptılar. Bunu gerçekten planlı, örgütlü bir kampanya olarak yürüttüler; ağızdan yanlışlıkla çıkmış bir iddia değildi" ifadelerini kullandı.

ANAYASA MAHKEMESİ TAZMİNAT KARARINI ONADI

Hukuki süreçte CHP'nin itirazı üzerine dosyanın taşındığı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 22 Haziran 2022'de, CHP'nin somut hiçbir delil sunamaması gerekçesiyle başvuruyu reddettiği bildirildi. Ardından konuyu 19 Temmuz 2022'de Anayasa Mahkemesi'ne taşıyan CHP'nin bireysel başvurusunun da sonuçlandığı; Yüksek Mahkeme'nin 12 Haziran 2026 tarihinde istinaf kararının hukuka uygun olduğunu hükme bağlayarak tazminat cezasını kesinleştirdiği belirtildi. Hukukun en temel kuralı olan "iddia sahibi iddiasını ispatla yükümlüdür" ilkesine rağmen hiçbir delil gösteremeyen CHP'nin mahkûmiyetinin tescillendiği vurgulandı. 2023 seçimlerinin ardından gelen bu nihai yargı kararının, Berat Albayrak'ın şahsından bağımsız olarak belirli odaklarda büyük bir panik ve "Acaba mı?" korkusu yarattığı, son günlerdeki asılsız saldırıların da bu panik havasının bir uzantısı olduğu ifade edildi.

Uğranılan zararın boyutlarına dikkat çeken Gazeteci Dr. Murat Özer, "Sayın Albayrak'a 40 bin lira tazminat ödenmesine hükmedildi ve Anayasa Mahkemesi de bunu tescilledi. Peki 128 milyar dolar yalanıyla Türk ekonomisinin karşılaştığı zararı kim ödeyecek? Devletin hazinesinden 128 milyar dolar çalındığı iddiası yüzünden insanlar bankalardaki mevduatlarını çektiler. 'Bu devlete, piyasaya güven olmaz, Hazine Bakanı hazineden 128 milyar dolar çalarsa benim 3-5 bin liramın gözünün yaşına bakmazlar' diyerek devlet bankalarındaki paralarını geri aldılar. Yıllarca sürdürülen bu yalanın Türk milletine, devletimize, ekonomimize ve çocuklarımızın geleceğine ödettiği ağır bedeli kim ödeyecek? O bedeli çok ağır bir şekilde ödemeleri gerekiyor" sözleriyle tepkisini dile getirdi.

TÜRK EKONOMİSİNE VE MİLLİ GÜVENLİĞE KURULAN KUMPAS

Ekonomiye yönelik asıl hedefin yabancı sermaye çıkışı olduğunu vurgulayan Akademisyen Prof. Dr. Uğur Özgöker, "Asıl yerli paradan ziyade yabancı paranın Türkiye'den kaçırılmasına neden oldular. Zaten oynadıkları bütün oyun buydu. Türkiye'deki borsada ve menkul kıymetlerde bulunan sıcak paranın kaçması, Türk ekonomisinin çökertilerek siyaseten dize getirilmesi hedeflendi. Başaramadılar ancak yine de ciddi miktarda paranın çıkışı gerçekleşti" değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu operasyonun güvenlik boyutunu gözler önüne seren Gazeteci Dr. Murat Özer, "128 milyar dolar yalanı ortaya atıldığında ve Berat Albayrak hedef alındığında Türkiye’nin asıl meselesi Suriye'nin kuzeyinde bir PKK devleti kurulma girişimiydi. Trump o dönem Türk ordusunun harekâtlarını engellemek adına 'Ekonominizi mahvederim' tehdidinde bulunmuştu. Türk devleti ise geri adım atmayarak PKK ve DEAŞ terör örgütlerine karşı tam 4 askeri operasyon düzenledi. Bugün bölgede terörsüz bir hat kurulduysa, terör unsurları silah bırakmak zorunda kaldıysa bu kararlı duruş sayesindedir. O gün 'Türk ordusu oraya girmesin yoksa ekonominizi mahvederim' dendiği ve dolar kriziyle karşılaştığımız süreçte, CHP de 128 milyar dolar yalanıyla bu tezgâha teşne oldu. Bu örgütlü bir plandı. Bu yalan söylenirken PKK terörünün sürmesi ve Esad rejiminin katliamlarına devam etmesi hedeflendi. Meclis'te Terörsüz Türkiye hedefiyle teröristlerin silah bırakması ve teslim olmasına ilişkin kanun düzenlemeleri tartışılırken CHP ve Yeni Parti milletvekilleri ret oyu vermedi mi? Dolayısıyla 128 milyar dolar basit bir yalan değil; birilerinin efendilerinin talimatıyla bölgedeki kan üzerinden yürüttüğü son derece çirkin bir siyasetin parçasıdır" ifadelerini kullandı.

BERAT ALBAYRAK'A KARŞI "ORGANİZE İTTİFAK"

A Haber ekranlarında canlı yayınlanan programda, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı ve ekonomi bürokrasisini hedef alan organize itibar suikastı ve kumpas girişimleri masaya yatırıldı. Sabah Gazetesi Yazarı Bercan Tutar canlı yayında görüşlerini aktardı.

Programda ilk olarak son günlerde dolaşıma sokulan asılsız şemaları ve iddiaları değerlendiren Sabah Gazetesi Yazarı Bercan Tutar, "Sayın Berat Albayrak görevinden ayrılalı uzun zaman oldu. O dönem göreve gelmiş birçok bürokrat vardı. Aradan yıllar geçtikten sonra hâlâ onların yapıp ettiklerinden Sayın Albayrak sorumlu tutulamaz. 'Ben seni tanıyorum' diyerek birilerinin yaptıklarından başkalarını sorumlu tutmak akıl dışıdır" ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine değerlendirmesini sürdüren Bercan Tutar, "AK Parti iktidarında bürokratsanız, o bürokratın yaptıklarından hareketle bütün partiyi, partiyi de aşarak Sayın Erdoğan'ı, ailesini ve yakınlarını hedefe koyan sistemli ve organize bir çalışma yürütülüyor. Muhalefet bu kirli performansı daha önce 17-25 Aralık sürecinde de sergilemişti. Aynı mantıkla tekrar hareket ediyorlar" dedi.

"ASIL HEDEF TÜRKİYE VE BAŞKAN ERDOĞAN"

Berat Albayrak’ın görev dönemindeki tarihi icraatlarının bazı odakları rahatsız ettiğini belirten Bercan Tutar, "Sayın Albayrak gerek Enerji Bakanlığı gerek Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde inanılmaz bir performans sergiledi. Enflasyonun tek haneli olduğu, dar gelirlinin ev alabildiği, bütçe açığının başarıyla yönetildiği bir dönemdi. Enerjide bağımsızlık adımları, altınların Türkiye'ye getirilmesi gibi tarihi reformlara imza attı. Bugün böyle bir isme saldırılması, 'Erdoğansız Türkiye' projesinin adım adım devreye sokulmasıdır. Avukatı Sinan Göktaş da yaptığı açıklamada 17-25 Aralık benzeri yöntemlerle Cumhurbaşkanımızın hedef alındığını net bir şekilde ortaya koydu" değerlendirmesinde bulundu.

Sözlerini toplumsal mühendislik uyarılarıyla noktalayan Bercan Tutar, "Tıpkı Gezi Parkı kalkışmasında birkaç ağacın bahane edilip rejim değişikliği talep edilmesi gibi, bu fon krizini de siyasi bir ranta ve operasyona dönüştürmek istiyorlar. Yapılan bu saldırılar sadece AK Parti'ye değil, İslam dünyasının çelik çekirdeği olan Türkiye'nin kendisine zarar vermeyi amaçlıyor. Ancak milletimiz bu eski yöntemleri çok iyi biliyor ve bu itibar suikastlarına asla prim vermeyecektir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

KUYRUK ACILARI VAR

Tutar ayrıca "Burada bir kuyruk acıları var Berat Bey'e karşı. 128 milyarlık iftirada da Anayasa Mahkemesi tarafından ceza aldılar. Berat Albayrak ismini kirletebilmeleri çok zor. İçerideki ve dışarıdaki odakların keyiflerini bozan reformlar atmış." dedi.

"ENERJİDE BAĞIMSIZLAŞMA ADIMLARI BİRİLERİNİ RAHATSIZ ETTİ"

Programda ilk olarak söz alan Avukat Hadi Dündar, Berat Albayrak’ın hayata geçirdiği politikaların hedef alınmasındaki temel sebeplere değinerek, "Bizim Sayın Berat Albayrak’ın neden hedef alındığını söyleyebilmek açısından öncelikle bunların altını çizmemiz gerekir. Eğer ben 128 milyar dolar yalanını ortaya çıkartmazsam, eğer Sayın Berat Albayrak Türkiye'deki altın rezervini yıllar önceden buradaki tehlikeyi görüp küresel ekonominin içinde olduğu durumu görüp dünyadaki bu savaş durumlarını görüp oradaki altınları Türkiye'nin merkezine getirmezse, ki bugün eğer altınınız dışarıda olsaydı siz bağımsız bir ekonomiden bahsedebilir miydiniz? Ya da bunun alma süreciyle ilgili hangi ülkedeyse kim nasıl isterse sizin ülkeniz üzerinde bir hakimiyet kurabilir miydi? Kurabilirdi" ifadelerini kullandı.

Yerli ve milli bir duruş sergileyen kadroların bilinçli olarak yıpratılmak istendiğini belirten Avukat Hadi Dündar, "Bizim burada Sayın Berat Albayrak’ın işte oradaki bağımsız, yerli ve milli ekonominin nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili siz eğer bunları bütün adımları tek tek anlatabilirsek, o zaman şu anlaşılır ki bizimle, bizim ekonomimizle, bizim ülkemizin değerleriyle, bizim ülkemiz için çalışan insanlarla neden birilerinin özellikle uğraştığının altı daha doldurulmuş oluyor" sözleriyle algı operasyonlarının arka planına işaret etti.

YERLİ VE MİLLİ EKONOMİ VURGUSU

Ekonomide ve enerjide hayata geçirilen vizyonun önemini anlatan Avukat Hadi Dündar, KOBİ desteklerinden enerji kaynaklarının millileştirilmesine kadar birçok konuya vurgu yaparak, "Baktığımızda ülkenin menfaatiyle ilgili birden fazla adımın nasıl atıldığı ve insanlara dokunulduğunu çok rahat bir şekilde görürsünüz. Örneğin en basitinden; KOBİ'lerle ilgili yaptığı çalışma, yönünü millete çevirip bankacılık sisteminin insanları ezmesine, insanların üzerinde hakimiyet kurmasına ya da onların cebine göz dikmesiyle ilgili nasıl bir çalışma içerisine girdiğini, insanları ne kadar kolay bir şekilde taşınmaz sahibi, ev sahibi yapabilmeyle ilgili nasıl bir çalışma içerisine girdiğini... Yine aynı zamanda az önce anlattığımız gibi kendi ülkenizde bulunan petrolü, doğal gazı, yer altı kaynaklarını, yer üstü kaynaklarının nasıl işletilmesi gerektiğiyle ilgili bir çalışma içerisine siz girdiğinizde zaten ülkeniz bu kadar kalkınacaktır ve yerli ve milli bir ekonomiye ulaşmış olacaksınız" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin bugün kendi gemileriyle arama ve sondaj faaliyetleri yapmasının tarihi bir adım olduğunu ifade eden Avukat Hadi Dündar, "50 yıl önce eğer Gabar'da petrol çıkmış olsaydı şu an çok daha farklı bir ülkeden bahsediyor olmaz mıydık? Ya da 50 yıl önce eğer Karadeniz'de siz gaz bulmuş olsaydınız ya da işte Mavi Vatan'daki çalışmalar eğer 50 yıl önce, 100 yıl önce yapılmış olsaydı bugün çok daha farklı durumları konuşmuş olacaktık. Ancak biz halihazırda daha yeni gemimizi üretiyoruz. Gemimizi üretmişiz, çalışmamızı yapmışız, bunları çıkartıyoruz ve bunları yaparken de tamamen hiç kimseye bağımlı hale gelmeden bağımsız bir şekilde yapma çabası içerisine giriyorsunuz ki bu da tamamen ülkenizin faydasına, ülkenizin geleceğine, ülkenizin ekonomisinin bağımsızlaşmasıyla ilgili atılmış olan adımlar olarak görüyoruz. Peki bunu yapan birine siz neden saldırırsınız? Neden hedef haline getirirsiniz? Siyasi olarak rakip olabilirsiniz, siyasi olarak eleştirebilirsiniz, siyasi olarak siyasi anlamda atılan adımlarla ilgili istediğiniz şekilde istediğiniz açıklamayı yapabilirsiniz; fakat ülkenin menfaatine olan adımlarla ilgili de çıkıp destek vermek zorundasınız, eğer ülkenizi seviyorsanız" sözleriyle muhalefetin haksız ithamlarına tepki gösterdi.

"HER SEÇİM ÖNCESİ AYNI YALAN MEKANİZMASI DEVREYE SOKULUYOR"

Her seçim öncesinde benzer senaryoların ve yalanların dolaşıma sokulduğunu hatırlatan Avukat Hadi Dündar, "Her cumhurbaşkanlığı seçiminden önce muhakkak ama muhakkak Cumhurbaşkanı'nın ailesine, Cumhurbaşkanı'nın işte yakın olan şahıslara, aynı zamanda bakanlarla ilgili para konusuyla ilgili bir olay ortaya çıkartır. O '128 milyar dolar nerede?' seçimden önce ortaya atılmış bir yalandı ve seçime gidene kadar bu yalan tekrarlandı, biliyorsunuz. Afişler her yerde... Peki seçim bittikten sonra bıraktılar mı? Anında bıraktılar. Yani madem derdiniz orada 128 milyar neredeyse niye bunu devam ettirmediniz? Niye üzerine gitmediniz? Çünkü burada sadece bir seçim çalışması ve birileri tarafından gerçekten ülkeyi düşünen birilerinin olmaması için elinden geleni yaptıklarını görüyoruz. Herkesi de bu konuyla ilgili alet ediyorlar" ifadelerini kullandı.

"17-25 ARALIK'TAKİ O HAİN YÖNTEMLERİ YİNE DEVREYE SOKTULAR!"

A Haber canlı yayınında değerlendirmelerde bulunan Avukat Aydoğan Ahıakın, 128 milyar dolar iddialarının yargı tarafından tamamen çürütüldüğünü belirterek, "Bu 128 milyar dolar yalanı, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla birlikte de yalan olduğu hukuken tescillenmişti. Orada aslında İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde Sayın Berat Albayrak'ın açmış olduğu tazminat davasında, açıkça bu beyanların iftira niteliğinde ve yalan olduğuna ilişkin mahkeme kararıyla tescillenmiş ve tazminat kazanmıştı Sayın Berat Albayrak. O dönem avukatı vasıtasıyla, Sayın İsa Sinan Göktaş'ın açıklamalarından, şehit ailelerine bu tazminatın da bağışlandığı açıklanmıştı. CHP tarafından ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru da reddolunmuştu. Bu da bize 128 milyar dolar yalanının bir iftira niteliğinde olduğunu açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.

"HEM TAZMİNAT GEREKTİRİR HEM DE TCK 267 KAPSAMINDA İFTİRA SUÇUDUR"

Yargı kararlarına rağmen iftiraların sürdürülmesinin suç teşkil ettiğini vurgulayan Avukat Ahıakın, "Faik Öztrak'ın açıklamalarına baktığımızda, bu yargı kararlarına rağmen halen 128 milyar dolar yalanına devam etmesi, hukuken bir tazminat sorumluluğunu gerektirir, bu kişilik haklarına tekrar saldırıda bulunması niteliğindedir. İkincisi, Türk Ceza Kanunu 267. madde uyarınca iftira suçunun unsurları itibarıyla iftira suçu da işlenmiş sayılabilir. Çünkü burada açıkça yargı kararıyla, Anayasa Mahkemesi'nden de geçmiş olan bir durumda, bir iftirayı siz tekrar gündeme getiriyorsunuz ve bunu daha da genişlettirip fon meselesi üzerinden yalan ve iftiralarınıza devam ediyorsunuz. Bir tez danışmanı olması, bir suçun işlendiğini veya bu işle doğrudan bir bağlantı olduğunu göstermez ki" sözleriyle aktardı.

"ASIL HEDEF CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE TÜRK EKONOMİSİDİR"

Geçmişte AK Parti Kadıköy İlçe Başkanlığı görevini yürüttüğünü ve Berat Albayrak’ın fedakar çalışmalarına bizzat şahitlik ettiğini kaydeden Ahıakın, "Sayın Berat Albayrak'ın döneminde enflasyonun ve faizin tek hanelere inmesi, yurt dışındaki 350 ton altının Türkiye'ye getirilmesi ve Enerji Bakanlığı döneminde Mavi Vatan'da sondaj gemileri anlamında Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte liderliğinde atılan adımlara baktığımızda, Sayın Berat Albayrak hem yurt dışındaki Türkiye düşmanlarının hedefi haline gelmişti, hem de içerideki kuklaları ve özellikle yurt dışındaki FETÖ firarisi kişilerin yayınlarında kişilik haklarına saldırı niteliğinde yayınlar yapıldığını görmüştük. Bugün baktığımızda aynen 17-25 Aralık emniyet ve darbe girişimindeki yöntemlerle, benzer bir akıl yurt dışından bu fon meselesinde Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alıyor. Asıl hedef Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır" dedi.

"CHP BELEDİYELERİNDEKİ MİLYARLARCA LİRALIK KAMU ZARARININ HESABINI VERSİNLER"

CHP yönetiminin kendi içindeki skandalları gizlemek için Berat Albayrak’a saldırdığına dikkat çeken Avukat Aydoğan Ahıakın, "Faik Öztrak'ın açıklamalarında ben şunu göremiyorum: CHP'li belediyelerde yaşanan yolsuzluklardan, açılan ceza davalarından, milyarlarca liralık kamu zararından Faik Öztrak hiç bahsetmiyor. Kendi partisi içerisinde yaşanan, özellikle Yeni Parti ile kendi aralarındaki bu kaos, kriz ve rekabette kendileri de bir rol kapmak için Sayın Berat Albayrak'a yönelik hukuken tazminat sorumluluğu ve suç teşkil edebilecek iftiralarda bulunmuşlar. CHP'nin yapması gereken, vatandaşımızın, kamunun hakkının kendi belediye başkanları tarafından nasıl çarçur edildiğinin önce bir hesabını vermeleridir" ifadelerini kullandı.

"ENFLASYONU %25'TEN %8'E DÜŞÜREN BİR BAŞARIYA TAHAMMÜL EDEMİYORLAR"

Berat Albayrak'ın görev süresi boyunca elde edilen tarihi ekonomik kazanımları anımsatan Ahıakın, "Sayın Berat Albayrak zaten 2020 yılında aktif siyaseti bırakmış. Şu an vakıf ve hayır işleriyle meşgulken birdenbire ismini gündeme getiriyorlar. Sayın Berat Albayrak bu ülkeye hizmet etmekten başka ne yaptı? Bakın yüzde 25'ten enflasyonu yüzde 8'e düşürdü kendi bakanlığı döneminde. Türkiye ekonomisi Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Berat Bey'in bakanlık döneminde en iyi dönemlerinden birini yaşadı, biz bunu gördük. Bunlar muhalefet tarafından tamamen uydurulmuş iftiralar ve yalanlardır" dedi. Stüdyo sunucusunun Özgür Özel'in "doğruluğuna bakılmaksızın her şeyi yayın" talimatını hatırlatması üzerine Ahıakın, muhalefetin gerçeği araştırmaksızın çamur at izi kalsın mantığıyla hareket ettiğini ve bu sorumsuz yaklaşımın hukuk önünde mutlaka hesabının sorulacağını belirterek değerlendirmelerini tamamladı.

"MESELELERİNİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR"

A Haber canlı yayınına telefonla bağlanan Sabah Gazetesi Yazarı Melih Altınok, muhalefetin yürüttüğü algı operasyonunun asıl amacına değinerek, "Meselenin üstünü örtmeye çalışıyorlar, bu kadar söyleyeyim sana. Şimdi Abdulkadir Selvi'nin yazısındaki gibi işte Gogol'ün Palto'sundan hikayesini alıyor, Cumhuriyet Halk Partisi'nin sözcüsü çıkıyor, bu hikaye üzerinden bir kurgu oluşturuyor ve gösterdiği delil de işte Borsa İstanbul'un Yönetim Kurulu Başkanının Berat Albayrak'ın tez danışmanı olması. Yani meseleyi buraya çekmek, aslında her yönüyle tartışılıyor fon krizi meselesi" ifadelerini kullandı. AK Parti tabanının ve hükümetin şeffaf tutumuna vurgu yapan Altınok, "Sayın Cumhurbaşkanı bugün çok net bir mesaj verdi. 'Bizim öyle bir tabanımız var ki bu meselenin üzerine gidiyor, her türlü eleştiriyi de biz dikkate alıyoruz ve bu yönde adımlar atıyoruz' diye. Fon krizi çıktığından beri AK Parti tabanı örnek bir tavır sergiliyor. Siz bu süreci nasıl tersine çevirebilirsiniz? Ben bir 17-25 Aralık tezgahının yapılmaya çalışıldığını düşünüyorum başından beri" dedi.

İBB YOLSUZLUKLARININ ÜZERİNİ KAPATMA ÇABASI
Melih Altınok, muhalefetin kendi iç krizlerini perdelemek için Berat Albayrak ismine sarıldığını belirterek, "Bu konu gündeme gelince CHP'nin içinde olduğu, şimdi Yeni Parti mi diyeceğiz bilmiyorum, Ekrem İmamoğlu'nun ve İBB'deki yolsuzluk soruşturması konusu tadilleştirilmeye çalışılıyor ve her cepheden kalemler, siyasetçiler bu işe ortak oluyorlar" sözleriyle aktardı. Albayrak'ın tarihi uyarısını hatırlatan Altınok, "Berat Albayrak görevi bıraktığında çok önemli bir şey söyledi. Bence tarihin her sürecinde bunu sürekli hatırlıyoruz o günden beri, ben şahsen hatırlıyorum; 'At izi it izine karıştı' diye. Bu süreç içerisinde öyle ittifaklar kurulmuş ki ve bunun üzerinden de yani fon soruşturmasını alakasız zeminler üzerinden tartıştırıp muhalefetten ve bir kesimden alkış almaya çalışıyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

"128 MİLYAR SÖYLEMİ BİR FETÖ SÖYLEMİDİR"
CHP'nin ve Faik Öztrak'ın sistematik saldırılarının arkasındaki kirli iş birliğine işaret eden Melih Altınok, "Faik Öztrak şu an işte Yeni Parti ile ayrışma süreci yaşadıkları için muhalefetten yoğun eleştiri alıyor. Ve bunun içinde bir salvo yapıyor, Berat Albayrak'ı konuya getirmeye çalışıyor. Berat Albayrak görevi bırakalı yıllar oluyor, bu süreç içerisinde de herhangi bir şekilde adı geçmiyor. 128 milyar söylemi FETÖ söylemidir, çok net söylüyorum. 128 milyar konusu hem mahkemeler tarafından hem de Anayasa Mahkemesi'nde, hatta geçtiğimiz günlerde karar alındı, Berat Albayrak'ın bu konuyla bir dahli olmadığı ve ortada da bir 128 milyarın buharlaşmasının söz konusu olmadığı en yüksek mahkemeler tarafından kanıtlandı" ifadelerini kullandı. Altınok, "Burada bir 17-25 Aralık ittifakı oluşturulmuş durumda. Bunun içerisinde de beş benzemezle bir ittifak kurmuşlar. FETÖ trolleri yurt dışından yayınlar yapıyorlar, bunlarla alakalı olmaması gereken Faik Öztrak süreci gündeme getiriyor" şeklinde konuştu.

ALBAYRAK PANDEMİ DÖNEMİNDE TÜRK EKONOMİSİNİ KORUDU
Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı dönemindeki tarihi icraatlarını anımsatan Melih Altınok, "Berat Albayrak döneminde Türk ekonomisinin durumunu herkes hatırlıyor. Hatta benim çok önemsediğim konulardan birisi bu pandemi sürecidir. Ben içinde bulunduğumuz, bütün dünyanın krizlerinin de pandemi sürecinde bir startı verildiğini düşünüyorum servet transferi de dahil olmak üzere. Berat Albayrak o dönem hükümette olmasa, pandemi kapatma kararları bunlar çok daha rijit şekilde alınacaktı ve Türk ekonomisi de bu işten çok büyük zarar görecekti. Ben bunların, derler ya her başarının bir karşılığı olur mutlaka diye, bunun ödetilmesi süreci olduğunu düşünüyorum" dedi.

"ÇARKLARINA ÇOMAK SOKULDUĞU İÇİN KORKUYORLAR"
Stüdyo sunucusunun "Yıllardır medyada dahi görünmeyen Berat Albayrak ismi neden hala hedef alınıyor?" sorusunu yanıtlayan Melih Altınok, muhalefetin büyük bir panik yaşadığını belirterek, "Çarklarına öyle bir çomak soktu ki çünkü, yani korkuyorlar anlatabiliyor muyum? Berat Albayrak ihtimalinin kendisinden korkuyorlar. Geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi'nin kararından bahsettim bu 128 milyar hikayesi yalanı ile ilgili. O gündeme geldiğinde mahkeme kararıyla bu iş açığa çıktı. O mahkeme kararını bazıları 'Eyvah' diye okudular biliyor musun? Ben buna bağlıyorum, yani çarklarına öyle bir çomak sokuldu ki 'Aman' diyorlar, 'Aman!' Bunun başka bir izahı yoktur. Bu gelişmeleri böyle okuyarak paniklediklerini düşünüyorum. O ihtimale karşı 'Aman' diyorlar, o yüzden bir darbe de buradan vuralım diyorlar" ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

Sabah Gazetesi Yazarı Melih Altınok, A Haber canlı yayınında eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı hedef alan yeni algı operasyonunu ve muhalefetin iftira siyasetini sert sözlerle eleştirdi. 6 yıl önce aktif siyaseti bırakan ve hiçbir siyasi polemiğin içinde yer almayan Albayrak’ın, "fon soruşturması" bahane edilerek yeniden hedef tahtasına oturtulmasının arkasında yatan korku ve paniği anlatan Altınok, 17-25 Aralık benzeri bir kumpas tezgahlandığına ve asıl yolsuzlukların üzerinin örtülmek istendiğine dikkat çekti.

SALDIRI TALİMATINI KİM, NEDEN ŞİMDİ VERDİ?

Ankara siyasetini yakından takip eden Gazeteci Zafer Şahin, A Haber canlı yayınında eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı hedef alan asılsız iddialara ve muhalefetin iftira siyasetine çok sert tepki gösterdi. 6 yılı aşkın süredir aktif siyasetten uzak olan Albayrak'ın fon soruşturması bahane edilerek yeniden hedef tahtasına oturtulmasının arkasındaki kirli planı anlatan Şahin, Faik Öztrak ve Ümit Özlale üzerinden yürütülen kumpasın asıl sorumluları perdeleme amacı taşıdığını ve bu saldırıların arkasındaki odakların sorgulanması gerektiğini vurguladı.

Canlı yayında önemli değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Zafer Şahin, yaşanan sürece hiç şaşırmadıklarını belirterek, "Hiç şaşırmadık Hikmet, her zaman olduğu gibi ne zaman çetrefilli bir konu olsa ve asıl sorumlular gizlenmek istense hemen gündeme Berat Albayrak'ın adı getirilir. Burada da aynı senaryoyu sergiliyorlar. Çok enteresandır, yani bundan altı küsur yıl önce görevden ayrılmış bir ismin, bugün muhalefet tarafından, yine muhalefete belli konularda servis edildiği anlaşılan belgelerle hedef haline getirilmeye çalışılması, aslında burada kimi sorumluların gözden kaçırılmaya çalışılmasıyla aynı anlama geliyor" ifadelerini kullandı. Muhalefetin bu bilgileri ve Berat Albayrak'a hücum etme talimatını kimden aldığının sorgulanması gerektiğine dikkat çeken Şahin, "Kimin taşeronu olarak bu adımları atıyorsunuz? Orası çok ilginç" sözleriyle operasyonun perde arkasına işaret etti.


BERAT ALBAYRAK'I YİNE KİMLER, NEDEN HEDEF ALIYOR?
Birbirine zıt muhalefet partilerinin ortak paydada buluşmasının manidar olduğunu kaydeden Zafer Şahin, "İlginçtir, Faik Öztrak gibi, Ümit Özlale gibi siyaseten bugün kavgalı olan, farklı partilerde olan isimlerin dahi ortak hedefi Berat Albayrak. E Berat Albayrak görevden ayrılalı altı küsur sene olmuş. Bu bahse konu olan fon soruşturması son iki yılı kapsıyor, 2024-2026 dönemini kapsıyor. Berat Albayrak 2020'den beri yok. Neden şimdi sistemli bir biçimde acaba Berat Albayrak'ın ismini gündeme getirmeye çalışıyorlar? Muhalefetin hiçbir konuda anlaşamayan Yeni Parti ve CHP'nin Berat Albayrak'a hücum etme, Berat Albayrak'ı sanki bu işin bir numaralı sorumlusu gibi gösterme motivasyonunun arkasında kim var, kimler var, neden bunu yapıyorlar?" dedi. Sosyal medyada yapay zeka ile hazırlanan sözde ilişki tablolarının akıllara ziyan olduğunu belirten Şahin, Berat Albayrak'ın tez danışmanı üzerinden zorlama bağlar kurulmaya çalışıldığını ifade etti.


ZAFER ŞAHİN: "FAİK ÖZTRAK'TA GARİP BİR BERAT ALBAYRAK TAKINTISI VE KOMPLEKSİ VAR"
CHP'li Faik Öztrak'ın geçmişten bu yana Berat Albayrak'a yönelik husumet beslediğini dile getiren Zafer Şahin, "Bu iddiaları gündeme getiren isim Faik Öztrak da çok ilginç. Ben yakinen takip ediyorum, Faik Öztrak'ta niyeyse çok tuhaf bir Berat Albayrak fobisi var, kendince bir kompleks duyuyor. 2020 yılıydı, o zaman da mesela Berat Albayrak'a sosyetik olmakla itham etmişti Faik Bey. Ama Faik Bey biliyorsun aslında Türkiye'nin açık ara en sosyetik siyasetçisidir. Aileden en az üç dört kuşaktan itibaren hep Öztraklar ailesi bakandır, milletvekilidir. Faik Bey de böyle ağzında gümüş kaşıkla doğan bir isim olarak her zaman devletin, CHP'nin en önemli koltuklarını işgal etmiş bir isimdir" sözleriyle aktardı.


"ASIL HESAP VERMESİ GEREKEN FAİK ÖZTRAK'TIR"
Faik Öztrak'ın Türk ekonomisine geçmişte vurduğu darbelere değinen Zafer Şahin, "Faik Öztrak'ın yapması gereken, bence 25 yıl önce meşhur 2001 ekonomik krizindeki rolüne dair bir hesap vermesidir. O hesabı vermeli Faik Öztrak. O dönemde biz Faik Öztrak'ın 2001 yılında Kemal Derviş'le beraber Türk ekonomisinde neler yaptıklarını belgeleriyle yazmıştık. Orada IMF'den gelen bir talimatla mali yapıları sağlam olmasına rağmen 5 bankanın bizzat Faik Öztrak'ın imzasıyla nasıl batırıldığını ben o dönem köşemde yazmıştım. Faik Öztrak'ın kamu da Kemal Derviş'in yardımcısı olarak Türk ekonomisine verdiği, attığı o imzayla milyar milyar dolarlık zararların detayları hala devletin arşivlerinde duruyor" ifadelerini kullandı.

 

CHP VE YENİ PARTİ'NİN 'FON' KUMPASI A HABER'DE DEŞİFRE EDİLDİ

A Haber ekranlarında yayınlanan programda, 2020 yılında aktif siyaseti bırakan eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a yönelik muhalefet cephesinden başlatılan asılsız "fon" karalaması masaya yatırıldı. Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü Kenan Kıran, CHP ve Yeni Parti hattında üretilen iftiraların perde arkasını tek tek deşifre ederken, yargı kararlarıyla çöken "128 milyar dolar" yalanının nasıl yeniden ısıtılıp servis edildiğini çarpıcı detaylarla gözler önüne serdi.

"128 MİLYAR DOLAR YALANI MAHKEMEDE ÇÖKTÜ"
Kenan Kıran, söz konusu fon tartışmaları üzerinden doğrudan Türkiye ekonomisinin hedef alındığına dikkat çekerek, "Bu fon olayı üzerinden yine ekonomi hedef alınıyor. Az önce ifade ettin; Merkez Bankası'nın 128 milyar doları kayıp diye o dönem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir paylaşımda bulundu. Canan Kaftancıoğlu her tarafa afişler astı, eylemler yaptılar. Sayın Berat Albayrak avukatı aracılığıyla dava açtı. İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi CHP'ye 'Veri ve deliliniz var mı?' diye sordu, CHP 'Yok' dedi. Mahkeme Berat Albayrak'a 60 bin lira tazminata hükmetti ve karar kesinleşti. Yani bu iddianın yalan olduğu mahkemece belgelendi. O dönem Masum Türker de Merkez Bankası verilerinin kayıt altında olduğunu ve kaybolmayacağını açıklamıştı" ifadelerini kullandı.


"BAKANLARA ATILAN İFTİRALAR TEK TEK ÇÜRÜTÜLDÜ"
Muhalefetin asılsız suçlamalarını sürdürdüğünü belirten Kenan Kıran, "Büyük yalan söyledikleri belgelendi. Şimdi fon olayı ortaya çıktı; Ümit Özlale, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş'ı hedef aldı. 'Sen fondan para almışsın' dedi. Sayın Bakanımız ağlamaklı bir şekilde 'Böyle bir param yok, ispatlamazsanız istifa etmelisiniz' diyerek meydan okudu. Özlale ardından Ticaret Bakanımız Ömer Bolat'ı hedef aldı, yani aslında Türkiye Cumhuriyeti'ni ve ekonomiyi hedef aldı. Ümit Özlale hakkında Ankara Kuşu adlı hesabın ortaya attığı fon vurgunu iddiası ise isim benzerliği çıktı. Eşi Serap Hanım 'İspatlamayanlar şerefsizdir' dedi, vatandaşa hakaret etti. Şimdi de eski Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak'ı hedef aldılar. Berat Albayrak 6 senedir siyasetle ilgilenmiyor, Bakanlıktan ayrıldı" değerlendirmesinde bulundu.


"CANLI YAYINDA MEYDAN OKUDULAR, ÇARK ETTİLER"
Sunucu da kabine üyelerinin net duruşunu hatırlatarak, "Mahinur Özdemir Göktaş Hanımefendi 'Bu iddia falan değil, direkt iftiradır' diyerek çok iyi bir duruş sergiledi. Şimdi bu iftiranın iftira olduğunu kendileri de kabul ettiler. Özgür Özel de 'İsimler karışmış, Ekrem İmamoğlu'nun babası da hedef alınıyor' diyerek komik bir savunma yaptı. 5 dakika içinde gerçek ortaya çıktı" ifadelerini kullandı ve Kenan Kıran da "Yalan söyledikleri belgelendi, şimdi bunun üzerinden Sayın Berat Albayrak'ı hedef alıyorlar" sözleriyle algı operasyonunun hedefini özetledi.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin