Bakan Kurum'dan Paris'te dikkat çeken mesaj: "İklim meselesi artık bir güvenlik meselesidir"
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Paris'te düzenlenen OECD Konsey Toplantısı'nda COP31 Başkanlığı ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) arasındaki stratejik ortaklığı duyurdu. Kurum, iklim finansmanının artırılması gerektiğini belirterek, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal boyutları bulunan bir güvenlik meselesi olduğunu ifade etti.
Bakan Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarındaki artışa dikkat çekerek iklim güvenliği için de benzer bir kaynak seferberliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Kurum, "Güvenlik, yalnızca askeri değil, iklimsel, ekonomik ve toplumsaldır. İklim meselesi artık bir gündem maddesi değil, bir güvenlik meselesidir. Ertelenemez, ötelenemez, ikinci plana atılamaz." ifadelerini kullandı.
COP31 VE OECD ARASINDA STRATEJİK ORTAKLIK
Kurum, OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, OECD üyesi ülkelerin büyükelçileri ve daimi temsilcilerin katıldığı programda COP31 Başkanlığı'nın eylem gündemi ve öncelikleri hakkında bilgi verdi.
COP31 Başkanlığı ile OECD'nin stratejik ortaklığını açıklayan Kurum, OECD'nin ekonomi alanındaki uzmanlığı, veri analizleri ve uluslararası karşılaştırma kapasitesinin iklim eylemine katkı sağlayacağını belirtti.
Kurum, "Güvenilir ve karşılaştırılabilir OECD verileri ihtiyaçların doğru tespit edilmesini, finansmana erişimin ve bu erişimdeki eşitsizliklerin azaltılmasını ve sınırlı kaynaklarla daha yüksek iklim etkisi oluşturulmasını mümkün kılan bir yol haritası sunmaktadır." dedi.
Türkiye'nin COP31 hazırlıklarında "uygulama" başlığını öne çıkardığı daha önce de açıklanmıştı. Antalya'da düzenlenecek COP31'in 9-20 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Fotoğraf: Resmi Kurum
"ARTIK HEDEFE NASIL ULAŞACAĞIMIZI DA KONUŞMALIYIZ"
İklim diplomasisinde hedeflerin belirlenmesinden uygulama aşamasına geçilmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, COP31 Başkanlığı'nın yaklaşımını "diyalog, uzlaşı, aksiyon" olarak açıkladı.
Türkiye'nin COP31 Başkanlığı ve ev sahipliğini, Avustralya'nın ise müzakere sürecinin başkanlığını üstlendiğini hatırlatan Kurum, Ankara, İstanbul, Hatay, Bonn, Londra ve Trabzon'da gerçekleştirilen toplantılarla eylem gündemine yönelik hazırlıkların sürdürüldüğünü belirtti.
Kurum, "Hedefler yeteri kadar belirlendi. Artık tam anlamıyla uygulamaya geçmemiz gerekiyor. Artık hangi hedefe ulaşacağımız kadar o hedefe nasıl ulaşacağımızı da konuşmak mecburiyetindeyiz." ifadelerini kullandı.
COP31'İN 10 ÖNCELİKLİ BAŞLIĞI
Kurum, COP31 Başkanlığı kapsamında temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyon, Sıfır Atık ve metan azaltımı, iklime dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar ve denizler, dirençli sağlık sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsü olmak üzere 10 öncelikli tema belirlendiğini açıkladı.
Finansman, teknoloji ve kapasite geliştirmeyi bu başlıkların tamamını kesen ortak unsurlar olarak değerlendiren Kurum, özellikle gelişmekte olan ülkelerin kapasitesinin artırılmasının önemine işaret etti.
Fotoğraf: Resmi Kurum
2035 İÇİN SOMUT UYGULAMA HEDEFLERİ
COP31 Başkanlığı'nın 2035 Uygulama Hedefleri kapsamında küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35'e çıkarılması, atık üretimindeki artışın yarı yarıya azaltılması ve bina sektöründeki enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 düşürülmesi gibi hedefler öne çıkıyor.
Üretim ve imalat sektöründe döngüsel malzeme kullanımının artırılması, iklim dirençli tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve iklim değişikliğiyle mücadele eğitimlerinin toplumun tüm kesimlerinde tamamlanması da gündemde bulunuyor.
Kurum, bu hedeflerin 1,5 derece hedefi doğrultusunda somut sonuçlar ortaya koymasını amaçladıklarını belirterek, "Artık konuşmadan eyleme geçtiğimizi tüm dünyaya hep birlikte gösteriyor olacağız ve netice alacağız." dedi.
"İKLİM KRİZİNDEN DAHA YAKIN, DAHA KESİN BİR TEHDİT VAR MI?"
İklim finansmanının daha güçlü şekilde ele alınması gerektiğini vurgulayan Kurum, güvenlik kavramının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
NATO ülkelerinin savunma yatırımlarını milli gelirlerinin yüzde 5'ine kadar yükseltme yönündeki adımlarına değinen Kurum, geleceğe yönelik tehditler için kaynak ayrılabildiğini belirterek, "Peki, iklim krizinden daha gerçek, daha yakın, daha kesin bir tehdit var mı? Bu durum karşısında neden harekete geçmiyoruz?" diye sordu.
Kurum, iklim güvenliğine de aynı stratejik ciddiyetle yaklaşılması gerektiğini ifade ederek, temiz enerji, elektrifikasyon, su güvenliği, dirençli şehirler ve yeşil sanayi için daha fazla kaynak ayrılması çağrısında bulundu.
OECD'NİN VERİ VE ANALİZ GÜCÜ COP31'E TAŞINACAK
Kurum, OECD'nin veri ve ekonomik analiz kapasitesinin COP31'in uygulama gündemiyle birleştirileceğini belirtti.
Bu kapsamda Türkiye'nin yerel yönetimlerin politika ve proje hazırlığı, kurumsal kapasite ve finansmana erişimini aynı süreçte ele alan Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansman Kolaylığı (SURFF) yaklaşımını örnek gösteren Kurum, OECD ortaklığının somut çıktı üretme açısından önem taşıdığını söyledi.
Kurum, "OECD'nin veri ve ekonomik analiz kapasitesini, politika tecrübesini ve uluslararası karşılaştırma araçlarını COP31'in uygulama gündemiyle buluşturuyoruz. Hedefimiz Antalya'ya kadar somut çıktılar üretmektir." dedi.
Fotoğraf: Resmi Kurum
KURUM'DAN ANTALYA DAVETİ
Konuşmasının sonunda OECD ülkelerinin büyükelçileri ve daimi temsilcilerini Antalya'ya davet eden Kurum, New York İklim Haftası, Fiji'deki Pre-COP ve Antalya'daki COP31 sürecine ilişkin hazırlıkların devam edeceğini belirtti.
11-12 Kasım'da Dünya Liderler Zirvesi'nin iklim eylemine siyasi ivme kazandıracağını ifade eden Kurum, Türkiye'nin Avustralya ile birlikte şeffaf, kapsayıcı ve uzlaşı odaklı bir COP31 Başkanlığı yürütmeyi sürdüreceğini söyledi.
Kurum, konuşmasını "Antalya'da gelin dünyanın bu kötü gidişatına hep birlikte dur diyelim. Gelin hep birlikte daha fazla sorumluluk alalım ve çocuklarımız için, geleceğimiz için bu mücadeleyi daha kararlı bir şekilde yürütelim." sözleriyle tamamladı.

