Bakan Fidan’dan NATO Ankara Zirvesi mesajı: Trump’ın katılımında Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın diplomasisi etkili oldu
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-ABD ilişkileri, Ankara NATO Zirvesi, CAATSA süreci ve savunma sanayii başlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Başkan Erdoğan’ın diplomatik temaslarının zirve katılımı üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı canlı yayın programında (2 Temmuz) Türkiye-ABD ilişkileri, yaptırımlar, F-35 programı ve bölgesel gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Fidan (Foto: AA ARŞİV)
Bakan Fidan'ın açıklamalarından satır başları:
ABD yönetimi ve sayın Trump'ın NATO zirvesine katılacağını teyit ettiler. Bu NATO topluluğu için önemli bir haber. Ayrıca Sayın Trump buna katılıyor çünkü davet eden Sayın Erdoğan. Eğer davet eden Sayın Erdoğan olmasaydı, katılmayacaktı. Bu artık büyük bir stratejik denklem oldu, bu denklem günümüzdeki meydan okumaları, çatışmaları, sıkıntıları göz önünde aldığınızda ne kadar büyük bir rol oynadığını görürsünüz.
Burada Cumhurbaşkanımızın küresel liderlik vizyonu, geliştirdiği ilişki ağı, oluşturduğu güven, insanlar nazarındaki prestij ve Türkiye'nin geldiği nokta önemlidir. ABD ile yıllar içinde inişli çıkışlı konularımız var. Ticaret, ekonomi, eğitim, teknoloji alanlarında iyi yürüyen alanlar var, bunları ilerletmeye çalışıyoruz. ABD ile ilişkiler olumlu süreçte. Cumhurbaşkanımızın küresel vizyonu çok önemli.
Trump ve Başkan Erdoğan (Foto: AA ARŞİV)
"CAATSA KALDIRILABİLİR"
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönünde bir irade var. Birçok konuda Türkiye'nin ne kadar yapıcı, istikrarlaştırıcı bir rolü olduğunu herkes görüyor. Dolayısıyla bu rol, aslında Amerika Birleşik Devletleri gibi gerçekten küresel manada kendisine gereğinden fazla yük alan bir ülkenin, belli noktalarda Türkiye gibi ortaklara güvenmesi için birçok neden ortaya çıkarıyor.
Ben tabii şöyle düşünüyorum: Amerika Türkiye'yi bir yere konumlandırır, biz Amerika'yı bir yere konumlandırırız. Her ülke, kendi millî stratejisi çerçevesinde başka ülkeleri ve aktörleri bir yere konumlandırır. Ama bizim durduğumuz yerden şuna bakıyoruz: Başkalarının bizi konumlandırdığı yerden ziyade, biz kendi millî egemenlik anlayışımızla, irademizle ve açık idrakimizle ne istiyoruz, nasıl istiyoruz, niye istiyoruz; bu önemli. Ve bunun müzakeresini yapmak önemli.
Şimdi aktörler karşılarında sorumlu, ne istediğini bilen ama rasyonel; herkes için istikrarlaştırıcı bir rol oynayan bir aktör gördüğü zaman, bu konuda herkes sizinle çalışmak istiyor açıkçası.
Ben Amerika'nın küresel rekabette yeni bir aşamaya geldiğini görüyorum. Çin ile ilgili konularda çok ciddi bir politika değişimi olması lazım. Donald Trump yönetiminin ortaya koyduğu millî güvenlik siyaset belgesine baktığınız zaman, aslında çok radikal, devrimci bir yeniden tanımlama var; bütün uluslararası ilişkileri yeniden tanımlayan bir yaklaşım var. Bununla ilgili daha önce de konuştuk.
(Foto: AA)
F-35 VURGUSU
F-35 satış yasağının kaldırılmasıyla programa yeniden üretici ortak olarak dönmek iki ayrı konu. Satış yasağının kaldırılması pratik açıdan daha kolay. CAATSA sonrasında bunun gerçekleşebileceğini düşünüyorum. Programa yeniden ortak olarak dönülmesi ise konsorsiyumun alacağı yeni bir karara bağlı.
İSRAİL MESAJI: KİMSEDEN KORKACAK GERİ ADIM ATACAK HALİMİZ YOK
İsrail ortaya koyduğu bu politikayı da belli bir illüzyonun arkasına saklamış ve Batı da bunu satın almayı kabul etmiş. Ama ne zaman ki o politika artık insanlığın gözünde çalışamaz, inandıramaz, kandıramaz hâle geldi; işte o zaman herkes riskleriyle baş başa kaldı.
Bakın, dünyanın her yerinde üniversite kampüslerinden gazetelere, entelektüel platformlara kadar inanılmaz bir İsrail karşıtlığı oluşmuş durumda. Neden? Çünkü göz göre göre katliam yapıyorlar, göz göre göre her yerde istikrarsızlaştırıcı rol oynuyorlar. Eskiden bir iki basit medya hamlesiyle bunu gizleyebiliyorlardı. Şimdi bunu gizleyemiyorlar.
İsrail şu anda, az önce tarif ettiğim bu yok edici ve uluslararası toplumun lanetlenmesine uğramış imajını değiştirmek için yeni bir düşman arayışı içerisinde. Gittiğim yerlerde de bana soruluyor. Ben diyorum ki: İsrail kendisine bir düşman yaratmaya çalışıyor.
Bizim açımızdan ise, İsrail veya herhangi bir aktör, Millî ve bölgesel çıkarlarımızı hedef alan hiçbir aktör karşısında korkacak, çekinecek, geri adım atacak hâlimiz yok. Bize bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz; hiç problem değil. Problem şu: İsrail sadece benim değil, dünyanın sorunu. Bunu böyle anlatmak gerekiyor. İsrail sadece Türkiye'nin sorunu değil, sadece Recep Tayyip Erdoğan'nın meselesi değil. Sayın Cumhurbaşkanımızın buna yüksek sesle karşı çıkması ayrı bir konu. Ama bu, insanlığın ortak sorunu.
TRUMP: ERDOĞAN'I ÇOK MUTLU EDECEK BİR ŞEY YAPACAĞIM
Öte yandan hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile düzenlediği ortak basın toplantısında Türkiye'ye yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştu.
Trump, "Türkiye'ye jet motoru ve F-35 satışı konusunda Ankara'ya güzel haberlerle gidip gitmeyeceği" yönündeki soruya şu yanıtı vermişti: "Sanırım öyle yapacağım. Türkiye bir NATO üyesi. Bazıları Türkiye'yi öyle görmüyor ama aslında öyle. O, NATO'nun güçlü bir üyesi. Evet, muhtemelen onu (Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı) çok mutlu edecek bir şey yapacağım."
