Osman Gökçek Meclis'te yaşananları A Haber'de anlatıyor: Özel Silivri'den arayıp "orayı karıştırın" dedi

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
Osman Gökçek Meclis'te yaşananları A Haber'de anlatıyor: Özel Silivri'den arayıp "orayı karıştırın" dedi

Adalet Bakanlığı’na atanan Akın Gürlek ile İçişleri Bakanlığı’na getirilen Mustafa Çiftçi’nin TBMM’deki yemin töreninde “CHP vandallığı” yaşandı. Meclis tarihinde görülmemiş bir skandala imza atan CHP’liler kürsüyü işgal ederek Gürlek’in yeminini engellemeye çalıştı. AK Partili vekiller Gürlek’in etrafından etten duvar ördüler. Çıkan kavgada yumruklar ve tekmeler havada uçuştu. AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek, Meclis’te yaşanan kavgaya ilişkin A Haber’e özel açıklamalarda bulundu. Gökçek, "Bakanımızın olduğu kürsüye saldırdılar" diyerek yapılanın anayasayı çiğnemek olduğunu söylerken, "Özgür Özel Silivri'den arayıp 'orayı karıştırın' dedi." diye konuştu.

Adalet Bakanlığı görevine atanan Akın Gürlek ile İçişleri Bakanlığı'na getirilen Mustafa Çiftçi'nin TBMM Genel Kurulu'ndaki yemin töreni gergin anlara sahne oldu. Yemin sırasında bazı CHP milletvekilleri kürsüyü işgal etti. Bu sırada Genel Kurul'da tansiyon yükseldi. AK Parti milletvekilleri Gürlek'in etrafında toplanırken, taraflar arasında yumruklu kavga yaşandı.

AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek, A Haber'de yayınlanan Banu El ile Arka Plan programında yaşanan arbedeyi ve bakanın etrafında nasıl etten duvar ördüklerini anlattı.

Meclis'te yaşanan kavgaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gökçek, yaşananların perde arkasını şöyle açıkladı:

"Aziz vatandaşlarımız da izlediler, kimin hangi halde olduğunu görebiliyoruz. 'Ben onu döveceğim, sen beni döveceksin' gibi söylemler biraz çocukça. Çünkü kendisi maalesef bu noktada milletvekilliğinin ağırlığını kaldırabilecek bir kişi değil. Orada asıl amaçları Sayın Bakan'a karşı bir hamle yapmak ve demokratik, anayasal hakkımızı engellemeye çalışmaktı. Bu eşkıya tavrına karşı beklemedikleri bir duruşla karşılaşınca bunu hazmedemediklerini görüyorum.

"ŞİDDETE YÖNELİK BİR GRUP GİBİ HAREKET EDİLİYORDU"

Dün Sayın Bakanımız geldiğinde, bakanlara ayrılan arka bölümdeki beyaz alanda yerini aldı. İlk başta yalnız kaldığını görünce muhalefet sıralarından bazı isimlerin ayağa kalkıp o tarafa yöneldiğini fark ettim. Hemen ben de oraya gittim ve Sayın Bakanımıza yönelik bir girişim olabileceğini düşünerek önünde durdum. Yetkililerimiz Bakanımızı kürsüye yemin için getirirken ortam karışınca güvenli alana aldılar. O sırada Mahmut Tanal Bakanımızın yanına gelerek bağırıp çağırdı, uygunsuz hareketlerde bulundu. Ardından karşı taraftan kitap fırlatıldığını gördüm. Bu normal bir durum değildi; tamamen şiddete yönelik bir grup gibi hareket ediliyordu. Görüntülerde de var, hemen Bakanımızın önünde bir set oluşturmaya çalıştım.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"GEÇMİŞTE DE BENZER GİRİŞİMLERİ OLDU"

Türkiye Cumhuriyeti'nde vatandaşın oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanımızın atadığı bir bakana 'yemin ettirmeyiz, konuşturmayız' demek anayasayı hiçe saymaktır ve şiddeti körükler. Ben Özgür Özel'i, Ali Mahir Bey'i ya da Murat Emir'i sevmeyebilirim. Ama bu nedenle onların yeminine engel olmaya kalkışabilir miyim? Böyle bir durumda CHP'liler de bana gereken cevabı verir. Sürekli şiddetle anılan bir siyasi tavırdan söz ediyoruz. Zaman zaman polise, hâkimlere yönelik çıkışlar görüyoruz. Plan Bütçe Komisyonu'nda İçişleri Bakanımıza, Sayın Varank'a karşı benzer girişimler oldu. İki hafta önce emeklilerle ilgili görüşmede araya girmeye çalışan bir arkadaşımız yumruklandı. Biz o zaman da sağduyumuzu koruduk.

"BİR FİZİKSEL BİR SALDIRI YAŞANSAYDI BUNU NASIL AÇIKLAYACAKTIK?"

Ancak Cumhurbaşkanımızın verdiği bir kararı kabul etmeyip Bakanın önüne geçmeye kalkarlarsa bunu kabul edemeyiz. CHP'nin kendi iç atamalarına ya da belediye başkan tercihlerine karışıyor muyuz? Halkın iradesi Cumhurbaşkanımızda tecelli etmişse buna saygı göstermek gerekir. Bakanımızın yeminini engellemeye çalışmak kabul edilemez. Orada fiziksel bir saldırı yaşansaydı bunu nasıl açıklayacaktık?

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"MAHMUT TANAL HAMLE YAPMAYA KALKTI"

Bakanımızı güvenli şekilde gönderdikten sonra Mahmut Tanal yeniden hamle yapmaya kalktı, onu da engelledim. Bunun temel sebebi budur. TBMM'nin kuralları vardır. Kürsüde konuşan bir hatip yerinden dinlenir; laf atılabilir, protesto edilebilir ya da salon terk edilir. Ancak kürsüye yürümek kavga göstergesidir ve buna karşılık verilir.

"HUKUKİ AÇIDAN BİR BEDEL VARSA ÖDEMEYE HAZIRIM"

Hiç pişman değilim. Yarın aynı olay yaşansa yine yaparım. Hukuki açıdan bir bedel varsa ödemeye hazırım. Türkiye'nin demokrasisine ve anayasasına yönelik bu tür girişimleri kabul etmeyeceğim. Bize oy veren vatandaşların iradesine şiddetle engel olmaya kalkarlarsa karşılığını görürler.

"ÖZEL SİLİVRİ'DEN ARAYIP ORAYI KARIŞITIRIN DEDİ"

Şunu da ilk kez söylüyorum: CHP içinde Ali Mahir Başarır ve Murat Emir'in başlangıçta böyle bir girişime sıcak bakmadıkları, dinleme yönünde konuştukları iddia ediliyor. Ancak Silivri çıkışında Özgür Özel'in telefonla arayarak 'kürsüyü işgal edin' talimatı verdiği yönünde bilgiler geldi. Silivri'den sonra bir anda tavrın değişmesi dikkat çekici. Nitekim bazı CHP milletvekilleri yerlerinden kalkmadı; yemine itirazları yoktu. Fakat kürsü işgali için bir yerden talimat geldiği çok açık.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"BİR GENEL BAŞKAN CEZAEVİNDEKİ BİR KİŞİNİN SÖZÜNDEN NASIL ÇIKMAZ?"

Özgür Özel kontrolü kaybetmiş durumda. Bir akşam bir belediye başkanına sinkaflı küfürlerini görüyoruz ya da çıkmış olduğu otobüsün üstünde mitinglerde insanlara edilmeyecek hakaretleri ettiğini görüyoruz. Kendi meclisinde geçen emeklilerle ilgili durumda kendi milletvekilleri tekme tokat kavga ediyorlar bir genel başkanın önünde, en ufak bir şekilde "durun" demiyor. Ve şimdi de bugün Silivri'ye girdi çıktı, bunun talimatını verdi diyorlar.

Efendim Ekrem İmamoğlu'nun Özgür Özel ile ilgili elinde ne olduğunu çok merak ediyorum. Onu hangi noktada köşeye sıkıştırdığını; maddi mi, manevi mi, hayatıyla ilgili mi, hangi noktada elinde ne olduğu noktasında şu anda benim düşüncemde ciddi şüphelerim var. Çünkü bir genel başkan bu kadar cezaevindeki bir kişinin sözünden çıkmaz hale nasıl gelir Allah aşkına? Mutlaka kendisiyle ilgili ellerinde bir şey olduğunu düşünüyorum.

"KÜRSÜYE DOĞRU GELMEYE BAŞLADILAR"

Türkiye Büyük Millet Meclisimiz açıldığı dakikadan itibaren inanılmaz zaten bir öfkeyle hakaretvari konuşmalar yapıyorlardı. Şimdi böyle bir durumun içinde Hadi Bey, bir milletvekilleri oturduğu yerden kalkıp kürsüye doğru gelmeye başladıysa bu tehlike çanlarının çaldığının en büyük göstergesidir. Yani karşıdan bir güruh size karşı geliyor.

"BİLE BİLE BAKANA SALDIRMAYA ÇALIŞIYORDU"

O yüzden ben kıymetli bakanımızın önüne geçtim. Daha sonra geldi Mahmut Tanal orada laf attı. Attıktan sonra tekrar Mahmut Tanal öteki tarafa, yani benim ona vururkenki kısma çekildi, tekrar bir daha hamle yapmaya çalıştı ama o anda Akın Bey yanımızda değildi. Artık ben de dedim ki yeter... Yani sabahtan beri buraya geliyorsun ki size şunu söyleyeyim; milletvekillerimizden bir tanesi Mahmut Tanal'a demiş ki: "Mahmut abi biraz daha bu tür hareketler yapmaya devam edersen arkadaşlarla yüzde yüz tekme tokat kavga edeceksin" demişler. Bugün bana anlattılar mecliste ve zaten denilen de olmuş. Yani o bile bile yapıyordu bu hareketi. Bile bile orada bakana saldırmaya çalışıyordu.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"BU BİREBİR EŞKIYALIKTIR"

Tabii efendim zaten görmüyor musunuz, şu anda ekranlarda da var; bir anda geliyorlar kürsü işgaline kalkıyorlar. Bu zaten birebir bir eşkıyalıktır. Ama ben hemen o anda kürsü esnasında orası boşalınca dedim ki bunlardan bir tanesi gelir burada Allah korusun bakan beye bir fiziki hareket yapar ya da bir şey fırlatır... Çünkü bunlar şov derdinde. Bakanımızın yaptığı başarıları bir anlamda önünü kesmenin derdinde. Buna izin vermemek için oraya gittim.

"AK PARTİ BENİM AİLEM"

Ya bir şey söylemek istiyorum Hadi Bey; AK Parti benim ailem. Oradaki herkes benim abim, kardeşim. Biz böyle görüyoruz burayı. Allah aşkına sizin ailenizden birisine gelip saldırmaya kalksalar, evinizi işgal etmeye kalksalar siz ne yaparsınız? Hangi tepkiyi gösterirsiniz?

"HANGİ CEZAYI ALIRSAM ALAYIM HİÇ ÖNEMLİ DEĞİL"

Bir de şunu söylemek istiyorum, yani iki meseleye değinmek istiyorum: Birincisi, hangi konuda değerlendirirlerse değerlendirsinler Hadi Bey -bu lafım size değil kesinlikle- hukuksal olarak hangi cezayı alırsam alayım hiç benim için önemli değil. Zerre kadar, feda-i can bu konuda bir takıntım yok, bir problemim yok.

Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız sağ olsunlar bizi listeye koydular, milletvekili seçilmemizi sağladılar, listede olduğumuzdan dolayı bu işe vesile oldular, Allah razı olsun. Benim partililerim de, bize gönül verenler de bize oy verdiler. Biz mecliste eğer ailemizi, kendi haklarımızı, Cumhurbaşkanımızı savunmazsak bize yazıklar olsun efendim. Yani bunun dışında başka bir durumun olabilmesi mümkün değildir. Biz oraya gittiğimiz zaman bana partimde oy veren her teşkilatımdan il başkanımdan ilçe başkanıma kadar, teşkilat başkanımdan genel başkan yardımcılarıma kadar hepsinin orada bir kardeşi olarak mücadele etmem gerekiyor. Ve ben de bu şuurla bunu yaptım, hiç de pişman değilim."

Mobil uygulamalarımızı indirin