Bakan Fidan'dan SDG mesajı: Suriyeli olmayan unsurlar çıkarılmalı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 23. Doha Forumu'nda net mesajlar verdi. İsrail zulmüne değinen Bakan Fidan, "Netanyahu'yu tek başına bırakırsak akıllarında tek bir şey var, Gazze'ye girmek." dedi. Fidan, SDG'nin Suriye ordusuna entegrasyonuna ilişkin "Suriyeli olmayan unsurların SDG'den çıkarılmasını istiyoruz. Irak'tan, İran'dan, Türkiye'den katılan unsurların derhal ayrılmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan, Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen 23. Doha Forumu kapsamında "Newsmaker Interview" başlıklı oturumda, The Guardian gazetesi diplomasi editörü Patrick Wintour'un sorularını cevapladı.
(Foto: AA)
Fidan, Hamas'ın beklentilerine ilişkin soruya, "Silahsızlanma sürecin ilk adımı olamaz. Her şeyi olması gereken sırayla yapmamız gerekiyor. Gerçekçi olmalıyız. Bir sorunu gizlemek ya da göz ardı etmek değil bu. Başarılı olmak istiyorsak gerçekçi olmalıyız." diye konuştu.
Öncelikli olarak Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) konuşlandırılması gerektiğini söyleyen Fidan, "Filistin'in emniyet güçlerinin inşa edilmesi gerekiyor ve aşamalı olarak idareyi ele almamız gerekiyor. Yani bu polislik görevini, emniyet görevini Hamas'tan almamız gerekiyor ki insani yardım rahat bir şekilde Gazze'ye akabilsin." değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, Filistin'de normal bir hayatın tesis edilmesi gerektiğine işaret ederek, "İnsanlara umut vermemiz gerekiyor ki bu aktarım işini, görev aktarımı işini görüşebilelim." ifadelerini kullandı.
ISF'nin önceki senaryolardan farklı olarak var olacağını vurgulayan Fidan, "Yani Hamas haricinde aktif bir polis kuvveti olacak. En önemlisi bölge ülkeleri, Şarm El Şeyh'te imza atan, Barış Deklarasyonu'nu yapan Katar, Mısır, Türkiye gibi ülkeler, Arap Ligi üyesi ülkeler, İslam İşbirliği Teşkilatı ülkeleri şu ya da bu şekilde harfiyen bu anlaşmanın uygulanmasını sağlamak durumundalar. Hamas ya da Filistin'in herhangi bir işlevi bu barış planının uygulanmasından sapmaya gidemez." şeklinde konuştu.
Fidan, "ISF'in ivme kaybetmesi riski" üzerine sorulan soruya şu yanıtı verdi: "ABD tarafındaki kişiler Gazze'de arabuluculuk yapıyorlar. Aynı zamanda Ukrayna-Rusya arasında da arabuluculuk yapıyorlar aynı kişiler. Gündemleri yoğun ancak (ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi) Steve Witkoff'la temas halindeyim. Diğer dostlarımızla (ABD Dışişleri Bakanı) Marco Rubio ile temas halindeyim. Halihazırda problemin ağırlığının farkındalar. Zamanında müdahale etmeleri gerektiğini biliyorlar ki ikinci aşamaya geçilebilsin. Aksi takdirde ivme kaybı yaşanır. Çünkü Hamas kendilerinden talep edilenleri neredeyse tamamen yerine getirdi. Rehinelerin ve rehinelerin naaşlarının teslim edilmesiyle ilgili olarak tek bir naaş eksik var."
(Foto: AA)
"SURİYELİ OLMAYAN UNSURLARIN SDG'DEN ÇIKARILMASINI İSTİYORUZ"
Fidan, Suriye'de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye ordusuna entegrasyonu ile ilgili soruyu yanıtladı.
Türkiye'nin SDG'den ne istediğini açık bir şekilde ifade ettiğini hatırlatan Fidan, Şam hükümetinin de SDG'den beklentilerini açık bir biçimde dile getirdiğini söyledi.
Fidan, kendileri açısından bu konuda çok önemli birkaç hususun olduğunu, belirterek, "Suriye hükümeti ve SDG kendi aralarında bir anlaşma yapabilirler çünkü Suriye hükümeti egemen bir hükümettir. Kendi anlaşmalarını yapabilir ancak PKK söz konusu olduğunda SDG içerisinde bazı unsurların bulunduğunu biliyoruz ve tek hedeflerinin Türkiye'ye karşı mücadele yürütmek olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla Suriyeli olmayan unsurların SDG'den çıkarılmasını istiyoruz. Irak'tan, İran'dan, Türkiye'den katılan unsurların derhal ayrılmasını istiyoruz. Bu güzel bir başlangıç olur. İkincisi ise Türkiye'nin çıkarlarının ve güvenliğinin aksi yönünde konuşlandırılmış bütün unsurların çıkarılması gerekiyor. Tabii daha büyük çaplı ve daha teknik değerlendirmeler, görüşmeler yapılacaktır Şam'da. Zira kolay bir süreçten bahsetmiyoruz. 50-60 bin kişilik birimlerin yeni oluşturulan bir orduya dahil edilmesi sürecinden bahsediyoruz. Bu sürecin iyi niyetle yürütülmesi gerekir." diye konuştu.
SDG'nin sadece prosedürel, sembolik bir süreç peşinde ve dünyanın geri kalanına entegrasyon sürecine katıldıkları izlenimini uyandırmayı amaçlayıp gerçekçi somut adımlar atmadıklarında bunun inandırıcı olmayacağına dikkati çeken Fidan, bu nedenle kendilerinin her iki taraftan gerçek bir angajman beklediklerini vurguladı.
Fidan, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin bu entegrasyon sürecinde rol oynayıp-oynamayacağı sorusuna ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu: Bir rol oynayabilir. 2009-13 yılları arasında MİT Başkanlığı görevini yürütürken PKK lider kadrosuyla angajmanlarım oldu. Görüşmelerim oldu, belirli bir noktaya varmaya çalıştık. Esasında bir ortak anlayışa ulaşmaya çok yaklaştık. Aslında ulaştık da fakat PKK terk etti bu ortak anlayışı, Suriye sebebiyle ve Öcalan da üzerine mutabık kalınan bu anlaşmadan PKK'nın yüz çevirmesi karşısında ne yapacak ona bakmak lazım. Bu geçmişte kaldı her halükarda. Ancak tarih tekerrürden ibaret biliyorsunuz. Özellikle Suriye'de bir rol oynayabileceğini düşünüyorum. Ancak bir rol oynamak ister mi, yoksa bunu bir kaldıraç olarak mı kullanmak isteyecek? Bilmiyoruz.
"HİÇ KİMSE İSRAİL'İ DURDURAMIYOR GİBİ GÖRÜNÜYOR"
Fidan, İsrail-Filistin arasında 10 Ekim'de sağlanan ateşkeste Türkiye'nin garantör değil üç ülkeyle birlikte "imzacı" olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti: "Barış planına imza attık Katar ve Mısır'la birlikte. Biz garantör olmakta bir sakınca görmüyoruz. Garantörlük sorumluluklarını taşımakta bir sakınca görmüyoruz. Her gün ihlallerin yaşanması, bu barış sürecinde, ateşkes sürecinde ateşkesin her an durabileceği, sona erebileceği anlamına gelebilir. Çünkü hiç kimse İsrail'i durduramıyor gibi görünüyor ve tam olarak savaşın başından bu yana yaşadığımız problem de bu."
Fidan, sahada güvenilir bir mekanizma olmadıkça "hiç kimsenin güç kaldıracını İsrail'e karşı kullanamadığına" dikkati çekerek, "Sadece ABD İsrail'i durdurabildi. Ve sadece belirli sayıda ülke bir araya gelerek Amerikan hükümetini ikna edebildi. Bir zincirleme reaksiyon yaşandı. Biz Amerikalılarla konuştuk ve onlar sorunun ağırlığını kabul ettiler." yorumunda bulundu.
Bakan Fidan, "İsrail'i ve Netanyahu'yu tek başına bırakırsak akıllarında tek bir şey var, Gazze'ye girmek, Gazze'yi Filistinlilerden arındırmak. İki metodolojileri var bununla ilgili olarak, ya Gazze'yi yaşanamayacak bir yere dönüştürmek ki böylece geri kalan Filistinlileri de başka bir yere yollayabilsinler ya da şu ana kadar yaptıkları gibi Filistin nüfusunu öldürmeye devam edecekler." dedi.


