
FATİH AKŞENER'İN FETÖ SEVDASI
Dikbayır açıklamaları sonrası Fatih Akşener'in FETÖ sevdalı paylaşımları akıllara geldi. Aralık 2013'te hazırladığı kumpasın ardından, FETÖ ile etkin mücadele başladı. Birçok üst düzey bürokrat için tutuklama kararının çıkarıldığı FETÖ'nün kirli kumpasının sözcülüğünü yapanlardan birinin de Merak Akşener'in oğlu, Fatih Akşener olduğu ortaya çıktı.
Kapatılan FETÖ kurum ve kuruluşlarının yanı sıra; gözaltına alınan, firar eden, ihraç edilen FETÖ'cülere sahip çıkan Meral Akşner'in oğlu da FETÖ kumpaslarını destekledi.

İşte o paylaşımlar:
25 Aralık 2013 tarihli paylaşımında , ''Takke düştü kel göründü. Değil kefen giymek direkt mezara girseniz kurtarmaz. Zaten kefen değil toga giymiştiniz ya'' ifadelerini kullandı. Akşener'in bu paylaşımı, FETÖ üyelerinin organize ettiği sosyal medya propagandalarını hatırlattı. Akşener'in paylaşımı FETÖ'cülerin kullandığı hesaplardan da beğenilip paylaşıldı.

Meral Akşener'in oğlu Fatih Akşener'in, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu üst düzey yetkililerin Suriye'ye konulu güvenlik toplantısının ses kayıtlarının sızdırılmasıyla ilgili paylaşımlar yaptığı da görüldü.

Paylaşımlarıyla adeta FETÖ'nün kumpas sözcülüğüne soyunan Fatih Akşener, yurdun dört bir yanından gelerek Başkan Recep Tayyip Erdoğan'la buluşan muhtarlara da hakaret etti. Muhtarları küçümseyerek hakaret eden Akşener "Büyük strateji dehası başkomutanımız terörü önce kanaat önderi kekliklerle sonra muhtarlarla istişare etti, sırada taksiciler var herhalde" dedi.
"PARAYLA VEKİLLİK SATILDIĞI İDDİA EDİLDİ"
Seçimle kongre arasında GİK toplantısı oldu. Seçimden sonra kongreden önce. Şimdi bu para mevzuları konuşulmaya başlandı. Partinin içinde bazıları "para ile milletvekilliği satıldığını" iddia etti. Ben bu toplantıda "bakın boş konuşmaya gerek yok, söylediğiniz şahıslardan bir tanesi bile Dikbayır'a veya İYİ Parti'ye bağışta bulundum" desin "milletvekilliğinden istifa edeceğim" dedim. Bu konu orada bitti. Bu bir rahatsızlıktı. Bizim tüzüğümüzde genel başkanın yüzde 5 hakkı var, istediği 30 vekili istediği yerden aday koyabilirdi. Bu kongre süreci geldi.
"BEN İSTİFA EDERİM' DEDİM"
Ben son kongreden önceki kongrede ikinci çıkmıştım, 1 oy farkla. Peki bu kongrede bu kadar az oy aldım? Orada bir çalışma gördüm. Kongreden sonra bizim bir kadın kotasında hata yapıldığını gördük. Bizde yüzde 25 kadın kotası var. Akşener beni aradı "hata yapıldı, birinin istifa yapılması lazım" dedi. "Ben istifa ederim" dedim. İlk kongrede de bir hata olmuştu, ben istifa etmiştim parti rahatlasın diye. Son kongrede bu yapılan yanlıştan dolayı GİK'ten istifa ettim. Daha sonra bayramdan sonra Akşener'in evine gittim "genel merkezden uzaklaşmak istiyorum" dedim. O da ısrar etmeden "tamam" dedi. Anladım ki benimle çalışmak zor olmaya başlamış. Bunlar problem değil, bunu en iyi Akşener bilir.
"PARTİNİN PROTOKOL MÜDÜRÜ BENİ ÇİZDİRMEK İÇİN ÇALIŞMA YAPTI"
Ben Genel Başkan'a anlatım. Siyasettir bu, siyasetin içinde partilerin içinde ufak ufak rekabetler olabilir. Beni Koray Aydın çizebilir çizdirebilir, siyasetçi. Metin Ergun çizdirebilir, Dursun Ataş çizdirebilir ama bu çalışmanın içinde protokolde görevli Esma Beker'in çok yakını Sinan İnce diye bir arkadaş var beni kongrede çizdirmek için çalışma yaptı. Akşener'den görevden almasını beklerdim, yapmadı. Bu bende derin bir kırgınlık yarattı.
"MİLLETVEKİLLERİNDEN PARA İSTENDİ"
Bundan sonra meclis tatil oldu. Biz meclise girdik, Ekim 15-20 gibi falandı, milletvekillerinden para istendi. Kiminden 1 milyon TL kiminden 500 bin TL , isim isim para istendi. İşin başlama yeri burası. Ben buna önce cevap vermedim. Bizden ayrılan Nebi Hatipoğlu bana soran ilk odur. 'Partinin parası mı yok neden bizden para istiyorlar?' dedi. Bunu bana sormanıza gerek yok ben bundan 3 ay önce kongrede yaklaşık 130 milyon TL parayla partiyi devrettim dedim. Seçim kazanılsın kazanılmasın bir parayı bütçenize ayırmak zorundasınız. Ocağın sonuna kadar yetecek parayı ben ayırdım. Biz 2022'yi 65 milyon TL ile bitirdik. Ben 6 ay için yaklaşık 130 milyon ayırdım. Orada parti eksi 16 milyonda denildi. "Olamaz" dedim, siyasi partinin parası ya vardır ya da yoktur. Geçenlerde parti bütçesini açıkladılar, 27 milyon TL paramız var dediler. Ben haklı çıktım gene. Bunu genel başkana "Ümit Dikbayır partinin parasına ne oldu? diye hesap soruyor" diye götürdüler. Bizim şirketimizde bu kadar para konuşulmuyor.
"AKŞENER İLE BENİM ARAMA FİTNE SOKMAK İSTENDİ"
Genel başkan ile benim arama fitne sokmak, duvar sokmak için bunlar söylendi. Ben yıllarca iftiralarla uğraşmış genel başkanın iftiralar üzerinden nasıl gittiğini hala anlamış değilim.
"ESMA BEKER "DİKBAYIR'IN AKÇELİ İŞLERİ VAR MI?" DİYE BELEDİYELERİ ARAMIŞ"
Genel başkan diyor ki "bir milletvekili tarafından benim hesaplarım araştırılmış." Uğur Poyraz "bu içeriden mi dışarıdan mı" deyince genel başkan "hayır içeriden" diyor. Baktık, kendimizden asla şüphelenmeyiz ama arkadaşlarımıza da konduramadık. Bizim vekillerimizden kimseye konduramadık. Kim genel başkanın ailesinin hesaplarını merak etsin? Bu bir suçtur. Bu dedikodular büyüdü. Ben bu süreçte Özel Kalem Müdürü Esma Beker'in Ankara, İstanbul belediyelerini arayıp "Ümit Dikbayır'ın sizinle akçeli işleri var mı?" diye araştırdığını duydum. Hiç ses etmedim, çünkü ben kendimi biliyorum. Aradığı kişileri söyledi bana. Ben bir kere bile kimseyi arayıp böyle yapıyor demedim. Belediyelerle iş yapıyor dedikodusu çıktı. Genel başkanın bunlara itibar etmeyeceğini düşünüyorum.
"BELEDİYELERLE İLİŞKİMİ ORTAYA ÇIKARSINLAR İSTİFA EDERİM"
Benim, ailemin, sülalemin belediyelerle ticari ilişkisini ortaya çıkarsından bugün milletvekilliğinden istifa edeceğim.
"AKSAKALLI İŞ ADAMLARINDAN PARA ALIP ESMA HANIMA VE KOCASINA VERDİĞİNİ SÖYLEDİ"
Aksakallı sonra iş adamlarından para alıp getirdiğini söyledi. "Nasıl yani" dedim? Orada ben başka bir şey gördüm. "Ben bu partinin mali işler başkanıyım, senden bana para gelmedi?" dedim. Aksakallı "ben Esma hanıma verdim, kocasına verdim" dedi. Oradan bana veya partinin kasasına para gelmedi. Aksakallı bana bir kuruş vermedi.
"GENEL BAŞKANLIK KATINDA BİRİSİYLE İLİŞKİSİ VARDI"
5 sene önce partiden atılmış bir kız, neden atıldığını biliyorum. Bu kız genel başkanlık katında birisiyle ilişkisi vardı. İsmini söylemeyeceğim, ikisinin de ailesi var. Bu işleri öyle ortaya atmak kolay değil. Ben isim söylersem bu insanların yuvası yıkılır. Bu işler kolay değil. Ben o zaman bu ilişkiyi fark ettim. Bu herife dedim ki "bu ilişkiyi bitir, bu iş genel başkana zarar verir, yoksa genel başkana söylemek zorunda kalırım" dedim. Bu çocuk, ilişkiyi bitirecek ama doğal olarak kıza da söyledi. "Ümit Dikbayır fark etti" derken, kendi şeyinde yakalanıyor. Sonra bu çocuk, özel kalem Esma Beker bu işi kapatıyor. Kızı işten çıkartıyorlar ama bu kız benden dolayı çıktığını zannediyor. Şimdi bir nefret var, birkaç yerde yazmış çizmiş. Ben de kendimden emin olduğum için yanıt vermedim. Şimdi bu kızdaki nefreti bildikleri için 5 sene sonra "biz sana yeniden iş vereceğiz" diyorlar. Eline muhtemelen üç beş kuruş para verecekler. Kızcağız da nasıl bir çaresizlik içindeyse "yaparım" diyor. Partiden de iki şahit, ortada hiçbir şey yok. Ben diyorum ki yukarıda Allah var. Benim bu kızla bir resmim, videom, konuşmam, HTS kayıtlarına girsinler bu kızla telefonum 1 dakika yan yana gelmiş mi? Alnım açık, yüzüm pak.
"YÜREKLERİ YETİYORSA 5 DAKİKA DELİKANLI OLUP TACİZ MADDESİYLE BENİ İHRAÇ ETSİNLER"
Beni sadece bundan disiplin kurulundan atamıyorlar, bu yüzden yanına birkaç şey daha ekliyorlar. Medyada partiyi yıpratıyorlar diye. Yürekleri yetiyorsa 5 dakika delikanlı olup tek maddeyle beni ihraç etsinler. Taciz davasının tek maddesiyle beni ihraç etsinler. Bu işe kim alet oluyorsa kim yalancı şahitlik yapıyorsa hepsiyle tek tek hukukun önünde hesaplaşacağım.
"ESMA HANIM, KORUMANIN KARDEŞİN İŞTEN ÇIKARTTI"
Genel başkanın yanında bir koruma arkadaşımız vardı, Esma Hanım ile anlaşamadı. Bir yıl önce gönderdiler koruma arkadaşımızı. Bu arkadaşımızın Antalya'daki kız kardeşi asgari ücretle belediyede büfede çalışıyor. Esma Hanım o kurumun genel müdürünü arayarak bu kızı işten çıkarttı. O kızın ne günahı var?