SORU: Times Meydanı'nda Cumhurbaşkanlığımızın Yüzüncü Yıl reklamları yayınlandı. Hem sizin liderliğiniz hem ortaya koyduğunuz Türkiye Yüzyılı vizyonunuz hem de Birleşmiş Milletlerdeki bol bol mesajlarınız reklamlarla Amerika'da gösterilmiş oldu. Çok da beğenildi, çok da konuşuldu. Adeta biz de burada yüzüncü yılımızın gururunu yaşamış olduk. Sizden hem genel bir değerlendirme alarak hem de yüzüncü yıla dair mesajlarınızla başlayabilir miyiz?
Keşke ben de görme imkânını yakalayabilseydim ama sizden bunu duymuş olmak beni ayrıca mutlu etti. İletişim Başkanlığımız 100. yılımızı burada da tanıtmak için çalışmalar yaptı. Led ekranlarda Türkiye Yüzyılı temalı animasyonlar hazırladık. O meydana giden herkes Türkiye Yüzyılı ile ilgili bu ilanları gördü. New York sokaklarında da arkalarında elektronik panolar taşıyan kamyonlar var biliyorsunuz. Onlarda da 100. Yılımıza dair ilanlar yer aldı. Bu çalışmalar 100. Yıl gururumuzun dünyaya duyurulması için son derece önemli. Biz de onları görmek isterdik ancak Türkevi'nde yoğun görüşme trafiğimiz vardı. Buraya liderler birbiri ardınca geldi. ABD'de böylesi önemli bir konumda böyle bir Türkevi'ne sahip olmak da gurur verici. Görüştüğüm bütün liderler, "bizim de böyle bir yerimiz olsa" diyorlardı. Liderlerle yaptığımız görüşmede konumu ve manzarası itibariyle Türkevi'nin hakikaten cazibesi onları da cezbediyor. Bu vesileyle merhum Demirel'e de İhsan Sabri Çağlayangil'e de Allah'tan rahmet diliyorum. Çünkü onlar buranın ilk adımlarını attılar. Daha sonra biz de yan taraftaki yeri satın almak suretiyle ikisini birleştirdik ve burayı aldık. Burada Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun da emeği oldu ve böylece 32-33 katlı bir Türkevi'ne sahip olduk. Birleşmiş Milletler binasının tam karşısında, burada bu tür yerleri bulmak hele hele Amerika'da kolay değil. Ama Allah'a hamdolsun bize böyle bir yeri lütfetti. Şu anda burada bütün bu görüşmelerimizi çok rahat yapıyoruz. Eskiden gelirdik, Birleşmiş Milletlerde bir yer verirlerse verirler ve orada işte görüşmelerimizi odalarda vesaire yapmaya gayret ederdik. Ama şimdi artık evimizde, rahatlıkla bu görüşmeleri yapıyoruz. Mutluyuz, memnunuz ve gururluyuz. O meydandaki durumu da keşke görebilseydik.
SORU: Azerbaycan'ın Karabağ'daki ayrılıkçı Ermeni güçlerine başlattığı anti-terör operasyonu 24 saat geçmeden başarıyla tamamlandı. Öncesine bakarsak 2 yıl önce de zaferle sonuçlanan Azerbaycan-Ermenistan savaşının ardından dün Bakü'de gerçekleşen bu başarılı operasyonla birleştirirsek bu noktada bölgede barış, denge sağlandı diyebilir miyiz? Ayrıca sizin yemin töreninize gelmişti Sayın Paşinyan. Acaba yaptıkları, uyguladıkları ve söyledikleri arasında bir tutarsızlık var mı? Bu noktada sizden de bir Paşinyan değerlendirmesi almak isterim.
Her şeyden önce Paşinyan'ın bizim devir teslim törenimize gelmiş olması bir başbakan olarak önemliydi. Kendisine zaten teşekkürümüzü vesaire yaptık. Bu son olay Paşinyan ile alakalı değil. Ermenistan Devletiyle de alakalı değildir. Bu bir yerde Karabağ'daki çapulcu Ermeni takımıyla alakalı bir konudur. Onların da malum kendilerine göre bir cumhurbaşkanlığı seçimi yapma girişimi ciddi manada hem Paşinyan'ı hem de Azerbaycan'ı rahatsız etti. Çünkü Azerbaycan bu olaya "halen devam eden bir süreci bunlar ateşliyor" diye baktı. Bu arada bir de tabii kardeşlerimizi bunların şehit etme girişimi, olayı çok daha farklı bir yere doğru taşıdı. Uyarılar yapıldı ama bütün bu uyarılara rağmen bunlar kendilerine çekidüzen vermediler. Tam aksine süreci devam ettirdiler. Devam ettirince Azerbaycan da adımını attı. Ve süreci fazla uzatmadan oradaki operasyonlarını tamamladılar. Operasyonu tamamladıktan sonra da yaklaşık 90 önemli noktayı vurduklarını bana söylediler ve 90 noktayı vurmaları zaten bunların işini bitirdi. Ve "bütün araç, gereç, mühimmat, şu, bu vesaire bunları vereceksiniz" dediler ve onları vermeye başladıkları gibi bir diğer taraftan da çekilmeleri gerekli olan yerlerden de çekilme sözünü aldılar ve çekilmeye de başladılar. Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler görüşmelerini yaptı ve bugün ben de İlham gardaşımla görüşmelerimi yaptım. O da bu noktada hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığım konuşmadan dolayı teşekkürlerini bana iletti hem de "artık orada bir daha bunlar herhalde nefes alamazlar" dedi. "İşi şu anda bitirdik. Bir sıkıntı yok." dedi ve noktayı koyduk.

SORU: New York'ta çok önemli görüşmeler yaptınız. En dikkat çeken görüşmelerden biri de Elon Musk ile yaptığınız görüşmeydi. Tesla'nın Türkiye'de bir fabrika kurması konuşulmuş aramızda. Bu konuda somut bir takvim var mı? İkincisi bir uydu projesi de gündeme gelmiş görüşmenizde. Bu konuda bir somut gelişme var mı? Bir de küçük çocuğuyla geldi. Onu nasıl karşıladınız?
Musk ile gerek Tesla'nın Türkiye'de yatırım yapması gerekse uzay çalışmalarında müşterek adım atma konularını görüştük. Arkadaşlarımızla bir çalışma inşallah yapacaklar. Ben kendisini İzmir Teknofest'e davet ettim. İzmir Teknofest'e de büyük ihtimalle gelecek. Yanında genel müdürü de vardı ona da talimatı verdi ve özellikle de Efes'e vurgu yaptı. "Ben İzmir'in methini duydum ve İzmir Teknofest'e katılmaya çalışacağım." dedi. Arkadaşlarımız da kendileriyle irtibat halinde olacaklar. İnşallah İzmir'e gelirse gençlerimizi çok çok cezbeden bir İzmir Teknofest'i olur.
Türkiye'nin İHA ve SİHA'larını takip ettiğini ve başarılı bulduğunu anlattı. Ülkemizin son yıllarda teknoloji alanında elde ettiği başarıların farkında ve bilincinde. Bu da yatırımlarını Türkiye'ye taşıması için itici güç olacaktır. Sadece Musk değil, bu konulardaki başarılarımızı artık bütün dünya takdir ediyor. Akıncımız, Kaanımız, Kızılelmamız, ATAK'tan Hürküş'a varıncaya kadar her adım çok yakından izleniyor ve ses getiriyor. Sadece savunma sanayi sektöründe olanlar değil, ülkelerin halklarına varıncaya kadar attığımız adımların ne kadar ilgiyle izlendiğini görmek bizi memnun ediyor. Azerbaycan'da gerçekleştirilen TEKNOFEST'te yerli ve milli teknolojilerimizin ne kadar bilindiğini ve milletimizi gururlandırdığına şahit olduk.
SORU: Musk'a ziyaretinde hediye ettiğimiz kitaplar sosyal medyada en çok konuşulan hadiselerden bir tanesi oldu. Bu kitaplarla alakalı olarak aranızda bir sohbet geçti mi?
Biz kendisine dört kitap hediye ettik. O koltuğunun altına iki tanesini sıkıştırabilmiş. "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" ve "BM Reformu: Uluslararası İş Birliğine Yeni Bir Yaklaşım" kitaplarımız elinde.
Biliyorsunuz "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" kitabımızda, "Dünya Beşten Büyüktür" felsefesi ile yola çıkmış, dünyanın geleceğini etkileyecek alanlarda insanlığın kaderinin yalnız beş ülkenin insafına bırakılmasının doğru olmadığını vurgulamıştım.
"BM Reformu: Uluslararası İş Birliğine Yeni Bir Yaklaşım" kitabımızda ise bizim neden BM reformu yapılmasını istediğimizi, somut gerekçeler ve önerilerin ışığında anlatıyoruz. Biz o kitaplara yazdığımız her tespitin, her önerinin kıymetinin uluslararası toplum tarafından anlaşılacağından eminiz. Biz tüm önerilerimizde ve adımlarımızda samimiyiz çünkü.
SORU: Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmanız hakikaten dikkat çekici bir konuşmaydı. Önemli mesajlar verdiniz. Sosyal medyada da bayağı bir karşılık gördü. World Leader hashtagiyle, diğer "Dünya beşten büyüktür.' sözünüzle de bayağı bir ilgi oldu. Bu en çok izlenen, en çok okunan sıralamasında da en üst sıralarda yer aldı. Bu konuşmanın bütün dünya medyası tarafından ilgiyle karşılanmasını, artı sosyal medyada yankı bulmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Dersimizi çalıştık. Buraya gelirken yan gelip yatmadık. Hangi konular üzerinde duracağız? Bunları çalıştık. Liderlerle görüşmeyi yaparken hepsinin söylediği şu oldu, "Yani değinmedik konu bırakmadın." Malezya Başbakanı Enver İbrahim de "Cuma günü ben de bunun devamını yapacağım." dedi. Özellikle şu anda dünyanın birçok sıkıntısı var, değinilmesi gereken konular var ve bu konular noktasında da mesela çok arzu ederdim ama dinleyemedim. Brezilya Devlet Başkanı Lula'nın konuşması da beğenilmiş. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bu sene değişen dünya iklimi içerisinde dikkatleri üzerine çekmesi gereken bir Milletler Genel Kurulu. Bu konuda da Türkiye olarak bizim mesajlarımız önem arz ediyor. Bunu da başarmamız gerekiyor. Eğer bunu başarabildiysek eğer bu konuda dünyaya mesajlarımızı verebildiysek ne mutlu bize.
Biz çıktığımız bütün kürsülerde gerçeği ve doğruyu anlattık, hakkı savunduk. BM Genel Kurulunda kurduğumuz her cümleyi milletimizden aldığımız istikametle oluşturduk. Onların bize gösterdiği hedefe yürümek noktasında hiçbir zaman tereddüt etmedik. Sosyal medyadaki ilgi de bizim açımızdan şaşırtıcı değil. Her zaman milletimizin desteğini hissettik, her mecrada bu desteğin hakkını vermek için mücadele ettik. Mücadelemiz sürüyor.
SORU: Türkiye'nin açıkladığı Orta Vadeli Programın yansıması, uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye ilgisi bağlamında bir değerlendirmemizi almak isterim. Özellikle bu dezenflasyon programı kapsamında ondan sonra parasal sıkılaştırma devam eder mi? Ya da enflasyonda belirgin düşüşü ne zaman görebiliriz, sizin bu konudaki öngörünüz nedir?
Enflasyonla ilgili olumlu gelişmeler öyle zannediyorum ki önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde bunu görmeye başlarız. Önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde neticesini almaya inşallah başlarız. Şu anda hayırlı işaretler var. Gerek Hazine ve Maliye Bakanım Mehmet Şimşek gerek Hazine'deki arkadaşlar gerekse Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, onlar bu noktada önümüzdeki yılın ilk çeyreği itibariyle olumlu neticeleri almaya başlayacağımızı söylüyorlar. Biz de onlara güveniyoruz, inanıyoruz. Programa yabancıların bakışı da olumlu.
Orta Vadeli Programı açıkladıktan sonra Türk ekonomisine yönelik artan ilgili G20 toplantısında da görmüştük. ABD'de bu ilginin artarak devam ettiğini görmek bizi memnun etti. Bu nedir? Türkiye ekonomisine duyulan güvenin göstergesidir. Hükümetimizin ortaya koyduğu hedeflerin gerçekçi olduğunun ve Türkiye'nin bunlara ulaşabileceğinden kimsenin şüphesi olmadığının kanıtıdır. Biliyorsunuz Orta Vadeli Program'ın çeşitli ayakları bulunuyor. Tüm dünyanın da sorunu olan yüksek enflasyonla mücadele bizim de programımızın ana hedeflerinden biri. Bunu neyle sağlayacağız? Mali disiplinle, yapısal reformlarla ekonomimizi her türlü fırtınaya dayanıklı hale getireceğiz. Biz bunu daha önce yaptık, yine yaparız. Programımızın en önemli ayaklarından biri de yabancı yatırımın ülkemize çekilmesi. Sadece programı hazırlayıp, duyurmak bile yabancı yatırımcılarda iştah oluşturdu. Bu rüzgarı arkamıza alarak hedeflerimize doğru hızla yürüyeceğiz.
