
Son dönemde özellikle un ve şeker gibi bazı gıda maddeleri dahil, hatta hizmet ve üretim sektöründe bazı mal ve hizmetlerin piyasada bulunamadığına -ki üretimde bir sıkıntı yok aslında- karaborsacılığın ve stokçuluğun yaygınlaştığına dair çokça şikayet var hem vatandaştan hem iş dünyasında görüştüğümüz isimlerden. Bu konuda bir ek tedbir yapılabilir mi cezai yaptırımların artmasına yönelik?
Bu konuyla ilgili başta Ticaret Bakanlığımız gerekli tedbirleri alıyor, adımları atıyor. Bu tür stokçuluğun yapılması kesinlikle yasaktır. Örneğin şekerle ilgili yapılan açıklamaların ardından Tarım ve Orman Bakanlığımız depolarda ne kadar şeker olduğunu oralarda göstermek suretiyle herhangi bir sıkıntının olmadığını çok açık net ortaya koydular. Böyle bir sıkıntı yok. Bunun dışında sanayide bakıyorsunuz bazı parçaların, yedek parçaların vesaire satışı veya bunların piyasaya sürülmesi noktasında da ne yazık ki depolama yöntemiyle bunu piyasadan çeken ve bu konularda da üretimi engelleyen ahlaksızlar var, edepsizler var. İlgili Bakanlıklarımızla bütün bunların üzerine gitme kararlılığımız var. Arkadaşlara şunu da söyledim; eğer cezai müeyyideleri düşükse, bunların cezai müeyyidelerini artırmak suretiyle biz bu işin üzerine gidelim. Stokçuluk dinimizde de yasaktır.

"BAE İLE YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLAMASINA ADIM OLDU"
Birleşik Arap Emirlikleri Prensi'nin ülkemize bir ziyareti oldu. Bir dizi anlaşmaya imza atıldı. BAE ile yeni bir döneme girildi diyebilir miyiz, nasıl değerlendirirsiniz?
Muhammed Bin Zayed'le 2011 yılında bir görüşmemiz olmuştu. Ondan sonra bazı değişik dönemler yaşadık. Ama biz tamamen ipleri koparmadık. En azından istihbarat teşkilatları karşılıklı olarak görüşmelerine devam etti. Bu arada ticari olarak da ilişkilerimiz devam etti. Arzu edilmeyen gelişmeler olmasına rağmen sonunda iş iyi bir noktaya geldi. Önce kardeşini gönderdi ve onlar bizim ilgili birimlerimizle görüşmeler yaptılar. Yatırım Ofisimiz'le bazı görüşmelerde bulundular. Türkiye'de yatırım için hazır olduklarını söylediler. Daha sonra da Muhammed Bin Zayed kendisi özellikle ziyaret etmeyi arzu ettiğini söyledi ve bu ziyareti de bu şekilde gerçekleştirdik. Hakikaten adeta bir aile hassasiyeti içerisinde bir ziyaret oldu.
Bu ziyarette de bu anlaşmaları gerçekleştirdik. Bu anlaşma metninde olan maddeler inanıyorum ki Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında yeni bir dönemin başlamasına ve bunu kalıcı kılmaya vesile olan bir adım oldu. Gerek ikili gerek heyetler arasındaki görüşmelerimiz çok çok iyi geçti ve orada imzaları attık. Bundan sonraki sürece yönelik de nasip olursa şubat ayı içerisinde benim bir iade-i ziyaretim olacak. Benden önce gerek Dışişleri Bakanım gerek Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımın ziyaretleri olacak. Ön hazırlıklar olacak. Arkasından şubatta da inşallah ben geniş bir heyetle gideceğim ve bazı adımları çok güçlü şekilde atacağız. 10 milyar dolarlık bir yatırım planı sundular. Bu yatırım planını da uygulamaya koymak suretiyle çok daha farklı bir geleceği inşa etmiş olacağız. Bu konuda da güzel gelişmeler olacak. Tabii Bay Kemal saçma sapan şeyler konuşup duruyor.
Birleşik Arap Emirlikleri ile başlayan ilişki ister istemez İsrail ve Mısır'la ilişkileri akla getirdi. Siz bu ilişkilere nasıl bakıyorsunuz? İsrail ve Mısır'a büyükelçileri atayacak mısınız?

Şimdi zaten kararımızı verdiğimiz zaman tabii ki büyükelçileri de belli bir takvim içinde atama durumunda olacağız. Bu söylediğiniz ülkelerin kiminde maslahatgüzar olarak atılmış bazı adımlar var. Büyükelçi yok ama maslahatgüzar var. Bu adımları da peyderpey belli takvim içinde atmış olacağız. Birleşik Arap Emirlikleri ile aramızda nasıl bir adım atıldıysa, diğerleriyle de buna benzer adımları atacağız.
Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu ziyarete ilişkin sosyal medya paylaşımında "hakiki Müslümanların sarayın yanında yeri yoktur" ifadelerini kullandı. Bu paylaşımından bir gün önce de zatıalinizin gayri milli olduğunu ve sizi destekleyenlerin de gayri milli olduğu yönünde bir açıklama yaptı. Bu sizi hedef almanın ötesinde sizin seçmeninizi, sizi destekleyenleri hedef alma şeklinde yorumlandı. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Her şeyden önce bu aralar Bay Kemal helalleşmeden bahsediyor. Bir sorun bakalım helal nedir, haram nedir? Madem helalleşmeden bahsediyorsun, helalleşmek isteyen kalkıp da helalleşmek istediklerine bu şekilde gayri milli diye hitap eder mi? Gayri milli diye hitap ettiğin kişiye oy verenler, bu ülkede yüzde 52. Yüzde 52 ile Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi mi? Seçildi. O sebeple "Helalleşmek nedir Bay Kemal?" diye sormak lazım. Helal ve haramı öğrenmesi lazım. Şu anda parti kuran eski arkadaşları bile Bay Kemal'e hakkımı helal etmeyeceğim diyorlar. Yani Tayyip Erdoğan'a kalkıp bunu söyleyen adam, sen kiminle helalleşeceksin? Bir defa önce benim sana hakkımı helal etmem lazım. Neden? Kazandığım davalar var. Avukatlarıma dedim ki "daha üzerine gitmeyeceğim, bu davaları iptal edin." Ben böyle yaklaşmış birisiyim. Ama görüyorum ki sen şu anda bana ve bize oy veren tabanımıza gayri milli dersen biz seninle asla helalleşemeyiz. Bu şekilde saygısızlık yapan, bizden asla helallik beklemesin.
"TÜRKİYE ARTIK İLAN EDİLMİŞ SEÇİM TARİHLERİNE ALIŞACAK"
Helalleşme tartışmasıyla alakalı olarak Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu çağrısına terör örgütü FETÖ ve PKK'dan olumlu çağrı geldi. Selahattin Demirtaş'ın muhalefet genel başkanlarına miting çağrısı oldu. Bu çağrının aynı gününde Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu miting yapma kararı aldı. "Erken seçim için elimden gelen her şeyi yapacağım" dedi. Neler söylersiniz?
Elinden gelen her şey neymiş? Şu anda AK Parti Genel Başkanı olarak ben, MHP Genel Başkanı olarak Sayın Bahçeli, aynı şekilde Büyük Birlik Başkanı olarak Sayın Destici açıklamalarımızı yaptık. Bu işin tarihi Haziran 2023 dedik. Bu değişmeyecek. Bunu bir kere de değil, defaatle söyledik. Kulağı var duymuyor, gözleri var görmüyor! Bunları bu kadar açık söyledik. Sizin gücünüz bu ülkede bir erken seçim kararı almaya yeter mi yetmez mi? Yetmez! Daha neyi konuşuyoruz, neyi tartışıyoruz. Her şey bu kadar açık ve net ortada. Boşuna uğraşıyorlar. Adeta boş teneke çalıyorlar. Allah nasip ederse Haziran 2023 seçim tarihidir. Türkiye artık ilan edilmiş olan seçim tarihlerine alışacaktır.

İYİ Parti kurulduğu günden beri agresif diliyle dikkati çekiyor. Suriyelilere karşı bir pozisyonları var. Hatta Bayırbucak Türkmenleri, Irak'lı Türkmenler ya da Afganistan'dan gelen soydaşlarımız bundan masun kalmadı. Demek ki kan bağı yabancı karşıtlığına mani değilmiş. Sayın Akşener son olarak Sağlık Bakanımızın Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye'deki tedavilerine yönelik çalışmalarına da karşı çıktı. İlk defa olarak vatandaşlarımız yabancı gibi hedef alındı. Yani vatandaşlarımıza yönelik yerli karşıtlığını da sahneye koydu. Bu siyasal kültürümüzde olmayan bir şey. Siyasal kültürümüz mü dönüşüyor? Bu iş nereye varacak?
Bizim böyle bir derdimiz yok. Olsa olsa Millet İttifakı'nın böyle bir yaklaşımı olabilir. Bunlar da kimdir Bay Kemaldir, Bayan Meral'dir, HDP'dir. Bunlarda nedense mültecilere karşı, ülkemize gelen göçmenlere karşı böyle bir düşmanlık var. Biz ise böyle bir düşmanlığı yapamayız. Şu anda ülkemizde yaklaşık 5 milyon civarında mülteci var. Bunlara karşı da biz ev sahipliğimizi yapıyoruz, elimizden gelen ilgiyi alakayı gösteriyoruz. Çünkü bu milletin değerleri içerisinde ev sahipliği farklı bir yer tutar. Bunu da biz devam ettiriyoruz. Bundan sonra da devam ettireceğiz. Biz şu anda Suriye'nin kuzeyinde tek katlı briket evler yapıyoruz. Bu briket evler öyle bir ateşleme meydana getirdi ki, şimdi bazı ülkeler diyorlar ki bize bir proje bize sunun, tek katlı değil iki katlı, üç katlı konutlar yapalım; Türkiye'ye gelmiş olan mültecilerin kendi yurtlarına, kendi topraklarına dönmesini sağlayalım. Şimdi arkadaşlarımızla birlikte bunun çalışması içindeyiz. İçişleri Bakanlığımız bu işi yakından takip ediyor. İnşallah bu adımları da atacağız. Biz o merhametsizliği yapamayız.
Türkmenistan özelinde Türk Devletleri Teşkilatı ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Sizin dünya çapında verdiğiniz 19 yıllık bir mücadele var, bir emek var. "Dünya 5'ten Büyüktür" ve "Birlikte Daha Adil Bir Dünya" çağrılarınız var. Burada da "Birlikte Geleceğe" temasını işlediniz. Sizin bu verdiğiniz mücadele içerisinde Türk Devletleri Teşkilatı bu mücadeleye yeni bir ivme katar mı? Türk Devletleri Teşkilatı'nın dünyada oluşturduğu yankı nedir?
Türk Devletleri Teşkilatı olarak liderler bazında Demokrasi ve Özgürlükler Adası'ndaki zirvemiz üst düzeyde gerçekleşmiş olan bir toplantıydı. Türkmenistan'da da Sayın Berdimuhamedov liderleri üst düzeyde toparlayabilme başarısı gösterdi. Burada bir şeyi özellikle vurgulamam lazım. Küresel dünyada özellikle işbirliklerinin, birlikte hareket etmenin, dayanışmanın en önemli göstergesi bu tür buluşmalardır. Bunlar pek olağan buluşmalar değil ama biz hamdolsun bu dönemde bunu başarabildik. Türk Cumhuriyetleri'nin hepsi liderler olarak buradaydılar. Burada bir konu daha var. Kan bağı ve tarihi, kültürel bağları bulunan kadim Türk milletinin bu adımları atmış olması, aramızdaki bağların çok daha güçlenmesine vesile oluyor.
Böylece dünyada çok farklı bir oluşumu gerçekleştirmeye doğru gidiyoruz. Bunlar tabii bizim için hakikaten gurur vesilesi oluyor. 2013 senesinde benim bir ifadem vardı, "21'inci yüzyıl Türkiye'nin yüzyılı olacak" demiştim. Bu aynı zamanda tabii dünyada Türklerin böyle bir yüzyılı inşa edeceklerinin bir ifadesiydi. Biz bunu şu anda yakalamış vaziyetteyiz. Liderlerin bu noktada önemli bir konumu var. Türkmen kardeşlerimiz bizler için ayrı bir anlam taşıyor. Bizlere olan muhabbetleri çok çok farklı. Türkiye'ye karşı muhabbetleri çok çok farklı. İnşallah bu bir vesiledir ve bu vesileyle de ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkartabileceğimiz bir Türkiye-Türkmenistan ilişkileri bizleri geleceğe çok daha farklı ulaştıracaktır.
Sayın Cumhurbaşkanım, Türk dünyasının birliği fikri daha önce de vardı ama sizinle birlikte fiili olarak elle tutulur, gözle görülür bir şekilde harekete geçti. Dolayısıyla bugüne kadar Türk birliği ile ilgili söylenen sözler, atılan adımlar kimseyi tedirgin etmemişti ama şimdi siz el atınca coğrafyadaki birtakım ülkeler bunu gündem ettiler. Özellikle Rusya'dan bunu tehdit olarak algılayanlar oldu. Türkiye açısından Türk birliğinin, Türk Devletleri Teşkilatının nihai hedefi ve muradı nedir ve bunu tehdit olarak görenlere mesajınız nedir?
Özellikle Demokrasi ve Özgürlükler Adası'ndaki toplantımızda biliyorsunuz Türk Konseyi adını Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirdik. Bütün liderler bu yeni oluşuma çok sıcak baktılar ama tabii dışarıda bundan rahatsız olanlar olmadı değil, olmuştur da hatta. Bu konuda Rusya rahatsız oldu diyemem. Çünkü cuma günü İlham Aliyev kardeşimizin de Rusya'da görüşmesi vardı. Paşinyan'la birlikte Sayın Putin'in riyasetinde orada bir toplantı gerçekleştirdiler. Bu toplantıyla ilgili olarak İlham Aliyev kardeşimle yaptığım görüşmede bu toplantının gayet iyi ve verimli geçtiğini söyledi.
Bu toplantı vesilesiyle de şu anda Aras Nehri boyunca demiryolu, karayolu yapımı konusu da çözüldü. Bu atılacak adımla beraber ayrıca Iğdır'a kadar gelecek otoban konusu var. Otoban konusuyla da özellikle Nahcivan sıkıntısını aşmak, diğer taraftan da Ermenistan topraklarından geçmek suretiyle burada Azerbaycan'ın Iğdır ile buluşmasının da gayet başarılı bir adımı atılmış olacak. Bunun yanında gerek karayolu gerek demiryolu ile insan ve yük taşımacılığında da önemli bir adım atılmış olacak. Daha önce 6'lı platformu gündeme getirmiştik. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, İran ve kabulü halinde Gürcistan'la bu 6'lı platformun devreye girmesi, bölge barışını, bölge sulhunu çok açık net ispatlamış olacak ve bu konuda da olumlu gelişmelerin olduğunu öğrenmiş olduk.
Medyaya yansıyan raporlara göre Ukrayna sınırında 100 bine yakın Rus askeri birikmiş durumda. Birçok ülke şu an çok tedirgin bu durumdan. NATO da çok tedirgin. Türkiye'nin sınırdaki artan gerilime bakış açısı nedir? Hem Rusya hem Ukrayna ile iyi ilişkileri olan Türkiye arabuluculuk rolü oynayabilir mi?
Burada bizim tavrımız belli. Biz özellikle başta Kırım Türkleri ile alakalı yaklaşım olmak kaydıyla, bölgede bir barışın egemen olmasından yanayız. Dost Rusya'yla ve özellikle Sayın Putin'le bu tür konuları bu şekilde müteaddit defalar görüştük, görüşüyoruz. Temennimiz odur ki bu bölge savaşın egemen olduğu bir bölge olmasın. Bu bölge barışın hakim olduğu bir bölge olarak geleceğe yürüsün. Bu konudaki tavrın olumlu istikamette gelişmesi arzumuzdur. Bununla ilgili arabuluculuk olur, kendileriyle bu konuyu görüşmek olur, gerek Ukrayna'yla gerek Sayın Putin'le bu görüşmeleri geliştirerek inşallah bunun çözümünde bizim de bir payımızın olmasını isteriz.
"TEKNOFEST'İ ÖZELLİKLE DEVAM ETTİRECEĞİZ"
Z kuşağı diye bir kavram var. Z kuşağına ne mesaj vermek istersiniz?
Bizim Teknofest kuşağına ihtiyacımız var. Teknofest kuşağı zekalarıyla, teknolojik ve bilimsel çalışmalarıyla şu anda çok ciddi bir yarış içerisinde ve maşallah her tarafı duman ediyorlar. Teknofest'in Azerbaycan'da da önemli bir programı olacak. Samsun'da da bir program var. Teknofest'i özellikle devam ettireceğiz. Şu nokta da çok çok önemli; biz geldiğimizde seçme ve seçilme yaşı 30'du. Biz bu seçme ve seçilme yaşını önce 25'e, sonra 18'e indirdik. Gençleri düşünen, gençlerle yatıp gençlerle kalkan parti AK Parti'dir. Niye bizden önce 25 ve 18 yaş grubu gündeme gelmedi? Biz getirdik. Bütün belgeler, tarih her şey ortada. Çünkü bizim hareket merkezimiz şuydu; bizim ecdadımız Fatih İstanbul'un fethini 21 yaşında gerçekleştirdi. Bu milletin büyükleri 20'li yaşlarında büyük bir fetih gerçekleştiriyorsa bu milletin tevarüs ettiği emanetle biz Allah'ın izniyle her işi başarırız.
Daha önce gasp ve yaralama gibi birçok suçtan kaydı bulunan bir kişinin hiçbir kontrol olmadan bir metroya bıçakla girebiliyor olması, kamusal alanda şiddetin önlenmesiyle ilgili endişeleri artırdı. Daha önce şiddete karışmış bireyleri HES kodu benzeri bir sistemle kamusal alanın çeşitli alanlarından alıkoymak mümkün olabilir mi?
Bu söylediğiniz İçişleri Bakanlığımızın gündeminde. Her türlü tedbiri alacağız. Yoğun bir şekilde bunların üzerine gideceğiz. Giriş kontrollerini ya da içeride polisiye tedbirleri artırmak noktasında gerekli adımlar atılıyor, atılacak