"GEREK BARTIN, GEREK SİNOP, GEREK KASTAMONU OLMAK ÜZERE HEPSİNİ ÇÖZECEĞİZ"
Geçtiğimiz aylarda yaşanan sel felaketlerinin hatırlatılması ve devletin tüm kurumlarıyla afetzedelerin yanında olduğunun söylenmesi üzerine Başkan Erdoğan, "Çatıya çıkmış olan vatandaşlarımızı helikopterlerle kurtarmaları her türlü taktirin üzerindedir. Bir yavruyu helikopter sepetine koyup kurtarma anı bambaşka bir olaydı. Bizim askerimiz bunları başardı. Elhamdülillah herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeden bu operasyonlar gerçekleştirildi. Köprüler anında kuruldu. Kurulan köprülerden vatandaşlarımızın geçişleri sağlandı. Orada daha işlerimiz var. Gerek Bartın, gerek Sinop, gerek Kastamonu olmak üzere hepsini çözeceğiz. Ben Rizeliyim. Rize her an heyelanla karşı karşıyadır. Artvin öyledir. Trabzon öyle, Ordu öyle, Giresun öyle. Bu topraklarda doğduk, bu topraklarda yaşıyoruz. Dolayısıyla bunlarla mücadelemizi vereceğiz. Vatandaşlarımıza en ideal olanı sağlayacağız" ifadelerini kullandı.

"SON ZAMANLARDA FENA DEĞİLİM, İYİ BİR NOKTAYA GELDİM"
Bir gencin bir basketbol mücadelesi teklifine cevap veren Erdoğan, "Yaparız niye yapmayalım. Bu bir fırsat meselesi. Artık mevsim de değişiyor. İnşallah böyle bir fırsatı bulduğumuz anda bunu da yaparız. Biz arkadaşlarımızla bunu oynarken, 5-5 oynuyorduk. Son zamanlarda fena değilim, iyi bir noktaya geldim. 50 sayı üzerinden oynuyoruz, son zamanlarda 50'de 34 yapar hale geldim. Benimle yarışan İbrahim Kalın Bey. Beni geçemedi ama iyiyim. Bizim bir Mustafa Varank'ımız var, bana ulaşmaya çalışıyor, ulaşması mümkün değil. Maalesef Mustafa nal topluyor. '3'lük atıyorum' diyor ama bir şey attığı yok" açıklamasında bulundu.
"HAFTADA 2-3 GÜN BASKETBOLA ZAMAN AYIRMAYA ÇALIŞIYORUM"
Sosyal hayatına ilişkin gelen sorulara cevap veren Başkan Erdoğan, "Doğrusunu konuşayım, dizi film izleme imkanım hiç yok. Bütün derdim ülkeme yatırımlar, hizmetler. Ben eve gelişim her gün gece 24.00'lere kadar çalışırım, bazen 01.00'i de bulur. Haftada 2-3 gün basketbola zaman ayırmaya çalışıyorum. Onun için sabah 09.00 gibi basketbola çıkıyoruz. Haftada 2-3 gün bunu yaparsam benim zindeliğim için isabetli. Akşam da Külliyeden çıktıktan sonra 4-5 bin adım yapmaya gayret ediyorum." ifadelerini kullandı.
Çanakkale'den geldiğini söyleyen gence 1915 Çanakkale Köprüsü'nü soran Erdoğan, "O köprü dünyada bir örnek. Bu örnek köprümüzle bizi çok anacaklar. Aynen Amerika'da New York'ta BM'nin tam karşısında Türkevi'ni yaptık. BM binasından daha yüksek. Açılışını birkaç hafta önce yaptık. Amerika'nın göbeğinde böyle bir binayı inşa ediyorsunuz. Bu Türkiye'nin medarıiftiharıdır. 18 Mart Çanakkale Köprümüz bizim için ayrı bir iftihar meselesi. Şimdi bir derdim daha var, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne bir de demir yolunu monte etmek" ifadelerini kullanarak son dönemde yapılan büyük projeleri anlattı.
Erdoğan, "Biz dağları deldik, o aşılmaz denilen dağları delerek Ferhat ile Şirin dizisini oynadık. Bundan daha güzeli olur mu?" dedi.

BAŞKAN ERDOĞAN DUYURDU: 24 SAAT AÇIK OLACAK
Gençlik merkezleri ile kütüphanelerin çalışma saatlerinin değiştirilmesini isteyen ve annesinin yemek davetini ileten Selen Canan Kerti isimli gence cevap veren Erdoğan, "Bu akşam ne oldu biliyor musunuz? Meryem hanım dedi ki, 'ben size teklife bulunacaktım, annem güzel yemekler hazırladı, bizim eve yemeğe gitsek' dedi. Hocam sen iş bitti artık, biz programlara gidiyoruz, sen de yemekten bahsediyorsun dedim. Valide hanımın da güzel marifetleri varmış. Onu artık bir başka gelişte. Ankara'da Millet kütüphanemiz 24 saat açık. Gençlik merkezilerimizin bizim planımızda 24 saat açık olması vardır. Bunu döner dönmez arkadaşlarımla konuşacağım. Onları da 24 saat açık hale getiririz" dedi. Erdoğan, kendisinden dua isteyen gence dua etti.

BAŞKAN ERDOĞAN'IN KEBAP VE ŞALGAM ANISI
Adanalılarla ilgili bir anısının olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten yaşanan bir hadiseyi anlatmasını istedi. Çelik, "Sayın Başkanmız siyasi yasaklıydı. Adana'ya teşrik ettiler. İlk konuşmasını yaparken halen yasaklıydı. Orada bir pankart açıldı, 'seni kebaptan ve şalgamdan daha çok seviyoruz' diye. Orada bir danışman arkadaşımız Başkanmıza dedi ki, 'ben ilk defa böyle bir ifade gördüm' dedi. Biz de 'Adana'da bir insanın bir başkasına duyacağı aşkın en üst ifadesi budur' dedik. Başkanmızı kebaptan ve şalgamdan daha çok sevenler ayağa kalksın ve alkışlasın" demesiyle gençler ayakta alkışladı. Erdoğan, "Kebabı ve şalgamı yemeden içmeden öbür dünyaya gidenin vay haline" ifadelerini kullandı.
"YAKLAŞIK BU ŞEKİLDE 10 BİNE YAKIN MEKTUP YAZDIM"
"Bu ülkeye hizmet etmek için çok bedeller ödediniz, cezaevinde hiç anınız oldu mu?" sorusuna cevap veren Erdoğan, "Cezaevinin içindekileri anlattığımız zaman bir daha bizi içeriye mi sokacaksınız? Oranın maceraları ayrıdır. Benim oradaki en önemli hayatım şuydu, tüm günümü gelen ziyaretçilerimle geçirir, gece de sabah namazına kadar bana gelen mektupların cevabını yazardım. Yaklaşık bu şekilde 10 bine yakın mektup yazdım. Zaman zaman gittiğim bazı yerlerde o mektuplarla karşıma çıkanlar olur. Benim yazım da fena değildir. Bazıları çerçeveletmiş. Oradaki 4 ay 10 günlük zamanımız oldu. Orada dersimi iyi çalıştım. Çıktıktan sonra da fazla uzun sürmedi, kısa bir zamanda iktidar olduk" dedi.

Söz alarak bir anıyı anlatan Ömer Çelik, şu ifadeleri kullandı:
"Siz cezaevindeydiniz, biz ziyarete geliyorduk. Dışarıda 2-3 gün üst üste bir teyzeyi gördük. Teyzeye ihtiyacını sorduk. 'Ben çok uzak bir yerden geldim, ona burada dua ediyorum, sizden bir ricam var, bu çay bardağını ona verin, bununla bir çay içsin, sonra da bardağı bana getirin ben de saklayım' dedi. Genç arkadaşlarımız şunu bilsin diye söylüyorum ki, bu büyük siyasi yürüyüşümüzün ardından bu kadar büyük bir bereket vardır, bu kadar büyük dua vardır. Hem gençlerin hem 70 yaşında da olsa gönlü genç olanların bu büyük desteği vardır. Cezaevindeyken de vardı, şimdi de var."
"DUVARLARIN DİLİ OLSA DA KONUŞSA"
Bir gencin "İstanbul Gençlik Kolları Başkanıyken bu günleri hayal etmiş miydiniz?" sorusuna cevap veren Erdoğan, "İstanbul Gençlik Kolları Başkanı olduğum zamanlarda cumhurbaşkanlığı, başbakanlık düşünmekten öte bir dava adamı olarak ne yapmam gerekiyor diye düşünür, bununla yatar, bununla kalkardım. Şimdi o tür günler yok. Bizim Gençlik Kolları Başkanı olduğumuz dönemlerde bizi ancak duvarlar anlatır. Duvarların dili olsa da konuşsa. Ben ne söylerse o boştur. Biz duvarların dili ile konuştuk. Hep geleceği şekillendirdik. Hamdolsun malikel mülk olan Allah'tır. Rabbim ne tayin ettiyse o olur ve o oldu" açıklamasında bulundu.