
"MENKUL KIYMET TESİSİNİN KALDIRILMASI DA SAĞLIKLI FİYAT OLUŞUMUNU DESTEKLEYECEK"
Karahan, son 8 ayda Türk lirası mevduat payının yaklaşık yüzde 32'den yüzde 44'e yükseldiğini, KKM'nin payının yüzde 26'dan yüzde 14'e gerilediğini bildirdi.
Para politikası duruşunun ve uygulanan makroihtiyati çerçevenin TL mevduata geçiş eğilimine katkı vermeye devam ettiğini belirten Karahan, "Parasal sıkılaşmayla uyumlu olarak getiri eğrisinin negatif eğimi, son rapor döneminden bu yana belirginleşmiştir. Menkul kıymet tesisinin kaldırılması da sağlıklı fiyat oluşumunu destekleyecektir. Mevcut politika bileşimi, Türkiye'ye yönelik risk algısının iyileşmesini ve risk priminin düşmesini sağlamıştır." diye konuştu.
Karahan, artan döviz kuru oynaklığı ve rezerv görünümündeki bozulmanın mart ayındaki risk algısını zayıflattığını vurgulayarak, risk priminin yeniden 300 baz puan seviyesinin altına gerilediğini dile getirdi.
PARASAL SIKILAŞMA VURGUSU
Bu gelişmelerin, Türkiye'ye yönelik portföy akımlarını desteklediğini belirten Karahan, şunları kaydetti:
"Jeopolitik risklerin yükseldiği ve küresel risk iştahının azaldığı nisan ayında gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışları gözlenirken, Türkiye'ye giriş gerçekleşmiştir. Son rapor döneminden mart ayı PPK toplantısına kadar olan süreçte rezervlerde bir düşüş yaşanmıştı. Mart toplantısında yaptığımız ilave parasal sıkılaştırma, yurt içi ve yurt dışı yerleşiklerin Türk lirasına güvenini artırmış ve rezervlere olumlu yansımıştır. 22 Mart-26 Nisan döneminde yabancı para cinsi mevduat 7 milyar dolar gerilerken, rezerv yönetimi kapsamında TCMB taraflı swap bakiyesi önemli ölçüde azaltılmıştır. Bu dönemde brüt rezervler yatay seyrederken, swap hariç net rezerv 16,4 milyar dolar iyileşmiştir. Swap hariç net rezervlere bugün itibarıyla baktığımızda ise son 2 haftada 18 milyar dolarlık bir ek iyileşme görmekteyiz. Böylece, ilgili dönemde swap hariç net rezervler toplam 34 milyar dolar artmıştır."
Karahan, dış talebe ilişkin varsayımlarını 2024 için sınırlı bir miktar yukarı yönlü güncellediklerini, 2025 yılı için ise sabit tuttuklarını bildirdi.

"KALICI BOZULMALARA KESİNLİKLE İZİN VERİLMEYECEK"
Merkez Bankasının temel amacının fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek olduğuna işaret eden Karahan, Haziran 2023 itibarıyla güçlü parasal sıkılaşmaya gittiklerini anımsattı.
Karahan, fiyatlama davranışlarını ve enflasyon beklentilerini yakından takip ettiklerini bildirerek, "Enflasyon, hedeflerimizle uyumlu seviyelere gerileyene kadar sıkı para politikası duruşumuzu korumakta kararlıyız, enflasyon görünümünde kalıcı bozulmaya kesinlikle izin vermeyeceğimizi de vurgulamak isterim." diye konuştu.
Küresel finansal koşulların büyümeyi baskılamaya devam ettiğini aktaran Karahan, jeopolitik gelişmeler ve sıkı para politikalarının sürdürülmesinin, küresel iktisadi faaliyetin seyri açısından öne çıkan risk faktörleri olduğunu söyledi.
Karahan, ihracat ağırlıklı küresel büyüme görünümü ve öncü göstergelerin, küresel iktisadi faaliyette daha çok hizmetler sektörü kaynaklı sınırlı iyileşmeye işaret ettiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Son dönemde ABD ekonomisinin büyüme görünümü, avro bölgesi ve diğer gelişmiş ülke ekonomilerinden olumlu ayrışmış ve ABD'de iktisadi faaliyetin görece güçlü seyrettiği görülmüştür. Küresel büyüme görünümü ve kompozisyonu, jeopolitik riskler, finansal koşullar ile arz yönlü faktörler, emtia fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam etmektedir. Önceki rapor döneminden bu yana emtia fiyatlarında genele yayılan artışlar görülmektedir. Arz yönlü faktörlerin yanında özellikle Çin'in büyümesiyle uyumlu seyir izleyen bazı endüstriyel emtia fiyatlarındaki artışlar dikkat çekmektedir."
Jeopolitik gerilimlerin artmasıyla değerli metal ve petrol fiyatlarının da bir önceki rapor dönemine oranla önemli miktarda yükseldiğini anlatan Karahan, enflasyonun birçok ekonomide hedeflerin üzerinde kaldığına işaret etti.
Karahan, küresel enflasyon görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının daha geç ve yavaş faiz indirimine gideceklerine yönelik beklentilerin güçlendiğini bildirerek, şunları kaydetti:
"Vadeli işlemlerin ima ettiği politika faiz patikasındaki düzleşme, FED için daha belirgin olmuştur. Bu ayrışma, küresel belirsizliği artırmakta ve gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde de baskı yaratmaktadır. Bu çerçevede gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının da faiz indirimleri konusunda daha temkinli olacaklarını değerlendiriyoruz. Bu gelişmeler küresel risk iştahının azalmasına neden olmuş ve son dönemde gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışlarına yol açmıştır."
"CARİ DENGEDEKİ İYİLEŞME DEVAM EDECEK"
Karahan, nisan ayında kartla yapılan harcamaların reel bazda zayıfladığını, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik yurt içi sipariş beklentilerinin de çeyreklik bazda gerilediğini aktararak, "Tüketim malları ithalatı, nisanda artış kaydederek bu görünümden ayrıştı. Bu çerçevede parasal sıkılaştırmanın iç talebe etkilerini çeşitli göstergeler üzerinden yakından takip etmekteyiz. İç talebe ilişkin görünüme kıyasla yurt içi üretim daha ılımlı seyir izlemektedir." diye konuştu.
Dış ticaret dengesindeki iyileşmeye dikkati çeken Karahan, bu dengelenmenin yılın ilk çeyreğinde devam ettiğini ve cari açığın milli gelire oranının yüzde 3'ün altına gerilediğini tahmin ettiklerini söyledi.
Yılın 2. yarısında parasal aktarımın gecikmeli etkisiyle iç talepte zayıflama olacağını ve bu sayede cari dengedeki iyileşmenin devam edeceğini öngördüklerini aktaran Karahan, son 3 ayda enflasyonun öngörülerin üzerinde yüksek bir seyir izlediğine işaret etti.
Karahan, tüketici enflasyonunun nisanda yüzde 69,8 ile bir önceki raporda sundukları tahmin aralığının 0,9 puan üzerine çıktığını bildirdi.

"KONUT PİYASASINDAKİ GELİŞMELERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ"
Enflasyon ana eğiliminin, geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi ve ücret güncellemelerinin de etkisiyle ocakta artışa döndüğüne işaret eden Karahan, "Ana eğilim, takip eden aylarda zayıflayarak aralıktaki seviyesine dönmüş, ancak yılın ilk Enflasyon Raporu'nda öngördüğümüz patikanın üzerinde seyretmiştir." dedi.
Karahan, gıda fiyatlarındaki güçlü artışa da dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özellikle kırmızı et fiyatları bu gelişmede öne çıkmıştır. 12 ve 24 ay sonrası enflasyon beklentileri gerilerken, yıl sonu beklentileri Enflasyon Raporu tahminlerimizin üzerinde seyretti. Öngörülerimizin aksine, yılın ilk çeyreğinde toplam talep koşulları güçlü seyretmiş, kredi kullanımında artış gerçekleşmiştir. Reel ücretlerdeki artış yurt içi talep koşullarını destekleyen bir unsur oldu. Geçmiş enflasyona endeksleme davranışı, hizmet enflasyonunda ataletin korunmasını beraberinde getirmiş, kira alt grubu bu bağlamda öne çıkmıştır. Enflasyon görünümündeki bozulmayı dikkate alarak, politika faizinde güçlü bir artış ve parasal koşullarda ek sıkılaşma yaptık."
Son dönemde hizmetler grubundaki fiyat artışlarının, diğer gruplara göre daha güçlü olduğunu bildiren Karahan, "Sektörün emek yoğun yapısı bu gelişmeyi açıklarken, geçmiş enflasyona endeksleme davranışının etkisi, özellikle yönetilen-yönlendirilen kalemler, kira, sağlık ve eğitim hizmetleri üzerinde hissedildi. Bu hizmet kalemleri, şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun süreye yayılmasına neden oluyor. Ayrıca, başta kırmızı et olmak üzere gıda fiyatlarında süregelen yüksek artışlar da lokanta-otel fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Bu doğrultuda, hizmet enflasyonu aylık bazda yavaşlamakla birlikte, yüksek bir seyir izliyor." değerlendirmesini yaptı.
Karahan, küresel gelişmelerde de benzer bir eğilim gördüklerini, hizmet enflasyonundaki katılığın, gelişmiş ülkelerde manşet enflasyonun hedeflere yaklaşmasını yavaşlatan önemli bir faktör olduğunu anlattı.
Türkiye'de hizmet enflasyonundaki yüksek seyrin önemli bir bileşeninin de kiralar olduğunun altını çizen Karahan, şu ifadeleri kullandı:
"Bu doğrultuda, konut piyasasındaki gelişmeleri öncü gösterge olarak yakından takip ediyoruz. Enflasyondan korunma nedeniyle artan talep ve depremin yol açtığı arz-talep dengesizlikleri konut fiyatlarında yüksek oranlı artışlara sebep olmuştu. Söz konusu gelişmelerin etkileri, kiralara gecikmeli ve belirgin şekilde yansımakta. Parasal sıkılaştırma sonrasında ise konut fiyatlarındaki artış hızı önemli ölçüde yavaşladı. Konut fiyatlarının artış eğilimi tüketici enflasyonundaki eğilimin altında seyretmekte. TCMB bünyesinde yapılan çalışmalar, diğer unsurların yanı sıra konut fiyatları değişiminin kira enflasyonunu aynı yönde etkilediğine işaret ediyor. Konut fiyatlarındaki yavaşlamanın, ilerleyen dönemde gecikmeli olarak kira artışını sınırlayabileceğini değerlendiriyoruz."