Washington Post'tan çarpıcı Türkiye detayı: Suudi Arabistan'ın nükleer anlaşması sonrası İsrail'de Türkiye endişesi büyüdü

Washington Post'tan çarpıcı Türkiye detayı: Suudi Arabistan'ın nükleer anlaşması sonrası İsrail'de Türkiye endişesi büyüdü

ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan nükleer enerji anlaşması Orta Doğu'da yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Washington Post'un özel haberine göre İsrail, Riyad'ın nükleer zenginleştirme kapasitesine giden yolu açabilecek anlaşmadan ciddi şekilde rahatsız. Ancak ABD gazetesine göre İsrail'deki endişenin dikkat çeken boyutlarından en önemlisi Türkiye. Gazeteye göre İsrailliler, Suudi Arabistan'ın ardından Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerin de nükleer zenginleştirme programlarına yönelebileceğinden endişe ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Suudi Arabistan'la imzaladığı nükleer enerji anlaşmasının yankıları sürerken, Washington Post anlaşmanın perde arkasına ilişkin dikkat çeken ayrıntıları ortaya çıkardı.

Washington Post'un özel haberine göre anlaşma, Suudi Arabistan'ın ABD teknolojisini kullanarak nükleer enerji santralleri kurmasının önünü açarken, gelecekte Suudi topraklarında nükleer zenginleştirme yapılabilmesine de kapı aralayabilecek.

Ancak anlaşmaya en sert tepki gösteren ülkelerin başında İsrail geliyor.

İSRAİL'DE "TÜRKİYE" ENDİŞESİ

Washington Post'un haberindeki en dikkat çekici ayrıntılardan biri Türkiye'ye ilişkin oldu.

Gazeteye göre İsrail'de Suudi Arabistan'ın nükleer programının Orta Doğu'da yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebileceği endişesi hâkim.

Kıtalararası hipersonik balistik füze Yıldırımhan (Arşiv)Kıtalararası hipersonik balistik füze Yıldırımhan (Arşiv)

İsrailliler, Suudi Arabistan'a nükleer zenginleştirme yolunun açılmasının ardından Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerin de nükleer zenginleştirme programları geliştirmeye yönelebileceğinden korkuyor. Washington Post, İsrail'deki endişeyi, böyle bir sürecin sonunda Orta Doğu'da nükleer silah geliştirme yoluna sahip çok daha fazla ülkenin ortaya çıkabileceği korkusuyla açıklıyor.

Dolayısıyla Washington-Riyad hattındaki anlaşma yalnızca Suudi Arabistan'ın enerji politikası açısından değil, son dönemde savunma sanayinde adından övgüyle bahsedilen Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel güç dengeleri açısından tartışılıyor.

AFPAFP

SUUDİ ARABİSTAN'A NÜKLEER TEKNOLOJİNİN KAPISI AÇILIYOR

Washington Post'un aktardığına göre ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi mevkidaşı tarafından imzalanan anlaşma, iki ülke arasındaki nükleer enerji iş birliğinin çerçevesini belirliyor.

Anlaşma, Suudi Arabistan'ın Amerikan teknolojisini kullanarak nükleer enerji santralleri inşa edebilmesinin önünü açıyor. Ancak asıl tartışma nükleer zenginleştirme konusunda yaşanıyor. Anlaşma kapsamında Washington ve Riyad, Suudi Arabistan topraklarında nükleer zenginleştirmenin uygulanabilir ve gerekli olup olmadığını iki yıl boyunca inceleyecek.

Anlaşmanın ayrıntılarını bilen kişilerin Washington Post'a aktardığına göre olası bir zenginleştirme faaliyetinin Suudilerin doğrudan kontrolüne bırakılmaması öngörülüyor.

Buna göre Suudi topraklarında zenginleştirme yapılması halinde süreç, teknolojisini Suudi tarafıyla paylaşmayan Amerikan şirketlerinin kontrolünde gerçekleştirilecek. Böylece Riyad'ın söz konusu teknolojiyi nükleer silah geliştirmek amacıyla kullanmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

AFPAFP

ULUSLARARASI DENETİM DETAYI TARTIŞMA YARATTI

Ancak Washington Post'un haberine göre anlaşmada oldukça tartışmalı bir başka ayrıntı daha bulunuyor.

Suudi Arabistan'ın, Birleşik Arap Emirlikleri dahil diğer ülkelerle yapılan bazı nükleer reaktör anlaşmalarında öngörülen kapsamlı uluslararası denetimlerden muaf tutulacağı belirtiliyor.

Bunun yerine hassas denetimlerin, anlaşmada belirlenen koşullar doğrultusunda Amerikan ekipleri tarafından gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Gazeteye konuşan ve anlaşmanın ayrıntılarını bilen üç kişi, anlaşmanın Suudi Arabistan'ın nükleer yakıtı silah yapımında kullanılabilecek seviyeye kadar zenginleştirmesini engelleyecek güvenlik önlemleri içerdiğini savundu.

Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunda çalışan uzmanlar ise bu tür güvenlik mekanizmalarının uzun vadede yeterli olmayabileceği uyarısında bulunuyor.

TRUMP'TAN BİR GÜN SONRA ŞARTLARI DEĞİŞTİREN HAMLE

Washington ile Riyad arasındaki anlaşmanın imzalanmasının üzerinden yalnızca bir gün geçtikten sonra Donald Trump'tan dengeleri değiştiren yeni bir açıklama geldi.

Trump, Suudi Arabistan'ın uzun zamandır talep ettiği Amerikan nükleer teknolojisine erişebilmesi için İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi gerektiğini açıkladı. Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada sivil nükleer anlaşmanın onaylanacağını ancak bunun "tamamen" Suudi Arabistan'ın İbrahim Anlaşmaları'na katılmasına bağlı olduğunu belirtti.

ArşivArşiv

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise şartı çok daha açık ifade etti.

Leavitt, Suudi Arabistan'ın İbrahim Anlaşmaları'na katılmaması halinde "anlaşmanın iptal edileceğini" söyledi.

ANLAŞMADA YOKTU, TRUMP SONRADAN ŞART KOŞTU

Washington Post'un dikkat çektiği nokta ise bu koşulun anlaşma imzalandığında bulunmaması.

Trump yönetiminin imzaladığı ilk anlaşmada Suudi Arabistan'ın İsrail ile diplomatik ilişkiler kurmasını zorunlu tutan böyle bir şart yer almıyordu.

Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt'e şartın neden anlaşmaya başlangıçta konulmadığı sorulduğunda ise Trump'ın "her zaman son anlaşmayı yapan kişi" olduğu yanıtını verdi. Trump yönetiminin Suudi hükümetiyle hâlihazırda imzalanmış hukuki bir anlaşmaya bu yeni şartı nasıl ekleyeceği ise henüz net değil.

SUUDİ ARABİSTAN İSRAİL'İ TANIMAZSA ANLAŞMA RAFA MI KALKACAK?

Trump'ın çıkışı, Washington-Riyad anlaşmasının geleceğini doğrudan İsrail-Suudi Arabistan normalleşmesine bağlamış durumda. Suudi Arabistan, 2023 yılında İsrail ile ilişkileri normalleştirmeye oldukça yaklaşmıştı. Ancak 7 Ekim'deki Hamas saldırısının ardından başlayan Gazze savaşıyla görüşmeler askıya alındı.

Washington Post'a göre Suudi liderler artık İsrail ile normalleşme konusunda gelecekte bağımsız bir Filistin devletinin kurulacağına ilişkin güvenceler talep ediyor. Gazze'deki savaş nedeniyle Suudi kamuoyunda İsrail'e yönelik yaklaşımın da ciddi şekilde olumsuzlaştığı belirtiliyor.

Bu nedenle Trump'ın getirdiği yeni şartın nükleer anlaşmanın önündeki en büyük engellerden birine dönüşebileceği değerlendiriliyor.

BIDEN DA AYNI ŞARTI KOYMUŞTU

Benzer bir formül Biden yönetimi döneminde de gündeme gelmişti. Biden yönetimi Suudi Arabistan ile nükleer anlaşma ihtimalini değerlendirmiş ancak anlaşmayı Riyad'ın İsrail ile diplomatik ilişkiler kurması şartına bağlamıştı. Görüşmeler sonuçsuz kalmıştı.

Trump yönetiminin imzaladığı anlaşmanın ilk halinde ise böyle bir koşul bulunmuyordu. Trump'ın anlaşmanın imzalanmasından bir gün sonra İsrail ile normalleşme şartını yeniden gündeme getirmesi, Washington'ın Riyad'a yönelik politikasında dikkat çekici bir değişiklik olarak öne çıktı.

İSRAİL TRUMP'IN YENİ ŞARTINDAN MEMNUN

Suudi Arabistan'ın nükleer zenginleştirme kapasitesi kazanmasına şiddetle karşı çıkan İsrail yönetimi ise Trump'ın yeni şartını memnuniyetle karşıladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suudi Arabistan'ın İbrahim Anlaşmaları'na katılmasının "Orta Doğu'da barış açısından tarihi bir sıçrama" olacağını söyledi. İsrail'in temel endişesi ise Suudi Arabistan'ın nükleer zenginleştirme programının bölgesel bir yarış başlatması.

Washington Post'un haberinde bu noktada Türkiye'nin özellikle anılması, anlaşmanın Washington-Riyad hattının ötesinde bölgesel güç mücadelesi açısından da yakından takip edildiğini ortaya koydu.

REUTERSREUTERS

MUHAMMED BİN SELMAN DAHA ÖNCE AÇIKÇA SÖYLEMİŞTİ

Suudi Arabistan uzun süredir kendi topraklarında nükleer enerji santralleri kurmak istiyor.

Ülkenin fiilî lideri Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın daha önce yaptığı açıklama ise anlaşmaya yönelik endişelerin temel nedenlerinden biri.

Bin Selman, İran'ın nükleer silah geliştirmesi halinde Suudi Arabistan'ın da nükleer silah geliştirmek için çalışacağını açıkça söylemişti.

Washington Post'a göre anlaşmanın destekçileri, ABD'nin sürece doğrudan dahil olmasının Suudi Arabistan'ın nükleer faaliyetlerini kontrol altında tutmak için Washington'a daha fazla imkân sağlayacağını savunuyor.

Anlaşmaya karşı çıkanlar ise bir ülkeye nükleer zenginleştirme yolunun açılmasının uzun vadede Orta Doğu'daki nükleer silahlanma riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor. Şimdi gözler hem Riyad'ın Trump'ın İsrail şartına vereceği yanıta hem de anlaşmanın Kongre'deki sürecine çevrildi.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin