Hürmüz krizi havacılığı vurdu! 85 bin uçuş iptal olabilir, jet yakıtı fiyatları patladı
İran savaşıyla birlikte Hürmüz Boğazı’nda yükselen gerilim küresel havacılık sektörünü alarm durumuna geçirdi. Son iki ayda jet yakıtı fiyatlarının iki katına çıkması havayolu şirketlerini peş peşe önlem almaya zorlarken, uzmanlar Haziran ayında 85 bin uçuşun iptal edilebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıntıları A Haber muhabiri Alpaslan Düven aktardı.
İran savaşıyla birlikte Hürmüz Boğazı çevresinde tırmanan gerilim, enerji piyasalarında büyük sarsıntı yaratırken en sert etkilerden biri küresel havacılık sektöründe hissedilmeye başladı.
A Haber muhabiri Alpaslan Düven, "İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimle tırmanan enerji krizi küresel havacılık sektöründe büyük bir darboğaza yol açmış durumda" sözleriyle sektörde yaşanan kritik tabloyu aktardı.
Özellikle jet yakıtı ve kerosen sevkiyatlarında yaşanan aksaklıkların, hava yolu şirketlerini alarm durumuna geçirdiği belirtiliyor.
JET YAKITI MALİYETLERİ İKİ KATINA ÇIKTI
Son iki ay içerisinde jet yakıtı fiyatlarının yaklaşık iki kat artması, havayolu şirketlerini sert maliyet baskısıyla karşı karşıya bıraktı.
Artan maliyetler nedeniyle birçok havayolu şirketinin uçuş sayılarını azaltmaya başladığı belirtilirken, bilet fiyatlarına peş peşe zamların da geldiği ifade ediliyor.
Küresel havacılık sektöründe oluşan yeni kriz atmosferi nedeniyle özellikle yaz sezonu öncesinde milyonlarca yolcunun tatil planlarının risk altına girebileceği konuşuluyor.
"85 BİN UÇUŞ İPTAL EDİLEBİLİR" UYARISI
İngiliz basınında yayımlanan analizlerde, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen jet yakıtı ve kerosen sevkiyatındaki düşüşün kritik seviyelere gerilediğine dikkat çekildi.
Uzmanlara göre geçen hafta küresel jet yakıtı sevkiyatları 2,3 milyon tonun altına düştü ve bu rakam tarihi düşük seviyeler arasında gösteriliyor.
Sektör kaynakları, arz krizinin sürmesi halinde havacılık sektöründe ciddi kırılmalar yaşanabileceği uyarısında bulunurken, Haziran ayında dünya genelinde yaklaşık 85 bin uçuşun iptal edilebileceği yönündeki senaryolar da gündeme gelmiş durumda.
Bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde sadece havayolu şirketlerinin değil, turizm sektörünün, lojistik ağlarının ve küresel ekonominin de ağır darbe alabileceği belirtiliyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI KÜRESEL ENERJİNİN CAN DAMARI
Uzmanlar, dünyanın günlük yaklaşık 100 milyon varil petrol tükettiğini hatırlatırken, Hürmüz Boğazı'nın bu enerji trafiğinin en kritik geçiş noktalarından biri olduğuna dikkat çekiyor.
Boğazdan günlük yaklaşık 15 milyon varil petrol geçtiği belirtilirken, mevcut gerilim nedeniyle küresel piyasalarda büyük bir tedirginlik oluşmuş durumda.
Ancak sürdürülebilir enerji uzmanları, kısa vadede dünyanın tamamen petrolden mahrum kalmasının beklenmediğini ifade ediyor.
Uzmanlara göre Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri alternatif boru hatları ve farklı limanlar üzerinden sevkiyat gerçekleştirme kapasitesine sahip.
FİZİKSEL KITLIKTAN ÖNCE "FİYAT KRİZİ" ENDİŞESİ
Uzmanların dikkat çektiği en kritik başlıklardan biri ise fiziksel yakıt kıtlığından çok fiyat krizinin oluşturduğu tehdit oldu.
Küresel petrol üretiminin geçen yıl tüketimin üzerinde gerçekleştiği vurgulanırken, piyasalardaki asıl riskin fiyatların kontrolden çıkması olduğu belirtiliyor.
Enerji piyasalarında yaşanan sert dalgalanmaların özellikle havacılık sektörünü doğrudan vurduğu, bunun da bilet fiyatlarına zam olarak yansıdığı ifade ediliyor.
Uzmanlar, savaşın uzaması ve Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat sorunlarının derinleşmesi halinde sadece uçuş iptallerinin değil, küresel ekonomiyi sarsabilecek yeni bir maliyet krizinin de kapıda olduğu görüşünde birleşiyor.
TATİL PLANLARI VE KÜRESEL EKONOMİ RİSK ALTINDA
Enerji krizinin ulaştığı nokta nedeniyle milyonlarca yolcunun yaz sezonu planlarının etkilenebileceği belirtiliyor.
Artan jet yakıtı maliyetleri nedeniyle havayolu şirketlerinin yeni zam hazırlıkları yaptığı konuşulurken, uzmanlar bunun küresel enflasyon baskısını daha da artırabileceğini ifade ediyor.
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan sıcak temasın artık sadece bölgesel bir güvenlik krizi olmaktan çıktığı, küresel ekonomi ve ulaşım ağlarını doğrudan etkileyen büyük bir enerji savaşına dönüştüğü yorumları yapılıyor.


