Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan (AFP)
İsrailli milletvekili ayrıca Türkiye'nin Libya ve Somali gibi ülkelerdeki rolünü "tehdit" olarak niteleyerek, Ankara'nın sadece Doğu Akdeniz'de değil, Afrika ve Orta Doğu'da da stratejik alan kazandığını öne sürdü.
Bu açıklamalar, Türkiye'nin sahadaki hamlelerinin bazı çevrelerde ciddi rahatsızlık oluşturduğunu ve bu rahatsızlığın artık açıkça Türkiye karşıtı bir cepheye dönüştürülmeye çalışıldığını gösteriyor.
NATO KARTI İTİRAFI: "TÜRKİYE'YLE MÜCADELE ETMEK ZOR ÇÜNKÜ ABD İLE BAĞI VAR"
Kathimerini'nin haberine göre Tal, Türkiye'nin NATO üyeliğini ve ABD ile ilişkilerini açıkça "sorun" olarak tanımladı.
Tal, Türkiye'ye yönelik doğrudan baskının zor olduğunu kabul ederek, şu ifadeyi kullandı:
"Türkiye ile durum daha karmaşık çünkü NATO üyesi ve ABD ile yakın ilişkileri var."
Bu sözler, Türkiye'nin Batı sistemindeki konumunun bazı odaklar tarafından kısıtlanması gereken bir avantaj olarak görüldüğünü ortaya koydu.
HEDEFTE F-35 VAR: "ABD TÜRKİYE'YE VERMEMELİ"
Röportajda en kritik başlıklardan biri ise Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi ihtimali oldu.
Tal, bu ihtimali "büyük problem" olarak değerlendirerek, ABD'nin Türkiye'ye F-35 vermemesi gerektiğini savundu.
İsrailli vekil ayrıca Türkiye'nin bazı teknolojik altyapılarında Çin etkisi olduğunu öne sürerek, Ankara'nın askeri kapasitesinin yükselmesini engellemek için Washington'a mesaj gönderdi.
Türkiye'nin ABD'den alacağı F-35'ler İsrail'i rahatsız etmeye devam ediyor (AFP)
Bu çıkış, Türkiye'nin savunma gücünü sınırlama arayışının açık göstergesi olarak yorumlandı.
"ERDOĞAN GİTSE BİLE ÇÖZÜLMEZ" DİYEREK TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALAN SÖYLEM
Kathimerini'nin aktardığı röportajda Tal, yalnızca Başkan Erdoğan'ı değil, doğrudan Türkiye'yi hedef alan bir söylem kurdu.
Erdoğan'ın gitmesi halinde bile "sorunun çözülmeyeceğini" savunan Tal, Türkiye'nin ideolojik olarak değiştiğini öne sürdü.
Bu yaklaşım, Türkiye'yi tek bir lider üzerinden değil, bütün bir ülke politikası üzerinden "tehdit" olarak kodlayan, daha uzun vadeli bir cepheleşme stratejisini işaret ediyor.
NÜKLEER TARTIŞMA ÜZERİNDEN YENİ ALGI OPERASYONU MU?
Röportajda dikkat çeken bir diğer unsur ise Türkiye'nin nükleer kapasite ihtimali üzerinden yürütülen tartışma oldu.
Tal, bazı Türk analistlerin nükleer program ihtimalini konuştuğunu öne sürerek, bunun yalnızca İsrail için değil, birçok ülke için sorun olacağını iddia etti.
Bu söylem, Türkiye'nin bölgesel güç kapasitesini artırma ihtimalini uluslararası baskı malzemesine dönüştürme çabası olarak değerlendiriliyor.
"ATİNA'DA BULUŞALIM" MESAJI: TÜRKİYE'YE KARŞI YENİ TOPLANTI HAZIRLIĞI
Kathimerini'ye göre Ohad Tal, "3+1" girişiminin bir sonraki adımında toplantıların yalnızca çevrim içi değil, yüz yüze yapılmasını istediklerini belirtti.
Tal'ın ifadesine göre bir sonraki toplantı için Atina önerisi gündeme getirildi.
Bu detay, Türkiye'ye karşı geliştirilen planların yalnızca söylem değil, kurumsal bir koordinasyon hattına dönüştürülmeye çalışıldığını gösteriyor.
ENERJİ VE ALTYAPI BAHANESİ: ASIL HEDEF TÜRKİYE'Yİ DIŞLAMAK MI?
Röportajda enerji, altyapı projeleri ve diplomatik koordinasyon gibi başlıklar öne çıkarılsa da, Tal'ın "Türklerin gelişimini kabul etmeyeceğiz" sözleri bu girişimin temel motivasyonunu açığa çıkardı.
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de artan etkinliğini dengelemek için "alternatif ittifak" söylemi, enerji projelerinin bir kalkana dönüştürülerek Türkiye'nin dışlanmak istendiği yorumlarını güçlendirdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Boru Hatları İle Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) tarafından işletilen Dörtyol Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) Terminali, bugün itibarıyla hizmette 8'inci yılını geride bırakırken, işletim süresince şebekeye 13,4 milyar metreküp doğal gaz transferi sağladı. (AA)
"LOBİLER BİRLEŞMELİ" ÇAĞRISI: ABD'DE TÜRKİYE'YE KARŞI ORTAK BASKI PLANI
Kathimerini'nin haberine göre Tal, Yunan ve İsrail lobilerinin ABD'de daha yakın çalışması gerektiğini açıkça dile getirdi.
Bu çağrı, Washington'da Türkiye karşıtı politikaların güçlendirilmesi için ortak lobi mekanizması kurulmak istendiğini gösterdi.
Bu noktada girişimin sadece diplomatik değil, aynı zamanda ABD siyasetinde Türkiye'ye karşı bir baskı hattı oluşturmayı hedeflediği değerlendiriliyor.
TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALAN BLOKLAŞMA AÇIKÇA İTİRAF EDİLDİ
Kathimerini'nin yayımladığı röportajda yer alan ifadeler, "3+1" girişiminin temel motivasyonunun Türkiye'ye karşı kurulan bir dengeleme hattı olduğunu açık biçimde ortaya koydu.
İsrailli vekilin kullandığı "Türkiye İran'dan daha tehlikeli" söylemi, Türkiye'yi uluslararası kamuoyunda tehdit olarak göstermek için yürütülen algı stratejilerinin yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Bu gelişme, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin kararlı duruşundan rahatsız olan çevrelerin, artık bunu açıkça dile getirerek Türkiye karşıtı yeni bir cepheyi kurumsallaştırmaya çalıştığını gözler önüne seriyor.
KATHİMERİNİ'NİN SATIR ARASI MESAJI: TÜRKİYE'NİN YÜKSELİŞİ BU ÇEVRELERİ RAHATSIZ EDİYOR
Yunan basınında sıkça görülen bu yaklaşım, Türkiye'nin savunma sanayiindeki atılımları, Suriye sahasındaki etkinliği, Afrika açılımı ve Doğu Akdeniz'deki enerji denklemini değiştiren rolü nedeniyle bölgesel dengeleri altüst ettiğini kabul eden bir çizgiye işaret ediyor.
Özetle, Kathimerini'nin gündeme taşıdığı bu röportaj, Türkiye'ye karşı "iş birliği" adı altında kurulan bir yapının, aslında şer ekseninde şekillenen bir bloklaşma girişimi olduğunu açıkça gösteriyor.