2018, 2020 ve şimdi 2026: Siyasetin değişmeyen iradesi! Bahçeli, her kritik virajda “Erdoğan” dedi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2018, 2020 ve 2026’da yaptığı açıklamalarla Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığına ilişkin desteğini yineledi. Son olarak 6 Ekim 2026’da Meclis’te seçimlerin yenilenmesi kararı alınması gerektiğini belirten Bahçeli, 2028’de yapılacak bir seçim için siyasi mutabakat çağrısında bulundu. Uzmanlar, Bahçeli’nin çıkışını Türkiye’nin siyasi istikrarı ve devletin devamlılığı tartışmaları çerçevesinde değerlendiriyor.
Siyasi tarihin en kritik virajlarında atılan adımlar, günü kurtarmanın ötesinde bir devlet aklını ve geleceğin stratejik rotasını çizer. 2018'den 2020'ye ve oradan 2026'ya uzanan süreçte MHP Lideri Devlet Bahçeli, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığı konusunda erkenden ve tavizsiz bir duruş sergileyerek siyasetin istikrarını teminat altına aldı. Küresel krizlerin, bölgesel savaşların ve çok kutuplu yeni dünya düzeninin eşiğinde; Türkiye'nin kazanımlarını koruma mücadelesi "Lider Ülke Türkiye" vizyonuyla pekişiyor.
SİYASETTE ZAMANLAMA VE STRATEJİK İRADE
Siyasi cümleler kimi zaman söylendiği günün ötesine taşar; çünkü ağızdan çıkan o sözler yalnızca bir aday tarif etmez, bir dönemin şartlarını, bir ittifakın yönünü ve devletin geleceğine ilişkin stratejik tercihi de anlatır.
Türkiye yakın tarihinde bunun en net örneklerine, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığına ilişkin çıkışlarında şahitlik etti. Nitekim MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye'nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Sayın Erdoğan'dadır" sözleriyle tecrübenin ve sistemin hayati önemine dikkat çekti.
Devlet Bahçeli, 18 Nisan 2018’de “Adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır” diyerek Cumhur İttifakı’nın adayını ilan etti. - foto: ahaber.com.tr
2018: YENİ SİSTEMİN KAPISI VE İLK NET MESAJ
Yıllar, krizler ve siyasi şartlar değişse de aynı ismin etrafında şekillenen sarsılmaz bir siyasi irade mevcuttu. 2018 yılında, 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin üzerinden henüz iki yıl bile geçmemişken Türkiye, olağanüstü bir güvenlik sürecinin izlerini taşıyordu. Bir yandan FETÖ yapılanmasına yönelik temizlik ve Suriye sınırındaki operasyonlar sürerken, diğer yandan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş siyasetin merkezindeydi. Tam bu eşikte, 18 Nisan 2018'de sahneye çıkan MHP Lideri Devlet Bahçeli, "Adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır. Cumhur İttifakı'nı oluşturan partiler kendi siyasi kimlikleriyle Cumhur İttifakı'nda yer almaktadırlar" ifadelerini kullanarak ittifakın ve yeni yönetim sisteminin yönünü erkenden tayin etti.
Bu kararın stratejik boyutunu değerlendiren Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zakir Avşar, "Türkiye'nin sistem değiştirmesi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmesi ve Cumhurbaşkanı olarak da yeniden Sayın Erdoğan'ın seçilmesinde öncülük yapmasının şöyle bir anlamı vardı: Türkiye çok önemli bir dönemeçten geçiyor ve bu süreç içerisinde Erdoğan'ın liderliği Türkiye açısından elzemdir diye düşünmüştü. Ben ondan sonra kurulan Cumhur İttifakı'nın da Türkiye'nin geleceğine ve bölgenin geleceğine de matuf çok önemli bir projeksiyon olduğunu düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Devlet Bahçeli, 7 Eylül 2020’de Cumhur İttifakı’nın 2023 Cumhurbaşkanı adayının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu açıklayarak ittifakın kararlılığını vurguladı. - foto: ahaber.com.tr
2020: BÖLGESEL BASKILAR VE "PAZARA KADAR DEĞİL MEZARA KADAR" ANLAYIŞI
Takvimler 2020'yi gösterdiğinde Türkiye bu kez Doğu Akdeniz gerilimi, ekonomik dalgalanmalar ve küresel pandeminin belirsizlikleriyle yüz yüzeydi. Yeni denklemlerin konuşulmaya başlandığı bir ortamda Bahçeli, 7 Eylül 2020'de tüm spekülasyonlara set çekerek Cumhur İttifakı'nın 2023'teki adayının Erdoğan olduğunu açıkça ilan etti. Bu tavrın arka planını aktaran Prof. Dr. Zakir Avşar, "Türkiye'nin böylesi bir beka mücadelesi sergilediği bir süreçte; özellikle terör tehdidinin, kuzeyinde ve güneyinde yaşanan savaş tehditlerinin, ciddi anlamda bir İsrail soykırımının da ortada olduğu bir ortamda Türkiye'nin çok ciddi bir çalkantıya müsait olmayacak, bir istikrar adası olacak bir tavır geliştirmesi gerekiyordu. Bu nedenle Sayın Bahçeli hiçbir maceraya yer vermeden Sayın Cumhurbaşkanının adaylığını o zaman da zikretmiş ve Cumhur İttifakı'nın beraberliğinin pazara kadar değil mezara kadar olduğunu ortaya koymuştu" ifadelerini kullandı.


