BEKİR HAZAR

İtirafçı patlaması

İSTİHBARAT savaşlarında yeni bir evreye giriliyor. Ağırlıklı olarak maşalar, devşirmeler, kullanılan terör örgütleri ve bunlara çanak tutan iliştirilmiş gazeteciler ve medya ordusu aynı safta toplandı. Bunların içinde Amerikan kongresinin onayladığı fonlardan para alan medya kuruluşları ve gazeteciler bile var. Artık hiçbir şey saklanmıyor.
Amerikan kongresinin hangi iliştirilmiş Türk gazetecilere para yağdırdığı açık açık dünyaya utanmadan, arlanmadan pervasızca ilan ediliyor. Tabii bu iliştirilmiş kullanışlı elemanlara eklenen içimizdeki lobi ve sivil toplum örgütü maskeli AJANLIK KURULUŞLARI, satın alınmış iş insanları-siyasetçiler, uzman yaftalı tetikçiler de var. Bu işbirlikçilerle sürdürülen uzaktan kumandalı istihbarat faaliyetlerindeki yeni evre, "ASLARIN DİREKT DEVREYE GİRDİĞİ AÇIK, GÖRÜNÜR, FÜTURSUZ VE DE HER YOLU MÜBAH SAYAN RESMÎ OLAĞANÜSTÜ SAVAŞ DÖNEMİ " olarak adlandırılabilir. Fransız ve İngiliz istihbaratlarının en tepesine getirilen yeni başkanlara bir bakın. Her ikisi de yıllarca Ankara'da ülkelerini temsil etmiş "SEÇKİN VE ÖZEL" büyükelçiler! Şimdi ülkelerinin en stratejik istihbarat kurumlarının başına geldiler. İkisinin de yollarının Ankara'dan geçmesi çok ilginç (!) değil mi? Türkiye'de devlet kurumlarına sızmış "İttihatçı" kafalar, mankurtlar, yurt dışına bağlı yerli işbirlikçiler, FETÖ ve PKK teröristleri, dışarıdan beslenen STK ve medya ile sosyal ağlar tetikçileri temizlenmeye, etkisizleştirilmeye başlandıkça birileri kuduruyor. Ülkemizin ve bekamızın en stratejik kurumu "MİT"imiz, hızla yerlileşerek ve millileşerek içerde ve dışarda muazzam "OPERASYONEL" hale geldikçe; artık rakipler en tepedekileri ile resmî ve alenen sahaya iniyorlar. Fonladıkları, devşirdikleri ve kullandıkları maşalar çok şükür hızla tasfiye oluyor; miadları doluyor. Çünkü giderek bölgesel ve küresel güç olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye bu mihraklara Balkanlar'dan başlayıp, Orta Asya'dan Ortadoğu'ya kadar uzanan, Afrika'dan Doğu Akdeniz'e kadar her alanda tokat vuruyor. Sömürgecilik zihniyetlerini bu yelpazede gönül dili ile toprağa gömüyor. Batı istihbaratlarının bşına peşpeşe Ankara'da görev yapan isimlerin getirilmesi bunun ve yaşanan paniğin en güzel delili... Türkiye'yi tanıyan, Türkçe konuşan, bu ülkedeki işbirlikçilerle sıkı fıkı olan isimlerle istihbarat örgütlerini yönetecekler ki, ancak akıllarınca Türkiye'yi böyle durdurabilecekler. Çünkü çaresizler. Nitekim Fransa'da Le Point dergisi işi gücü bıraktı Türkiye için özel sayı hazırladı. "Kapımız'daki savaş; Erdoğan" diye manşet attılar. Hemen arkasından Le Monde "Erdoğan Sevr'in intikamını alıyor" başlığı ile Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada muazzam bir güç haline geldiğini yazdı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile Türkiye karşısındaki acziyeti ve düştüğü rezil durumu nedeniyle sürekli dalga geçiyorlar, "Madara" olduğunu sayfalarından taşırıyorlar. Kısa bir süre öncesine kadar Türkiye'ye yalan haberlerle "Hasta ülke" yakıştırmaları ile saldıranlar artık adeta itirafçı olma sırasına girdi. Bu konuda muazzam bir patlama yaşanıyor. Son olarak küresel sermayenin tetikçisi ve İsrail'in çıkarlarını korumayı kendine kanun edinen dünya devi yayın organlarıyla ortak olan Fransız Le Figaro da "Fatih Erdoğan" manşeti atıp "Sultan Mehmet gibi eski günlerin ihtişamını getiriyor" diye yazarak ağzındaki baklayı çıkardı. Deliriyorlar, çıldırıyorlar, kuduruyorlar. Rahatsızlar... Türkiye'nin geldiği nokta ve bölgesel güç olma yolunda attığı adımlar altında adeta paspasa döndüklerini yazacak kadar aptallaştılar.
O yüzden haber tarzlarını değiştirerek "Eyvah Türkler geliyor" diye Avrupa'da çan çalıyorlar. O yüzden Ankara'da görev yapmış elçileri istihbarat örgütlerinin başkanı yaparak "Kim durduracak bu Türkleri" çığlığına çareler arıyorlar.
Önümüzdeki dönemde, bunlara yataklık yapan, hizmet eden yerli işbirlikçileri topyekün harekete geçirmenin hesaplarını yapıyorlar. Onlar ülkelerinin kaybettiklerini alabilmek, itilmişliklerini sona erdirebilmek için ülkeleri adına gerekeni yapacak?
Önemli olan bizim duruşumuz ne olacak?
Amerikan kongresinden bile fonlanarak yalan haberlerle ülkesine devletine saldıran iliştirilmişlere, terör örgütlerinin iftira propagandalarına sessiz mi kalacağız?
Tabii ki hayır. İstihbarat savaşlarında artık Türkiye oyun kurucu... Allah'a şükür eski Ankara artık yok. Ne yaparlarsa yapsınlar kaybedecekler. Uçak safralarını döke döke kalktı artık... Gidiyor...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.