NASA’dan uzayda gülümseyen galaksi karesi! Einstein’ın teorisi bu yüzün sırrını açıklıyor

NASA’dan uzayda gülümseyen galaksi karesi! Einstein’ın teorisi bu yüzün sırrını açıklıyor

NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu, gülümseyen bir insan yüzünü andıran SDSS J1038+4849 galaksi kümesini gündeme taşıdı. İki parlak turuncu galaksi gözleri, kavisli ışık izleri ağzı andırıyor. Bu görünümün ardında Einstein’ın genel görelilik teorisiyle açıklanan kütleçekimsel merceklenme etkisi de var.

Uzayın derinliklerinden gelen bazı görüntüler, görenleri şaşırtmaya devam ediyor. NASA'nın Hubble Uzay Teleskobu tarafından kaydedilen ve gülümseyen bir yüzü andıran galaksi kümesi de bunlardan biri. İlk bakışta uzayda beliren bir yüz gibi görünen bu görüntü, aslında evrenin işleyişine dair önemli bir fiziksel olayı ortaya koyuyor.

NASA’nın paylaştığı görüntüde gülümseyen yüzü andıran bir galaksi kümesi yer alıyor. (X)NASA’nın paylaştığı görüntüde gülümseyen yüzü andıran bir galaksi kümesi yer alıyor. (X)

NASA UZAYDA GÜLÜMSEYEN GALAKSİ KÜMESİNİ PAYLAŞTI

NASA, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Hubble Uzay Teleskobu'nun görüntülediği galaksi kümesini yeniden gündeme getirdi. İlk olarak 2015 yılında kaydedilen görüntü, sıra dışı şekli nedeniyle yıllardır ilgi çekiyor.

Görseldeki yapılar, bir insan yüzünün temel hatlarını andırıyor:

  • Gözler: Merkeze yakın iki parlak turuncu galaksi.
  • Burun: Yüzün orta bölümünde görülen beyazımsı yapı.
  • Gülümseme: Alt kısımda uzanan kavisli ışık yayları.

Ancak bu şekiller, galaksilerin tesadüfen bir yüz oluşturmasından ibaret değil. Görüntünün arkasında, ışığın büyük kütleli cisimlerin etkisiyle yön değiştirmesi yatıyor. NASA, paylaşımında gülümseme çizgileri gibi görünen yayların güçlü kütleçekimsel merceklenmenin sonucu olduğunu belirtti.

Uzaydaki gülümseyen yüzün oluşmasını kütleçekimsel merceklenme etkisi açıklıyor. (A Haber Grafik Ekibi)Uzaydaki gülümseyen yüzün oluşmasını kütleçekimsel merceklenme etkisi açıklıyor. (A Haber Grafik Ekibi)

UZAYDA GÜLÜMSEYEN YÜZ NASIL OLUŞTU?

Bu sıra dışı görüntünün temelinde, Albert Einstein'ın genel görelilik teorisi bulunuyor. Einstein'ın ortaya koyduğu bu teoriye göre kütle, uzay-zamanın yapısını değiştiriyor. Yeterince büyük bir kütleye sahip galaksi veya galaksi kümesi, çevresindeki uzay-zamanı bükebiliyor. Bu bölgeden geçen ışık da söz konusu eğrilikten etkilenerek farklı bir doğrultuda ilerliyor.

Kütleçekimsel merceklenme adı verilen bu olayda, uzaktaki bir galaksiden gelen ışık bükülebiliyor, büyütülebiliyor veya yay biçiminde görülebiliyor. Dünya'dan gözlem yapan teleskoplar da bu ışığı farklı şekillerde kaydedebiliyor. SDSS J1038+4849 görüntüsünde yüzü andıran yapının ortaya çıkması da bu etkinin bir sonucu. Görseldeki parlak noktalar ve kavisli yaylar, uzaydaki cisimlerin konumları ile ışığın izlediği yolun birleşmesiyle oluşuyor.

Einstein’ın genel görelilik teorisi, galaksi kümesindeki ışık yaylarının oluşumunu açıklıyor. (A Haber Foto Arşivi)Einstein’ın genel görelilik teorisi, galaksi kümesindeki ışık yaylarının oluşumunu açıklıyor. (A Haber Foto Arşivi)

EINSTEIN HALKASI NEDİR, NASIL OLUŞUR?

Kütleçekimsel merceklenmenin özel görünümlerinden biri de Einstein halkası olarak biliniyor. Bu yapı, uzaktaki bir ışık kaynağından gelen ışığın, aradaki büyük kütleli cisim tarafından bükülmesi sonucunda halka veya halka benzeri bir şekil almasıyla meydana geliyor.

Bunun için ışık kaynağının, mercek görevi gören cismin ve gözlemcinin birbirine uygun biçimde hizalanması gerekiyor. Hizalanma ne kadar simetrik olursa ışık da o kadar belirgin bir halka görünümü oluşturabiliyor. Bu nedenle Einstein halkaları, gökbilimcilerin dikkatle incelediği özel gök olayları arasında yer alıyor.

Gülümseyen galaksi kümesindeki kavisli ışık izleri de güçlü kütleçekimsel merceklenmeyle ilişkili. Ancak görüntüdeki her yay veya parlak bölgenin tek başına tam bir Einstein halkası olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Kütleçekimsel merceklenme, uzak galaksilerden gelen ışığın bükülmesini ve büyümesini sağlıyor. (AA)Kütleçekimsel merceklenme, uzak galaksilerden gelen ışığın bükülmesini ve büyümesini sağlıyor. (AA)

KÜTLEÇEKİMSEL MERCEKLENME BİLİM İNSANLARINA NE KAZANDIRIYOR?

Bu olayın önemi, ortaya çıkardığı ilginç görüntülerle sınırlı değil. Gök bilimciler, kütleçekimsel merceklenmeyi evrenin çok uzak bölgelerini incelemek için doğal bir büyüteç gibi kullanıyor. Bu yöntem bilim insanlarına üç önemli alanda yardımcı oluyor:

  • Uzak galaksileri gözlemlemek: Işığı büyüyen ve bükülen galaksiler, normal şartlarda tespit edilmesi zor olsa bile incelenebiliyor.
  • Evrenin geçmişini araştırmak: Çok uzak galaksilerden gelen ışık sayesinde evrenin erken dönemlerine ilişkin bilgiler elde edilebiliyor.
  • Karanlık maddeyi haritalandırmak: Işığın ne kadar ve hangi yönde büküldüğü incelenerek galaksi kümelerindeki toplam kütlenin dağılımı hakkında çıkarımlar yapılabiliyor.

Özellikle karanlık madde araştırmalarında bu gözlemler önemli bir yer tutuyor. Çünkü karanlık madde doğrudan ışık yaymıyor. Bilim insanları, çevresindeki ışık üzerindeki kütleçekimsel etkileri inceleyerek dağılımını anlamaya çalışıyor.

Gülümseyen galaksi görüntüsü, evrendeki ışık ve kütle arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. (AA)Gülümseyen galaksi görüntüsü, evrendeki ışık ve kütle arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. (AA)

UZAYDA YÜZ BENZERİ GÖRÜNTÜLER DAHA ÖNCE DE GÖRÜLDÜ

Evrenin farklı bölgelerinde, insan yüzünü veya başka tanıdık şekilleri andıran görüntüler zaman zaman ortaya çıkıyor. Bunların bir bölümü galaksilerin konumları ve ışığın bükülmesiyle, bazıları ise yıldızların ve diğer gök cisimlerinin görünümüyle ilişkili.

NASA'nın daha önce paylaştığı bazı gözlemler de benzer biçimde ilgi çekmişti. Güneş üzerinde yüz ifadesini andıran şekillerin görüldüğü görüntüler, uzaydaki oluşumların insanlara tanıdık desenler çağrıştırabildiğini gösteren örnekler arasında yer alıyor.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin