Müzik maskeli toplumsal mühendislik: K-pop çocukların dünyasını nasıl etkiliyor?
K-pop, milyonlarca çocuğu ve genci müzik, dans, kusursuz görseller ve aidiyet duygusuyla kendine çekiyor. Fandom kültürü, algoritmalar ve sürekli tekrarlanan içerikler üzerinden şekillenen bu dünya beden algısı, kimlik arayışı, sosyal ilişkiler ve günlük yaşam üzerinde de etkili olabiliyor. Peki çocuklar K-pop dünyasında neyle karşılaşıyor?
BTS, Stray Kids, Blackpink, Twice ve daha birçok K-pop grubu, dünyanın dört bir yanında milyonlarca gencin hayatının parçası haline geldi. Şarkılar, danslar, canlı yayınlar, hayran toplulukları ve sosyal medya içerikleriyle kurulan bu dünya çocukların yalnızca müzik zevkini değil, kendilerini nasıl gördüklerini ve ait oldukları çevreyi de etkileyebiliyor. Bu kültürün çocuklar üzerindeki etkileri, "Masum bir eğlence mi yoksa daha büyük bir dönüşümün parçası mı?" sorusunu gündeme getiriyor.
Sabah gazetesi yazarı Pınar Yıldız Yüksel, müzik maskeli toplumsal mühendislik haline gelen K-pop'u köşesine şöyle taşıdı:
Algoritmalar, tekrar tekrar gösterilen görüntüler, hayranlık ve aidiyet duygusu üzerinden çocukların ilgisi adım adım şekillendiriliyor. Uzmanlara göre burada asıl mesele yalnızca para kazanmak değil; gençlerin zamanını, tüketim alışkanlıklarını ve kimlik arayışını etkileyen bir davranış mühendisliği kurulması.
BTS, Stray Kids, Black Pink, Twice, Le sserafim, Babymonster ve dahası... Bunlar K-pop dünyasının en popüler grupları... Şu an 5-25 yaş aralığında çocukları olan anne-babaların sıkça duyduğu isimler bunlar... Şarkı söylüyor, dans ediyor, videolar çekiyorlar. Çoğu grup üyelerinin eşleştiği hayvanlar var -kurt, sincap, tilki, fare gibi- ve peluş olarak satılıyorlar. Anahtarlık, sticker ve foto kartları da var... Yani para kazanma modelleri oldukça geniş... Birlikte yaşadıkları evlerde yayınlar yapıyorlar. Çektikleri videolar milyonlarca izleniyor. Kimi zaman bir kamp, kimi zaman bir su parkında challengelar yani meydan okumalar yapıyorlar. Çocuk ve gençler asla bunları kaçırmıyor. Hatta aynı videoyu defalarca izleyenler var. Bu videoları izleyerek yemek yiyen çocukları da gördüm, odasında saatlerce ekran başında kalanları da!
Hepsi güzel, hepsi yakışıklı! Ciltleri pürüzsüz, fizikleri ince ve uzun... Kıyafetleri, dansları hemen bir akıma dönüşüyor. Konserlerine aynı anda binlerce genç akın ediyor... Hatta konserlerinin videoları sinema salonlarında izletiliyor. Böylelikle konser için gidemedikleri ülkelerdeki dinleyicileri, sanki bir konserine gidiyormuş gibi sinemaya gidip konser videolarıyla avunuyorlar. Dansları erotik, grup üyeleri aynı cinsiyetten olsalar da kendi aralarında eşleşiyorlar. Birlikte yaptıkları romantik danslara hayranları bayılıyor. Eşcinsellik yok deniliyor ama buram buram yakınlaşma kokuyor.
SEN PARANOYAKSIN ANNE!
Anne ve babalar, çocuklarına "Bu yakınlaşma doğru değil" dediklerinde çocuklar "Saçmalama anne, ne var bunda, arkadaş onlar, sen de çok şüphecisin, paranoyaksın!" diye karşılık veriyor.
Peki, neler oluyor? Neler oluyor da, anne-babalar çocuklarını bu akımdan vazgeçiremiyor? Her ebeveyn bir tehlike görüyor ama hem çocukları hem de bazı kesimler tarafından paranoyak olarak etiketleniyor!
Paranoyak mıyız biz gerçekten! Hayır! Bu bir davranış mühendisliği hilesi ve çocuklarımızın bundan haberi yok. Anlatsak da anlayacak yaşta ve duygu dünyasında değiller. Suçları yok ama ebeveynler çocuklarını doğal bir dürtü olarak tehlikenin içine bırakmak istemiyor. İlk çağlarda yırtıcı hayvanların çocuklarına saldıracağından korkmakla şimdi kurgulanmış bu belirsiz saldırılardan korkmak aynı şey...
Hiçbir anne-baba, göz göre göre bir kurdun dişleri arasına çocuğunu bırakmaz. Şimdi de istemiyorlar ama bir sorun var, ortada kurt yok! Kuzu kılığına girmiş bir tehlike var ve anne-babaların önsezileri dışında bunu kimse görmek istemiyor, görmelerine de izin verilmiyor.
CİNSİYETSİZ GÖRÜNTÜLER...
K-Pop dünyası, aile hayatımızdan, çocuklarımızdan ne istiyor? Çocukların kimliklerini kendi istedikleri gibi tasarlamak istiyorlar ve tıkır tıkır işleyen bir davranış mühendislikleri var. 20 yıllık geçmişleri var ama Türkiye'de yeniler... Yumuşak, kusursuz erkekler, pürüzsüz kızlar, dürtülerini deneyimleyecekleri özgürlük, zorbalığın olmadığı eğlenceli ortamlar ve dahasını vaat ediyor. Her şey dijital dünyada tasarlanıyor. Çünkü ölçümlenebiliyor ve müdahale edilmesi çok rahat! Algoritmalar ayarlanıyor, cinsiyetsiz görüntüler, erotizm içeren danslar, sözde mükemmel kankalık, anne-babaların çocukları anlamadığına dair düşünceler yayılıyor.
Çocuk ve gençler içinde bulundukları ergenliğin etkisiyle tüm bunlara kapılıp gidiyor. Ailelerin de bunları yargılaması ve çocuklarıyla çatışması isteniyor. Ne kadar ailesi tarafından anlaşılmayan çocuk o kadar hazır yem onlar için! Tek dertleri para değil. Asıl dertleri kontrol edebilecekleri bir kültürel hegemonya kurabilmek. Çocukların zamanını ve kimliğini istiyorlar.
Bugünkü çocukların birer yetişkine dönüştüğünde ne giyeceklerine ne yiyeceklerine, neye öfkelenip neyi savunacağını öngörebilecekleri itaatkâr tüketiciler yetiştirmek istiyorlar... Biz de K-Pop dünyasını ve arkasındaki asıl amacı uzmanlarla konuştuk.
K-POP SÖZLÜĞÜ
FANDOM: Ortak ilgi alanlarını paylaşan hayranlardan oluşan bir alt kültür.
İDOL: Müzik grubundaki üyeler için kullanılır. Dinleyiciler kendine beğendiği bir üyeyi idol olarak seçiyor.
BIAS: Bir K-pop grubundaki favori üye.
ULT BIAS: Bütün gruplar ve idoller arasındaki en büyük favorin.
STAN: Bir grup ya da idolün sıkı takipçisi.
MAKNAE: Grubun en genç üyesi.
LEADER: Grubun lideri.
CENTER: Performanslarda ve koreografilerde merkezde öne çıkan üye.
ACE: Şarkı söyleme, dans, rap gibi birden fazla alanda çok başarılı görülen idol.
COMEBACK: Yeni şarkı veya albümle başlayan yeni tanıtım dönemi.
ERA: Bir albüm, şarkı veya konseptle özdeşleşen dönem.
CONCEPT: Albüm veya şarkı döneminin görsel ve sanatsal teması.
FANDOM: Bir grubun hayran topluluğu.
FANDOM NAME: Hayran topluluğuna verilen özel isim. Örneğin BTS hayranlarının ARMY, BLACKPINK hayranlarının BLINK olarak anılması.
LIGHTSTICK: Her grubun kendine özgü tasarımına sahip ışıklı konser çubuğu.
PHOTOCARD / PC: Albümlerden çıkan ve koleksiyonu yapılan idol fotoğraf kartları.
AEGYO: Sevimli görünmek amacıyla yapılan mimik, hareket ve konuşmalar.
SASAENG: İdolün özel hayatını ihlal edecek ölçüde takip eden takıntılı hayran.
SHIP: İki idolü birbirine romantik olarak yakıştırmak.
DAEBAK: "Harika!", "İnanılmaz!" gibi kullanılan Korece ifade.
KADIN-ERKEK KODLARI BELİRSİZ
K-pop'un sadece müzikten ibaret olmadığını artık hepimiz biliyoruz. K-pop, müziğin yanında bir yaşam tarzı ve kimlik estetiği de satıyor. Burada özellikle dikkat çeken şey, geleneksel kadınlık ve erkeklik kodlarının giderek belirsizleşmesi. Özellikle erkek K-pop idollerine baktığınızda bunu çok net görüyorsunuz. Makyaj, oje, takı, feminen kıyafetler, saç ve beden estetiği... Erkek idol artık sadece şarkı söyleyen kişi değil; görünüşü ve güzelliği üzerinden tüketilen bir figüre dönüşüyor. Açıkçası burada belirgin bir feminenleşme görüyoruz.
CİNSİYET BİR PERFORMANS ALANINA DÖNMÜŞ
Cinsiyet artık sadece biyolojik veya toplumsal bir kategori olarak değil, aynı zamanda bir stil ve performans alanı olarak sunuluyor. Popüler kültür bunu gençlere teorik olarak anlatmıyor; imgeleri tekrar tekrar göstererek normalleştiriyor. Bir gence "cinsiyet sınırları önemsizdir" demenize bile gerek yok. Sürekli olarak kadınlık ve erkeklik arasındaki sınırların belirsizleştiği görüntülerle karşılaşırsa, bir süre sonra bunlar onun gözünde olağan hale geliyor. O yüzden burada "propaganda" kelimesinden önce "normalleştirme" kavramına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü modern kültür endüstrileri doğrudan propaganda yapmıyor. Bir şeyi sürekli gösteriyor, ona güzellik, özgürlük ve popülerlik eşlik ettiriyor ve zaman içerisinde o şey sıradanlaşıyor.
KİMLİĞİNİ YENİDEN TASARLAYABİLİRSİN!
Ergenlik, kişinin "Ben kimim?" sorusuna cevap aradığı dönem. Tam da böyle bir dönemde gençlerin karşısına, kimliğin değiştirilebilir ve yeniden tasarlanabilir bir şey olduğu fikri çıkıyor. Burada verilen mesaj "Kimliğini yeniden tasarlayabilirsin" mesajı. Bugünse bu kimlik LGBT+ ve cinsiyetsizleştirme hakkında genç müzik grupları üzerinden yapılıyor.
LGBT ESTETİK DİYE SUNULUYOR
K-pop'un burada yaptığı şey, LGBT'yi her zaman doğrudan savunmak şeklinde karşımıza çıkmıyor. Daha çok LGBT ve geleneksel cinsiyet normlarının dışında kalan estetiği gençlik, güzellik, özgürlük ve popülerlikle ilişkilendirerek normalleştiriyor. Üstelik bazı kliplerde, performanslarda ve moda çekimlerinde aynı cinsiyetten yakınlıklar, romantik çağrışımlar, queer semboller ve LGBT estetiği de kullanılıyor. Bunun bir başka boyutu da K-pop fandomunda ortaya çıkıyor.
AYNI CİNSTEN ROMANTİK DANSLAR
Mesela "ship" kültürü var. Aynı cinsiyetten iki idolün romantik bir çift olarak kurgulandığı, hayranların bunun üzerine videolar, hikâyeler ve çeşitli içerikler ürettiği bir kültürden söz ediyoruz. Bunlar da sosyal medya üzerinden milyonlarca genç insana ulaşıyor. Dolayısıyla LGBT temaları, özellikle genç fandom içerisinde giderek daha olağan bir kültürel unsur haline geliyor.
K-pop şirketlerinin de bundan bağımsız olduğunu düşünmemek lazım. Bunlar sonuçta küresel pazarda faaliyet gösteren ticari şirketler. Genç tüketici kültürünü ve özellikle Batı'daki kültürel eğilimleri yakından takip ediyorlar. LGBT propagandasına eşlik etmek pazarlama stratejisinin bir parçası haline geliyor.
Dolayısıyla mesele sadece birkaç şarkıcının kıyafeti ya da sahne performansı değil. Daha büyük bir kültürel dönüşümden bahsediyoruz. K-pop, gençlere belirli bir güzellik anlayışı, beden algısı, cinsiyetsizleştirme ve eşcinsellik sunuyor. Bunu da müzikten çok daha güçlü bir araçla, hayranlık üzerinden yapıyor.
ÇOCUĞUNUZU YUTABİLİR, DOZU ÖNEMLİ
K-pop, Güney Kore'den çıkan ve dünyaya yayılan bir müzik ve eğlence türüdür. Sadece şarkı dinlemekten ibaret değildir. Bir araya gelmiş gençlerden oluşan gruplar, mükemmel koreografiler, görsel olarak çok güçlü klipler, sürekli yenilenen konseptler, sosyal medya üzerinden fanlarla kurulan yakınlık ve "biz sizinleyiz" diliyle örülmüş bir bütündür. Şarkılar genelde enerjik, danslar senkronize, görseller kusursuz, mesajlar ise duygusal ve motive edicidir. İdoller hem yetenekli sanatçı hem de "ulaşılabilir" arkadaş gibi sunulur. Canlı yayınlar, özel uygulamalar, günlük paylaşımlar sayesinde fan, idolle gerçekten bağ kurduğunu hisseder. İşte bu kombinasyon, özellikle ergenler üzerinde çok güçlü bir etki yaratır.
KUSURSUZ YÜZLER, CAM GİBİ TEN
Kusursuz yüzler, pırıl pırıl ten, aynı anda aynı hareketi yapan bedenler, göz göze bakışlar ve "Sizi seviyoruz" diyen sesler... Birçok anne baba bu gibi durumlara karşı şu tepkiyi verebiliyor: "Masum şeyler izliyor, dans ediyor, şarkı dinliyor. Ne olacak ki?" Yıllardır klinikte çalıştığımız ergenlerde şunu gözlemledim ki; o masum görünen görüntüler, aslında genç bir insanın en hassas dönemindeki duygularını, bedenini ve kendini nasıl gördüğünü derinden etkileyebiliyor.
AİDİYET İHTİYACINI KARŞILAR
Fandom denilen hayran toplulukları, gence "Ben yalnız değilim" hissi verir. Aynı grubu seven insanlarla bağ kurmak, özellikle yalnızlık yaşayan gençlerde güçlü bir rahatlama yaratır.
Kimlik arayışına hazır bir model sunar. İdoller hem başarılı hem de "iyi insan" olarak lanse edilir. Genç, onların tarzını, konuşmasını, hatta değerlerini örnek alarak kendi kimliğini şekillendirmeye çalışabilir.
BEDEN VE GÜZELLİK İDEALİNİ ŞEKİLLENDİRİR
Kusursuz ten, ince beden, simetrik yüz hatları sürekli göz önündedir. Ergen, kendi bedenini bu standartlarla karşılaştırmaya başlar. Zamanla "Ben yeterince güzel/yakışıklı değilim" düşüncesi güçlenebilir.
ERGENLER NEDEN BU KADAR ETKİLENİR?
Ergenlik, insanın kendini aradığı, "Ben kimim, nasıl görünmeliyim, nasıl sevilirim?" sorularının en yoğun olduğu dönemdir. Bu yaşlarda duygular güçlü, sosyal onay çok önemli, dışarıdan gelen idealler ise kolayca içselleştirilir. K-pop tam da bu ihtiyaca hitap eder.
DUYGUSAL REGÜLASYON SAĞLAR
Stresli, kaygılı veya mutsuz günlerde sevilen şarkılar ve klipler hızlı bir rahatlama kaynağı olur. Birçok genç "Kötü günümde onları izleyince toparlanıyorum" der.
TEK TARAFLI AMA ÇOK GERÇEK HİSSETTİREN BİR BAĞ KURAR
İdolün "Sizi seviyoruz" demesi, canlı yayınlarda gülümsemesi, fanlara özel mesajlar atması, gencin "O beni gerçekten önemsiyor" zannetmesine yol açar. Bu bağ kısa vadede mutluluk verse de, uzun vadede gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşmaya ve hayal kırıklığına neden olabilir.
Kısaca K-pop, ergenin en hassas ihtiyaçlarını -sevilmek, ait olmak, güzel görünmek, anlaşılmak- aynı anda karşılayan güçlü bir paket sunar. Bu yüzden etkisi sadece 'güzel müzik' düzeyinde kalmaz; gencin kendini nasıl gördüğünü, nasıl hissettiğini ve gerçek hayatta nasıl bağ kurduğunu da etkileyebilir.