4 bin yıldır kimse açamamıştı: Anadolu'daki mühürlü mektuplar ilk kez okundu!
Anadolu'da bulunan yaklaşık 4 bin yıllık mühürlü çivi yazılı mektuplar, geliştirilen taşınabilir X-ışını bilgisayarlı tomografi sistemiyle ilk kez kırılmadan okunabildi. Yeni teknoloji yalnızca metinleri değil, antik mühürleri, üretim tekniklerini ve dönemin ticaret yaşamına ait bilinmeyen ayrıntıları da ortaya çıkardı.
Anadolu'da gün yüzüne çıkarılan yaklaşık 4 bin yıllık mühürlü çivi yazılı mektuplar, geliştirilen yeni nesil taşınabilir X-ışını bilgisayarlı tomografi (BT) sistemi sayesinde fiziksel olarak açılmadan okunmayı başardı. Bilim insanları, tarihi belgelere zarar vermeden hem yazıları hem de mühürleri inceleyebildi. Çalışmanın, Asuroloji ve kültürel miras araştırmalarında yeni bir dönemin kapısını araladığı belirtiliyor.
ANTİK MEKTUPLAR ARTIK ZARAR GÖRMEDEN İNCELENEBİLECEK
Hakemli bilimsel dergi Heritage Science'ta yayımlanan araştırma, uzun yıllardır çözüm bekleyen önemli bir soruna yeni bir yöntem sundu. Daha önce içeriğine ulaşılabilmesi için kil zarfının kırılması gereken çivi yazılı mektuplar, artık hiçbir fiziksel müdahaleye gerek kalmadan dijital ortamda okunabiliyor.
Yeni yöntem sayesinde yalnızca yazılar korunmuyor. Mektupların üzerindeki mühürler, kil yapısı ve üretim sırasında oluşan izler de olduğu gibi muhafaza ediliyor.
TAŞINABİLİR TARAYICI MÜZELERİN İÇİNDE KULLANILABİLİYOR
Araştırmada kullanılan ENCI (Extracting Non-destructively Cuneiform Inscriptions) adlı sistem, Almanya'daki Hamburg Üniversitesi ile DESY araştırma merkezinden Asurolog Cécile Michel ve X-ışını fizikçisi Christian G. Schroer liderliğinde geliştirildi.
Yaklaşık 420 kilogram ağırlığındaki cihaz sekiz parçaya ayrılabiliyor. Böylece müzelere taşınarak eserlerin bulunduğu yerde kurulabiliyor. Sistem, mühürlü bir tableti birkaç dakika içinde yüksek çözünürlüklü üç boyutlu olarak tarıyor. Ardından bilgisayar ortamında içteki kil tablet dış zarftan sanal olarak ayrılıyor ve metin okunabiliyor.
Teknoloji ilk olarak 2024 yılında Paris'teki Louvre Müzesi'nde denendi. Daha sonra Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde gerçekleştirilen üç haftalık çalışmada 48 tablet ve farklı eserlerden toplam 64 tomografi görüntüsü elde edildi.
KÜLTEPE'NİN TİCARET AĞINA YENİ BİLGİLER EKLENDİ
İncelenen eserlerin büyük bölümü Kayseri yakınlarındaki Kültepe Höyüğü'nden, antik adıyla Kaneş'ten geliyor. MÖ 19. ve 18. yüzyıllarda Asurlu tüccarlar burada önemli bir ticaret merkezi oluşturmuştu. Tekstil ürünleri, gümüş ve farklı ticari mallar uzun mesafeler boyunca taşınıyor, haberleşme ise çivi yazılı kil tabletlerle sağlanıyordu.
Bu mektuplar yazıldıktan sonra kil zarflarla kapatılıyor, dış yüzeye yalnızca gönderen ve alıcının isimleriyle mühür izleri ekleniyordu. Asıl metin ise zarf açılıncaya kadar gizli kalıyordu.
4 BİN YIL SONRA ORTAYA ÇIKAN DİKKAT ÇEKİCİ MEKTUP
Araştırmanın en dikkat çeken belgelerinden biri Anna-anna isimli bir kadının eşi Ennum-Assur'a gönderdiği mektup oldu. Mektubun dış kısmında yalnızca mühür ve alıcının adı yer alıyordu. Sanal olarak açılan içerikte ise Anna-anna'nın, eşi şehir dışında ticaret yaparken ödenmesi gereken gümüşü tahsil etmeye çalıştığı görüldü. Ancak borçlu kişi ödemeyi reddediyor ve parayı yalnızca Ennum-Assur döndüğünde teslim edeceğini söylüyordu.
Araştırmacılar bu belgenin, Eski Asur ticaret kolonilerinde kadınların yalnızca aile içinde değil, ticari ve mali konularda da aktif sorumluluk üstlendiğini gösteren önemli örneklerden biri olduğunu değerlendiriyor.