Atatürk’ün Afrin’de konakladığı ev temizlendi ve müze olacak
Türkiye'nin terör örgütü DEAŞ'tan temizlediği Afrin ile ilgili önemli bir açıklama geldi. Atatürk'ün Suriye seferindeyken kaldığı ev temizlendi. Hatay Valiliği, “Ev temizlendi, restorasyon ve müzeye dönüştürülmesi ise şu anda proje aşamasında. Bölgedeki hareketliliğin azalmasının ardından restore edilecek” denildi.
"Göç, kentsel Gelişim ve Kentsel Yaşanabilirlik Projesi" için ilk etapta İstanbul'un 19 ilçesinde saha çalışmaları yaptıklarını, ikinci etapta ise Yunanistan Midilli adasında bulunan göçmen kampını ziyaret ettiklerini aktardı. Üçüncü etap için yaklaşık 1 yıl beklediklerini ve nihayet bu gözlem araştırmasını gerçekleştirebildiklerini belirten Dalaman, Murat Lehimler'le gerçekleştirdikleri araştırmayla Suriye göç hareketliliği ile ilgili önemli veriler elde ettiklerini açıkladı.
Dalaman, "10 yılı aşan Suriye göç hareketliliğinin kaynağında olup bitenleri gözlemlemek, buradaki kişilerle görüşmeler yapabilmek, durumu görmek bizim için çok önemliydi. Üniversite araştırma merkezlerinin dünya ve ülke sorunlarını yerinde inceleyebilme fırsatı elde edebilmeleri çok önemli. Zira küreselleşme sürecinde kendi ülkenizi etkileyen olayları kaynak ülkelerde de incelemek zorundasınız. 3 yılı aşan bu zorlu projenin her adımında yanımızda olan üniversite yöneticilerimize öğrencilerimize, akademisyen arkadaşlarımıza, destek veren ulusal ve uluslararası kuruluşların yetkililerine ve devlet yetkililerimize şükran borçluyuz" dedi.

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Banu Dalaman, "2018'de Zeytin Dalı Harekatı ile Afrin'de güvenliği sağlayan Türkiye, 10 yıldır harabeye döndürülmüş bir kenti elektriğinden sağlık, eğitim altyapılarına kadar ayağa kaldırmış. Bu göç hareketliliği açısından çok önemli. Aksi halde yeni göç dalgalarını durdurmamız mümkün olmayacak ve bölgede yüzbinlerce insanın zarar göreceği insani felaketler yaşanacak. Biz yapılan çalışmaları ve kentte yaşayan insanların bu çalışmalara bakışını görme fırsatı elde ettik. İnsanlar çok acı çekmişler, kendilerine Türkiye tarafından bir fırsat sunulduğunun farkındalar ve bu fırsatı değerlendirme isteğindeler" dedi.

TÜRKİYE MAHCUP
Zeynep Banu Dalaman, burada yaşanan sorunun Türkiye açısından göçü durdurmanın bir stratejisi olarak kabul edilmesi gerektiğini ama Türkiye'nin neredeyse bu yardımlarından mahcup durduğunu belirtti. Dalaman, "Türkiye elbette göçü kaynağında durdurmak için buralarda tedbirler alıyor, almalı. Ama biz orada benzerlerini başka ülkeler ya da uluslararası kuruluşlarınkinde olmayan bir yaklaşımla, insani boyutuyla gerçekleştirmeye çalıştığını gördük. Hani biz bir ihtiyaç sahibine, yoksula yardım ederken nasıl mahcupsak Türkiye'de devlet olarak bu vakur duruşu sergiliyor. İnanın başka bir ülke diğer bir ülkenin insanına bu kadar kol kanat gerse herhalde yüz tane film yapar. Orada Ankara'dan gelmiş kadın eğitimciler var. Coşkuyla kurslar düzenliyor. Konuşuyoruz sanki Keçiören'deki evinden kalkmış, Kızılay'daki işine gelmiş gibi rahat. Orada yetim çocuklarla kendi çocuklarını kendi maaşından giydirme telaşında genç memurlarımız var. Orada 11 yıldır elektrik olmamasını dert edinmiş, elektrik getirmiş bürokratlar var. Orada yaşayan insanların güvenliği sağlanmış, gençlere eğitim imkanları verilmiş, insanlara iş imkanlara yaratılmaya başlanmış. Tabii ki bu gelişmelerin hepsi çok yeni. Bölge hala tam güvende değil. Ama kadınlar umutlu. Çocuklar, gençler umutlu. Bu çok önemli. Kent sakinleri terör örgütünün vandalizmini yaşamış. Düşünün elektrik hatlarını imha ederek çekilmişler. O elektrik olmadan hastaneleri düşünün. İlaç fabrikası kurulmuş. Fırınlar açılmış. Tüm bunlar kentin yeniden yaşanılabilir olması için umut verici adımlar ve göç hareketliliğinin geleceği için de olumlu." dedi.



