Tedesco'nun planı çalıştı! Fenerbahçe'nin Stuttgart zaferini spor yazarları değerlendirdi
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi 3. haftasında sahasında Stuttgart’ı 1-0 mağlup etti. Chobani Stadı’ndaki karşılaşmada tek gol Kerem Aktürkoğlu'ndan geldi. Bu sonuçla Fenerbahçe puanını 6’ya yükseltirken spor yazarları kritik galibiyeti köşelerinde değerlendirildi. Bülent Timurlenk yazısında "F.Bahçe, rakibi iyi analiz eden Tedesco'nun planıyla kazandı. Ligde yıpratan skorlar varken Avrupa'da 3 maçta 2 galibiyet mühim." ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi'nin 3. haftasında konuk ettiği Alman temsilcisi Stuttgart'ı 1-0 yendi.
TEK GOL KEREM'DEN
Chobani Stadı'nda oynanan karşılaşmaya dengeli bir oyunla başlayan Fenerbahçe, hızlı hücumlarla pozisyon aradı. Yakalığı birkaç atağı değerlendiremeyen sarı-lacivertliler, 31. dakikada Milan Skriniar'ın yerde kalmasıyla penaltı kazandı. 34. dakikada Kerem Aktürkoğlu'nun penaltı golüyle öne geçen Fenerbahçe, ilk yarıyı bu skorla tamamladı.
Fenerbahçe evinde Stuttgart'ı 1-0 mağlup etmeyi başardı (AA)
PUANINI 6'YA YÜKSELTTİ
İkinci yarıya savunmada etkili başlayan Fenerbahçe, topu rakibine bıraktığı bölümde pozisyon vermedi. Orta alan mücadelesiyle geçen ikinci yarıda rakibinin gol bulmasına izin vermeyen sarı-lacivertliler, sahadan 1-0 galip ayrıldı.
Fenerbahçe bu sonuçla ligde puanını 6'ya yükseltti.
Sarı lacivertlilerin galibiyeti spor yazarları köşelerinde yorumladı.
ÖMER ÜRÜNDÜL-TEDESCO'YA TAM NOT
Maç öncesi yaptığım ikili karşılaştırmada ortaya şöyle bir tablo çıktı; sistemi oturmuş olan takım Stuttgart. Fizik kondisyon olan takım Stuttgart ve topa sahip olma üstünlüğü olarak Stuttgart. Kısacası günümüz futbolunun istediği önemli ilkelerin birçoğunda rakip önde. F.Bahçe ne yapmalı? Önce doğru takım tertibi, ondan sonra doğru bir taktik plan, bilhassa savunma güvencesini hiç ihmal etmeden… Ve de takım ruhu ile mücadele. Öncelikle Tedesco dün ilk defa benden tam puan aldı. Nihayet Talisca'yı kulübeye çekti, şart olan sağlam Alvarez İsmail ikilisini orta sahada görevlendirdi. Taktik olarak da rakibe boşluk bırakmayan, alan daraltan savunma fırsat buldukça da hücum girişimlerinin işlerlik kazanması. Bir de skor avantajı yakalanınca daha elverişli bir ortam oluştu. İkinci yarıda rakibin daha yüksek tempo ile baskı uygulayacağı belliydi. Ama seyircinin de itici gücü ile futbolcular sınırsız enerjileri gündeme getirerek alışılmış fizik gücü eksikliklerini en aza indirdiler. Ve sonuçta da çok önemli ve takıma öz güven kazandıracak 3 puan geldi. İsmail ve Alvarez inanılmaz mücadele ettiler. İsmail için en önemli sorun hiç kendisine sakatlık problemi yaşanacak pozisyonlardan sakınmaması. Biraz daha hırsını rölantiye almalı. Skriniar hakikaten büyük deneyim, Tedesco'nun değişiklikleri de yerindeydi. Girenler de zaten son bölümde faydalı oldular.
Uzun yıllardır Avrupa'da bu kadar kötü bir hakem yönetimi görmedim.
Karşılaşmada iki takımın oyuncuları da yaptıkları sert müdahalelerle dikkat çekti (AA)
GÜRCAN BİLGİÇ-VE BARIŞTILAR
Uzun zaman sonra maç öncesi konuşulanlarla maç sırasında yaşananların birbirini tuttuğunu gördük… Tedesco, Stuttgart'ın analizini 'Topa sahip olmayı seviyorlar' diye yaptı… O da gerçekleşti. Fenerbahçe rakibini mümkün olduğunca ikinci bölgede tutarak kalesine darbeli getirdi, süratli oyuncularını boş alanda topla buluşturmaya çalıştı, bunun semeresini de hem elde ettiği pozisyonlar hem de değerli bir galibiyetle aldı. Avrupa Ligi'nde kazanarak devam etmek kadar önemlisi pazar günkü lig maçı sonrasında taraftarla tekrar barışmaktı. Tribünler dolunca oyuncular da buna mücadeleyle karşılık verdi. Rakibin baskı yapacağını biliyorlar, aynı zamanda da hata yapacağının da farkındalardı. Direkt ataklarda golle burun buruna geldikleri anları da baskıdan elde ettikleri fırsatlarla yakaladılar. Oyun daha kolaylaşabilir, maçın sonu daha az stresli yaşanabilirdi; Danimarkalı hakem doğru bir gününde olsaydı… Alvarez'e yapılan faulde kırmızı çıkmadığı gibi En-Nesyri'nin düşürülmesinde de kırmızı vermemek için faulü ters çaldı. Kritik anlarda çaldığı düdüklerle Stuttgart'ı baskıdan kurtardı. Verdiği penaltı VAR olmasa geceyi kabus yapacaktı. Yani her kulvarda hakemi de yenmek için oynayan bir Fenerbahçe takımı var. 3'lü oynayan Stuttgart'a karşı ana fikir Kerem'i topla buluşturmaktı. Bunda da başarılı oldular. Almanların temposuna yine hızla geri koşarak karşılık da verdiler. Bu kez yanlarında taraftarları da vardı. Fenerbahçe'nin '12 Numarası' maçı iyi yaşadı, oyuncularına akıttıkları terin karşılığını verdi. Fenerbahçe'yi "Tamamlanmış ama yapılanmamış" bir takım olarak tarif edebiliriz. Tedesco taşları yeni yeni yerine oturtuyor, oyuncularının neyi ne kadar yapabileceğini yeni yeni öğreniyor.
MUSTAFA ÇULCU-JAKOB KEHLET DAĞILDI
Fenerbahçe tam bir tipik Alman disiplini ve sistemi ile oynayan Stuttgart'ın önde baskısını ilk 20 dakika kıramadı. İyi pres yapıyorlar. Önde yaptıkları baskı esnasında geride çok alan bırakıyorlar. Fenerbahçe bunu fırsata çevirmekte zorlandı. Ne uzun topla ne de pas oyunu ile çıkmakta sistemi kuramadılar, oturtamadılar. Rakibin en büyük handikabı; duran toplarda adam paylaşımı ve savunma hataları… Penaltı da böyle bir pozisyonda oldu. İkinci yarı Fenerbahçe tümüyle topun arkasına geçti.
Danimarkalı hakem Jakob Kehlet 45 yaşında. Hakemliğinde son viraja girmiş bir isim. Geçtiğimiz sezon ülkemizde VAR hakemliği yaptı. Ayrıca onu Uduokhai'nin ihraç olduğu Beşiktaş-Lousenne (0-1) maçından hatırlıyoruz. O maçtan sonra aradan 2 ay geçti ve bu ilk maçıydı. Genellikle Konferans Ligi'nde maç yöneten, atletik olmayan ve vasat olan Kehlet için bu maç çok ağır geldi. Kaldıramadı. Yetersiz kaldı. El Khannous'un ikili mücadelede Alvarez'e yaptığı faulde gösterdiği sarı kart sınırda, borderline. VAR karışmaz ve hakemde sarı da kaldı! Fenerbahçe lehine verilen penaltı net doğru karar. İkinci yarı Kerem'in penaltı arayışları cılız. Devam kararı doğru. Fenerbahçe lehine 60'ta verdiği penaltı doğruydu ama başlangıcı VAR'dan ofsayt çıktı. Teknolojiye inanmak zorundayız. 66. dakikada Stuttgart lehine verdiği penaltı külliyen yanlış. VAR müdahalesi ile iptal kararı doğru. Jakob Kehlet dağıldı. Nerede dün geceki Michael Oliver'ın performansı, nerede Jakob Kehlet!

