Mavi Vatan’da işgal girişimi engellendi! Yüzde 66’lık ihale oyununun perde arkası A Haber’de: "Direnirlerse ateşle bertaraf edilirler"
Doğu Akdeniz'de İsrail'den Yunanistan'a uzanması planlanan deniz altı elektrik kablosu projesinde yüzde 66'lık ihaleyi Fransızların almasının ardından Mavi Vatan'da dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Fransız bayraklı bir geminin Türk kıta sahanlığında izinsiz araştırma girişimine Ankara'dan sert yanıt geldi. A Haber'de projenin perde arkasını değerlendiren uzman isimler, Türkiye'nin diplomatik hamlelerini ve Türk Deniz Kuvvetlerinin caydırıcı gücünü anlattı.
Doğu Akdeniz'de enerji dengelerini değiştirebilecek deniz altı elektrik kablosu projesi yeni bir krizin fitilini ateşledi. İsrail'den başlayarak Güney Kıbrıs üzerinden Yunanistan'a uzanması planlanan projede, Fransız bayraklı bir geminin Türk kıta sahanlığında izinsiz araştırma faaliyeti yürütme niyetinde olduğu ortaya çıkarken Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar ve Akademisyen Prof. Dr. Uğur Özgöker, konuyu A Haber'de değerlendirdi.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDAN KARARLILIK MESAJI
Doğu Akdeniz'de Fransız bayraklı bir geminin kablo döşeme faaliyeti öncesinde gerçekleştirmek istediği izinsiz deniz bilimsel araştırma girişimine ilişkin Dışişleri Bakanlığı açıklama yaptı.

Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Fransız bayraklı bir geminin dış sınırlarını 18 Mart 2020 tarihinde Birleşmiş Milletlere bildirdiğimiz kıta sahanlığımız dâhilinde, izinsiz kablo döşenmesine yönelik hukuka aykırı bir deniz bilimsel araştırma faaliyeti gerçekleştirme niyetinde olduğu görülmektedir. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından bu amaçla yayımlanan yetkisiz seyir ikaz duyuruları ülkemizce iptal edilmiştir. Söz konusu geminin yürütmeyi planladığı faaliyetin kıta sahanlığı sınırları dâhilinde kalan kısmı için uluslararası deniz hukukunun yerleşik hükümleri uyarınca ülkemizden alınması gereken muvafakatlara ilişkin süreç henüz tamamlanmamıştır. Uluslararası hukuktan kaynaklanan egemenlik haklarımızı koruma konusunda kararlılığımız tam olup bölgede iş birliği, diyalog ve eş güdümü esas alan bir yaklaşımı benimsemeye devam edeceğiz."
"TÜRKİYE DİPLOMATİK VE SİYASİ BİR ATAKTA BULUNUYOR"
Bölgede hayata geçirilmek istenen projenin arka planına değinen Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar, geminin Türk yetki alanlarında araştırma yapmadan önce Türkiye'den izin alması gerektiğini vurguladı.
Projenin güzergâhına ilişkin bilgi veren Olçar, "İsrail'den çıkan bir yer altı kablosu var. Bu kablo elektrik aktarımı için kullanılacak. İsrail'den çıkarak Güney Kıbrıs'a uğruyor ve bizim kıta sahanlığımızdan geçerek Girit'in kuzeyinden Yunanistan'a, belki de Pire'ye ulaşacak bir elektrik kablosu döşeme çalışması yürütülüyor. Bununla ilgili ihalenin yüzde 66'sını Fransızlar almış durumda. Fransız gemileri, yaklaşık 3 bin metre derinlikte kabloların hangi tabandan geçirileceğini belirlemek amacıyla deniz tabanında sismik araştırma ve zemin etüdü yapıyor." ifadelerini kullandı.

Bu çalışmalar için Türkiye'nin onayının alınmasının şart olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Kemal Olçar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kablo hattı büyük oranda Türk kıta sahanlığından geçiyor. Burada muvafakatname deniyor ancak ben buna tasdikname, yani onay diyorum. Mutlaka onay alınması gerekiyor ve biz bunu tebliğ ettik. Onay talep edilmesi, talebin reddedileceği anlamına gelmez. Bizim Libya'yla yaptığımız kıta sahanlığı anlaşması uluslararası statüdedir ve herhangi bir onay sürecinin başlaması zımni tanıma anlamına gelir. Türkiye bu anlamda diplomatik ve siyasi bir atakta bulunuyor. Türkiye burada yıkıcı ve engelleyici değil, yapıcı ve eş güdüme açık bir tavır sergiliyor. Ancak kendi münhasır ekonomik bölgemizden ya da kıta sahanlığımızdan geçerken mutlaka bilgi verilmesi şarttır. Bilgi verilmeden çalışmaya başlanırsa askerî gemilerimiz bölgeye gelerek uzaktan ikazda bulunacaktır."
KITA SAHANLIĞI VE MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE ARASINDAKİ FARK
Deniz hukuku çerçevesindeki kavramsal ayrımlara dikkat çeken Akademisyen Prof. Dr. Uğur Özgöker, kıta sahanlığı ile münhasır ekonomik bölge arasındaki farkları anlattı.
Özgöker, "Biri coğrafi, diğeri siyasi. Münhasır ekonomik bölge, kara suları ve bitişik bölge gibi kavramlar, denizin karayla birleştiği yüzeyden itibaren devam eden mesafelerle ilgilidir. Kıta sahanlığı ise derinlikle ilgili bir unsurdur. Kara suları, 1958 Deniz Hukuku'nda 6 mil olarak belirlenmiş, 1982'de ise 12 mile kadar çıkarılmıştır. Mesafesi bellidir. Münhasır ekonomik bölge de çakışma yoksa 200 mile kadar uzanır. Ancak kıta sahanlığında böyle sabit bir mesafe sınırı yoktur. Derinlikle bağlantılı olarak 3 mil de olabilir, 300 mil de olabilir veya 200 milden önce de sona erebilir." sözlerini kaydetti.




