Türkiye'de başörtüsü zulmünden özgürlük devrimine! Başkan Erdoğan liderliğindeki tarihi değişim | İşte CHP zihniyetinin yasakçı geçmişi

Türkiye'de başörtüsü zulmünden özgürlük devrimine! Başkan Erdoğan liderliğindeki tarihi değişim | İşte CHP zihniyetinin yasakçı geçmişi

Bir dönem Türkiye'de inancı gereği başını örten kadınların en temel insan hakkı olan eğitim ve çalışma özgürlüğü ellerinden alındı; üniversite kapılarından Meclis salonlarına kadar uzanan yasakçı barikatlar binlerce hayatı kararttı. Darbeci ve vesayetçi aklın ürünü olan "ikna odaları", kılık kıyafet fişlemeleri ve kürsülerden savrulan tehditlerle hafızalara kazınan 28 Şubat karanlığı, milletin çelikten iradesi ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliğiyle tarihe gömülürken, hafızalardaki derin yaralar ve yasakçı zihniyetin izleri tazeliğini koruyor.

Türkiye'de başörtüsü zulmü münferit bir hadise değil, temelleri on yıllar öncesine dayanan kurumsal bir ayrımcılık projesi olarak uygulandı.

CHP zihniyetinin 1978 yılında yayımladığı 52 no'lu genelgeyle kamuda çalışan tüm kadın memurlara getirilen başörtüsü yasağı, inançlı kesimi kendi öz yurdunda adeta ikinci sınıf vatandaş konumuna itti.

Üniversite kapılarında coplanan, kılık kıyafetleri nedeniyle otobüslerden indirilen genç kızların dramı toplumsal bir travmaya dönüştü.

Yıllarca inancından taviz vermeyen milyonlarca kadının hakkı gasp edilirken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kutsal bir vecibe olan başörtüsünü, "1 metrekarelik bez parçası" şeklinde nitelendirmesi milletin vicdanında derin yaralar açtı. Yıllar sonra gelen siyasi manevralara ve Kılıçdaroğlu'nun, "Helalleşeceğiz dostlarım." çağrısına tepki gösteren mağdurlar ise, "Helalleşmeyiz tabii ki, asla hakkımızı helal etmiyoruz. Bu yasağa kimin katkısı olduysa, bizlere bunları kim yaşattıysa hakkımızı helal etmiyoruz." ifadeleriyle acıların unutulmayacağını vurguladı.

Türkiye'de başörtüsü zulmünden özgürlük devrimine! Başkan Erdoğan liderliğindeki tarihi değişim | İşte CHP zihniyetinin yasakçı geçmişi - 1

MECLİS'TE DEMOKRASİ KARASI: "BU HANIMA HADDİNİ BİLDİRİNİZ!"
3 Mayıs 1999 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçecek faşizan bir provokasyona sahne oldu. Fazilet Partisi'nden milletvekili seçilen Merve Kavakçı'nın başörtüsüyle yemin etmek üzere salona girmesiyle DSP sıralarından linç kampanyası başlatıldı. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, kürsüye çıkarak tüm dünyanın gözü önünde, "Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!" sözleriyle vesayetin Meclis'teki sözcülüğünü üstlendi.

Aynı dönemde bürokraside de cadı avı aralıksız sürdürüldü. 18 Şubat 1998'de SSK Genel Müdürü koltuğunda oturan Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla, duruşmalara başörtüsü veya perukla giren kurum avukatları hakkında soruşturma açılması, yasakçı sistemin bürokratik çarklarının nasıl işletildiğini tescilledi.

İKNA ODALARI VE BİN YIL SÜRECEK DENEN ZULÜM

28 Şubat post-modern darbe sürecinde kurulan "ikna odaları", üniversite kapılarında genç kızların inançlarını kırmak için psikolojik işkence merkezlerine dönüştürüldü.

Başörtüsünü gericilik olarak kodlamaya çalışan zihniyetin tarihin çöplüğüne atıldığını belirten siyasiler ve sivil toplum temsilcileri, bir insanın kılık kıyafeti üzerinden toplumdan ve iş hayatından dışlanmasının "çağdaşlık" maskesiyle meşrulaştırılamayacağını vurguladı.

Türkiye'de başörtüsü zulmünden özgürlük devrimine! Başkan Erdoğan liderliğindeki tarihi değişim | İşte CHP zihniyetinin yasakçı geçmişi - 2

ERDOĞAN: "ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM, ZALİMİ DE ASLA SEVEMEM"
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, vesayet odaklarının dayatmalarına karşı her daim milletin değerlerinin yanında saf tuttu. Yasağın hüküm sürdüğü yıllarda kendi kızlarının da Türkiye'de okuyamadığını hatırlatan Başkan Erdoğan, "Bana yabancı ülkelerin hükümet başkanları, cumhurbaşkanları 'Sizin kızlarınız niye Amerika'da okuyor?' diye sordular. Dedim ki; kızlarımın kendi ülkemde ne yazık ki inandığı gibi okuma hakkı yok." ifadeleriyle yaşanan trajediyi gözler önüne serdi.

Vesayet artıklarına karşı tavizsiz duruşunu her fırsatta yineleyen Erdoğan, "Öfkeli olduğumu söylüyorlar. Öfke de bir hitabet sanatıdır. Zulmü alkışlayamam, zalimi de asla sevemem. Kusura bakmasınlar. İlkelerimizde başı örtülü, başı açık diye bir ayrım yoktur, olamaz. Sizin aslında başörtüsüyle bir derdiniz yok. Sadece fırsattan istifade başka bir hesabı görmek istiyorsunuz. Açık söylüyorum; aslında çıkarlarınızı tehlikede görüyorsunuz, yoksa laikliği değil!" diyerek yasakçı zihniyetin maskesini düşürdü.

Erdoğan ayrıca, "70-80 yaşındaki bir Anadolu kadınını sahneye çıkartıp onun başörtüsünü çekip çıkartmayı siz hangi insani anlayışla bağdaştırıyorsunuz?" sözleriyle inanca ve yaşa dahi saygı duymayan saldırgan tutumu lanetledi.

KİN VE NEFRET SÖYLEMİ HALA CANLI

Yasal düzenlemelerle yasaklar birer birer tarihe karışsa da vesayetçi zihniyetin bilinçaltındaki nefret zaman zaman yeniden nüksediyor. Yasakçı dönemin mimarlarından Nur Serter'in, "Aslında ben türban kelimesini kullanmayı da kendime yediremiyorum, ona zaten hep yıllardır çul derim." sözleri zihniyetin vehametini ortaya koyarken; eski CHP'li Fikri Sağlar, "Türbanlı bir hakim olmaz, türbanlı bir polis de olmamalı, türbanlı bir subay da olmamalı. Çünkü bunlar siyasal İslam'ın sembolleridir." iddiasıyla ayrımcılığı sürdürdü.

Yargı bağımsızlığı kisvesi altında inanç hürriyetini hedef alan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, "Ben yargılandığım zaman türbanlı bir hakimin karşısına gittiğimde adaleti yerine getireceği hususunda kuşkum var." ifadeleriyle skandal bir açıklamaya imza attı.

Medya dünyasından Ayşenur Arslan'ın ise hastanede gördüğü başörtülü bir kadın hakkında, "Simsiyah bir öcü geldi üstüme, korktum gerçekten, korkutucu geliyor bana." şeklindeki hezeyanları, jakoben zihniyetin milletin değerlerine karşı beslediği derin tahammülsüzlüğün somut bir kanıtı olarak kayıtlara geçti.

Türkiye'de başörtüsü zulmünden özgürlük devrimine! Başkan Erdoğan liderliğindeki tarihi değişim | İşte CHP zihniyetinin yasakçı geçmişi - 3

Milletin değerleriyle savaşmayı ilke edinen vesayet odaklarının tüm engellemelerine rağmen Türkiye, Başkan Erdoğan'ın liderliğinde atılan tarihi adımlarla başörtüsü yasağını kamudan, meclisten, akademiden ve emniyetten tamamen temizleyerek özgürlükler alanında yeni bir çağı başlattı.

28 Şubat sürecinde üniversite kapılarında kurulan utanç verici "ikna odaları"nın mimarı Prof. Dr. Nur Serter, 22 Temmuz 2007'de CHP listelerinden milletvekili seçildi. Bu dönemin toplum üzerindeki derin tahribatını aktaran AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "90'lı yıllardaki bu başörtüsü zulmü, 28 Şubatçı zihniyet pek çok insanın hayatını kararttı ve hayatını değiştirdi. Eğitimine ara veren insanlar oldu, başka ülkelerde gidip eğitimine, öğretimine başlayan insanlar oldu ve mesleklerini yapamayan insanlar oldu. Bugün askeriyede de, poliste de, güvenlik sektöründe de, hayatın her alanında da insanlar başı örtülü, başı açık... İnsanların başının örtülü, açık olması değil; önemli olan Türkiye'nin gelişmesi, kalkınması için hangi fikirleri dile getirdiği önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.

O dönemde yaşanan insanlık dışı baskıyı anlatan AK Parti Çevre Politikaları Başkanı Nilhan Ayan ise toplumun hislerine tercüman olarak, "Çoğu zaman bu konuyla ilgili konuştuğumda şöyle eleştiriler geliyor, Meclis'te de bunu yaşadım; ben başörtülü olmadığım için bu konu hakkında konuşma hakkım olmadığı düşünülüyor. Fakat öyle değil. Bizim sadece insan olmamız yeterli. Böyle bir zulmün ne olduğunu anlamak için bizim birebir yaşamamıza gerek yok." sözleriyle tepkisini dile getirdi.

CHP'NİN HELALLEŞME ALDATMACASI VE SAMİMİYETSİZLİĞİ

Geçmişte başörtüsü özgürlüğünü alaya alan Canan Kaftancıoğlu'nun CHP İstanbul İl Başkanı yapılması ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun muhafazakar kesimden oy alabilmek için "değiştik" mesajları vermesi eleştirilerin odağında yer aldı.

Kılıçdaroğlu, "28 Şubatçıların açtığı yaraları kapatıp helalleşeceğiz." iddiasında bulunurken, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in okul öncesi Kur'an kurslarını hedef alarak sarf ettiği, "Diyanet okul öncesi eğitim kurumları kuruyor. Bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu cumhuriyete faydası var, ne bu millete faydası var, ne anayasaya uygunluğu var." şeklindeki sözleri CHP'nin değişmeyen kodlarını açığa vurdu.

Türkiye'de başörtüsü zulmünden özgürlük devrimine! Başkan Erdoğan liderliğindeki tarihi değişim | İşte CHP zihniyetinin yasakçı geçmişi - 4

CHP'nin samimiyetten uzak tavrını eleştiren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "Zaman zaman 'İşte bu meselede biz gerekli kolaylığı sağladık' yaklaşımı aslında bir timsah gözyaşıdır. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi; AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin bu meseleyi çözmek isteme yaklaşımına karşı Anayasa Mahkemesi'ne müracaat etmek suretiyle bu düzenlemenin, bu kanunun iptali yönünde başvuruda bulunmuşlardı." ifadelerini kullandı.

CHP eski milletvekili Önder Sav Anayasa Mahkemesi başvurusunun ardından, "Çünkü Anayasa'daki yasağı yok sayarak getirilen bir değişiklik hukuken yok hükmündedir. Yürürlüğü durdurma isteğimizi de dilekçemize eklemiş bulunmaktayız. Bundan sonrası yüce yargının vereceği karara bağlıdır." diyerek yasağın arkasında durduklarını açıkça ilan etmişti.

Kemal Kılıçdaroğlu ise geçmişteki bir röportajında sunucunun yönelttiği sorulara karşılık başörtüsünün kamuda olmaması gerektiğini savunarak, "İlk ve orta öğretimde olmamalı. Kamuda, belediyede de kamu... Yani hizmet veren kişi hayır, kamu görevlisi..." şeklinde konuşmuştu.

BAŞKAN ERDOĞAN'IN TARİHİ DİK DURUŞU VE REFORMLAR

Milletin değerlerine açılan savaşa karşı tarihi bir mücadele veren Başkan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yasakçılara sert çıkarak, "Başörtüsünü yasakladılar. Türkiye bölündü mü? Üniversitelerde başörtülüler var, kamuda başörtülüler var, Meclis'te başörtülüler var. Ne oldu? Türkiye bölündü mü?" ifadelerini kullandı.

Üniversite kapılarından geri çevrilen gençlerin çektikleri çileye değinen Erdoğan, "Bu ülkenin çocukları, bu milletin evlatları, bu vatanın kız çocukları üniversitelerde başörtüsüyle okuma mücadelesi verirken çarpık bir zihniyetin temsilcisi çıktı ne dedi? 'Gitsinler Suudi Arabistan'da okusunlar' dedi. Bu ülkenin nice evladı başörtülü oldukları için, imam hatipli oldukları için, meslek liseli oldukları için gittiler gurbette ilim mücadelesi verdiler. Ne ızdıraplar çektirdiler be! Ne kızlarımızı psikolojik olarak mahvettiler be! Yıkıma uğrattılar." sözleriyle o dönem yaşatılan acıları haykırdı.

Türkiye'de başörtüsü zulmünden özgürlük devrimine! Başkan Erdoğan liderliğindeki tarihi değişim | İşte CHP zihniyetinin yasakçı geçmişi - 5

Medyada yürütülen karalama kampanyalarına da tepki gösteren Erdoğan, "Bizi çarşafa sokacaklardı... Yahu insaf! Affedersiniz, gazetelerinizin başköşelerinde bu toplumun ahlak değerleriyle tamamen ters düşen çırılçıplak kadın resimlerini siz basıyorsunuz. Ne yapıldı bugüne kadar? Hangi müdahale yapıldı? O zaman nedir bu feryat? Biz ne diyoruz: Ne haliniz varsa görün!" dedi.

Yasakların kaldırılma sürecindeki meclis iradesini hatırlatan Hüseyin Yayman, "Başörtüsü yasakları bir anda kalkmadı. En son aklımızda kalan hadise, gazete manşeti: '411 el kaosa kalktı.' Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde başörtüsü yasaklarının kaldırılmasıyla ilgili bir düzenleme yapıldı ve TBMM'de iktidarıyla muhalefetiyle bu sürece partiler desteklerini açıkladılar. Fakat o gün '411 el kaosa kalktı' anlayışı ile bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi'ne götürerek iptal ettirmek isteyen anlayış ve zihniyet aynıydı." değerlendirmesinde bulundu.

30 EYLÜL 2013: KAMUDA BAŞÖRTÜSÜNE TAM ÖZGÜRLÜK
Tarihler 30 Eylül 2013'ü gösterdiğinde Başbakanlık binasında kameralar karşısına geçen Başkan Recep Tayyip Erdoğan, kamu kurumlarında başörtüsü yasağına son veren düzenlemeyi şu sözlerle duyurdu:

"Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelik, kadın ve erkekler için kısıtlayıcı hükümler içeriyordu. Bu kısıtlamalar çalışma hakkını, din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ediyor, ayrımcılık içeriyordu. Yönetmeliğin 5. maddesinde değişiklik yaparak kadın çalışanların giyimleri üzerindeki ayrımcı ihlalleri kaldırıyoruz."

Türkiye'de başörtüsü zulmünden özgürlük devrimine! Başkan Erdoğan liderliğindeki tarihi değişim | İşte CHP zihniyetinin yasakçı geçmişi - 6

Erdoğan ayrıca, "Resmi elbise giymek zorunda olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını, emniyet mensuplarını, yargıda hakim ve savcıları bunun dışında tutuyoruz." bilgisini paylaştı.

EMNİYETTE VE ASKERİYEDE YASAKLAR TARİH OLDU

27 Ağustos 2016'da yapılan yönetmelik değişikliğiyle emniyet teşkilatında da başörtüsü serbest bırakıldı. Görev başındaki başörtülü bir kadın polis memuru, "Emniyet Teşkilatı Kılık Kıyafet Yönetmeliği'ndeki değişiklikle bu teşkilatta başörtülü olarak görev alabilmenin gururunu yaşıyorum. Vatanımızın ve milletimizin huzur ve güvenliği için görev yaparken kendi değerlerimizle ve kimliğimizle görevimizi yerine getirebilmek bizler için çok kıymetli." dedi.

Bir diğer kadın polis memuru ise, "Devletimizin bizlere sağlamış olduğu imkanlarla diğer birimlerde de görev alabilmenin onurunu, gururunu yaşatmaktayız. Bizlere bu kolaylığı sağlayan devlet büyüklerimize saygılarımı sunuyorum." ifadelerini kullandı.

Geçmişte askeri kışlalarda uygulanan başörtüsü zulmünü anlatan AK Parti Çevre Politikaları Başkanı Nilhan Ayan "Yemin törenine gittim, bir akrabamız için askeriye... Teyzelerin alınmadığını gördüm. Sordum, o günlerde 20'li yaşlarındaydım. İnanamadım, 'Bu gerçek olamaz, çocuğunun şimdi yemin törenine giremeyecek mi bu anne?' diye. Annelerin feryadına şahit oldum." diyerek yaşanan mağduriyeti dile getirdi.

Türkiye'de başörtüsü zulmünden özgürlük devrimine! Başkan Erdoğan liderliğindeki tarihi değişim | İşte CHP zihniyetinin yasakçı geçmişi - 7

Hafızalarda yer edinen bir diğer detay ise dönemin muhalif medya organlarının estirdiği korku atmosferi oldu.

Gelinen noktada ise başörtülü kadınlar rektörlük, valilik, emniyet, Türk Silahlı Kuvvetleri, TBMM ve bakanlıklar dahil olmak üzere devletin her kademesinde en kritik görevleri başarıyla sürdürüyor.

Sokaktaki vatandaş da gelinen bu özgürlük ortamını, "Valla bence insanların yüreği önemli yavrum. Kafasının açık ya da kapalı olması önemli değil. Ben artık... Eskiden belki farklı düşünüyordum, ben de farklı düşünüyordum bunu itiraf edeyim." sözleriyle özetledi.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin