Türkiye’nin egemenlik enstrümanı sahada: Ankara’nın NAVTEX hamlesi Atina’yı gerdi!

Türkiye’nin egemenlik enstrümanı sahada: Ankara’nın NAVTEX hamlesi Atina’yı gerdi!

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı "Yunanistan yanlıştan dönsün" uyarısı ve Türkiye’nin ilan ettiği yeni NAVTEX kararı uluslararası siyasetin merkezine oturdu. Atina’nın Meis Adası üzerinden yürüttüğü maksimalist taleplerine karşı Türkiye’nin attığı diplomatik ve askeri adımlar, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, Yunanistan'ın silahlanma çabalarını, İsrail ile kurulan ittifakın perde arkasını ve Türkiye’nin "Mavi Vatan"daki kararlı duruşunu A Haber ekranlarında analiz etti.

Başkan Erdoğan'ın Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi sonrası uçaktaki değerlendirmelerinde özellikle Yunanistan'a yönelik "yanlıştan dönsün" uyarısı ve Türkiye'nin yeni NAVTEX ilanı sonrası Atina'dan gelen tepkiler A Haber'de deşifre edildi.

"YUNANİSTAN'IN TALEPLERİ ABSÜRT VE MAKSİMALİST"

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, "Cumhurbaşkanı'nın ifadeleri çok net. Orada 'Tarih, ibret alanlar için çok iyi bir yol gösterici' ifadesi çok çarpıcı. Yunanistan, Kurtuluş Savaşı'nı hâlâ 'Küçük Asya Felaketi' olarak nitelendiriyor. Bugün Yunanistan'ın talepleri son derece maksimalist. Meis Adası ile Kaş arası 2 kilometre iken, Yunanistan ana karasıyla Meis arası 580 kilometre. 10 kilometrekarelik bir kaya parçası için 40 bin kilometrekarelik bir kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge talep ediyorlar. Türkiye'nin NAVTEX ve Deniz Milli Parkı girişimlerini statüye aykırı görüyorlar" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

NAVTEX ARTIK TEKNİK BİR UYARI DEĞİL, EGEMENLİK ENSTRÜMANIDIR

Türkiye'nin 1-15 Eylül tarihlerinde Meis'in güneybatısında ilan ettiği NAVTEX'in önemine dikkat çeken Dr. Anar Ali, "Günümüzde NAVTEX artık teknik bir deniz uyarısı değil; devletlerin egemenlik sahalarını fiilen icra ettiği diplomatik ve hukuki bir enstrümana dönüştü. Yunanistan, Ege ve Doğu Akdeniz'de tek taraflı Deniz Milli Parkları ilan ederek, 'Benden habersiz NAVTEX ilan edemezsiniz' demeye çalışıyor. Türkiye de buna karşılık Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege'de Deniz Milli Parkı hamlelerini yaptı. Türkiye bu NAVTEX ile 'Sen burası benim kıta sahanlığım diyorsun ama ben burada NAVTEX ilan ettim, ne yapabilirsin?' mesajını veriyor ve Yunanistan'ın tezini çürütüyor" sözleriyle durumu özetledi.

EGE'DE İHA VE DENİZALTI DÜELLOSU

Bölgedeki askeri hareketliliği aktaran Dr. Anar Ali, "Şu an Kaş açıklarında bir Türk denizaltısı konuşlanmış durumda. Yunanistan, ilan edilen NAVTEX sonrası İsrail'den aldığı Heron İHA'larıyla anında gözetleme faaliyetlerine başladı. Türkiye de Dalaman'daki İHA'larını devreye sokarak karşı gözetleme hamleleriyle TÜBİTAK Marmara Araştırma Gemisi'nin faaliyetlerini koruyor. NAVTEX'ler, Yunanistan'ın yayılmacı taleplerine karşı çok ciddi bir hamledir. Ayrıca gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılması meselesi var. Yunanistan, 1923 Lozan ve 1947 Paris antlaşmalarına aykırı hareket ederek Türkiye'yi sıkıştırmaya çalışıyor" şeklinde konuştu.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

12 MİL TALEBİ BİR SAVAŞ SEBEBİDİR

Yunanistan'ın Ege'deki karasularını 12 mile çıkarma isteğinin absürtlüğüne değinen Dr. Anar Ali, "Türkiye 1995'te bunu bir savaş sebebi (Casus Belli) sayacağını ilan etti. 12 mil demek; İstanbul'dan çıkan bir geminin İzmir'e giderken Yunanistan'dan izin alması demektir. Bu taleplerin ölçüsü yok. Miçotakis, 2027 seçimleri öncesi parti içindeki rakiplerine karşı Türkiye söyleminin dozajını artırıyor. Tıpkı İsrail'deki seçim süreçlerine benzer bir tablo yaşanıyor" dedi.

İSRAİL, YUNANİSTAN VE GÜNEY KIBRIS: YENİ ŞER İTTİFAKI

İsrail ve Yunanistan arasındaki savunma iş birliğini değerlendiren Dr. Anar Ali, "Geçtiğimiz pazartesi 3 milyar dolarlık bir savunma anlaşması imzaladılar. İsrail'den füze sistemleri ve radarlar alarak ordularını modernize etmeye çalışıyorlar. 90'larda Türkiye için tehdit algısı Yunanistan, Suriye ve PKK şeklindeydi. Bugün PKK'nın yerini Güney Kıbrıs, Suriye'nin yerini ise İsrail almış durumda. Bu üçlü ittifak tamamen Türkiye düşmanlığı üzerine kurulu. Ancak EastMed projesini Türkiye'nin kıta sahanlığından geçtiği için yapamadılar. Türkiye'yi bypass ederek arkalarına kimi alırlarsa alsınlar işe yaramıyor" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

EKONOMİK YÜK VE SAVUNMA BÜTÇESİ FARKI

Türkiye'nin askeri ve ekonomik üstünlüğünün altını çizen Dr. Anar Ali, "Bu silahlanma yarışı Yunanistan için çok büyük bir mali yük getirecek. Türkiye'nin savunma bütçesi 50 milyar dolar seviyesindeyken, Yunanistan'ınki 10 milyar dolar civarında. Türkiye, dünyada en fazla savunma sanayi ihracatı yapan ilk 10 ülkeden biri. Yunanistan bu bütçelerle Türkiye ile baş edemez, sadece borç bataklığına sürüklenir ve İsrail'e bağımlı hale gelir. Türkiye, karşı hamlelerini yapabilecek güçte bir ülkedir" sözlerini kaydetti.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

AVRUPA'DA YÜKSELEN AŞIRI SAĞ VE GERÇEKÇİ OLMAYAN TEZLER

Avrupa genelindeki siyasi iklimi de değerlendiren Dr. Anar Ali, "Avrupa'da Rus tehdidi ve Türkiye karşıtlığı üzerine oturtulmuş bir aşırı sağ yükselişi var. Almanya, Fransa ve İtalya'da da benzer süreçler görülüyor. Ancak Yunanistan'ın tezlerinin makul bir çerçevesi yok. Türkiye gibi bir devletin Ege ve Doğu Akdeniz'deki bu statü değişikliğini kabul etmeyeceği çok açıktır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin