Dijital cephelerde yeni dünya düzeni: Savaş artık ekran başında!

Dijital cephelerde yeni dünya düzeni: Savaş artık ekran başında!

Siber savaşlar, devletlerin güvenlik stratejilerinde yeni dönemin merkezine yerleşti. Enerji hatlarından hastanelere, havaalanlarından telekomünikasyon sistemlerine kadar kritik altyapılar dijital saldırıların hedefi olurken, uzmanlar yapay zekâ destekli yeni tehditlere dikkat çekiyor. Türkiye ise gelişmiş siber savunma kapasitesiyle bu alanda dünyanın öne çıkan ülkeleri arasında gösteriliyor. (337 karakter)

Dünya, klasik savaş yöntemlerini geride bırakarak siber sahalara odaklanıyor. Havadan, karadan ve denizden yürütülen operasyonlar artık dijital koridorlara taşınırken; barajlardan havaalanlarına, hastanelerden enerji hatlarına kadar her stratejik nokta siber orduların hedefinde bulunuyor. Uzmanlar, yapay zekanın da devreye girmesiyle savaşın boyut değiştirdiğini ve Türkiye'nin bu yeni nesil rekabette en üst sıralarda yer aldığını vurguluyor.

EKRANLARA TAŞINAN YENİ NESİL SAVAŞLAR

Savaşın tanımı artık değişti. Geleneksel silahların yerini klavyeler ve yazılımlar alırken, Siber Güvenlik Uzmanı Muharrem Baki, "Savaşlar artık ekranlara da taşındı. Havada, karada veya denizde yapılan harekatlar maalesef siber alanda da, bilgisayar başlarında da taşınmış oldu. Siber savaşlarla aslında çok daha tesirli şekilde ve çok daha az enerji ve güç harcayarak büyük sonuçlar alınabiliyor" sözleriyle tehlikenin boyutunu aktardı. Stratejist Dr. Eray Güçlüer ise konunun stratejik önemine dikkat çekerek, "Siber teknoloji, bir ülkenin gelişmişlik seviyesini belirleyen de önemli bir parametre" ifadelerini kullandı.

Dr. Eray Güçlüer - foto: ahaber.com.trDr. Eray Güçlüer - foto: ahaber.com.tr

MODERN YAŞAMI TAŞ DEVRİNE DÖNDÜREN TEHDİT

Siber saldırıların hedefi sadece askeri birlikler değil, doğrudan sivil yaşamın temel dinamikleri oluyor. Dr. Eray Güçlüer, barajlar, havaalanları, hastaneler ve telekomünikasyon sistemlerinin büyük risk altında olduğunu belirterek, "Buralara saldırı yapıldığında insanların hayatı felç oluyor. Boru hatlarının veya elektrik santrallerinin devre dışı kalması modern yaşamı bir anda taş devrine çeviriyor. Enerji olmadığı ya da siber ortamlar hayatı kolaylaştırmadığı zaman medeniyet geriye gidiyor" değerlendirmesinde bulundu.

TARİHTEKİ İLK BÜYÜK KRİZ: ESTONYA 2007

Küresel çapta siber güvenliğin bir "beka meselesi" olarak kabul edilmesi 2007 yılındaki Estonya kriziyle başladı. Muharrem Baki, bu tarihi dönüm noktasını, "Burada aslında siyasi kararların bir topluluğa karşı gelmesi sonucu yapılan işlemle devlet tarafında büyük olumsuzluklar yaşandı. Hayatımızda ilk defa uluslararası alanda siber güvenlik tehlikesi ortaya çıktı ve NATO da bu tarihten itibaren konuyu gündemine almaya başladı" sözleriyle aktardı. ABD'deki Colonial Pipeline saldırısı da benzer şekilde kritik altyapıların ne kadar savunmasız kalabileceğini tüm dünyaya gösterdi.

Siber Güvenlik Uzmanı Muharrem Baki - foto:ahaber.com.trSiber Güvenlik Uzmanı Muharrem Baki - foto:ahaber.com.tr

DİJİTAL DÜNYANIN GİZLİ SALDIRGANLARI

Siber saldırıların en tehlikeli yönlerinden biri de saldırganın kimliğinin gizli kalabilmesi. Muharrem Baki, dijital dünyadaki bu belirsizliği, "Siber saldırıyı kimin yaptığı biraz daha muğlak kalabiliyor. Bir füzenin nereden kalktığı tespit edilebilirken, siber saldırının kim tarafından, ne zaman ve nasıl sonuçlar doğurduğu net olarak ortaya çıkmıyor. Kimliğini gizlemek isteyen kurumlar bu duruma odaklanıyor" ifadeleriyle dile getirdi.

TÜRKİYE'NİN ÇELİKTEN SİBER ORDUSU

Tüm bu tehditler karşısında Türkiye, siber savunma alanında dünyanın sayılı güçlerinden biri haline geldi. Dr. Eray Güçlüer, Türkiye'nin siber yetkinliğini gururla vurgulayarak, "Türkiye'nin siber ordusu hem Silahlı Kuvvetlerimiz hem Milli İstihbarat Teşkilatı hem de çeşitli bakanlıklar bünyesinde hazır durumda. Türkiye, siber teknolojide ve know-howda dünyanın en üst sıralarında. Bize bir siber saldırı yapabilmek öyle kolay değil" şeklinde konuştu.

foto:ahaber.com.trfoto:ahaber.com.tr

YAPAY ZEKA VE GELECEĞİN ROBOT ORDULARI

Savaşın geleceği ise yapay zekanın elinde şekilleniyor. Muharrem Baki, artık füzeleri gönderen tuşların yerini otonom sistemlerin aldığını belirterek, "Yapay zeka bir ajan şeklinde kendi kendine görev verip sonuçlandırabiliyor. Hatta görevliyi bile manipüle edebiliyor. Yakın zamanda yapay zekaların savaşlarını göreceğiz" dedi.

Dr. Eray Güçlüer ise bu teknolojik yarışın ahlaki boyutuna değinerek, "Yapay zeka üretenin ahlaki değerleriyle kaimdir. Bu insanın içindeki iyi ve kötünün mücadelesidir. Düşman bir robot ordusuna karşı yapabileceğiniz tek şey, onlara karşı kendi robot ordunuzu kurabilmektir" ifadelerini kullandı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin