Adnan Oktar suç örgütünün "hücre" sistemi çöktü: Avukatlar ve sosyal medya üzerinden kirli algı operasyonu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında, Adnan Oktar suç örgütünün cezaevinden dışarıya uzandığı öne sürülen faaliyetleri mercek altına alındı. Örgütün avukatlar ve sosyal medya üzerinden iletişim ve algı çalışmaları yürüttüğü, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen üyeler üzerinde baskı kurduğu iddiaları doğrultusunda çok sayıda şüpheli hakkında işlem yapılırken, örgütün finansal ve organizasyonel yapısına yönelik incelemeler sürüyor.
Adnan Oktar suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında hazırlanan üç ayrı iddianame, örgütün yalnızca silahlı suç yapılanmasından ibaret olmadığını, avukatlar, sosyal medya hesapları ve finansal ağlar üzerinden faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığını ortaya koydu.
CEZAEVİNDEN ÖRGÜTÜ YÖNETME PLANI: 15 GÜNDE 200 AVUKAT TRAFİĞİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede yer alan şok edici detaylar, örgütün cezaevindeki lideri üzerinden nasıl bir operasyon yürüttüğünü kanıtladı.
Savcılık makamı hazırladığı evraklarda, "Adnan Oktar'ın cezaevinde bulunduğu süreç içerisinde 15 günlük kısa sürede 200'e yakın avukatla olağan akışa aykırı şekilde hukuki yardım adı altında görüşmeler gerçekleştirerek örgüte yeni üyeler kazandırmaya çalıştığı" tespitinde bulundu.
Örgütün bu yöntemle hem içerideki üyelerini diri tutmaya çalıştığı hem de geçmiş yargılamaların birer "kumpas" olduğu yönünde kirli bir kamuoyu algısı oluşturmayı hedeflediği, savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin satır aralarına, "Avukatlar vasıtasıyla örgütün diri tutulmaya çalışıldığı, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen örgüt üyelerinin engellenmeye çalışıldığı" ifadeleriyle aktarıldı.

AVUKAT YAPILANMASI VE "GÜNCEL" OPERASYONUN AYRINTILARI
Yargılama süreci devam ederken, meslekleri avukat olan sanıklar Arzu Gül, Ayşe Toprak, Burak Temiz, Sinem Mollahasanoğlu, Pelin Durmuş ve Tuğba Bal hakkındaki dosyalar, Avukatlık Kanunu gereği ayrıldı. Ancak davanın seyri içinde bu dosyalar yeniden birleştirilerek örgütün hiyerarşik yapısı mercek altına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı sunduğu mütalaasında, "Adnan Oktar, Ferhunde Eda Babuna ve Meltem Daban'ın suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan cezalandırılmalarının gerektiği" vurgusunu yaptı. Mütalaada ayrıca diğer 11 sanık için de, "Her ne kadar propaganda suçundan dava açılmış ise de atılı eylemlerin örgüte üye olma suçu kapsamında kaldığı" değerlendirmesi yapılarak sanıkların en ağır şekilde cezalandırılması istendi.
MAHKEMEDEN ARA KARAR: TUTUKLULUK VE ADLİ KONTROL SÜRECİ
Davanın kritik eşiklerinden biri olan 24 Şubat 2025 tarihli celsede, başka suçlardan hükümlü bulunan Adnan Oktar hakkında bu dosya kapsamında yurt dışına çıkış yasağı konularak tahliye kararı verilmiş, ancak diğer ağır cezaları nedeniyle demir parmaklıklar ardındaki hayatı devam etmiştir.
Mahkeme heyeti son duruşmalarda, "Sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin uygulanma süresi ve dosyanın usuli işlemlerden dolayı sürüncemede kalması dikkate alınarak adli kontrollerin kaldırılmasına" karar vererek duruşmayı 23 Kasım 2026 tarihine erteledi.
Öte yandan, sanık Pınar Demir hakkında sosyal medya araştırması yapılması için kolluğa yazılan müzekkereyle birlikte, örgütün dijital dünyadaki ayak izlerinin de titizlikle takip edildiği, "Dosyanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu itibariyle tefrik taleplerinin reddine" kararıyla davanın kararlılıkla sürdüğü bir kez daha tescillenmiş oldu.

DİJİTAL DÜNYADA "KUMPAS" TİYATROSU VE ALGI OPERASYONU
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2023/208058 sayılı soruşturma, örgütün sosyal medyayı bir savaş alanı gibi kullandığını gözler önüne serdi.
Hazırlanan iddianamede savcılık, "Adnan Oktar suç örgütü üyelerince sosyal medyada örgüt lehine propaganda yapıldığı ve yapılan bu çalışmalarla örgüte kumpas kurulduğuna yönelik bir algı operasyonu ile kamuoyu oluşturulmak istenildiği" tespitlerini paylaştı.
Toplamda 72 şüphelinin yer aldığı dosyada, 13 kişi hakkında "Örgüt Kurma", 59 kişi hakkında ise "Örgüte Üye Olma ve Yardım" suçlarından ağır cezalar istendi.
40 FİRARİ SANIK VE YARGIYI OYALAMA TAKTİKLERİ
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, adaletten kaçan 40 firari sanık hakkındaki kıskaç daralıyor. Mahkeme heyeti, sanık savunmalarını titizlikle alırken, örgüt üyelerinin yargı sürecini tıkamak için başvurduğu yöntemleri de tek tek boşa çıkardı.
Özellikle 21 Ekim 2025 tarihli celsede gündeme gelen "hakimin reddi" taleplerini inceleyen mahkeme, bu hamlelerin yargılamayı sürüncemede bırakma amacı taşıdığını belirterek, "Taleplerin yasal şartları oluşmadığından geri çevrilmesine" karar verildiğini kaydetti.

