Fotoğraf (ahaber.com.tr-ekran görüntüsü)
İsrail'in ABD'yi peşinden sürüklediği tuhaf bir tablo oluştuğunu belirten Ömer Çelik, "Zaten burada garip olan şu; bu savaşta sürükleyici olan İsrail oldu fakat şu anda Amerika kendisi bunu izah etmek durumunda kalıyor. İsrail hem saldırının ana tetikleyicisi oldu hem de geriye çekildi. Amerika olmasa İsrail'in yapacağı bir şey yok ama artık Amerika'nın uygun bulmadığı birtakım saldırıları ve girişimleri de yapıyorlar. İsrail, 'nasılsa fiili durumla peşimden gelmek durumundalar' diyerek Amerika içerisinde bir vesayet durumu oluşturmuş durumda" ifadelerini kullandı.
Bölgesel güvenliğin sağlanması için İran'a yönelik saldırıların durması ve tazminat süreçlerinin işlemesi gerektiğini savunan Çelik, "Birincisi bu saldırı durmalı, ikincisi İran'ın zararları tazmin edilmeli, üçüncüsü de böyle bir saldırının tekrar gerçekleşmeyeceği garanti altına alınmalı. Devlet başkanını öldürdüğünüz, 'füzesi olmasa o ülkeyi taş çağına döndürürüz' dediğiniz bir ülkeye 'füze yapma' demenin hiçbir geçerliliği yok. Bu bir milletin haysiyetiyle oynamaktır" sözleriyle Batı'nın dayatmalarını eleştirdi.
NETANYAHU'YA TOKAT GİBİ NÜKLEER SORUSU: "SENDE NİYE VAR?"
Başkan Erdoğan ile Netanyahu arasında Türkevi'nde gerçekleşen tarihi görüşmedeki diyaloğu anlatan Ömer Çelik, "Türkevi'nde Netanyahu yine İran'ın nükleer programını gündeme getirdi. Cumhurbaşkanımız ise Netanyahu'ya, 'Sen hep bundan bahsediyorsun ama sende niye nükleer silah var?' diye sordu. Netanyahu bu soruyu reddedemedi ve 'İlk kullanan ben olmayacağım' cevabını verdi" sözleriyle o anki tarihi restleşmeyi paylaştı.
"DÜNYA İSRAİL'İ 'İSTİSNA' KABUL ETMENİN BEDELİNİ ÖDÜYOR"
Küresel sistemin İsrail'e tanıdığı imtiyazların dünyayı felakete sürüklediğini belirten Çelik, "Dünya sistemi İsrail'i kuralın istisnası olarak kodladığı için bu belayla bugün yüzleşmek zorunda kalıyor. Dünyada herkes için geçerli olan kurallar İsrail için hep istisna kabul edildi. Birleşmiş Milletler'in aldığı kararların hangisi İsrail'e uygulandı? Uygulanamıyor. Bir saldırganı sürekli mazur gördüğünüzde bütün dünyanın başını belaya sokarsınız" uyarısında bulundu.
Fotoğraf (ahaber.com.tr-ekran görüntüsü)
BARIŞIN LİDERLİĞİNİ TÜRKİYE VE PAKİSTAN YAPIYOR
Barış için yoğun bir diplomatik trafik yürütüldüğünü ifade eden Ömer Çelik, "Şu anda Türkiye bunun liderliğini yapıyor, barış olsun diye yüksek sesle konuşuyor. Pakistan'ın, Mısır'ın, Katar'ın ve diğer Körfez ülkelerinin büyük gayretleri var. Ancak Amerika'nın verdiği destek sürdükçe İsrail'in herhangi bir kuralla durdurulması mümkün değil. Dünyanın bunu dengelemesi, çeşitli mekanizmalar kurması lazım" ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
İSTANBUL MASASI: KÜRESEL BARIŞIN YEGANE ADRESİ
Orta Doğu'daki krizin çözümünde Türkiye'nin ve Başkan Erdoğan'ın stratejik ağırlığına dikkat çeken Ömer Çelik, geçmişte yaşanan gizli diplomasi trafiğine dair önemli bir detayı paylaştı.
Çelik, İran tarafının o dönemdeki iç dengeleri nedeniyle istenilen formata katılamadığını belirterek, Trump'ın Başkan Erdoğan'a, "Siz bizi bir araya getirebilirsiniz. Biz sizinle bunu yapabiliriz" dediğini hatırlattı.
İstanbul'un bu anlamda en doğru adres olduğunu vurgulayan Çelik, "Aslında İran'ın da rahatlıkla Cumhurbaşkanımızın örneğin İstanbul'da kuracağı bir masada bir araya gelebileceği bir formattaydı ancak İran'ın iç dengeleri buna imkan vermedi" ifadelerini kullandı.
Bölgedeki tarihsel kökenlere ve Safevi-Kaçar-Pehlevi çizgisine dair tartışmaların bugün için ikincil planda kalması gerektiğini belirten Çelik, "Bunları normal zamanda uzun uzun konuşmak lazım ama bugün odak noktasının Amerika-İsrail saldırganlığının durdurulması gerçeğinden kaymaması gerekiyor. Yoksa her bir cümlenin virgülüne kadar söylenecek çok söz var. Bugün o gün değil, bugün saldırganlığın durmasına odaklanılması gereken bir gün" sözleriyle önceliğin ateşkes ve barış olduğunu vurguladı.
Avrupa'nın savunma ve güvenlik konusundaki vizyonsuzluğunu çarpıcı bir anıyla anlatan Ömer Çelik, Avrupa Birliği Bakanı olduğu dönemde Boris Johnson ile yaptığı görüşmeyi aktardı.
Çelik, Johnson'a Avrupa ordusu kurulup kurulamayacağını sorduğunda aldığı cevabı; Johnson, "Avrupalılar bir araya gelir, 5 sene boyunca bu orduya hangi dilde emir vereceğiz diye onu tartışır, ona da karar veremezler" şeklinde konuştuğunu aktararak Avrupa'nın karar alma mekanizmalarındaki hantallığa dikkat çekti.
Fotoğraf (ahaber.com.tr-ekran görüntüsü)
NATO içindeki saflaşmaların ve radikal söylemlerin bedeline değinen Çelik, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un geçmişteki çıkışlarını hatırlattı. Çelik, Macron'un "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşmiştir" sözlerine atıfta bulunarak; "Şimdi Macron bunu söylediğine bin pişman olmuştur. Buralarda radikal laflar söylemenin neye mal olacağını iyi hesap etmek lazım. Bugün Amerika, İsrail'in Netanyahu gibilerin uzun zamandır istediği bu saldırıya girişti ama çıkış kapısı yok" ifadelerini kullandı.
Saldırının tamamen haksız ve hukuksuz olduğunu belirten Çelik, muhatapların "taş devrine çeviririm" tehditleri altında barışa ikna edilmesinin imkansızlığını dile getirdi.
"ATEŞKES 40 GÜN SONRA DAHA AĞIR SALDIRMAYACAKLARININ GARANTİSİ Mİ?"
Müzakere masasında güven unsurunun önemine değinen Ömer Çelik, İran tarafının kalıcı olmayan hiçbir teklife sıcak bakmayacağını belirterek; "Karşı tarafa ateşkes yap dediğinizde o da şunu düşünüyor; Peki ben 40 gün ateşkes yaptım, 40 gün sonra üzerime daha ağır bir şekilde saldırılmayacağının garantisi nedir? Artık önceki müzakere aşamasında değiliz. Geçici bir ateşkese kimse yanaşmaz, en azından İran tarafı yanaşmaz" şeklinde konuştu. Çelik, Avrupa'nın bu süreçte "etkisiz eleman" olduğunun Rusya-Ukrayna savaşından sonra bir kez daha tescillendiğini kaydetti.
Avrupa'nın barışa katkı sunmak yerine gerginliği tırmandıran adımlarını eleştiren Çelik, Fransa'nın Rum kesimine destek için gemi gönderme kararını "komedi" olarak niteledi.
Çelik, "Bütün bunlarda bu kadar etkisiz olan Fransa, Rum kesimini desteklemek için savaş gemisi göndereceğim diyor. Bu bir güvenlik perspektifi midir? Tam tersine bölgedeki gerginliği artıracak bir yaklaşım" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Avrupa Birliği değerlerinin Gazze'deki soykırım karşısında çöktüğünü belirten Çelik, Rum kesiminin İsrail ile yaptığı güvenlik anlaşmasının büyük bir çelişki olduğunu vurguladı.
Fotoğraf (ahaber.com.tr-ekran görüntüsü)
NATO ZİRVESİ: "TAMAM MI DEVAM MI?"
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı NATO zirvesinin tarihi bir dönemeç olacağını belirten AK Parti Sözcüsü, "Bu zirve Avrupalılar ve Amerikalılar arasında bir tamam mı devam mı meselesi olacaktır. Japon Başbakanı'nın önünde Amerikan Başkanı'nın Pearl Harbor'dan bahsetmesi gibi tarihi hesapların güncellendiği bir noktaya gelindi. Bu sandık açıldığında hasar her zaman büyük olur" uyarısında bulundu.
"SİYASETTE VE HAPİSHANEDE BİR GÜN ÇOK UZUNDUR"
Uluslararası ilişkilerdeki hızlı değişim trafiğine dikkat çeken Ömer Çelik, meseleyi kaba kuvvetin değil "yazılımın ve beynin" çözeceğini ifade ederek; "Siyasette ve hapishanede bir gün çok uzundur, bir yıl çok kısadır derler. Bu saldırganlık durursa daha sağduyulu bir mimari ortaya çıkabilir. Çünkü bunun artık bir pazı meselesi olmadığı, bir yazılım ve beyin meselesi olduğu net bir şekilde ortaya çıktı. Bugün Körfez ülkelerinin kaderiyle Avrupa'nın kaderi birleşmiştir" sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Dünya siyasetindeki iç içe geçmiş dengeleri analiz eden Ömer Çelik, coğrafyaların kaderinin artık birbirinden ayrılamayacağını belirterek, "Bugün görülen bir şey şudur: Körfez ülkelerinin kaderiyle Avrupa'nın kaderi, Avrupa'nın kaderiyle Uzak Doğu'nun kaderi, bütün bunların bugünün dünyasında ne kadar iç içe geçtiği görülüyor" sözlerini kaydetti.
Türkiye'nin stratejik haritasını gözler önüne seren Çelik, "Yukarıda Ukrayna-Rusya savaşı Karadeniz'de 5 yıldır sürüyor. Aşağıda Gazze'de soykırım, İsrail'in Lübnan ve Suriye'ye saldırganlığı devam ediyor. Sol tarafımızda Rum kesimi ve Yunanistan'ın aşırı davranışları, Balkanlar'da etnik kışkırtmalar var. Doğumuzda ise İran'da büyük bir saldırganlık söz konusu" ifadelerini kullandı.
KADRAJ GENİŞLİYOR: TÜRKİYE BİR YOL HARİTASI SUNUYOR
Bölgesel gerilimlerin küresel ölçekteki yansımalarına dikkat çeken Çelik, Pakistan-Hindistan hattından Amerika-Avrupa gerilimine kadar geniş bir vizyon ortaya koyarak, "Kadrajı biraz genişletirsek bir sürü hat burada yerinden oynuyor. Bunun ortasında da referans ülke Türkiye'dir. Türkiye sadece kendi milli güvenliğini ve ulusal geleceğini garanti altına almak için bu politikaları ortaya koyarken, aynı zamanda bu kadraj içerisinde işlerin nasıl doğru yapılması gerektiğine dair bir yol haritası sunuyor" şeklinde konuştu.
Çelik, Türkiye'nin dört bir tarafının çatışmayla dolu olduğu bu tabloda istikrarın kalesi olarak durduğunu vurguladı.
GÜÇTEN DAHA ÖNEMLİ OLAN: İÇ CEPHE KONSOLİDASYONU
Dış politikanın iç politika ile ayrılmaz bir bütün haline geldiğini ifade eden Ömer Çelik, kriz anlarında bir devletin en büyük silahının iç bütünlüğü olduğunu belirterek, "Bu tablonun gösterdiği bir şey oldu: Gücünüzün büyüklüğünden daha önemli olan şey bir, iç cephenizin konsolide olması, iki dayanıklılığınızın olmasıdır. Yani krizlere uzun süreli dayanabilmenizdir" sözleriyle aktardı.
Halkın moral üstünlüğünün önemine değinen Çelik, "İnsanlar kendi ülkelerine dönük saldırgan bir güce karşı meydanları doldurduğu zaman moral üstünlük dünya halkları tarafından onlara veriliyor. Ağır bir saldırıda ilk darbede yıkılmayıp dayanıklılığınızı devam ettirdiğinizde kalıcılığınızı sağlayabiliyorsunuz" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın stratejik öngörüsünün Türkiye'yi geleceğe hazırladığını kaydeden AK Parti Sözcüsü, "Cumhurbaşkanımızın son 10 yılda ısrarla verdiği mesajların; iç cephenin güçlenmesi, iç bünyenin sağlam tutulması, bağışıklık sistemimizin yüksek tutulması ve dayanıklılığımızın artırılması bakımından Türkiye'nin geleceğe atacağı imzalar açısından ne kadar hayati bir rol oynayacağı gözüküyor" dedi.
Bu politikanın Türkiye'nin varoluşsal mücadelesindeki anahtar olduğunu belirten Çelik, milli bünyenin sağlamlığının her türlü dış tehdide karşı en büyük kalkan olduğunu dile getirdi.
Bölge ülkelerinin zayıflığından çıkar sağlamaya çalışan emperyalist politikalara karşı Türkiye'nin onurlu duruşunu anlatan Ömer Çelik; "Bu bölgede başkasının güçsüzlüğünden güç almayan tek ülke biziz. Kimsenin istikrarsızlaşmasını istemiyoruz. Bu bölgedeki temel numara 'komşunu istikrarsızlaştır, orası güvensiz olsun sen güvenli ol' mantığıdır. Halbuki biz Suriye'nin, Lübnan'ın ve diğer kardeş ülkelerin güvenliğine katkı yapmaya çalışıyoruz ki topyekün bir istikrar, güvenlik ve refah olsun" şeklinde konuştu.
"BATI ÇÖKTÜ, TÜRKİYE'NİN TEZLERİ DOĞRULANDI"
Küresel güçlerin Orta Doğu ve çevresindeki politikalarının iflas ettiğini vurgulayan Ömer Çelik, "Avrupa Birliği'nin davranışları bakımından tutumunun çöktüğü, Amerika'nın bu çelişkilerle baş başa kaldığı bir dönemdeyiz. Ancak Türkiye'nin tezleri bu testlerden sağlam olarak geçmiştir" sözleriyle Türkiye'nin haklılığının tarih huzurunda bir kez daha kanıtlandığını ifade etti.