Habertürk ve Show TV’nin sahibi Can Holding’e el konuldu! Hukukçular A Haber’de değerlendirdi
Küçükçekmece Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT’yi bünyesinde barındıran Can Holding’in 121 şirketine el konuldu. Holding yöneticileri hakkında “kara para aklama”, “kaçakçılık” ve “suç örgütü kurma” suçlamaları yöneltildi. Peki karar ne anlama geliyor? Kara paranın sisteme girişi nasıl sağlandı? A Haber canlı yayınına katılan hukukçular değerlendirdi. Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, operasyonun ayrıntılarını A Haber'de anlattı.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, Habertürk ve Show TV'nin de sahibi olan Can Holding hakkında soruşturma başlattı. Savcılık kararıyla holding bünyesindeki 121 şirkete el konulurken, sahipleri Mehmet Şakir Can, Kemal Can ve Kenan Tekdağ'ın da aralarında bulunduğu 8 kişi gözaltına alındı.
Can Holding'in televizyon kanallarının yanı sıra eğitim, enerji, turizm, sağlık ve lojistik sektörlerinde de faaliyet gösterdiği biliniyor. Gelişmeleri A Haber canlı yayınına katılan hukukçu Hadi Dündar A Haber'de değerlendirdi.
Ekran görüntüsü / A Haber
ÖRGÜTLÜ SUÇ YAPTIRIMI DAHA AĞIR
Avukat Hadi Dündar: Suç tiplerine bakıldığında önemli suç tiplerini görebiliyorsunuz. Özellikle suç örgütü kurma suçlaması var. Yine aynı zamanda kaçakçılık, dolandırıcılık ve mal varlıklarının aklanması yani kara para ya da kaynağı belli olmayan bir paranın sisteme girilmesi suçlaması var. Tabii bu suçların hepsinin örgüt çerçevesinde işlenme ihtimalleri de kanun koyucu tarafından düzenlenmiş ve bu suçlar eğer örgüt çerçevesinde işlenirse yaptırımı daha ağır bir yaptırıma da bağlanmıştır yine kanun koyucu tarafından.
Ekran görüntüsü / A Haber
DELİLİN OLDUĞUNUN GÖSTERGESİ EL KOYMADI
Tabii burada 121 tane şirkete el koyma durumunun çok daha önemli olduğunu söyleyebilirim. Neden? Çünkü bakıldığında CMK 128 ya da işte CMK 133 gereğince bir şirketin eğer el konulma durumu söz konusuysa ya da kayyum atama durumu söz konusuysa dosyanın içerisinde yeterli bir şüphenin olduğu yani kuvvetli bir suç şüphesinin olduğu, bununla beraber kuvvetli delilin de olduğunu göstermektedir. Niye bunu söylüyorum? Çünkü bir şahıs tutuklandığında biz nasıl orada suçun ağırlığını konuşabiliyorsak ya da dosya içerisindeki delillerin ağırlığından bahsedebiliyorsak şirketler için de eğer bir kayyum atama ya da bir el koyma durumu söz konusuysa burada kuvvetli suç şüphesiyle beraber delilin olduğunu söylememiz mümkün olacaktır.
Onun için burada CMK 128 ya da CMK 133 gereğince bir işlemin yapılmış olması da hem de savcılık tarafından bunun yapıldığı andan itibaren de hakimlik tarafından da onaylanma durumu söz konusu olduğunda burada ciddi anlamda bir suç isnadının olduğunu söylemek mümkün olacaktır.







