Gazze’yi tehcir planı! Dr. Tolga Sakman: Donald Trump ABD karşıtlığını körükledi

20 Ocak’ta göreve başlayan ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da kabul ettiği İsrail'in eli kanlı lideri Netanyahu ile ortak basın toplantısı düzenledi. Donald Trump, ABD'nin Gazze'yi devralarak buraya "uzun vadeli" şekilde sahip olacağını ve "güvenlik amacıyla" gerekmesi halinde buraya Amerikan askerlerinin konuşlandırılabileceğini söyledi. Skandal açıklamaları A Haber canlı yayınına katılan Dr. Tolga Sakman değerlendirdi.
Beyaz Saray'da katil Netanyahu ile biraraya gelen ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin Gazze Şeridi'ni devralacağını ve oradaki patlamamış bombalar ile diğer silahların sökülmesinden ve yıkılmış binalardan kurtulmaktan sorumlu olacağını söyledi.
Trump, Gazze'nin yaşanmaz halde olduğunu, Filistinlilerin burada kalmaları durumunda öleceklerini öne sürerek "Gazze'deki Filistinliler, Ürdün ve Mısır'ın ötesinde diğer ülkelere de gidebilir" dedi. Suudi Arabistan Trump'ın sözleri ardından "İsrail ile ilişkiler Filistin Devleti kurulmadan tesis edilmeyecek. Filistin ile ilgili duruşumuz müzakere edilemez" açıklamasında bulundu. Gelişmeleri A Haber spikeri Haktan Uysal'ın sunduğu Ajans Bugün programına konuk olan Dr. Tolga Sakman değerlendirdi.
BÜTÜN BASINI TOPLADI
Dr. Tolga Sakman: Trump'ın dün gece yaptığı açıklamayı açıkçası bu kadar net şekilde bir yerinden etme, insanları yerinden etme projesini ben beklemiyordum. Ama evet söyledi. Buranın işte Mısır alsın, Ürdün alsın vesaire dedi ama böyle projelendirilmesi açıkçası biraz kimsenin beklemediği de bir şey. Şimdi birkaç noktanın altını çizelim. Dün basın toplantısında normalde olmayan bir şey yapılmış. Washington'daki bütün basın mensupları çağrılmış. Eski dönemde akreditasyonu olmayanlar da yada iptal edilenlerde tekrar geri döndüler. Yani herkes vardı orada. Bu aslında yani bütün dünyaya 'duymayan kimse kalmasın' mesajıydı. Trump kendi projesini bütün dünyaya böylece duyurmuş oldu. Söylediklerinin içerisinde sadece kendinin kabul ettiği, kendinin söylediği bazı şeyler de vardı. Örneğin 'Suudi Arabistan'da bizi destekliyor bu anlamda vesaire' dedi ki konuşması bittikten zannediyorum 15 dakika sonra Suudi Arabistan yalanladı. Yani gecenin o saatinde hızlıca bir yalanlama metni hazırlaması aslında Suudi Arabistan'ın da konuya ne kadar hassas yaklaştığını gösteriyor.
Ekran görüntüsü / A Haber
İBRAHİM ANLAŞMALARI
Hem Ürdün hem Mısır hem Suudi Arabistan bu anlamda çok güvenilir ülkeler değil. Şimdi konuşmanın genelinde zaten hem Netanyahu hem Trump'ın üstünde durduğu bir şey vardı; İbrahim Anlaşmaları. Yani Trump'ın birinci döneminde ortaya koyduğu bölgenin normalleşmesi ve ticari olarak, ekonomik olarak yeni bir faaliyet alanı haline gelmesi için attığı bir adımdı. Ve önemli aktörlerinden biri de Suudi Arabistan'dı. Bununla bağlantılı olarak sordular zaten basın mensupları.
Dünkü açıklamada Mısır ve Ürdün'den bahsederken Mısır'ı ayrı tuttu aslında. Yani Ürdün üzerinde durdu özellikle. Çünkü Mısır'ın kabul etme olasılığını daha düşük görüyor belli ki Trump da. Ürdün'le biz bunu hallederiz. İhtiyaç olan toprak parçasını da verir Ürdün vesaire dedi.
Ekran görüntüsü / A Haber
TOPRAK PARÇASINDAN KASTI NE?
Burası da bir soru işareti. Yani Filistinliler için ayrı bir bölge oluşturmak vesaire gibi bir şey de var herhalde aklında. O belki adım adım sonra söyleyeceği bir şey. Ama Mısır konuya hem tabii ki Filistin meselesi olarak değerlendiriyor bir nebze ama asıl konu Sina Yarımadası'nın Mısır için önemli olması. Buranın güvenliğini sağlama noktasından zaten Sisi'nin bazı kırılganlıklar yaşadığını dile getirdi, kendi dile getirdi. Bölgenin güvenliğini sağlamakta zorluk çekiyoruz diye. Üstüne bir de yine kendinin dile getirdiği şey Filistinliler, Gazzeliler Sina'ya geldikten sonra bir anda İsrail'le dost olmayacaklar. İsrail'e düşmanlıkları devam edecek. Bu sefer İsrail Sina'yı hedef almaya başlayacak.
ÜRDÜN'DEN SES ÇIKMIYOR
Mısır üzerinden İsrail'e bir saldırı olduğu zaman Mısır'ın endişesi o. İsrail'in doğrudan ona karşılık verme hakkı doğacak. Ve durduk yere yine İsrail'le karşı karşıya gelmiş olacak Mısır ki bunu istemiyor. O yüzden aslında yine ulusal menfaatler ön planda Mısır içinde. O yüzden istemiyor Gazzelileri. Burada da açıklamayı da hızlı şekilde bu yalanlaması veya işte karşı bir açıklama yapmasını temelinde bu var. Ama sonuç olarak şöyle söyleyebiliriz; Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri konuya yaklaşımı farklı. Çünkü bu işte dediğim gibi İbrahim Anlaşmaları'yla, bölgedeki ticaret yollarıyla hatta Amerika Birleşik Devletleri'yle ikili ilişkilerde vesaire bunlar ön plana çıkıyor. Ama Ürdün ve Mısır komşu ülkeler olduğu için ve Trump da bu tehcirin hedefi olarak bu iki ülkeyi saydığı için ikisinin durumu daha farklı, tepkileri daha farklı oluyor. Ürdün'den henüz bildiğim kadarıyla net somut bir cevap gelmedi, resmi bir cevap gelmedi. Ben açıkçası bu Ürdün konusunun Trump'la ilişkilerde biraz daha kırılgan olduğu biraz daha beklediğimizin altında gerçekleşecek kanaatindeyim. Çünkü ekonomik olarak Ürdün zor bir durumda.






