Lider Türkiye yolunda bir adım daha KANAL İSTANBUL! İşte ülkemize kazandıracakları ve dünyadaki örnekleri
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Başbakan olduğu 2011'de "çılgın proje" olarak kamuoyuna duyurduğu Kanal İstanbul, projedeki ilk köprünün temelinin atılmasıyla fiilen hayata geçti. Ulaşımda çığır açan Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Osmangazi Köprüsü gibi büyük projelerin ardından yapılacak Kanal İstanbul, İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiğini rahatlatarak uluslararası ulaşımın da aksamadan devam etmesini sağlayacak. Peki bu dev projenin dünyadaki örnekleri neler ve bu çılgın proje ülkemize neler kazandıracak? Bu sorulara A Haber'de yayınlanan Arka Plan programına katılan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Bozdoğan yanıt verdi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın Kanal İstanbul ile ilgili hazırladığı en kapsamlı raporda, tarihi projenin İstanbul ve Türkiye'ye kazandıracağı sosyo-ekonomik tüm kazanımları biraraya getirildi.

Dünyanın 4'te 3'ünün suyla kaplı olması nedeniyle uluslararası ticarette denizlerin büyük önemine vurgu yapılan raporda, ABD'nin 7 filosuyla denizlerde sağladığı hakimiyete de dikkat çekildi. Kanal İstanbul'un teknik özelliklerinin de detaylıca anlatıldığı raporun önemli bölümleri şu şekilde:
* Dünya ticaretinin yüzde 90'nın deniz yolu ile yapılması devletleri alternatif yolları aramaya teşvik ediyor. Bu alandaki yatımların en büyüğü ise kuşkusuz İpek Yolu projesi. Çin tarafından hayata geçirilecek modern ticaret ağının en önemli noktası ise dünyanın yeni lojistik üssü olacak olan İstanbul.

YILDA ORTALAMA 50 BİN GEMİ GEÇİYOR
* Dünyadaki ekonomik faaliyetlerin her geçen yıl artması, İstanbul Boğazı'ndan geçen gemi sayısının da buna paralel olarak artmasına neden oldu. Yılda ortalama 50 bin geminin geçtiği İstanbul Boğazı, en dar yeri 698 metre olan doğal bir suyolu olup, uğraksız geçen ticari gemiler Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında boğazdan geçiş yapıyor. Ancak, Montrö Sözleşmesinin imzalandığı 1930'lu yıllarda Türk Boğazlarından yılda geçen gemi sayısı 3 bin civarında iken, günümüzde gemi trafiğindeki artış, teknolojik gelişmeler sonucu gemi boyutlarının büyümesi ve özellikle, akaryakıt ve benzeri diğer tehlikeli/zehirli maddeleri taşıyan gemi (tanker) geçişlerinin artması, dünya mirası İstanbul üzerinde büyük baskı ve tehdit oluşturmaya başladı. Bu nedenle İstanbul Boğazı'na alternatif bir geçiş güzergahının planlanmasına zorunlu hale geldi.








