İmralı'nın mesajının şifreleri ne? Uzman isimler A Haber'de yorumladı

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
İmralı'nın mesajının şifreleri ne? Uzman isimler A Haber'de yorumladı

Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yürütülen süreçte bugün dikkat çeken bir gelişme yaşandı. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın da katıldığı programda, İmralı’dan iletilen mesaj kamuoyuyla paylaşıldı. Mesajın içeriği ve olası yansımaları, A Haber ekranlarında konuk olan isimler tarafından farklı boyutlarıyla değerlendirildi.

Terörsüz Türkiye süreci kapsamında bugün DEM Parti Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın da katıldığı programda İmralı'dan gelen mesaj okundu. A Haber ekranlarına konuk olan isimler İmralı'nın mesajını yorumladı.

CANLI ANLATIM

13:19

KAMUOYU DESTEĞİ NE DURUMDA?

Türkiye, terör belasından tamamen kurtulma yolunda emin adımlarla ilerlerken, "Terörsüz Türkiye" vizyonunun hukuki altyapısı şekilleniyor. A Haber canlı yayınında süreci değerlendiren Hukukçu Av. Aydoğan Ahıakın, PKK’nın tasfiyesi için gereken yasal düzenlemelerin detaylarını ve devlet kurumlarının bu süreçteki kritik denetim mekanizmalarını tek tek anlattı. Ahıakın, sürecin şeffaf ve devlet-millet mutabakatıyla yürütüldüğünün altını çizdi.

YASAL DÜZENLEME İÇİN "SİLAHSIZLANMA" ŞARTI

Sürecin hukuki zeminine dair önemli bilgiler paylaşan Av. Aydoğan Ahıakın, "Meclis raporu oluşturulduktan sonra yasal düzenleme aşamasına geçebilmek için PKK terör örgütünün silahlarını tüm unsurlarıyla ve tümden bırakması gerekiyor. Meclis raporunda belirtilen ve AK Parti’nin de üzerinde durduğu müstakil ve geçici bir kanun yapmak için terör örgütünün Irak, Suriye ve Avrupa dahil tüm birleşenleriyle ortadan kalkması şarttır." ifadelerini kullandı. Bu adımın, demokratik siyasetin önünü açacak en temel hamle olduğunu belirtti.

MİT VE MSB’DEN "TEYİT VE TESPİT" SÜRECİ

Terör örgütünün tamamen tasfiye edilip edilmediğinin nasıl kontrol edileceğine değinen Ahıakın, "Milli İstihbarat Teşkilatı, Milli Savunma Bakanlığı ve ilgili devlet kurumlarımızın terör örgütünün ortadan kalktığını tespit ve teyit etmesi hayati önem taşıyor. Bu teyit yapıldıktan sonra Meclis gerekli düzenlemeleri yapacaktır; yol haritası zaten bu raporlarla oluşturulmuş durumda." sözleriyle devlet mekanizmalarının titizlikle çalıştığını aktardı.

"CEZASIZLIK VE AF ALGISINA GEÇİT YOK!"

Toplumdaki hassasiyetlere vurgu yapan Aydoğan Ahıakın, "Burada kesinlikle bir cezasızlık veya af algısının oluşmaması çok önemli. Devletimiz hem kamu vicdanını hem de şehit ve gazilerimizin aziz emanetlerini gözeterek bu adımları atıyor. Suça bulaşmamış olanlar için Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesindeki etkin pişmanlık hükümleri zaten mevcut ancak şahsa yönelik özel bir yasal düzenleme söz konusu olmayacaktır." dedi. Ahıakın ayrıca, 'umut hakkı' gibi konuların raporda yer almadığını ve tamamen Meclis’in takdirinde olduğunu hatırlattı.

KAMUOYU DESTEĞİ %80’İ AŞTI: TÜRKİYE MODELİ GELİYOR

Sürece olan toplumsal desteğe dikkat çeken Ahıakın, "Bugün Türkiye’de kamuoyu araştırmalarında terörsüz Türkiye sürecine %80’in üzerinde bir destek var. Silahların tamamen bırakılmasıyla bu oranın %90’ların üzerine çıkacağına inanıyorum. Bu süreç, herhangi bir pazarlık söz konusu olmadan, bir devlet-millet politikası olarak yürütülüyor. AK Parti 2002'de iktidara geldiğinde inkar ve asimilasyon politikalarını zaten sonlandırmıştı; bugün gelinen nokta bu tarihi yürüyüşün bir sonucudur." şeklinde konuştu. Ahıakın, Türkiye'nin kendi modelini oluşturarak bu sorunu tarihe gömeceğini belirterek sözlerini noktaladı.

12:46

İMRALI'NIN AÇIKLAMALARININ PERDE ARKASINDA NELER VAR?

Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda hukuksal ve yapısal adımların hız kazandığı yeni bir döneme girilirken, İmralı’dan gelen "fesih çağrısı" yıl dönümünde Abdullah Öcalan'ın kritik mesajı kamuoyuyla paylaşıldı. Ankara Çankaya'da bir araya gelen DEM Eş Genel Başkanları ve İmralı Heyeti üyeleri aracılığıyla duyurulan mesajda, şiddete dayalı siyasetin yerini demokratik ve hukuk temelli bir sürece bırakması gerektiği vurgulandı.

İMRALI’DAN “POZİTİF İNŞA” ÇAĞRISI

Ankara'da gerçekleştirilen toplantıda Abdullah Öcalan'ın sürece dair yeni yol haritasını içeren mesajı okunurken Öcalan, "Kürtsüz Türk Türksüz Kürt olmaz" vurgusu yaparak, "Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.

MURAT AKGÜN: “SİLAHLARIN BIRAKILDIĞI TEYİT EDİLMELİ”

İmralı’dan gelen bu mesajları A Haber ekranlarında değerlendiren Ankara Temsilcisi Murat Akgün, pozitif inşa aşamasının ancak somut adımlarla mümkün olabileceğine dikkat çekerek, "Bu aşamaya geçilebilmesi için terör örgütünün silahlardan tümüyle arındığına dair gelişmenin, Türk Silahlı Kuvvetleri ve İstihbarat Teşkilatı gibi devletin yetkili birimleri tarafından teyit edilmesi gerekir" dedi. Akgün, bir taraftan pozitif aşama çağrıları yapılırken diğer taraftan muhatapların bu mesajı doğru algılaması gerektiğini belirterek, "Terör örgütünün tüm unsurlarıyla silahlardan arınması gerçekleşmediği sürece, sonraki adımlara geçilmesi toplumda ciddi tartışmalara ve tepkilere yol açacaktır" sözleriyle sürecin hassasiyetine vurgu yaptı.

CEZASIZLIK ALGISINA KARŞI HAYATİ UYARI

Toplumun geniş kesimlerinin sürece olan bakışını ve hassasiyetlerini dile getiren Murat Akgün, "Bir cezasızlık algısı oluşturmayacak şekilde sürecin devam ettirilmesi hayati bir önem taşımaktadır" diyerek, bu dengenin gözetilmemesi durumunda toplumun büyük kesiminden tepki gelebileceğini ifade etti. Akgün ayrıca, Türkiye'de binlerce yıldır süregelen bir birliktelik olduğuna işaret ederek, "Biz zaten yüzyıllardır beraber yaşıyoruz; bu beraberliği bozma niyetinde olan dış mihrakların tahriklerine karşı, bu memlekette aklı başında kimse Kürt’ü Türk’ten ayırmayı düşünmez" değerlendirmesinde bulundu.

BÖLGESEL BELİRSİZLİKLER VE STRATEJİK DİKKAT

Orta Doğu’daki güncel gelişmeleri de analizine dahil eden Murat Akgün, bölgedeki kırılgan yapıya dikkat çekerek, "İran’da durumun ne olacağının netleşmediği, ABD’nin olası operasyonlarının yansımalarının meçhul olduğu bir ortamda, stratejiler oluşturulurken bir değil üç defa dikkatli olunmalıdır" dedi. Akgün, Türkiye’nin kendi içindeki sıkıntıları giderirken bölgesel krizleri de göz önünde bulundurması gerektiğini, "Demokrasi ve kardeşlik esas ise, şiddetin ve ona yol açan silahların tamamen bırakılması her şeyin başıdır" cümleleriyle aktardı.

 

12:40

A HABER AÇIKLAMANIN YAPILDIĞI SALONDA

Türkiye'nin terör kamburundan kurtulması için başlatılan "Terörsüz Türkiye" sürecinde tarihi bir gün yaşandı. MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin tarihi çağrısıyla yeni bir boyuta evrilen süreçte, İmralı’dan gelen ve demokratik siyaset vurgusu yapılan yeni mesajlar Ankara'da kamuoyuyla paylaşıldı. A Haber muhabiri İlter Yeşiltaş, silahların tamamen anlamsızlaştığının vurgulandığı toplantının şifrelerini ve "pozitif inşa" sürecinin detaylarını yerinden aktardı.

27 ŞUBAT'IN YIL DÖNÜMÜNDE İKİNCİ AŞAMA ÇAĞRISI

Toplantının hemen ardından sahadaki son durumu paylaşan İlter Yeşiltaş, "Az önce toplantı sona erdi ve İmralı'nın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantının başında 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında bir yıl içinde yaşanan gelişmeleri içeren bir sinevizyon gösterimi yapıldı." ifadelerini kullandı. Sürecin ikinci aşamasına geçildiğini belirten Yeşiltaş, "27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaştığının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır." sözleriyle mesajın temel eksenini aktardı.

"TÜRKSÜZ KÜRT, KÜRTSÜZ TÜRK OLMAZ"

Toplantıda vurgulanan birlik ve beraberlik mesajlarına dikkat çeken İlter Yeşiltaş, "Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk olmaz ifadesi açıklamada çok güçlü bir şekilde yer aldı. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü olduğu belirtildi." dedi. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine atıfta bulunulduğunu ifade eden Yeşiltaş, "Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrısı da bu birlik ruhunun canlandırılması girişimidir." şeklinde konuştu.

NEGATİF AŞAMA BİTTİ, POZİTİF İNŞA BAŞLADI

Sürecin stratejik dönüşümüne değinen deneyimli muhabir, "Açıklamada artık negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçilmesi gerektiği belirtildi. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci başlatmak hedefleniyor." ifadelerini kullandı. Bu noktada tüm siyasi aktörlerin sorumluluğuna dikkat çeken Yeşiltaş, "Sayın Erdoğan'ın iradesi, Sayın Bahçeli'nin çağrısı ve Sayın Özel'in katkılarıyla oluşan bu iklimde, her kesim sorumluluk almaya davet edildi." sözleriyle sürece verilen desteğin altını çizdi.

YENİ ANAYASAL VATANDAŞLIK VE HUKUK VURGUSU

İmralı'dan gelen mesajda geleceğe dönük hukuki güvencelerin de yer aldığını belirten İlter Yeşiltaş, "Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisine ihtiyaç olduğu vurgulandı." dedi. Mesajın dinsel, ideolojik ve milli kimliklerin özgürce ifade edilmesini kapsadığını aktaran Yeşiltaş, "Güçlü hukuksal güvencelerle örülmüş bir demokratik Cumhuriyet talebi dile getirildi. İmralı’nın mesajları hem Türkçe hem de Kürtçe olarak okunarak kamuoyuna duyuruldu." ifadeleriyle tarihi toplantının detaylarını noktaladı.

Ahaber
12:25

"ÖCALAN'IN SÖZLERİ KIRILMA NOKTASIDIR"

Sürecin kronolojik önemine vurgu yapan Melik Yiğitel, "27 Şubat’ta çağrı yapıldı, 12 Mayıs’ta PKK kongresini toplayarak oy birliğiyle fesih kararı aldı ve 11 Temmuz’da silahlar yakıldı. Bu üç tarih çok önemli; bunları kavrayamazsak meseleyi anlayamayız. 1978'de kurulan PKK, tarihinde ilk kez feshediliyor. Silahlı dönem artık kapandı ve anlamsızlaştı." ifadelerini kullandı. Bu sürecin geçmişteki ateşkeslerden çok farklı olduğunu belirten Yiğitel, "Öcalan'ın silah artık tümüyle anlamsız, demokratik siyasete evrilen bir süreç var demesi tarihi bir kırılma noktasıdır." sözleriyle aktardı.

"ERDOĞAN VE BAHÇELİ BİR TARİH YAZIYOR"

Siyasi iradenin kararlılığına değinen Melik Yiğitel, "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli birlikte bir tarih yazıyorlar. 50 yıllık terör kamburundan Türkiye artık kurtuluyor. Bazen tarih yazılırken şahit olanlar bunun farkına varamazlar, ancak sonradan bunun ne kadar büyük bir devrim olduğu anlaşılacak." şeklinde konuştu. Yiğitel, çözümün "öz hakiki, yerli ve milli" bir iradeyle gerçekleştiğini vurguladı.

SABOTAJ VE PROVOKASYON UYARISI

Süreci baltalamak isteyen dış ve iç aktörlere karşı uyarıda bulunan Yiğitel, "Dışarıdan birilerinin buraya burnunu sokmasına ya da ameliyat yapmasına izin vermedik, vermeyeceğiz. İşi sabote etmeye, kafa bulanıklığı yaratmaya dönük hamlelere karşı uyanık olmalıyız. Kimileri çıkıp 'ülke federasyona gidiyor' gibi asılsız cümleler kuruyor; ne Öcalan'ın açıklamasında ne de PKK'nın fesih kararında böyle bir şey yok." dedi. Bu tür iddiaların iyi niyetli olmadığını belirten Yiğitel, "Bu altın bir fırsattır ve bu fırsatı tepme lüksümüz yok." ifadelerini kullandı.

"YARALARI SEVGİYLE VE KARDEŞLİKLE SARACAĞIZ"

Toplumsal barışın önemine dikkat çeken gazeteci Yiğitel, "Biz artık negatif süreçten pozitif inşa sürecine geçtik. Hakkari'deki, Mardin'deki insanı mutlu ederken Trabzon'daki, Çorum'daki insanı mutsuz etmeyeceğiz. Bir şehit annesini incitmeyeceğiz. Birbirimize dokunarak, sevgiyle ve ortak bir akılla kendimizi tedavi edeceğiz. Bu vatan hepimizin, gidecek başka yerimiz yok." sözleriyle kardeşlik vurgusu yaptı.

MECLİS ÇATISI ALTINDA ORTAK AKIL

Sürecin hukuki ve siyasi zeminini değerlendiren Melik Yiğitel, "Meclis bünyesinde kurulan komisyonda AK Parti, MHP, DEM, CHP, Saadet ve diğer partilerin bir masa etrafında toplanması, halkın iradesinin %98 oranında temsil edildiği bir yerdir. İhtiyaç duyulduğu takdirde yasal düzenlemeler, yönetmelikler bu ortak akılla hayata geçirilecektir. Mesele iletişimi sabote etmemektir." diyerek demokratik siyasetin altını çizdi.

Ahaber
12:22

İMRALI'DAN YENİ MESAJ

DEM Parti Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın da katıldığı programda İmralı'dan gelen mesaj okundu.

İşte o mesajda yer alan ifadeler:

27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı.

Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum.

Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz.

Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir.

Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür. 

Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var.

Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar.

Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz.

Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür.

Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız.

Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir.

Ahaber
Mobil uygulamalarımızı indirin