CHP’de mutlak butlan krizi! Kılıçdaroğlu’ndan jet tasfiye | A Haber'de çarpıcı analiz: İmamoğlu'na ihraç kapıda mı?

CHP’de mutlak butlan krizi! Kılıçdaroğlu’ndan jet tasfiye | A Haber'de çarpıcı analiz: İmamoğlu'na ihraç kapıda mı?

CHP’de “mutlak butlan” kararının yankıları sürerken, durum A Haber ekranlarında uzmanlar tarafından “mutlak buhran” olarak değerlendirildi. Delege pazarlıkları ve usulsüzlük iddiaları tartışılırken, kulislerde yeni parti senaryoları da konuşulmaya başlandı. Mevcut yönetimin farklı bir yapı üzerinden yoluna devam edebileceği iddiaları gündemdeki yerini korurken Hukukçu Av. Kadriye Güçlü Sakarya, Kılıçdaroğlu'nun "arınma" sürecine ilk İmamoğlu'dan başlayabileceğine dikkat çekti.

CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'na ilişkin açılan davada kritik gelişme yaşandı. CHP mutlak butlan davasında karar çıktı ve 38. Kurultay iptal edildi. Peki bundan sonra ne olacak?

A Haber canlı yayınında konuşan uzman isimler, sürecin yalnızca hukuki değil siyasi sonuçlar da doğuracağını vurgulayarak çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

İŞTE KARAR SONRASI 21-23 MAYIS TARİHLERİ ARASINDAKİ SON KULİS BİLGİLERİ

CANLI ANLATIM

İMAMOĞLU’NA İHRAÇ KAPIDA MI?

CHP’de kurultayın mutlak butlan kararı sonrası CHP’de son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hukukçu Av. Kadriye Güçlü Sakarya, yayındaki en çarpıcı çıkışı Ekrem İmamoğlu’na yönelik oldu. Sakarya, “Ekrem İmamoğlu’nun da ihraç edilme riskinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“22 MAYIS’TAN SONRAKİ TÜM İŞLEMLER KILIÇDAROĞLU’NA AİT”

Canlı yayında yöneltilen “CHP Genel Merkezi’nde bundan sonra yapılacak her işlemden kim sorumlu olacak?” sorusuna yanıt veren Hukukçu Av. Kadriye Güçlü Sakarya, mahkeme kararının etkisinin son derece geniş olduğunu söyledi. Sakarya, “22 Mayıs saat 16.30 gibi mahkeme kararı açıklandı. Tebliğle birlikte yapılacak bütün işlemler artık Kemal Kılıçdaroğlu’nun. Mahkeme, 3 Kasım 2023’ten 22 Mayıs 2026’ya kadar olan sürenin tamamını iptal ettiği gibi, 3 Kasım’daki Kemal Kılıçdaroğlu’nun yetkilerine devam etmesine karar verdi.” ifadelerini kullandı.

Sakarya ayrıca, bu süreç içerisinde yapılan işlemler nedeniyle CHP’nin zarara uğraması halinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun doğrudan sorumlular hakkında işlem başlatabileceğini belirterek, “Bu iki gün içerisinde yapılmış usulsüz bir işlem varsa da, CHP zarar gördüyse bunu kim yaptıysa ondan talep etme yetkisine sahip.” sözleriyle dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.

“ÖZGÜR ÖZEL DÖNEMİNDEKİ TÜM İŞLEMLER YOK HÜKMÜNDE”

Tartışmaların en kritik başlıklarından biri ise Özgür Özel yönetimi döneminde yapılan atamalar ve oluşturulan yeni yapılar oldu. Hukukçu Av. Kadriye Güçlü Sakarya, Özgür Özel’in yaklaşık 5-6 ay önce Parti Meclisi’ni ve genel başkan yardımcılarını yenilediğini, ayrıca yeni birimler oluşturduğunu hatırlatarak, “Mahkeme dedi ki; 4-5 Kasım’dan sonra yapılan işlemlerin tamamı usulsüz ve yasaya aykırı, hepsi yok hükmünde.” şeklinde konuştu.

Sakarya, Ekrem İmamoğlu için oluşturulan Cumhurbaşkanlığı Adaylık Ofisi’ni de örnek göstererek, “Bir şişe suyun satın alınmasından genel başkan yardımcısının atanmasına kadar bütün işlemler iptal oldu.” ifadelerini kullandı.

CHP’DE TÜM ORGANLAR GERİ Mİ DÖNÜYOR?

Canlı yayında yapılan değerlendirmelerde yalnızca genel başkanlık makamının değil, tüm parti organlarının eski haline dönebileceği vurgulandı. Sakarya, “Sadece Özgür Özel’in yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelmesinden bahsetmiyoruz. CHP’nin tümden 3 Kasım tarihine geri dönmesinden bahsediyoruz.” diyerek çok çarpıcı bir tablo ortaya koydu.

Bu kapsamda 37. kurultay dönemindeki Parti Meclisi üyeleri, disiplin kurulu üyeleri ve eski yöneticilerin yeniden göreve dönebileceği belirtilirken, süreç yalnızca yönetimle sınırlı kalmıyor. Sakarya, “İhraç edilen isimlerin geri gelmesi, yeni üyeliklerin ise iptal olması söz konusu olabilir.” sözleriyle partide tam anlamıyla büyük bir kırılma yaşanabileceğine işaret etti.

MUHARREM İNCE VE YENİ ÜYELER İÇİN KRİTİK DETAY

Programda dikkat çeken bir diğer başlık ise son dönemde CHP’ye katılan isimlerin üyelik durumları oldu. Hukukçu Sakarya, “Muharrem İnce’nin üyeliği de iptal olabilir. Emine Ülker Tarhan’ın üyeliği de iptal.” diyerek kararın parti üyeliklerini de etkileyebileceğini söyledi.

Sakarya, yalnızca kendi isteğiyle istifa edenlerin bu durumun dışında tutulabileceğini ifade ederek, “Üyelikler de birbirine girmiş durumda.” sözleriyle CHP’de yaşanabilecek kaotik tabloyu gözler önüne serdi.

OLAĞANÜSTÜ KURULTAY İÇİN KRİTİK HESAP

Yayında CHP Parti Meclisi’nin olağanüstü kurultay çağrısı yapabilmesi için gerekli sayı da masaya yatırıldı. Sunucu Tahir İnan, Parti Meclisi’nin 60 üyeden oluştuğunu ve 31 üyenin oyuyla olağanüstü kurultay kararının alınabileceğini ifade etti. Ayrıca istifalar yaşanması halinde yedek üyelerin çağrılacağı, üye sayısının 40’ın altına düşmesi durumunda ise genel başkanın 45 gün içinde olağanüstü kurultayı toplamak zorunda kalacağı vurgulandı.

Ancak Av. Kadriye Güçlü Sakarya, sürecin kısa sürede sonuçlanmasının zor olduğunu belirterek, “Ben yılbaşından önce herhangi bir kurultay düşünmüyorum. Belki bir sonraki senenin mart ayında gerçekleşebilir.” ifadelerini kullandı.

“KILIÇDAROĞLU’NUN YENİDEN SEÇİLME İHTİMALİ YÜKSEK”

Sakarya, parti içinde yeniden bir seçim yapılması halinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun güçlü bir avantaja sahip olduğunu da savundu. “Kılıçdaroğlu’nun delegeleriyle birlikte yeniden partinin başına seçilme ihtimali çok yüksek.” diyen Sakarya, CHP içinde dengelerin tamamen değişebileceği mesajını verdi.

Sunucu Tahir İnan da kulislerde Kılıçdaroğlu’na milletvekilleri arasından yaklaşık 90 telefon geldiği yönünde iddialar bulunduğunu aktararak, parti içinde ciddi bir hareketlilik yaşandığını söyledi.

CHP’DE “ARINMA” SÜRECİ Mİ BAŞLIYOR?

Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası “arınma” hamlesiyle ilgili iddialar oldu. Tahir İnan, bazı isimlerin özellikle işaret edildiğini ve Kılıçdaroğlu’nun bu isimler hakkında disiplin süreci başlatabileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını söyledi. Özgür Özel, Veli Ağbaba ve bazı parti yöneticilerinin isimleri bu kapsamda gündeme geldi.

Av. Kadriye Güçlü Sakarya ise çok çarpıcı ifadeler kullandı. Sakarya, “Kemal Kılıçdaroğlu ilk yaptığı şey olarak Özgür Özel yönetiminin vekalet verdiği avukatları bile iptal etti.” diyerek sürecin sert ilerleyebileceğini söyledi.

“EKREM İMAMOĞLU İHRAÇ EDİLEBİLİR”

Yayındaki en sert çıkış ise Ekrem İmamoğlu’yla ilgili oldu. Sakarya, “Ekrem İmamoğlu’nun da ihraç edilme riskinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Sakarya, Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir yaşanan süreçlerden rahatsız olduğunu belirterek, “Biz bir 10 gün sonra Ekrem İmamoğlu CHP’den ihraç edildi diye konuşabiliriz.” sözleriyle Ankara kulislerini hareketlendiren bir değerlendirme yaptı.

Hukukçu Sakarya, İBB’ye ve bazı CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaların temelinde Ekrem İmamoğlu’nun bulunduğunu düşündüğünü belirterek, “Kılıçdaroğlu ilk arınmayı en büyük tehdit olarak gördüğü yerden başlatacaktır.” ifadelerini kullandı.

 

“CHP’DE GENEL BAŞKANLAR SKANDALLARLA GİDER”

CHP’de kriz büyürken gözler Genel Merkez’den gelen açıklamalara çevrildi. Tartışmanın merkezinde ise Özgür Özel’in son günlerde sertleşen çıkışları vardı. Melih Altınok, Özel’in önceki günlere kıyasla çok daha agresif bir siyasi dil kullandığını belirterek, bunun tesadüf olmadığını ifade etti. Altınok, “Özgür Özel olacakları çok iyi bildiği için bu sertlikte konuşuyor.” sözleriyle CHP içinde büyük bir kırılmanın yaşanabileceğini dile getirdi.

Altınok, CHP’nin siyasi geçmişine dikkat çekerek partide yaşanan lider değişimlerinin çoğunun kriz ve skandallarla gerçekleştiğini savundu. Melih Altınok, “Hiziplerin partisi diye anılan Cumhuriyet Halk Partisi’nde genel başkanların skandallarla gitmesi vakayı adiyedendir.” ifadelerini kullandı.

2010 yılında Kemal Kılıçdaroğlu’nun geliş sürecini hatırlatan Altınok, aynı şekilde Özgür Özel’in de kurultay ve sonrasında yaşanan tartışmaların ardından göreve geldiğini belirtti. CHP içerisindeki bu tabloyu “olağan rutin işleyiş” olarak nitelendiren Altınok, partide krizlerin artık sistematik hale geldiğini söyledi.

“KILIÇDAROĞLU PARTİYİ BIRAKMAYACAK”

Melih Altınok’a göre Kemal Kılıçdaroğlu geri adım atmayacak. Altınok, “Kendisini sırtından hançerleyen adamları bir daha partiye bırakmayacak Kemal Kılıçdaroğlu.” sözleriyle CHP’de hesaplaşmanın kaçınılmaz olduğunu öne sürdü.

Kılıçdaroğlu’nun geçmiş siyasi tecrübelerine dikkat çeken Altınok, deneyimli siyasetçinin parti örgütünü yeniden kontrol altına almak için hazırlıklı olduğunu savundu. Özellikle bürokratik deneyiminin bu süreçte belirleyici olacağını ifade eden Altınok, “Kemal Bey bunları o bürokrat pratikleriyle çok iyi bilir. Hazırdır, her şeyi hazırdır.” şeklinde konuştu.

“GENEL MERKEZ KILIÇDAROĞLU’NUN, MECLİS ÖZGÜR ÖZEL’İN OLABİLİR”

CHP’deki olası senaryoları da değerlendiren Altınok, parti içinde çift başlı bir yapının ortaya çıkabileceğini söyledi. Buna göre parti örgütü ve genel merkezin Kılıçdaroğlu’nun kontrolüne geçebileceğini, TBMM grubunda ise Özgür Özel’in etkisini sürdürebileceğini belirtti.

Altınok, “Bir tarafta genel merkez ve örgüte hakim Kemal Kılıçdaroğlu, bir tarafta TBMM grubunda ağırlığı bulunan Özgür Özel olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu durumun geçmişte Türk siyasetinde örneklerinin görüldüğünü belirten Altınok, CHP’de uzun süreli bir iç savaş atmosferi oluşabileceğini söyledi.

“ÖZGÜR ÖZEL TASFIYE EDİLECEK” İDDİASI

Programdaki en dikkat çeken çıkışlardan biri ise Özgür Özel’e ilişkin yapılan değerlendirme oldu. Melih Altınok, “Özgür Özel’i tasfiye etmeye çalışacak bütün ekibiyle beraber Kemal Bey.” ifadeleriyle CHP içinde büyük bir siyasi operasyon yaşanabileceğini savundu.

Özgür Özel’in parti dışına çıkmasının siyasi anlamda büyük kayıp olacağını belirten Altınok, CHP markasının siyaset sahnesindeki ağırlığına vurgu yaptı. “Partinin dışına çıktığın an yok olacaksın.” diyen Altınok, Özel’in içeride kalıp mücadele etmek dışında güçlü bir seçeneği olmadığını ifade etti.

“MUTLAK BUTLAN CHP İÇİN BASKIN SEÇİM ETKİSİ YARATIR”

CHP’deki kriz yalnızca parti içi mücadeleyle sınırlı kalmıyor. Altınok’a göre yaşanan süreç olası bir seçim atmosferini de doğrudan etkileyecek. Erken seçim ihtimallerinin konuşulduğunu belirten Altınok, iktidarın böyle bir karar alırken sadece muhalefetin durumuna bakmayacağını söyledi.

Ekonomi, ulusal güvenlik ve devlet yönetiminin belirleyici unsurlar olduğunu vurgulayan Altınok, seçim tarihinden bağımsız şekilde CHP’nin önüne çıkacak her seçimin “baskın seçim” etkisi yaratacağını savundu.

“UMARIM UZLAŞIRLAR AMA TABLO ÇOK SERT”

Tartışmanın sonunda Melih Altınok, her şeye rağmen uzlaşının mümkün olmasını temenni ettiğini söyledi. Ancak gördüğü siyasi tablonun oldukça sert olduğunu ifade eden Altınok, Özgür Özel’in açıklamalarının da bu krizin derinleşeceğinin işareti olduğunu dile getirdi.

“ANKARA’DAKİ EV KASA GİBİ KULLANILDI”

CHP Genel Merkezi’nde gözler Özgür Özel’in açıklamalarına çevrilirken, programda ilk olarak “mutlak butlan” kararının hukuki boyutu ele alındı. Ardından canlı yayında konuşan Akşam Gazetesi Ankara Temsilcisi Yusuf Alabarda, sürecin yalnızca siyasi tartışmalar üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Yusuf Alabarda, “Bu mutlak butlan çıkması sürecinde bu hususun siyaseten ortaya atılmış bir husus gibi lanse edildiğini görüyoruz. Fakat Bölge İdare Mahkemesi tarafından karar özetinde açık bir şekilde delege iradesinin fesada uğratıldığı ifade ediliyor” sözleriyle dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Program sırasında Ankara’daki bir ev üzerinden yürütüldüğü öne sürülen para trafiği de gündeme geldi.

Yusuf Alabarda, “Bir Sivas milletvekilinin Ankara’daki evi adeta kasa gibi kullanıldı. Bu evde toplantılar yapıldığı ve toplantılara Özgür Özel, Ali Mahir Başarır ve Hüseyin Can Güner gibi isimlerin katıldığı iddia ediliyor” dedi.

Ayrıca İncek’teki bir evin satın alınması ve döşenmesiyle ilgili süreçte de bazı CHP’li isimlerin adının geçtiği öne sürüldü.

DOSYADA NELER VAR?

Canlı yayında aktarılan bilgilere göre dosyada yalnızca siyasi yorumlar değil, çok sayıda resmi belge ve soruşturma evrakı da yer alıyor.

Yusuf Alabarda, “Ceza soruşturmaları, iddianameler, tanık beyanları, Mali Suçları Araştırma Kurulu raporları, kurum yazışmaları ve fezlekeler bir arada değerlendirilmiş durumda” ifadelerini kullandı.

Programda özellikle “ceza soruşturmalarının sonuçlanmasının şart olmadığı” yönündeki hukuki görüş de gündeme gelirken, mevcut delil ve beyanların karar sürecinde dikkate alındığı vurgulandı.

ERZURUM DELEGELERİ İDDİASI: “PARA VE HEDİYE VERİLDİ”

Canlı yayında en çok konuşulan başlıklardan biri ise delegelere yönelik olduğu öne sürülen maddi menfaat iddiaları oldu.

Yusuf Alabarda, Erzurum delegelerine ilişkin ifadeleri aktarırken, “Erzurum delegeleri Ankara’da bir gece kulübünde kendilerine hediyeler verildiğini, para teklif edildiğini ve çocuklarının işe alınmasının konuşulduğunu ifade ediyor” dedi.

Bu iddiaların savcılık dosyasına da girdiğini belirten Alabarda, sürecin artık yalnızca kulis bilgisi olmaktan çıktığını söyledi.

GİZLİ TANIK İFADESİ GÜNDEMDE

Programda dikkat çeken bir diğer başlık ise İstanbul merkezli organizasyon iddiası oldu. Alabarda’nın aktardığına göre bir gizli tanık, kurultay öncesinde delegelerin yönlendirilmesi için İstanbul’un üç bölgeye ayrıldığını öne sürdü.

Yusuf Alabarda, “Gizli tanığın ifadesine göre delegeleri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Özgür Özel’e yönlendirmek amacıyla İstanbul üç parçaya bölündü. Bu bölgelerin sorumluluğu Kemal Çebi, Onursal Adıgüzel, Özgür Çelik ve Rıza Akpolat’a verildi” ifadelerini kullandı.

“BELEDİYE KADROLARI KULLANILDI” İDDİASI

Canlı yayında en çarpıcı suçlamalardan biri de belediye kadroları üzerinden yürütüldüğü öne sürülen organizasyon oldu.

Yusuf Alabarda, “Bu kişilerin görevinin delegelerin iradesini değiştirebilmek amacıyla belediyelerde kadro sağlamak olduğu iddia ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere çeşitli belediyelerde imkanların kullanıldığı öne sürülüyor” şeklinde konuştu.

İddialar arasında delegelere nakit para dağıtıldığı ve bazı isimlerin bu süreci organize ettiği yönündeki ifadeler de yer aldı.

“130 BİN DOLAR” İDDİASI GÜNDEM OLDU

Programda Erzurum delegeleriyle ilgili çok konuşulacak başka bir iddia daha gündeme taşındı.

Yusuf Alabarda, “Erzurum İl Başkanı Safi Küçük Yalçın’ın, Özgür Özel’i desteklemek kaydıyla 10 delege için 130 bin dolar aldığı söyleniyor” ifadelerini kullandı.

Canlı yayında dile getirilen bu iddialar sosyal medyada da kısa sürede geniş yankı uyandırdı.

“İŞ VAADİYLE OY İSTENDİ”

Canlı yayında belediyelerde işe alım vaadi üzerinden delegelerin yönlendirildiği iddiası da gündeme taşındı.

Yusuf Alabarda, “Kreşte öğretmen olabilmek için oyunuzu bekliyoruz şeklinde mesajlar verildiği, belediye kadrolarının bu süreçte kullanıldığı yönünde iddialar bulunuyor” ifadelerini kullandı.

“LÜTFÜ SAVAŞ HER ŞEYİ BİLDİĞİ İÇİN MAHKEMEYE GİTTİ”

Programın sonunda Yusuf Alabarda, CHP’nin eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş tarafından açılan davaya dikkat çekti.

Alabarda, “Bölge İdare Mahkemesi’nin karar özetinde yer alan delege iradesinin ifsat edilmesiyle ilgili tüm bu belgeler, tanık ifadeleri, MASAK raporları, fezlekeler ve gizli tanık anlatımları alt alta konulduğunda bunun sıradan bir süreç olmadığı görülüyor. Lütfü Savaş’ın da bütün bunları bildiği için mahkemeye gittiğini söyleyebiliriz” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

CHP GENEL MERKEZİ'NDE 'İŞGAL' PANİĞİ

Ana muhalefet partisi CHP'de sular durulmuyor, siyaset kazanı adeta alev aldı! Mahkemenin 38. Olağan Kurultay kararlarını "yok hükmünde" sayan şok edici hamlesi sonrası Ankara kulisleri yangın yerine döndü. Özgür Özel’in liderliğinin hukuken düştüğü, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise yeniden "yasal lider" olduğu iddiaları partiyi ortadan ikiye böldü. Bir yanda "işgal" iddiaları, diğer yanda gizli mekik diplomasisi sürerken; Ekrem İmamoğlu gölgesinin CHP üzerindeki baskısı ve bayramda gerçekleşecek kritik ev ziyareti, Türk siyasetinde kartların yeniden karılmasına neden oldu. İşte CHP'deki o dehşet anlarının ve kaosun tüm detayları...


MEKİK DİPLOMASİSİ VE BAYRAMDA KRİTİK RANDEVU
Parti içindeki krizi çözmek ve Kılıçdaroğlu ile Özel arasındaki buzları eritmek için "sıcak temas" hattı kuruldu. Gazeteci Bülent Erandaç, CHP kulislerini sarsan o gizli trafiği deşifre ederek, "Şu anda hem Ahmet Akın hem de Zeydan Karalar mekik diplomasisi yapıyorlar. Bayramda Kemal Kılıçdaroğlu’nu evinde Özgür Özel’in ziyaret etmesi planlanıyor. Bu ziyarette ortak bir yol bulunması için taraflar bir araya getirilecek. Bayram sonrası bir çıkış yolu aranıyor." ifadelerini kullandı. Erandaç, Kılıçdaroğlu’nun Silivri ziyaretinde sadece Zeydan Karalar ile görüşmesinin de bu sürecin bir parçası olduğunu vurguladı.

"GENEL MERKEZ ŞU AN İŞGAL ALTINDA!"
Kemal Kılıçdaroğlu cephesinde ise Genel Merkez’e yönelik bakış açısı oldukça sert. Bülent Erandaç, Kılıçdaroğlu’nun neden iki gündür partiye gitmediğini açıklarken tarihi bir iddiayı gündeme taşıdı. Erandaç, "Kemal Bey şu anda Genel Merkez’in işgal altında olduğunu düşündüğü için gitmiyor. Eğer anlaşma sağlanmazsa, Kemal Bey’in ofisi CHP Genel Merkezi olacak. Hatta basın danışmanı da bugün 'Kemal Bey’in bulunduğu her yer genel merkezdir' ifadesini kullandı." şeklinde konuştu.

İMAMOĞLU EKİBİNDEN 'YUMUŞAMA' VETOSU
Krizin derinleşmesinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun etkisinin büyük olduğu iddia ediliyor. Bülent Erandaç, CHP içindeki güç savaşlarını anlatırken, "Dün gece direniş kararı alınmasını Ekrem İmamoğlu sağlamış. Gökhan Günaydın gibi çok önemli isimler, Özgür Karabat ve Turan Taşkın Özer gibi etkili figürler Parti Meclisi’nde ve yönetimde hakimler. Bu isimler İmamoğlu’nun ekibi. Toplantıda 'biraz yumuşak gidelim, tansiyonu düşürelim' diyenlere karşı direniş kararı aldılar. Ekrem İmamoğlu bu yumuşamayı bizzat engelledi ve bu gelişmeye taş koydu." diyerek partideki çatlağın boyutlarını gözler önüne serdi.

HUKUKİ DEPREM: ÖZGÜR ÖZEL ARTIK GENEL BAŞKAN DEĞİL Mİ?
Olayın hukuki boyutu ise tam bir çıkmaz sokağa işaret ediyor. Avukat Yurdal Kılıçer, mahkemenin verdiği kararın teknik detaylarını ve partinin yasal statüsünü analiz etti. Kılıçer, "Sayın mahkemenin mutlak kararı, yani Özgür Özel’in seçildiği 38. CHP Genel Kurultayı’nın 'yok hükmünde' olduğuna dair karar tebliğ edildi. Ve bu tedbirli bir karar. Dolayısıyla bu kararın tebliğiyle birlikte Özgür Özel artık hukuken CHP Genel Başkanı değildir. Bu andan itibaren genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’dur." sözleriyle siyasi depremin hukuki belgesini açıkladı.

TEMYİZ SÜRECİ VE UZAYAN KAOS
CHP yönetiminin mahkeme kararına karşı takınacağı tavır, partinin geleceğini belirleyecek. Avukat Yurdal Kılıçer, sürecin nasıl işleyeceğine dair yaptığı teknik değerlendirmede, "Eğer Özgür Özel ve ekibi bu kararı temyiz ederse, temyiz süreci boyunca Kılıçdaroğlu CHP’yi yeniden genel kurula götüremeyecek. Bu da kaos ve krizin Yargıtay’dan karar çıkana kadar uzaması anlamına gelir. Ancak temyize gitmezlerse karar kesinleşir ve Kemal Kılıçdaroğlu ivedi bir şekilde partiyi il, ilçe kongrelerini yaparak yeniden büyük kurultaya götürebilir. CHP’nin normalleşmesi için temyize gidilmemesi hukuken bir tavsiyedir." şeklinde konuştu.

"BABA OCAĞINI TERK ETMEYECEĞİM"
Özgür Özel ise tüm bu hukuki ve siyasi baskılara karşı geri adım atmayacağının sinyalini verdi. Merve’nin aktardığı son dakika bilgisine göre Özel, "Baba ocağını terk etmeyeceğim" ifadesini kullanarak koltuğu bırakmayacağını ve genel merkezdeki varlığını sürdüreceğini sert bir dille ilan etti. Bu açıklama, CHP’deki "çift başlılık" krizinin daha da derinleşeceğinin habercisi olarak yorumlandı.
CHP'nin ateş hattındaki bu bekleyişi, hukuk ve siyaset arasındaki o ince çizgide devam ederken, tüm gözler bayramda yapılacak o kritik ev ziyaretine ve mahkemenin "yok hükmünde" kararının siyasi sonuçlarına çevrilmiş durumda. A Haber, sıcak bölgedeki gelişmeleri takip etmeye devam ediyor.

 

"MAHKEME KARARINA UYMAK ZORUNLULUKTUR"

CHP genel merkezinde icra memurlarına karşı gösterilen direnci hukuki çerçevede değerlendiren Prof. Dr. Selami Kuran, "Siyasi retorikle bir mahkeme kararını ortadan kaldıramazsınız. Neticede ortada bir mahkeme kararı var ve bu kararlara uyma zorunluluğu vardır" ifadelerini kullandı. İcra sürecinin işleyişine dair detaylar veren Kuran, "İcra müdürlükleri kararı tebliğ ederler ve bir haftalık sürenin ardından tahliye süreci başlar. Eğer bu noktada bir direnç gösterilirse, valilik ve emniyet kararıyla kolluk kuvvetlerinin devreye girmesi söz konusu olabilir" sözleriyle sürecin ciddiyetine vurgu yaptı.

TAHLİYE SÜRECİ VE MÜHÜR DEVRİ

Kılıçdaroğlu ve ekibinin genel merkezden tahliye edilmesiyle başlayacak olan resmi süreci aktaran Prof. Dr. Selami Kuran, "Tebligatın ardından Cumhuriyet Halk Partisi'nin mührü, karar defterleri ve tüm resmi evrakların yeni genel başkana teslim edilmesi süreci başlayacaktır" dedi. Kuran, bu sürecin suhuletle tamamlanması gerektiğini ancak hukuki zorunlulukların kaçınılmaz olduğunu belirtti.

AYRIŞMANIN PERDE ARKASI: "TEMİZ SİYASET" MESELESİ

CHP içerisindeki mevcut ayrışmanın 2023 seçimleri öncesindekinden farklı bir boyuta evrildiğini savunan Prof. Dr. Selami Kuran, "2023 öncesindeki ayrışma daha çok cumhurbaşkanlığı adaylığı noktasındaydı. Ancak Kılıçdaroğlu'nun yayınladığı son video, ayrışmanın artık temiz siyaset, ahlaki ve etik değerler üzerinden yürüdüğünü gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu. Bu durumun ideolojik bir farklılıktan ziyade, parti içi bir hesaplaşma olduğunu ifade etti.

KRİTİK SORU: KURULTAY HANGİ DELEGE İLE YAPILACAK?

Olası bir olağanüstü kurultay senaryosunda en temel sorunun delege yapısı olduğunu belirten Kuran, "Kurultay kararı alınabilir ancak asıl kritik soru şudur: Bu kurultay hangi delegasyonla yapılacak? 2023'teki Kılıçdaroğlu dönemi delegeleriyle mi, yoksa Özgür Özel ve ekibinin oluşturduğu yeni delegelerle mi gidilecek? Kurultayın sonucunu bu yapı belirleyecektir" şeklinde konuştu.

"ASIL BELİRLEYİCİ OLAN SEÇMENDİR"

Partiden ayrılan yapıların siyasi tarihteki başarısızlıklarına dikkat çeken Prof. Dr. Selami Kuran, "Ana gövdeden ayrılan siyasi partilerin başarı şansı oldukça düşüktür. Bugün milletvekillerinin veya belediye başkanlarının hangi safta yer aldığına bakmak yanıltıcı olabilir. Önemli olan, milyonlarca CHP'li seçmenin bu ayrışma noktasında nerede duracağıdır" ifadeleriyle konuşmasını noktaladı.

KILIÇDAROĞLU'NDAN JET TASFİYE OPERASYONU

Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve döner dönmez attığı adımları yorumlayan Gaffar Yakınca, "Sayın Kılıçdaroğlu kendi ekibini kuruyor; basın danışmanından başlamak üzere bir önceki dönem görev sahibi olanların bazılarını görevden alıyor, başka kişilere görev tevdi ediyor" ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu’nun CHP adına görev yapan üç avukatı azletmesini ve banka hesaplarına erişim yetkilerini kısıtlamasını değerlendiren Yakınca, "Genel Başkan dediğiniz bunu yapıyor zaten, yasaya uygun hareketler bunlar" sözleriyle sürecin hukuki ve siyasi zeminine dikkat çekti.

BANKA HESAPLARI VE BAYRAM İKRAMİYESİ HAMLESİ

Parti çalışanlarının bayram ikramiyeleri üzerinden gelişen diyaloğu aktaran Gaffar Yakınca, "Geçiş dönemlerinde hep emekçiler mağdur olur, bir patron gitti yenisi gelecek derken asıl işini yapanların alacağı üç beş bin liralık ikramiyeler unutulur. Kemal Bey’in ikramiyeler için talimat vermesi çok güzel bir haber" açıklamasında bulundu. CHP’nin kasasındaki durumla ilgili de konuşan Yakınca, "CHP büyük bir parti, kasasında parası olmayacağını zannetmiyorum, kaldı ki Kemal Bey o parayı bulur ve organize eder, ondan eminim çünkü yıllarca bu partiyi yönetti" ifadelerini kullandı.

92 MİLLETVEKİLİNDEN "TEBRİK" TELEFONU

Kılıçdaroğlu’na olan desteğin rakamlarla netleştiğini belirten Yakınca, "Bendeki son bilgi 92 milletvekili Kemal Bey’i arayarak tebrik etti. Parti Meclisi kombinasyonuna baktığımızda da zaten Kemal Bey’in ağırlığı var, 31’e 26 gibi rakamlar Kemal Bey’i destekleyenlerin önde olduğunu gösteriyor" sözleriyle Kılıçdaroğlu’nun parti içindeki gücünü koruduğunu vurguladı. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ziyaretini ve diğer belediye başkanlarının tebriklerini de hatırlatan Yakınca, desteğin hızla artacağını ifade etti.

"MÜHÜR KİMDEYSE SÜLEYMAN ODUR"

Özgür Özel ve ekibinin "direneceğiz" açıklamalarını değerlendiren Gaffar Yakınca, "Mühür kimdeyse Süleyman odur. Kemal Bey mührü eline aldı ve çalışmaya başladı. Destekleyenlerin sayısı hızla artacak, Özgür Bey civarında ise bir erime olacaktır" dedi. Yakınca ayrıca, "CHP Genel Başkanı olarak hayatı durduramayan Özgür Özel, Manisa Milletvekili olarak nasıl durduracak? Bu çok zor görünüyor. Büyük ihtimalle orada bir fiili durum duvarı oluşacak ve direneceğiz diyenler bir süre sonra hızla eriyecekler" ifadelerini kullandı.

"GENEL BAŞKAN NEREDEYSE GENEL MERKEZ ORASIDIR"

Kılıçdaroğlu’nun henüz genel merkez binasına gitmemesi üzerinden yapılan tartışmalara son noktayı koyan Yakınca, "Atakan Sönmez ilginç bir şey söyledi; 'Kemal Kılıçdaroğlu neredeyse genel merkez orasıdır' dedi, öyledir zaten. 12 Eylül darbe döneminde CHP kapalıyken bile CHP’liler siyasi faaliyet yürüttü" hatırlatmasında bulundu. Binada durup durmamanın çok anlamlı olmadığını belirten Yakınca, "Çok uzun olmayan bir vadede biz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde Kemal Bey ve ekibini görürüz" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

KOLTUK KAVGASI SOKAĞA TAŞTI

A Haber muhabiri İlter Yeşiltaş’ın maruz kaldığı saldırıyı kınayarak sözlerine başlayan Okan Müderrisoğlu, "Görünür gelecekte Türkiye'de siyasetin, sokakların ve azgın bir kitlenin neyi nereye götürebileceğinin maalesef bir provası yaşandı. Bu vandallık, önümüzdeki dönemler için bir tehlike sinyalidir; herkes aklını başına alsın." ifadelerini kullandı.

"ÖZGÜR ÖZEL VE ARKADAŞLARI SİYASİ KORSAN DURUMUNDA"

Mahkemenin kurultaya ilişkin "Mutlak Butlan" tartışmalarını ve Genel Merkez’deki nöbet değişimini yorumlayan Müderrisoğlu, "İstinaf mahkemesi kararının uygulanması için ilgili mercilere tebligatlar yapıldı. Bu nedenle Özgür Özel ve arkadaşları, an itibarıyla orada siyasi korsan durumuna düşmüş şekilde yorumlanır. Eğer bu hukuk dışı faaliyet devam ederse, çok ağır sorumluluklar ortaya çıkar." sözleriyle hukuki sürece vurgu yaptı.

CHP SİYASETİ YEREL YÖNETİMLERİN İPOTEĞİNDE

Parti içindeki güç dengelerinin bozulduğunu belirten Müderrisoğlu, "CHP siyaset yapma zeminini yerel yönetimlerin ipoteğine teslim etmiş durumda. Bunun başında Ekrem İmamoğlu'nun olduğuna kuşku yok. Yerel düzeyde hizmet için seçilen belediye başkanları, genel merkezi ve CHP politikalarını yönetir hale geldi." değerlendirmesinde bulundu. Müderrisoğlu ayrıca, "Hazine yardımlarına rağmen belediye başkanlarının 'pişmanlık' kokan açıklamaları, partideki kirli ilişki ağını teyit ediyor." şeklinde konuştu.

KILIÇDAROĞLU ASLINDA KAZANMIŞTI

4-5 Kasım kurultayına geri dönen Müderrisoğlu, "Kemal Kılıçdaroğlu aslında o seçimi kazanmıştı, ancak bir şeyler oldu. Gömleğin ilk düğmesi o gün yanlış iliklendi. Şimdi Özgür Özel, 'Kılıçdaroğlu'nun telefonuna bile bakmıyorum' diyerek ergen tavırlar sergiliyor. Siyasetçinin söylemi siyasi zeminden sokağın karanlıklarına taşındığı andan itibaren, hukuk buna izin vermez." ifadelerini kullandı.

YEDEK PARTİ PLANI MASADA MI?

CHP içindeki "Yedek Parti" formülüne de değinen Okan Müderrisoğlu, "Özgür Özel’in ifadesine göre bu, olası bir kapatma davasına karşı B planıydı. Ancak şu an için öncelikli gündem bu değil. CHP gibi asırlık bir partiyi bırakmak yerine içerideki buhranı yönetmeye çalışacaklar gibi görünüyor." sözleriyle konuşmasını noktaladı.

"YÖNETİM MEŞRUİYETİNİ KAYBETTİ"

Mahkeme kararının partideki yankılarını değerlendiren Hukukçu Mehmet Yılmazer, "İstinaf mahkemesinin verdiği mutlak butlan kararı, mevcut genel başkanın ve yönetimin CHP’de halihazırda bir organ yokluğu doğurduğunu aşikar kılıyor. Ne Özgür Özel genel başkanlık sıfatını ne parti meclisi üyeleri bu sıfatlarını ne de genel başkan yardımcıları mevcut görevlerini resmi hiçbir yerde kullanamazlar artık" ifadelerini kullandı.

POLİS EŞLİĞİNDE DEVİR TESLİM SÜRECİ BAŞLAYABİLİR

İhtiyati tedbir kararının uygulanma aşamasına değinen Yılmazer, "İhtiyati tedbir kararı geçici bir hukuki himaye tedbiridir ve tebliğ edildikten sonra uygulanması gerekir. CHP kanadından gelen ‘Buraları terk etmeyeceğiz’ açıklamaları hukuk karşısında tamamen aykırı hareketlerdir. Bir mahkeme kararının uygulanabilmesi için Ankara’daki icra dairelerinden polis de görevlendirilerek kararın infazı istenebilir. İcra memuru ve polis, genel merkeze giderek görevlerin bittiğini bildirip yönetimin tedbiren atananlara teslimini sağlayabilir" sözleriyle hukuki prosedürü aktardı.

YARGITAY’A YAPILAN İTİRAZ SONUÇ VERİR Mİ?

Özgür Özel’in Yargıtay hamlesini yorumlayan Yılmazer, "Özgür Özel’in Yargıtay’a başvurusu aslında tedbir kararının kaldırılmasına yönelik bir itirazdır. Ancak istinaf mahkemesi burada kamu düzenine aykırı bir şekilde, delegelerin iradesinin fesada uğratıldığı bir kongre tespiti yapmıştır. Bu koşullar altında Yargıtay’ın bu tedbir kararını kaldıracağını bekleyemeyiz, itirazın reddedileceği kanaatindeyim" açıklamasında bulundu.

CHP’DE KOLTUĞUN YENİ SAHİBİ KEMAL KILIÇDAROĞLU

Parti içindeki yönetim boşluğunun nasıl dolacağına açıklık getiren Yılmazer, "Şu anki mahkeme kararı sebebiyle genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Parti meclisi üyeleri ve yardımcıları da 2023’teki 38. Olağan Kurultay öncesindeki isimlerdir. Eğer Kemal Kılıçdaroğlu koltuğa oturmama kararı alırsa istifa etmesi gerekir. Bu durumda parti tüzüğü neyi emrediyorsa ona göre hareket edilir ancak şu an hukuk hükmünü vermiştir; yönetim eski kadroya geçmiştir" ifadelerini kullandı.

"BÖLÜNMENİN ARKASINDA CİDDİ BİR RANT PROBLEMİ VAR!"

CHP içindeki bölünmenin sanılanın aksine fikirsel bir temele dayanmadığını belirten Ekrem Kızıltaş, "Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki şu anki yarılma, bloklaşma ve kutuplaşmanın arka planında ideolojik ya da siyasi bakış açılarından çok, ciddi bir rant problemi var" ifadelerini kullandı. Kızıltaş, bu rant probleminin bir tarafında 2024 yerel seçimlerinden itibaren sayıları unutulan tutuklu belediye başkanlarının olduğunu dile getirerek, "Bunlardan bazıları doğrudan itirafçı bile oldular. Uşak Belediye Başkanı’nın itirafları büyük ihtimalle bu son alınan kararda belli oranda etkili oldu" sözleriyle partideki yolsuzluk iddialarına dikkat çekti.

YÜZDEN FAZLA DELEGE ÜZERİNDE OPERASYON İDDİASI

Mahkemenin verdiği ‘Mutlak Butlan’ kararının gerekçelerine değinen Kızıltaş, parti içindeki kirli pazarlıkları işaret ederek, "Yüzden fazla kurultay delegesinin iradelerini ipotek altına almak için yapılan operasyonlardan bahsediyoruz. Dolayısıyla gelinen aşamada bu ihbarların tamamının CHP’nin iç meselesi olduğunu, bütün ihbarların içeriden geldiğini düşünürsek burada rantla alakalı bir memnuniyetsizlik olduğunu görebiliriz" şeklinde konuştu. Kızıltaş, partinin ranta alet edilmesinden rahatsız olan bir kesimin de bu süreçte rol oynadığını aktardı.

KILIÇDAROĞLU DÖNEMİNDE 'KORKU İKLİMİ' YOKTU

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık için isminin geçmesini değerlendiren Kızıltaş, mevcut yönetimin parti üzerinde bir baskı kurduğunu iddia ederek, "Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık yönetimi boyunca rant konusunun çok fazla gündeme gelmediği hatırlandığında, şu an Özgür Özel genel başkan olduktan sonra CHP’de konuşmaya korkulan bir ortamın oluştuğunu görüyoruz" dedi. Kılıçdaroğlu’nun dönüş ihtimalinin partideki ‘tasfiye’ edilen isimler için bir umut olduğunu belirten Kızıltaş, "Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle birlikte en azından tekrar insanların rahatlıkla konuşabileceği, düşündüklerini söyleyebileceği bir ortama geçilebileceğini düşünebiliriz" ifadelerini kullandı.

"FOTOĞRAFININ ÇİĞNENMESİ KENDİLERİNE YAKIŞMADI"

Parti içindeki vefasızlığa ve Kılıçdaroğlu’na yönelik sert tutuma da değinen Ekrem Kızıltaş, "13 yıl bu partinin genel başkanlığını yapmış, 2023’te Cumhurbaşkanı adayı gösterilmiş bir ismin, mahkeme kararı bahane edilerek fotoğrafının çiğnenmesi gibi olayların kendilerine yakışmadığını herhalde düşünecekler" sözleriyle tepkisini dile getirdi. Kızıltaş, CHP içinde milyonların, hatta milyarların konuşulduğu bir ortamda mevcut yönetimin bu iddiaların odağında olduğunu ve partinin bir şekilde bu isimlerden temizlenmesi gerektiğini belirterek değerlendirmelerini noktaladı.

"HEMEN KONGRE YOK, HEDEF SONBAHAR"

Ankara'da siyasetin tansiyonu yükseliyor. Mahkemenin "mutlak butlan" kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel merkez koltuğuna dönüş ihtimali gündeme gelirken, CHP içindeki kurultay ve disiplin süreci yeni bir boyut kazanıyor.

Hukuki sürecin partideki yansımalarını A Haber canlı yayınında değerlendiren Akademisyen Doç. Dr. Berat Akıncı, Özgür Özel’in karara yönelik sergilediği tutumu eleştirerek, "Özgür Özel mevcut mahkemenin vermiş olduğu karara bir taraftan karşı çıkarken yani biz tanımıyoruz derken, diğer taraftan da Yargıtay'a hemen daha ilk günden temyize gitmesi de aslında kendi içerisinde bir ikircikli durum yaratıyor. Hem siz mevcut hukuk düzenine karşı çıkıyorsunuz, onun verdiği kararları tanımayacağız diyorsunuz, hem diğer taraftan da yine aynı hukukun bir üst mercii olan Yargıtay sürecine hemen temyiz başvurusunda bulunuyorsunuz. E madem güvenmiyorsunuz neden o zaman temyize başvuruyorsunuz?" ifadelerini kullandı.

Akıncı, mahkeme kararlarının bütün kurum ve kişileri bağladığının altını çizerek, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) da bu noktada yargı kararını zedeleyecek bir adım atmasının zor olduğunu belirtti.

TÜRK DEMOKRASİ TARİHİNDE BİR İLK

Söz konusu yargı hamlesinin sıradan bir kuruluşu değil, Türkiye’nin ana muhalefet partisini doğrudan etkilediğine dikkat çekildi. Bu durumun siyasi bir krize işaret ettiğini aktaran Doç. Dr. Berat Akıncı, "Bu karar aslında ilk olma özelliğini de taşıyor. Yani hukuki boyutu çok ama politik tarafı da olan bir konu. Bu sıradan bir firma için veya bir başka kamu kurumu için verilmiş bir mutlak butlan kararı değil. Türkiye'nin ana muhalefet partisi için verilmiş bir mutlak butlan kararı ve dolayısıyla aslında bu süreçlerin mahkemelere dönüştürülmeden veya mahkeme süreçlerine bu işler yansıtılmadan aslında parti içinde çözülmesi gereken konular. Yani burada Türkiye demokrasisi açısından aslında ilk olma özelliğini de taşıyor. İlk defa biz bir siyasi partinin mutlak butlan kararıyla görevinin, mevcut görevinden el çektirildiğini görüyoruz" sözleriyle durumun vehametini ortaya koydu.

KILIÇDAROĞLU HEMEN DÖNECEK Mİ?

Hukuki olarak geri dönüş biletini alan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin atacağı adımlar merakla beklenirken, sürecin zamana yayılacağı öngörülüyor. Kılıçdaroğlu'nun parti içi dengeleri gözeteceğini ifade eden Doç. Dr. Berat Akıncı, "Hukuken Kılıçdaroğlu dönebilir. Ancak işte bunun zamanlaması. Yani buna tabii ki Kılıçdaroğlu ve ekibinin karar vereceği bir husus. Yani siyaseten belki birkaç gün bekleyebilir. Biraz sular durulsun isteyebilir. Burada parti içi görüşmeler gerçekleşebilir. Kılıçdaroğlu’nun yapmış olduğu açıklamalara da bakıldığında iktidardan yana, birliktelikten yana bir çağrısı bulunuyor" dedi.

Akıncı, CHP yönetiminin temyiz sürecinin jet hızıyla sonuçlanmasını istediğini ancak hukukun kendine has mekanizmaları, delil toplama ve altyapı süreçleri nedeniyle yargının CHP’nin istediği hızda işlemeyebileceğini aktardı.

HEMEN KONGRE YOK, HEDEF SONBAHAR

Kılıçdaroğlu'nun geri dönüşü halinde partiyi yıpratacak ani bir kurultay yarışına girmeyeceği, önce parti içi teşkilat yapısını kontrol edeceği belirtiliyor. Kılıçdaroğlu’nun örgüte yönelik planlarını paylaşan Doç. Dr. Berat Akıncı, "Kılıçdaroğlu bir kayyum algısı yaratmak istemiyor ve partisinin de Cumhuriyet Halk Partisi'nde bölünmesini ve bu noktada aslında bir zarar görmesini de istemiyor. Dolayısıyla kendi yakın çevresine de istifa çağrısı yapması aslında bundan dolayı. Ben hemencecik kısa süre içerisinde bir kongre sürecinin işletileceğini düşünmüyorum. Nihayetinde Kılıçdaroğlu da elbette bir çek edecek. Çünkü çok uzun zamandır kendisi genel merkezde bulunmuyor, birçok il teşkilatı bütünüyle yeniden değişti. Bir değerlendirme sürecine girecektir elbette ve dolayısıyla ben sonbahar gibi bir kongre sürecinin işletileceğini düşünüyorum. Yani bütün mahalle delegelerinden başlayarak aslında olağan bir kongre takviminin belirlenip, işte il ve ilçe örgütlerinin yeniden şekilleneceğini düşünüyorum" diyerek partinin yeni takvimine ışık tuttu.

"GİT AKLAN DA GEL" DÖNEMİ BAŞLIYOR

Geri dönüş senaryosunda tabanı gerecek kitlesel ihraçlar yerine, adı şaibeye karışmış isimlere yönelik net bir temizlik harekatının yürütülmesi bekleniyor. CHP'deki yeni disiplin ve temizlik sürecinin ipuçlarını veren Doç. Dr. Berat Akıncı, "Topluca görevden alma, bütünüyle disipline sevk etme gibi böyle tabanı da gerecek uygulamalardan bence biraz daha temkinli davranacağını düşünüyorum. Ancak disiplin süreci bazı kişiler için, özellikle yargı sürecinde olan kişilerle ilgili olarak başlayabilir. Kılıçdaroğlu da çok net bir şekilde bunu ifade ediyor. Yani hakkında yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları bulunan tutuk veya tutuksuz yargılanan, işte belediye başkanları, işte parti yöneticileri veya milletvekilleri hakkında üyeliğin askıya alınması belki bütünüyle CHP'den ihraç değil de, git aklan gel, ondan sonra kardeşim üyeliğine devam et şeklinde üyeliğinin askıya alınması durumu daha çok konuşuluyor şu an" diyerek Kılıçdaroğlu'nun partideki taşları yerine oturtana kadar olağanüstü kurultay kaosundan uzak duracağını sözlerine ekledi.

"ÖZEL'İN MUTLAK BUTLAN KARARIYLA SİYASİ HAYATI SONA ERDİ"

CHP'de mutlak butlan krizi sürerken, parti içindeki bölünme ve Özgür Özel'in yeni parti hazırlığı bir kez daha gündemin sıcak başlıkları arasında yerini aldı. A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu Gece Ajansı programına konuk olan Hukukçu Av. Kadriye Güçlü Sakarya, Özel'in yeni parti girişiminde Ekrem İmamoğlu gölgesinde mi kuracağı sorusunu yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu. Sakarya, mutlak butlan kararıyla Özgür Özel'in CHP'deki siyasi kariyerinin bittiğini ve sadece kuracağı parti ile kariyerini toparlayabileceğini belirtti. 

ANKARA KULİSLERİNDE YENİ PARTİ HAREKETLİLİĞİ

Hukukçu Kadriye Güçlü Sakarya, muhalefet cephesinde yeni bir oluşumun ayak seslerinin duyulduğunu belirterek, "Yeni bir parti kuracaklar. Zaten bu yeni partinin kurulması çok da bilinen, Ankara'da da bilinen, konuşulan, isminin de belli olduğu, dediğimiz gibi bir parti" ifadelerini kullandı. Bu yeni oluşumun Özgür Özel’in siyasi geleceği üzerindeki etkisine değinen Sakarya, "Bana kalırsa hiçbir şey kazanamayacak. Bugün itibarıyla mutlak butlan kararı itibarıyla da Özgür Özel'in siyasi hayatı sona ermiştir" ifadelerini kullandı. 

ÖZGÜR ÖZEL’İN SİYASİ YALNIZLIĞI 

Özel’in tek çaresinin kendi kuracağı parti olduğunu ancak orada da hüsrana uğrayacağını belirten Sakarya, "Yeniden siyasi hayatı canlandırabileceği tek mecra kendi kuracağı siyasi partidir. Kendi kuracağı siyasi partide de Kemal Kılıçdaroğlu taraftarları ve Özgür Özel'in gücünü kaybettiği için Kılıçdaroğlu'nun yanına koşacak olan milletvekili, il başkanlarından dolayı da Özgür Özel yalnız kalacaktır" şeklinde konuştu.

SİLİVRİ’DEN GELEN TALİMATLAR VE İMAMOĞLU REKABETİ

Özgür Özel’in artık Ekrem İmamoğlu'nun duruşmalara bile gitmediğini vurgulayan Kadriye Güçlü Sakarya, "Özgür Özel duruşmalara da gitmiyor, hiçbir milletvekili de duruşmalara gitmiyor. Özgür Özel'in kendi başına bir siyasi yolunu çizmeye ben açıkçası muktedir olduğunu düşünmüyorum" dedi. Özel’in stratejisini Silivri üzerinden kurguladığını iddia eden Sakarya, "Tabii ki yine Silivri'den almış olduğu brifinglerle zaten bunu yapmaya çalışıyor olabilir" sözlerini kullandı. Bu durumun İmamoğlu ile aralarındaki rekabeti kızıştırdığını belirten Sakarya, "İmamoğlu da bunu istemez. İmamoğlu da kendisinden daha çok birisinin parlamasını, adı kim olursa olsun istemez. CHP çatısı içerisinde bunu isterdi" ifadeleriyle siyasetin ateş hattındaki sıcak teması aktardı.

İMAMOĞLU VE ÖZEL ARASINDA ÇELİŞKİLER

Ankara ve İstanbul arasındaki güç savaşını deşifre eden Sakarya, "Ankara'daki genel merkezi Özgür Özel'in adamlarını yapıp da İstanbul'daki Cumhurbaşkanlığı ofisine neden Ekrem İmamoğlu'nun adamları konuldu? Zaten Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel'in arasında da çelişkiler başlamıştı" dedi. İmamoğlu’nun avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamaya dikkat çeken Sakarya, İmamoğlu'nun sözlerini hatırlatarak 'Beni partimin demir parmaklıklar, beton duvarlar arkasında bırakmayacağına eminim.' demişti.  Bu açıklama Ekrem İmamoğlu'ndan CHP Genel Merkezi’ne yapılmış olan bir mesajdı" sözleriyle dehşet anlarını tasvir etti.

HANÇERLENDİK DİYEN KILIÇDAROĞLU VE DEĞİŞEN DENGELER

Özgür Özel’in zaman içindeki keskin değişimine vurgu yapan Sakarya, "İmamoğlu ilk tutuklandığı zaman 'kardeşim, aslanım' mesajı gibi ifadelerde bulunan, hatta Sayın Cumhurbaşkanımıza hakarete varan boyutta konuşmalar yapan Özgür Özel, son birkaç aydır İmamoğlu'ndan dolayı kendisini soyutlamış oldu. Siyasette zaten kural budur. Hançerlenen sadece Kemal Kılıçdaroğlu değil, belki de şu an bu yayını seyreden İmamoğlu da olabilir" şeklinde konuştu.
 

“AYNI SENARYO BAYKAL’A DA UYGULANDI”

Ankara’da CHP Genel Merkezi’nin en dikkat çeken noktalarından biri olan ve partinin tarihine damga vurmuş eski genel başkanların portrelerinin bulunduğu koridorda tansiyon bir anda yükseldi. Bir grup partili, doğrudan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun portresini hedef aldı. Yaşanan gelişmeler sonrası A Haber’de konuşan, Kamuoyu Araştırmacısı Hilmi Daşdemir, “Benzer durum Baykal'ın da başına gelmişti. Baykal'ın portresini, fotoğrafını indirmek isteyenlerin de derdi aynıydı. Eleştirileri ‘Tayyip Bey’le anlaşıyor’, ‘AK Parti’ye destek oluyor’ şeklindeydi.” ifadelerini kullandı.

Daşdemir’in kendi siyasi çizgisi doğrultusunda hareket ettiğini ancak seçim kayıpları döneminde sert şekilde hedef alınmadığını belirterek, “Baykal kendine göre bir siyaset izledi. O siyaset başarılı olmadı, seçimler kaybedildi. Ama Genel Başkanken bu kadar ağır eleştiriler yapılmadı.” sözleriyle dikkat çekti.

FETÖ VURGUSU: “KASET KUMPASIYLA İTİBARSIZLAŞTIRILDI”

CHP’nin geçmişindeki en kritik kırılma noktalarından biri olan kaset kumpasını da hatırlatan Daşdemir, sürecin arkasında FETÖ’nün olduğunun daha sonra ortaya çıktığını söyledi. Daşdemir, “Kaset kumpası ve benzeri süreçlerin arkasında FETÖ’nün olduğu daha sonra açığa çıktı. O süreçten sonra Baykal itibarsızlaştırıldı ve hain ilan edildi.” sözleriyle CHP içerisindeki sert dönüşümlere dikkat çekti.

Bu açıklamalar, CHP’de yıllardır süregelen “ihanet”, “tasfiye” ve “hedef gösterme” tartışmalarını yeniden gündemin merkezine taşıdı.

MUHARREM İNCE ÖRNEĞİ: “EL ÜSTÜNDEYDİ, SONRA HAİN İLAN EDİLDİ”

Hilmi Daşdemir açıklamalarında, [Muharrem İnce] örneğini de gündeme taşıdı. Daşdemir, “Muharrem İnce 2018’de CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ilan edildi. Seçim kampanyası süresince sürekli el üstünde tutuldu. Ancak seçim kaybedildikten sonra farklı eleştiriler yapınca bir anda hain ilan edildi.” ifadelerini kullandı.

İnce’nin daha sonra başka bir siyasi parti kurduğunu hatırlatan Daşdemir, “Daha sonra başka bir parti denedi, olmayınca tekrar çok ağır eleştirdiği CHP’ye geri döndü.” diyerek CHP içerisindeki kırılgan siyasi ilişkilerin altını çizdi.

“KILIÇDAROĞLU’NA ELEŞTİRİLER SONRADAN BAŞLADI”

Daşdemir’in en dikkat çeken çıkışlarından biri ise Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilerin zamanlamasına ilişkin oldu. Kemal Kılıçdaroğlu, hakkında yıllarca seçim kaybettiği yönünde eleştiriler yapıldığını belirten Daşdemir, buna rağmen parti içinde uzun süre ciddi bir itiraz yükselmediğini ifade etti.

Daşdemir, “Kemal Bey için ‘13 seçim kaybetti’ eleştirileri yapıldı. Ama Genel Başkanken kimse açık şekilde karşı çıkmadı. 11’inci seçimi kaybettiğinde de, 12’nci seçimi kaybettiğinde de ciddi bir eleştiri olmadı. Hatta 13’üncü seçimden sonra bile CHP’lilerden güçlü bir tepki gelmedi.” şeklinde konuştu.

“BİRİLERİ FARKLI SÜREÇ BAŞLATTI”

CHP içerisindeki kırılmanın sonradan organize biçimde büyüdüğünü savunan Daşdemir, parti içinde belirli bir grubun süreci farklı noktaya taşıdığını ima etti. Daşdemir, “Ta ki birileri orada farklı bir süreç başlatana kadar.” sözleriyle CHP’de yaşanan iç hesaplaşmanın perde arkasına işaret etti.

Bu açıklamalar, CHP’deki liderlik kavgasının sadece siyasi değil aynı zamanda psikolojik ve örgütsel bir mücadeleye dönüştüğü yorumlarını beraberinde getirdi.

EKİM PARTİSİ YERİNE YENİ BİR PARTİ KURMA İDDİASI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay davasına ilişkin mutlak butlan kararı alması parti içinde krize neden oldu. Mahkeme tarafından alınan kararla Özgür Özel yönetimi görevden alınırken 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimi göreve getirildi. Yaşanan gelişmeler A Haber ekranlarında ele alınırken Gazeteci Abdulkadir Selvi CHP'deki kulis bilgilerini ve Özel'in Ekim Partisi hazırlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

"KILIÇDAROĞLU İLK VE EN BÜYÜK İHANETİ ÖZEL'DEN GÖRDÜ"

Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki ilişkinin duygusal ve siyasi kopuş noktasını anlatan Abdulkadir Selvi, "Kemal Kılıçdaroğlu her zaman Özgür Özel'i bir prens gibi pamuklara sararak en üst makamlara getirdi. İlk ihaneti de, en büyük ihaneti de Özgür Özel'den gördü" ifadelerini kullandı. Özel’in Kılıçdaroğlu’na yönelik tutumunu eleştiren Selvi, "Linç edilirken dahi eski genel başkanımıza saygı gösterilsin demedi" diyerek CHP içindeki vefasızlık sarmalına vurgu yaptı.

"CHP BÖLÜNEBİLİR"

Partinin geleceğine dair karanlık bir tablonun olduğunu ifade eden Abdulkadir Selvi, "Burada beklenti, eğer bu zıtlaşma keskinleşirse Cumhuriyet Halk Partisi bölünebilir. Eğer zıtlaşma keskinleşmez, bir orta yol bulunursa Cumhuriyet Halk Partisi bütünlüğünü koruyarak yoluna devam eder ama bu çok zor gözüküyor" şeklinde konuştu. 

Baskın seçim ihtimalinde Özel’in siyasi geleceğinin tehlikede olduğunu belirten Selvi, "Baskın seçim oldu diyelim, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu sizi tekrar aday göstermeyecek ki, milletvekilliğiniz bile bitecek ve belki daha sonra pek çok yargılamanın da konusu olacak" uyarısında bulundu.


EKİM PARTİSİNE MİLYONLUK HARCAMA 

Yeni parti kurma iddialarındaki para trafiğine değinen Abdulkadir Selvi, "Ekim Partisi'nin ismini satın aldıkları, hatta bunun için de 1 milyon 300 bin lira bir harcama yaptıkları yönünde bilgiler vardı" dedi. 


EKİM PARTİSİ’NDE VAZGEÇİLDİĞİ VE YENİ PARTİ İDDİASI 

Yeni oluşumun ismine dair strateji değişikliğini de paylaşan Selvi, "Ayrıca Ekim Partisi'nden vazgeçildiği ama yeni bir parti hazırlandığı söyleniyor. Bu yeni oluşumun arkasındaki güce dair ise "Buraya işte Ekrem İmamoğlu Silivri'den hangi talimatı verdi, nasıl hareket edecekler, Özgür Özel'in açıklamalarından sonra bu belli olacak. Öyle olursa başka bir partiyle de yollarına devam edecekleri, bunun da güçlü bir ihtimal olduğu söyleniyor" şeklinde konuştu.
 

ÖZGÜR ÖZEL’İN MESAJI SAHADA KARŞILIK BULMADI

Özgür Özel'in yaptığı sert çıkışları ve üst perdeden verdiği mesajları hatırlatan İlter Yeşiltaş, "Özgür Özel'in sert bir açıklama yapması ve üst perdeden bir mesaj vermesi sonrası buradaki kalabalıktan bahsetmişken yeterli sayıya, en azından tatmin edici bir sayıya ulaşılamadığını açıkça söyleyebiliriz. Bu inkar edilemez bir gerçektir" ifadelerini kullandı.

CHP’DE DUYGUSAL KOPUŞ: MİLLETVEKİLLERİ ARASINDA DERİN AYRIŞMA

Partinin en üst kademesinde başlayan krizin artık sokağa taştığına vurgu yapan İlter Yeşiltaş, "Tavanda başlayan ayrışma tabana da yansımış durumda, bunu bu şekilde yorumlayabiliriz. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili grubunda açıkçası bir duygusal kopuş vardı" sözleriyle tarihi bir tanıklığı paylaştı.

SESSİZ ÇOĞUNLUK VE AÇIK MUHALEFET: PARTİ İÇİNDE RAHATSIZLIK DİZ BOYU

Milletvekilleri arasındaki bölünmeyi detaylandıran İlter Yeşiltaş, "Her ne kadar Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın milletvekilleri açıktan muhalefet etseler de, bazı sessiz kalan ancak parti politikalarından rahatsız olan milletvekilleri de vardı. Onlar sessizdi ancak tabanda da bu şekilde bir görüşün hakim olduğu kaynaklar tarafından ifade ediliyordu. Yani tabanda bir rahatsızlık var" şeklinde konuştu.

KONSOLİDASYON ÇABALARI YETERSİZ KALDI

Parti yönetiminin tabanı bir arada tutma çabalarının sahada karşılık bulmadığını belirten İlter Yeşiltaş, "Her ne kadar parti yönetimi birlik ve beraberlik mesajları verse de, 'Atatürk'ün partisine yönelik bir saldırı var' dense de, bu şekilde bir konsolide etme amacı güdülse de nihayetinde ortada bir gerçek vardı. Milletvekili grubundaki ayrışmayı en son Kemal Kılıçdaroğlu'nun arınma çağrısına verilen destekle ve Özgür Özel'e destek olmayan milletvekili sayısını göz önünde bulundurduğumuzda zaten ifade etmiştik" dedi.

GENEL MERKEZDE SESSİZLİK: BEKLENEN ON BİNLER NEREDE?

Ateş hattındaki son durumu özetleyen İlter Yeşiltaş, "Nihayetinde o yaşanan ayrışma tabana da yansıyor. Taban tavandan bağımsız olamıyor malum. Milletvekilleri sahada, onlar da Cumhuriyet Halk Partili, tabandakiler de CHP'li; nihayetinde ortak bir görüş ortaya çıkmış oluyor ki o da şu anda Parti Genel Merkezi'ne yansımış durumda. Olağanüstü bir durum var ancak çok fazla da beklenen kalabalığa ulaşılamadı. En azından çok kısa sürede burada binlerce, on binlerce vatandaş toplanabilirdi ancak bu gerçeği paylaşabiliriz" sözleriyle dehşet anlarını andıran o sessizliği aktardı.

 

“TELEFON AÇILMAYACAK” KRİZİ! CHP’DE BU SEFER DE İLETİŞİM POLEMİĞİ

CHP’de mahkeme kararının ardından başlayan liderlik ve meşruiyet tartışması, şimdi de “telefon krizi” üzerinden yeni bir boyut kazandı. Kulislerde konuşulan iddia siyaset gündemine bomba gibi düşerken, gazeteci Abdülkadir Selvi’nin canlı yayında yaptığı çarpıcı açıklamalar CHP içindeki gerilimin geldiği noktayı gözler önüne serdi. Selvi’nin, “Bazı kişiler Özgür Özel’i telefonlarına ‘açılmayacak’ diye kaydetmiş” sözleri siyaset kulislerinde geniş yankı uyandırdı.

CHP KULİSLERİNDE DİKKAT ÇEKEN İDDİA

CHP’de “mutlak butlan” tartışmaları ve mahkeme kararının ardından gözler, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında kurulup kurulmayacak diyaloğa çevrildi.

CHP’den ihraç edilen eski milletvekili Barış Yarkadaş tarafından dile getirilen kulis bilgisine göre, Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu’ndan gelecek telefonu açmayacağı iddiası Ankara’da siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Canlı yayında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan gazeteci Abdülkadir Selvi, “Beklenti o yönde. Açarsa sürpriz olacak. ‘Diyalog içerisine bu süreci yönetelim’ derse sürpriz olacak.” ifadelerini kullandı.

“MAHKEME KARARIYLA GELSE BİLE MEŞRU GÖRMÜYORLAR”

Selvi, CHP yönetiminin mahkeme kararına yaklaşımına ilişkin de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. CHP yönetiminin, eski genel başkanın dönüşünü meşru görmediğini belirten Selvi, “Şu ana kadar yaptığı açıklamalar, mahkeme kararıyla da gelse bir önceki Genel Başkan’ın bunu bir CHP’ye yönelik operasyon olarak değerlendirdiğini gösteriyor.” sözleriyle parti içindeki sert ayrışmaya dikkat çekti.

Ankara kulislerinde konuşulanlara göre CHP’de yalnızca siyasi bir görüş ayrılığı değil, aynı zamanda ciddi bir güven ve iletişim krizi de yaşanıyor.

“ÖZGÜR ÖZEL’İN TELEFONUNU AÇILMAYACAK DİYE KAYDETMİŞLER”

Canlı yayının en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Selvi’nin CHP kulislerinden aktardığı iddia oldu.

Selvi, Bazı tele- bazı, bazı görüştüğü kişiler ki ismini izin almadığım için açıklayamam, Özgür Özel'i "telefonu açılmayacak" diye kaydetmiş. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı aradığında insanlar heyecanlanır değil mi? Ama bazıları, "telefonu açılmayacak" diye telefonuna kaydetmişler” dedi.

ECEVİT ÖRNEĞİYLE DİKKAT ÇEKEN KARŞILAŞTIRMA

Selvi, CHP’deki mevcut tabloyu anlatırken eski Başbakan Bülent Ecevit döneminden bir anısını da paylaştı.

Genç muhabirlik yıllarında Ecevit’e ulaşmak için evine not bıraktığını anlatan Selvi, daha sonra telefonun çaldığını ve büyük heyecan yaşadığını belirtti.

Selvi, “Telefon çaldı. ‘Beni aramışsınız Sayın Sayın, ben Bülent Ecevit’ dediğinde nasıl heyecanlandığımı anlatamam.” ifadelerini kullandı.

Ecevit’e “Sayın Başbakanım” diye hitap ettiğini anlatan Selvi, Ecevit’in ise kendisine tebessüm ederek, “Ben başbakan değilim.” dediğini aktardı.

Selvi o anıyı, “Ama siz benim başbakanımsınız dedim. Böyle saygı gösterilirdi.” sözleriyle anlattı.

“HEYECANLA BEKLENEN GENEL BAŞKANLARDAN…”

Selvi, CHP’de yaşanan değişimi Ecevit örneği üzerinden değerlendirirken oldukça sert ifadeler kullandı.

Abdülkadir Selvi, “Şimdi telefonun başında heyecanla beklenen CHP genel başkanlarından, telefonu açılmayacak diye kaydedilen CHP genel başkanlarına geldik.” sözleriyle CHP’deki liderlik krizinin geldiği noktayı değerlendirdi.

Selvi ayrıca, “Ecevit, ‘sayın’ demeden birisine hitap etmezdi ve o da saygı görürdü.” ifadelerini kullanarak eski siyaset anlayışıyla bugünkü atmosfer arasında dikkat çekici bir kıyaslama yaptı.

KILIÇDAROĞLU DÖNEMİ TASFİYELERİ BAŞLAR MI?

Kılıçdaroğlu'nun partiye dönmesi ile birlikte bir tasviye başlar mı? Akla ilk gelen soru. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Özgür Özel ile çalışabileceği şeklinde kulis bilgisi var.

Ali Mahir Başarır ve Veli Ağbaba gibi isimlerin Kılıçdaroğlu'nun göndereceği şeklinde kulis bilgileri var. Bu iki isimle ilgili Kılıçdaroğlu'nun tepkjili olduğu ifade ediliyor.

“MAHKEME KARARINA DİRENMEK HUKUKİ DEĞİL”

CHP’deki kurultay krizine ilişkin sıcak gelişmeler yaşanırken, Adalet Bakanı’nın yaptığı açıklama da tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bakanlığın açıklamasında sürecin tamamen hukuki zeminde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanırken, kararın henüz kesinleşmediği ve temyiz yolunun açık olduğu ifade edildi. Bu kritik açıklamanın ardından canlı yayında değerlendirmelerde bulunan Hukukçu Av. Mehmet Yılmazer, verilen kararın bir istinaf kararı olduğunun altını çizerek, “Halihazırda verilen karar bir istinaf kararıdır. İstinaf kararı temyizi kabil bir karardır. Mahkeme kararına direnmek hukuki değildir” sözleriyle sürecin henüz tamamen sona ermediğini aktardı.

“TEMYİZE KİM GİDECEK?” SORUSU KRİTİK BAŞLIK HALİNE GELDİ

Kararın ardından en büyük tartışma başlıklarından biri de temyiz hakkının kim tarafından kullanılacağı oldu. Yılmazer, burada teknik ama son derece önemli bir hukuki ayrıntıya dikkat çekti.

Av. Mehmet Yılmazer, “Bu temyize kimler gidebilecek? Yargıtay bu anlamda şu an görevden el çektirilen, Özgür Özel ve benzeri Parti Meclisi üyelerine bu imkanı, hukuki yararlarının var olup olmadığı yönünden değerlendirip vermesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

Yılmazer’e göre burada temel mesele CHP tüzel kişiliğinin artık kim tarafından temsil edildiği sorusu. Çünkü istinaf kararının ardından tedbiren göreve dönmesi beklenen yönetimin Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi olması nedeniyle, partiyi hukuken temsil edecek iradenin değişebileceği belirtiliyor.

“CHP TÜZEL KİŞİLİĞİNİ KİM TEMSİL EDECEK?”

Canlı yayında hukuk dünyasında büyük yankı uyandıracak değerlendirmelerde bulunan Mehmet Yılmazer, “Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı adına bu kararı temyize götürecek midir, götürmeyecek midir bu hukuken teknik bir konudur.” şeklinde konuştu.

Yılmazer ayrıca delegelerin de ayrı bir hukuki pozisyonu bulunduğunu belirterek, “Delegelerin bunu götürüp götürmeyeceği de ayrı bir husustur.” ifadelerini kullandı.

İSTİNAF MAHKEMESİNDEN ÇARPICI “ÇELİŞKİ” TESPİTİ

Sıcak temasın yaşandığı hukuk cephesinde dikkat çeken bir diğer başlık ise ilk derece mahkemesine yönelik eleştiriler oldu. İstinaf mahkemesinin, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararında ciddi çelişkiler bulunduğunu değerlendirdiği aktarıldı.

Av. Mehmet Yılmazer, “Aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden ret kararı veriyorsun. Bir taraftan da hile bulunmadığına dair değerlendirme yapıyorsun. Bu ikisi birbiriyle çelişir dedi İstinaf Mahkemesi.” sözleriyle kritik hukuki gerekçeyi anlattı.

“DELİLLER YETERSİZ DEĞERLENDİRİLDİ”

İstinafın yalnızca usul yönünden değil, deliller yönünden de ilk derece mahkemesini hatalı bulduğu ifade edildi. Özellikle Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturmaların dosyada belirleyici olduğu vurgulandı.

Mehmet Yılmazer, “Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmalar ve iddianamelerdeki delillerin kurultayın mutlak butlanla sakatlandığını açıkça göstermektedir.” ifadelerini kullanarak istinafın gerekçesini aktardı.

Bu değerlendirme, CHP kurultayına ilişkin tartışmaların yalnızca siyasi kulislerle sınırlı olmadığını, dosyada ciddi hukuki tartışmaların bulunduğunu da ortaya koydu.

“TÜRKİYE HUKUK DEVLETİDİR” MESAJI

Yılmazer açıklamalarında yargı sistemine ilişkin de dikkat çeken mesajlar verdi. Türkiye’de hukuk devletinin işlediğini vurgulayan Yılmazer, “Ankara’da hakimler var. Türkiye’de hukuk devleti kendi hukuk devleti düzeni içerisinde yürümektedir.” sözleriyle sürecin yargısal zeminde ilerlediğini ifade etti.

EN KRİTİK SORU: KILIÇDAROĞLU NE ZAMAN GÖREVE GELECEK?

Kararın ardından siyaset kulislerinde en çok konuşulan başlık ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun fiilen ne zaman göreve döneceği oldu. Programda bu soru doğrudan Mehmet Yılmazer’e yöneltildi.

Yılmazer, mahkeme kararının tebliğiyle birlikte hukuki sonuç doğuracağını belirterek, “Bu bir ihtiyati tedbir kararıdır, hukuki himaye tedbiridir. Karar verildiği andan itibaren uygulanmak zorundadır.” ifadelerini kullandı.

“YARIN BİLE GÖREVE BAŞLAYABİLİR”

Canlı yayındaki en dikkat çeken bölümlerden biri de bu oldu. Yılmazer, kararın CHP’ye tebliğ edilmesi halinde sürecin anında işletilmesi gerektiğini söyledi.

Av. Mehmet Yılmazer, “Yarın mesela, tebliğ edilmişse yarın. Evet, Genel Başkan olarak yönetimi tamamen başa döndü.” sözleriyle kararın bekletilmeden uygulanması gerektiğini savundu.

“ŞU AN CHP’DE ORGAN YOKLUĞU VAR”

Hukuki değerlendirmesinde şirketler hukukundan örnek veren Yılmazer, CHP’de mevcut yönetimin hukuken hükümsüz hale geldiğini iddia etti.

Yılmazer, “Şu an organ yokluğu var anonim şirkete nazire yaparak söylersek. Şu an organlar ortadan kalkmış durumda.” ifadelerini kullanırken, CHP tüzel kişiliğini temsil edecek hukuki mekanizmanın çöktüğünü savundu.

Bu nedenle tedbiren Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin göreve getirilmesinin zorunlu olduğunu belirten Yılmazer, “Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin atanmış olmasının sebebi de bu zaten.” şeklinde konuştu.

“MAHKEME KARARINA DİRENMEK HUKUKİ DEĞİL”

CHP içerisinden gelen “kararı tanımıyoruz” çıkışlarına da sert yanıt veren Mehmet Yılmazer, bu tür açıklamaların hukuki sonuç doğurabileceğini söyledi.

Yılmazer, “Bu karara karşı biz bunu tanımıyoruz, biz buna karşı direneceğiz gibi söylemler hukuki söylemler değil.” ifadelerini kullanırken, mahkeme kararına aykırı işlem yapılmasının farklı sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.

Özellikle CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın açıklamalarına gönderme yapan Yılmazer, “Kendisi de hukukçu, bunun sonuçlarının neler olacağını biliyordur.” sözleriyle dikkat çeken bir çıkış yaptı.

​KILIÇDAROĞLU GENEL MERKEZE GİDERSE NASIL KARŞILANACAK?

CHP’de mutlak butlan kararının ardından eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı açıklama siyaset gündemine bomba gibi düştü. Kılıçdaroğlu, “Ben göreve hazırım. Evet, geleceğim arkadaşlar. Hep beraber geleceğiz, oturacağız ve hep beraber sükunette bu şeyi, görevi yapacağız.” sözleriyle yeniden genel başkanlık koltuğuna dönme mesajı verirken nasıl karşılanacağı da merak konusu oldu.

Bu açıklamanın ardından canlı yayında değerlendirmelerde bulunan A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün, Kılıçdaroğlu’nun mesajlarının son derece net olduğunu belirterek, “Kemal Bey, ‘Göreve hazırım’ diyor, ‘Göreve yeniden geri dönüyorum’ diyor ve görevi nasıl yürüteceğini, hedefinin ne olacağını anlatıyor.” ifadelerini kullandı.

“BU BİR AYRIŞMA DEĞİL, KENETLENME FIRSATI”

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarında dikkat çeken mesajların bulunduğunu vurgulayan Akgün, eski CHP liderinin özellikle “iktidar yürüyüşü” ve “sükunet” vurgusu yaptığını söyledi. Akgün, Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “İktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz”, “Sakin olalım”, “Mahkeme kararı bir ayrışma değil, kenetlenme fırsatıdır” ve “Gün ayağa kalkma günüdür” mesajları verdiğini aktararak, bu sözlerin doğrudan yeniden göreve dönme iradesi anlamına geldiğini ifade etti.

CHP GENEL MERKEZİNDE KRİTİK BEKLEYİŞ

Kararın ardından en büyük soru işareti ise mevcut CHP yönetiminin nasıl hareket edeceği oldu. Murat Akgün, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve kurmaylarının toplantı halinde olduğunu belirterek, “Acaba bu toplantılar bittikten sonra genel merkezden ayrılacaklar mı? Yoksa genel merkezden ayrılmamakta mı direnecekler?” sorusunu gündeme taşıdı.

CHP kulislerinde tansiyonun son derece yüksek olduğuna dikkat çeken Akgün, geçmişte İstanbul İl Başkanlığı’nda yaşanan devir teslim krizlerini hatırlatarak, “Benzer görüntüler mi olacak?” sorusunun konuşulduğunu söyledi.

“CHP UZUN SÜREDİR KAYNIYORDU”

Akgün, mutlak butlan kararının aslında uzun süredir beklendiğini ve CHP içerisinde ciddi bir fay hattı oluşturduğunu ifade etti. CHP’nin haftalardır bu ihtimali konuştuğunu belirten Akgün, Kemal Kılıçdaroğlu’nun birkaç gün önce yayımladığı videonun tartışmaları daha da alevlendirdiğini söyledi.

Akgün, “20’ye yakın milletvekilinin Kılıçdaroğlu’nun videosunu sosyal medyada paylaşması safların nasıl ayrıştığını gösterdi.” sözleriyle parti içindeki bölünmeye dikkat çekti.

GÖZLER ÖZGÜR ÖZEL’İN YAPACAĞI AÇIKLAMADA

CHP Genel Merkezi önünde hareketliliğin arttığını aktaran Murat Akgün, parti otobüsünün genel merkezin önüne çekildiğini ve partililerin bölgede toplandığını söyledi. Akgün, “İhtimaldir ki Özgür Özel o otobüsün üstüne çıkıp partililere açıklama yapacak.” diyerek CHP’de kritik saatlerin yaşandığını ifade etti.

Parti içerisinde “arınma” tartışmalarının ardından gerilimin daha da yükseldiğini belirten Akgün, Gaziantep Milletvekili’nin yargı kararına saygı çağrısı yaptığı gerekçesiyle disipline sevk edildiğini hatırlattı. Akgün, “CHP’de an itibarıyla sinirler son derece gergin.” ifadelerini kullandı.

“KILIÇDAROĞLU GENEL MERKEZE GİDERSE NASIL KARŞILANACAK?”

CHP’de en çok merak edilen başlıklardan biri de Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası genel merkez ziyareti oldu. Murat Akgün, “Kemal Bey muhtemeldir ki Genel Başkanlık görevini üstlenmek için bir aşamada genel merkeze gitmek isteyecektir. O zaman nasıl karşılanacak?” diyerek parti içinde sıcak temas ihtimaline dikkat çekti.

Akgün, mevcut yönetimin genel merkezi terk edip etmeyeceğinin önümüzdeki sürecin en kritik başlıklarından biri olacağını vurguladı.

“SÜREÇ CHP DELEGELERİNİN BAŞVURUSUYLA BAŞLADI”

Adalet Bakanı Tunç, sürecin bizzat CHP delegelerinin başvurularıyla başladığını belirterek, “Yargı makamları önlerine gelen iddiaları, soruşturma dosyalarını, tanık anlatımlarını ve elde edilen delilleri titizlikle inceleyerek bağımsız ve tarafsız bir şekilde karar vermişlerdir.” dedi.

Tunç ayrıca, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay sürecinde delege iradesinin sakatlandığı yönünde kanaat oluştuğunu belirterek, bazı delegelere menfaat sağlandığı veya vaatlerde bulunulduğu iddialarının seçim sürecinin eşitliğini ve serbestliğini zedelediğinin tespit edildiğini ifade etti.

CHP’DE KRİTİK SAATLER

Mutlak butlan kararı sonrası CHP’de yaşanan gelişmeler siyaset kulislerini hareketlendirirken, gözler şimdi hem Kemal Kılıçdaroğlu’nun atacağı adıma hem de Özgür Özel yönetiminin tavrına çevrildi. Parti genel merkezinde yaşanacak olası gelişmelerin, CHP’deki güç savaşını yeni bir aşamaya taşıyabileceği değerlendiriliyor.

 

“BU DAVA CHP’LİLERİN AÇTIĞI BİR DAVA”

Hukukçu Av. Aydoğdu Ahıakın, CHP kurultayına ilişkin davalarda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ahıakın, süreç içerisinde birden fazla davanın birleştiğini belirterek, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş tarafından açılan davaların yanı sıra farklı başvuruların da dosyada yer aldığını söyledi.

Aydoğdu Ahıakın, “Bu davalar aslında birleşmiş oldu. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi artık ‘Ben bu dosyada noktayı koyuyorum’ dedi ve mutlak butlan kararı çıktı.” ifadelerini kullandı.

KILIÇDAROĞLU VE ESKİ YÖNETİME “GÖREVE İADE” VURGUSU

Kararın en kritik bölümünün ihtiyati tedbir olduğuna dikkat çeken Ahıakın, Kemal Kılıçdaroğlu ve dönemin Parti Meclisi ile Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerine iade edildiğini öne sürdü.

Aydoğdu Ahıakın, “İhtiyati tedbir kararı uygulandığı andan itibaren geçerlidir. Yargıtay’dan aksi yönde bir karar çıkmadığı sürece Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemki Parti Meclisi ile Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerine iadelerine karar verilmiş durumda.” sözleriyle dikkat çeken bir değerlendirme yaptı.

Ayrıca CHP İl Kongresi öncesindeki yapıya dönülmesine yönelik de karar verildiğini belirten Ahıakın, eski il başkanları ve parti organlarının görevlerine devam etmelerinin de tedbir kapsamında değerlendirildiğini ifade etti.

Süreçle ilgili siyasi tartışmalara da değinen Ahıakın, davanın başka siyasi partilerle ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Aydoğdu Ahıakın, “Bu mesele ne MHP’nin ne AK Parti’nin ne de başka bir siyasi partinin meselesi. Bu davayı açanlar CHP’liler, delegeler ve mağdur olduğunu iddia eden parti üyeleri.” ifadelerini kullandı.

Mahkemelerin siyasi taleplerle değil, dosyadaki delillerle karar verdiğini belirten Ahıakın, “Mahkemeler sonuç itibarıyla kararlarıyla konuşurlar.” dedi.

“SİYASİ PARTİLER KANUNU’NUN TEMELİ DEMOKRASİ VE EŞİTLİK”

Ahıakın değerlendirmesinde, Siyasi Partiler Kanunu kapsamında özellikle 112 ve 116’ncı maddelere dikkat çekti.

Siyasi partilerin tüm işleyişlerinde demokrasi ilkesine uymak zorunda olduğunu söyleyen Ahıakın, “Siyasi partilerin anayasası niteliğinde olan maddeler var. Parti üyeleri arasında eşitlik ilkesi ve demokrasi esası temel alınır. Eğer bu ilkeler ihlal edilirse dava hakkı doğar.” şeklinde konuştu.

18 OY DETAYI! “İRADERİN SAKATLANDIĞI” İDDİASI

Kurultayın birinci turunda Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki farkın yalnızca 18 oy olduğunu hatırlatan Ahıakın, ikinci tura geçiş sürecinde yaşananların kritik olduğunu savundu.

Aydoğdu Ahıakın, “Birinci turdan ikinci tura geçiş geciktirildi. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan çekildiğine ilişkin gerçeğe aykırı beyanlarda bulunuldu.” ifadelerini kullandı.

Kurultay divan başkanlığına ilişkin de dikkat çeken göndermeler yapan Ahıakın, o süreçte Ekrem İmamoğlu’nun divan başkanı olduğunu hatırlattı.

“PARA, İŞ VE ADAYLIK VAATLERİ” İDDİASI

CHP kurultayıyla ilgili ortaya atılan iddiaların yalnızca siyasi değil aynı zamanda ceza yargılamasına konu olduğunu söyleyen Ahıakın, delegelere yönelik çeşitli vaatlerde bulunulduğu iddialarını gündeme taşıdı.

Aydoğdu Ahıakın, “Bir kısım delegelere para verildiği, bazı delegelere belediye başkan adaylığı ve meclis üyeliği teklif edildiği, yakınlarının CHP’li belediyelerde işe alınacağı yönünde vaatlerde bulunulduğu iddiaları var.” sözleriyle çarpıcı ifadeler kullandı.

Delegelere market kartı dağıtıldığına yönelik iddiaların da dosyada yer aldığını belirten Ahıakın, oy kullanan delegelerden pusulaların fotoğraflarının çekilerek belirli kişilere gönderilmesinin istendiğini ileri sürdü.

CEZA DAVASI DEVAM EDİYOR

Kurultaya ilişkin ceza davasının sürdüğünü vurgulayan Ahıakın, Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddesi kapsamında “oylamaya hile karıştırma” suçlamasıyla yargılama yapıldığını söyledi.

Aydoğdu Ahıakın, “Temmuz ayında devam edecek ceza davasında, delegelerin iradelerini sakatladığı iddia edilen kişiler yargılanıyor.” dedi.

GÖZLER ŞİMDİ YARGITAY SÜRECİNDE

Kararın ardından gözler şimdi Yargıtay’a çevrildi. Ahıakın, tarafların iki hafta içinde temyiz yoluna başvurabileceğini belirtti.

Aydoğdu Ahıakın, “Yargıtay süreci 6 ay da sürebilir, 1 yıl da sürebilir. Ancak mevcut durumda verilen ihtiyati tedbir kararı uygulanır.” ifadelerini kullandı.

“BUGÜNDEN İTİBAREN CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU’DUR” İDDİASI

Siyasi kulisleri hareketlendiren en dikkat çekici açıklama ise Ahıakın’ın CHP yönetimine ilişkin sözleri oldu.

Aydoğdu Ahıakın, “Bugünden itibaren CHP’nin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Çünkü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi çok açık şekilde görev iadesi kararı verdi.” ifadelerini kullandı.

Kararın uygulanması için Yüksek Seçim Kurulu, Ankara Valiliği ve ilgili seçim kurullarına resmi yazı gönderileceğini belirten Ahıakın, sürecin hukuki ve siyasi etkilerinin önümüzdeki günlerde daha da büyümesinin beklendiğini sözlerine ekledi.

“MUTLAK BUTLAN” KARARI CHP’DE SİYASİ FIRTINA KOPARDI

Canlı yayında soruları yanıtlayan İstanbul 2 No’lu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı, mahkemenin verdiği kararın hukuki anlamına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Şamlı, “Mutlak butlan yok hükmünde demektir. Yani şu ana kadar partinin yönetiminde bulunan yönetimi bu kararla mahkeme yok hükmünde görmüş oluyor.” ifadelerini kullandı.

Kararın yalnızca teorik bir değerlendirme olmadığını vurgulayan Şamlı, mahkemenin aynı zamanda tedbir kararı da verdiğine dikkat çekerek, mevcut yönetimin artık görevine devam edemeyeceğini söyledi. Şamlı, “Tedbir kararı da veriyor, artık bunların yönetime devam edemeyeceği anlamında bir karar vermiş oluyor.” sözleriyle kararın doğrudan sonuç doğuracağını ifade etti.

“ESKİ YÖNETİME DÖNÜLECEK” MESAJI

Programda yöneltilen “Kılıçdaroğlu ve eski yönetim yarın itibarıyla görevi mi devralacak?” sorusuna da yanıt veren Yasin Şamlı, hukuken tablonun net olduğunu söyledi.

Şamlı, “Hukuk nezdinde böyle. Tedbir kararı derhal uygulanması gereken bir karar. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu şu anda bu karardan sonra hukuk nezdinde partinin genel başkanı.” ifadelerini kullandı.

Bu sözler Ankara siyasetinde adeta deprem etkisi oluştururken, CHP genel merkezinde nasıl bir yol haritası izleneceği sorusu da gündemin ilk sırasına yerleşti.

“SONRAKİ YÖNETİM HUKUKEN YOK HÜKMÜNDE”

Kararın kapsamına ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Yasin Şamlı, tartışmalı kongre sürecine de dikkat çekti. Şamlı, “Yapılan seçim, ondan sonraki başkanlık ve ondan sonraki yönetim hukuk nezdinde yok hükmünde.” dedi.

Hatırlanacağı üzere CHP’de daha önce yapılan kongre sonrası, “Bir önceki kongrede usulsüzlük olsa bile yeni seçimle süreç hukuka uygun hale geldi.” savunması yapılmıştı. Ancak Şamlı’ya göre mahkeme bu argümanı da kabul etmedi.

Şamlı, “Mahkeme bunu da reddetmiş oldu.” diyerek, yeniden yapılan seçimin de hukuki tartışmaları ortadan kaldırmadığını belirtti.

GÖZLER ŞİMDİ YARGITAY SÜRECİNDE

Kararın ardından bir diğer kritik başlık ise temyiz süreci oldu. Programda, kararın Yargıtay’a taşınıp taşınamayacağı sorulduğunda Yasin Şamlı, kanun yollarının açık olduğunu belirtti.

Şamlı, “Kararı beğenmeyen taraf başvurabilecektir ancak burada dikkat edilmesi gereken tedbir kararının verilmiş olması.” ifadelerini kullandı.

Hukukçu kimliğiyle sürecin en kritik noktasının “tedbir” kararı olduğuna vurgu yapan Şamlı, eğer bu karar verilmemiş olsaydı mevcut yönetimin görevine devam edeceğini söyledi. Ancak alınan tedbir kararının tabloyu tamamen değiştirdiğini belirten Şamlı, “Burada tedbiren artık mevcut yönetimin devam etmemesi yönünde karar verildiği anlaşılıyor.” şeklinde konuştu.

KARARIN GEREKÇESİ MERAK KONUSU OLDU

Yayındaki en dikkat çekici bölümlerden biri ise kararın gerekçesine ilişkin değerlendirmeler oldu. Yasin Şamlı, özellikle gerekçeli kararın siyasi ve hukuki etkiler açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.

Şamlı, “Bu kararın en çok gerekçesini merak ediyorum. Gerekçesi çok önemli.” dedi.

Daha önce yapılan tartışmalarda, kongrede hukuka aykırılıklar bulunduğu ve delege iradesinin “ifsat edildiği” yönünde değerlendirmeler yapıldığını hatırlatan Şamlı, mahkemenin mutlak butlan kararı vermesinin bu iddiaların ciddi bulunduğu anlamına gelebileceğini söyledi.

Şamlı, “Bu şu anlama da geliyor; orada hukuka aykırılıkların olduğu, usulsüzlüklerin olduğu, belki de ceza davasında iddia edilen suçların da işlenmiş olduğunun bir anlamda hukuk davasında da görüldüğü anlamına gelir.” ifadelerini kullandı.

“OY BİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ”

Canlı yayında karar metninin hüküm kısmına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Kararda, “Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere 21.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.” ifadesinin yer aldığı aktarıldı.

Bu noktada tekrar söz alan Yasin Şamlı, okunan kısmın yalnızca hüküm bölümü olduğunu belirterek asıl kritik noktanın gerekçe bölümü olduğunun altını çizdi.

Şamlı, “Hüküm kısmının üstünde gerekçe kısmı vardır. Mahkeme neden mutlak butlan kararı verdiğini orada gerekçelendirir. Hukuka aykırılıklar, usulsüzlükler, varsa suç fiillerinin tartışıldığı yer o gerekçe kısmıdır.” şeklinde konuştu.

CHP’DE GÖZLER ŞİMDİ GENEL MERKEZDE

Mahkemenin verdiği kararın ardından CHP’de nasıl bir yol izleneceği, eski yönetimin fiilen göreve dönüp dönmeyeceği ve mevcut yönetimin nasıl bir hukuki hamle yapacağı siyaset kulislerinin en sıcak başlığı haline geldi.

Ankara’da herkes şimdi bir yandan gerekçeli kararı, diğer yandan da olası Yargıtay sürecini bekliyor. CHP’de “mutlak butlan” sarsıntısının önümüzdeki günlerde çok daha büyük siyasi kırılmalara yol açabileceği değerlendiriliyor.

 

“YARINDAN İTİBAREN ÇOK YENİ BİR ŞEYLE KARŞILAŞMAYACAĞIZ”

A Haber canlı yayınında dikkat çeken açıklamalarda bulunan Gazeteci Ekrem Kızıltaş, CHP’de yaşanan süreçte ana muhalefetin nasıl bir çizgi izleyeceğinin aslında geçmişe bakıldığında görülebileceğini söyledi. Kızıltaş, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun yaptığı muhalefeti hatırlarsak ki şu anki Genel Başkan, görevden şu anda el çektirilecek olan Genel Başkan da o dönemde Grup Başkanvekiliydi. Zaten bu muhalefetin içindeydi. Dolayısıyla geriye doğru baktığımızda, yarından itibaren çok yeni bir şeyle karşı karşıya kalmayacağız” ifadelerini kullandı.

CHP İÇİNDE “KAOS BÜYÜYECEK” İDDİASI

CHP’de suların kolay kolay durulmayacağını belirten Kızıltaş, mahkeme kararı sonrası parti içerisindeki kavganın daha da sertleşeceğini öne sürdü. Kızıltaş, “Cumhuriyet Halk Partisi içindeki karışıklığın, oradaki kaosun artarak devam edeceğini” sözleriyle parti içinde yeni bir kırılma yaşanacağını savundu.

Kurultay sürecine ilişkin hukuki kararın “tedbiren” alındığını vurgulayan Kızıltaş, mevcut yönetimin değişeceğini ancak diğer grubun da CHP’yi yeniden ele geçirmek için uzun bir hukuk mücadelesine girişeceğini söyledi. Kızıltaş, “Büyük ihtimalle uzun uğraşlar sonucu, çok büyük bir para harcayarak ele geçirdikleri, çaldıkları Cumhuriyet Halk Partisi’ni tekrar ele geçirebilmek için Yargıtay safhasında falan epey uğraşacakları düşünülebilir” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’DE HAKİMLER VAR” MESAJI

Mahkemenin verdiği kararı tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiren Kızıltaş, Almanya’daki meşhur “Berlin’de hakimler var” sözünü hatırlatarak çok konuşulacak bir benzetmede bulundu. Kızıltaş, “Şu anda ilgili mahkemenin verdiği bu karar, ‘Türkiye’de hakimler var’ sözünün altını çok kalın çizgilerle çizmemiz gerektiren bir karar” ifadelerini kullandı.

“MİLYON DOLARLAR, MİLYON AVROLAR, İŞ VAATLERİ…”

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin ortaya atılan iddiaları tek tek sıralayan Kızıltaş, süreç boyunca kamuoyuna yansıyan çok ağır suçlamalar bulunduğunu dile getirdi. Kızıltaş, “Milyon dolarların, milyon avroların, birtakım iş vaatlerinin, pavyonla birtakım başka şeylerin, birtakım delege yakınlarına SGK’lı iş bağlantılarının yapıldığına dair artık ayyuka çıkan şikayetler vardı” diyerek kurultay sürecine ilişkin şaibe iddialarını gündeme taşıdı.

Bu iddiaların ilk etapta dedikodu gibi değerlendirildiğini belirten Kızıltaş, “Ateş olmayan yerden duman çıkmayacağına göre” diyerek iddiaların ciddiyetine vurgu yaptı.

UŞAK DETAYI VE “DELEGE OPERASYONU” 

Kızıltaş, görevden alınan Uşak Belediye Başkanı üzerinden gündeme gelen delege pazarlığı iddialarını da hatırlattı. Kurultay sürecinde bazı isimlerin delegeleri ikna etmek için görevlendirildiğini savunan Kızıltaş, bu süreçte delege yakınlarına iş imkanları sağlandığının da kamuoyuna yansıdığını ifade etti.

Kurultaydaki oy farkına dikkat çeken Kızıltaş, “Hatırlatalım, o bahsi geçen kurultayda Kılıçdaroğlu ile Özel arasındaki fark 18’di. Özel lehine. Hatta 18 oyla ilgili de sıkıntılar vardı” sözleriyle tartışmalı oy iddialarını yeniden gündeme getirdi.

“112 KİŞİYE SGK’LI İŞ TEMİN EDİLDİ” İDDİASI

Son günlerde ortaya çıkan yeni iddiaların da altını çizen Kızıltaş, kurultay delegelerinin yakınlarından çok sayıda kişiye CHP’li belediyelerde iş sağlandığını öne sürdü. Kızıltaş, “Kurultayın hemen ardından kurultay delegelerinin yakınlarından 112 kişiye SGK’lı iş temin edildiği ilgili CHP’li belediyelerde son derece açık bir şekilde ortada” ifadelerini kullandı.

“KURULTAY İBB KAYNAKLI PARALARLA ÇALINDI”

Kızıltaş, kurultayın meşruiyetine ilişkin en sert ifadelerini ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden kurdu. Kızıltaş, “Kurultayın son derece sakat olduğu, daha çok İBB kaynaklı paralarla büyük miktarda sağa sola paralar dağıtılarak kurultayın çalındığı, Kılıçdaroğlu’nun ve ekibinin elinden bunun resmen yürütüldüğü, gasp edildiği, el konulduğu son derece açık bir şeydi” şeklinde konuştu.

MASAK raporlarına da atıf yapan Kızıltaş, dağıtılan paralar ve verilen vaatlerle ilgili çok sayıda iddianın dosyalara yansıdığını savundu.

“BİR PARTİYE PARA GÜCÜYLE EL KOYAMAZSINIZ”

Mahkemenin kararının siyasete çok net bir mesaj verdiğini belirten Kızıltaş, hukuk mekanizmasının geç de olsa devreye girdiğini söyledi. Kızıltaş, “Türkiye’de bir siyasi parti para gücüyle, kimsenin aklına gelmeyecek birtakım tuhaf ilişkiler ağıyla bir partiyi çalamazsınız. Bir partiye el koyamazsınız. Hukuk burada devreye girer, biraz gecikmiş olsa da bu konudaki kararını verir ve sizler de apışır kalırsınız demiş oldu” ifadelerini kullandı.

“CHP ARTIK TÜRKİYE’NİN MESELELERİYLE İLGİLENMİYOR”

Konuşmasının son bölümünde CHP’nin mevcut siyasi çizgisini de hedef alan Kızıltaş, partinin Türkiye’nin ve bölgenin meselelerinden tamamen koptuğunu savundu. Kızıltaş, “Cumhuriyet Halk Partisi gibi ana muhalefet partisi, Cumhuriyet’le yaşı bir olan parti, Atatürk’ün partisi dedikleri parti, böyle yüzlerce şeylerin söylendiği bir partinin son dönemdeki söylemleriyle adeta gerek Türkiye’nin meseleleriyle gerek bölgenin meseleleriyle zerre kadar ilgilenmeyip sadece yolsuzluk, rüşvet, iltimas, irtikap benzeri suçlar nedeniyle hapse giren başkanları kurtarmak için çırpınan bir parti haline dönmüştü” sözleriyle CHP yönetimine sert eleştiriler yöneltti.

“ARINMA” ÇIKIŞI CHP’DE YENİ CEPHE Mİ AÇTI?

Canlı yayında değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Merve Şebnem Oruç, Kemal Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarındaki tonun önceki eleştirilerden çok daha sert olduğuna dikkat çekti. Oruç, Kemal Kılıçdaroğlu’nun özellikle “arınma” kelimesini seçmesinin tesadüf olmadığını belirterek, “’Arınma’ kelimesi çok güçlü bir kelimeydi. Dün hakikaten çok dikkat çekiciydi, çok çarpıcıydı demek doğrudur” ifadelerini kullandı.

Oruç, Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar CHP yönetimine yönelik eleştirilerini farklı tonlarda sürdürdüğünü ancak ilk kez bu kadar sert ve net konuştuğunu belirterek, “Bu kadar ağır, bu kadar radikal ve bu kadar kesin konuşmamıştı” sözleriyle dikkat çekti.

CHP KULİSLERİNDE “AKTİF ROL” İDDİASI

Siyasi kulislerin hareketlendiğini belirten Oruç, Kılıçdaroğlu’nun artık pasif bir eleştirmen rolünde kalmayacağının sinyalini verdiğini ifade etti. Gazeteci Oruç, “Bundan sonrasında pasif bir eleştiri noktasında kalmayacağını, biraz daha aktif bir role soyunacağını bize hissettirdi” şeklinde konuştu.

CHP’de özellikle kurultay tartışmaları üzerinden büyüyen kriz hattının yeniden alevlendiğine işaret eden değerlendirmelerde, olağanüstü kurultayın da dava dosyasına dahil edilmesinin dikkat çekici olduğu vurgulandı. Programda, 2023 ve 2025 kurultaylarının istinaf dosyasında birleştirildiği de hatırlatıldı.

“DELEGE İRADESİ SAKATLANDI” İFADESİ DİKKAT ÇEKTİ

Programda en dikkat çeken başlıklardan biri de gerekçeli kararda yer aldığı belirtilen ifadeler oldu. Yayında, “Delege iradesinin çeşitli menfaatler gerekçesiyle sakatlandığı, bunun parti içi demokrasi, eşitlik ve kamu düzenine aykırı olduğu kanaatiyle” ifadesinin altı özellikle çizildi.

Bu ifadelerin CHP açısından yalnızca siyasi değil, aynı zamanda hukuki anlamda da çok ağır sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesi yapıldı. Oruç, gerekçeli kararın detaylarının büyük önem taşıdığını vurgulayarak devam eden ceza davasına da dikkat çekti.

CHP’DE “DEĞİŞİM” TARTIŞMASI YENİDEN ALEVLENDİ

Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in başını çektiği “değişim” hareketine de değinen Oruç, sürecin başlangıçta reform ve yenilenme söylemleriyle yürüdüğünü ancak bugün gelinen noktanın tartışmalı olduğunu söyledi. Oruç, “Değişimin bu tarz illegal diyebileceğimiz teşviklerle yapılıyor olması insanın canını sıkacak nitelikte” ifadelerini kullandı.

“NELER DÖNMÜŞ NELER!”

Yayında, CHP kurultayına ilişkin süreçte ortaya atılan iddiaların yalnızca siyasi rakipler tarafından değil, CHP’ye yakın isimler tarafından da dillendirildiği vurgulandı. Oruç, “CHP’li bildiğimiz gazeteciler bile ‘Neler dönmüş neler!’ diyerek bunu söylüyorlardı” sözleriyle parti içindeki rahatsızlığa işaret etti.

“TELEFON, YEMEK KARTI, PARA…” İDDİALARI GÜNDEMDE

Kurultay sürecine ilişkin ortaya atılan iddiaların toplumda ciddi rahatsızlık oluşturduğunu ifade eden Oruç, “Telefon vermelerden yemek kartı dağıtmaya, parayla alakalı pek çok farklı şeyden bahsediliyor” diyerek dikkat çeken kulis bilgilerini aktardı.

Süreçte yaşananların yalnızca CHP seçmenini değil tüm Türkiye’yi rahatsız ettiğini belirten Oruç, “Çok ciddi, insanı da rahatsız eden iddialarda bulunuldu” sözleriyle krizin boyutuna dikkat çekti.

KILIÇDAROĞLU CEPHESİNDE “SEÇİM ÇALINDI” ÖFKESİ

CHP içerisindeki kırılmanın giderek derinleştiğini söyleyen Oruç, Kemal Kılıçdaroğlu cephesinin uzun süredir büyük bir öfke taşıdığını ifade etti. Oruç, “Kemal Kılıçdaroğlu cephesi emeklerinin çalındığını düşünüyorlar, seçimin çalındığını düşünüyorlar. Doğru kelime çalma, hiç kıvırmaya da gerek yok” şeklinde konuştu.

Bu nedenle “arınma” çağrısının doğrudan mevcut yönetime yönelik çok sert bir mesaj taşıdığını belirten Oruç, “O ‘arınma’ kelimesi doğrudan muhatabının kirlendiğini, yozlaştığını ve temizlenmeye ihtiyacı olduğunu söylüyor” ifadelerini kullandı.

CHP’Yİ 90 GÜNLÜK KRİTİK SÜREÇ BEKLİYOR

Programda en dikkat çeken değerlendirmelerden biri de önümüzdeki sürece ilişkin oldu. Oruç, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olup olmayacağına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu belirtirken, “90 gün içerisinde CHP’yi karışık, karmaşık günler bekliyor” dedi.

CHP’de mahkemenin vereceği olası kararın ardından nasıl bir siyasi depremin yaşanacağı merak edilirken, parti içinde yeni bir liderlik savaşının fitilinin ateşlenmiş olabileceği yorumları Ankara kulislerinde yüksek sesle konuşulmaya başlandı.

 

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin