CANLI | Yenidoğan çetesinde 3. duruşma! Çete lideri sanık Fırat Sarı kendisini böyle savundu: Ölmüyorsam gerçekler ortaya çıksın diye

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
CANLI | Yenidoğan çetesinde 3. duruşma! Çete lideri sanık Fırat Sarı kendisini böyle savundu: Ölmüyorsam gerçekler ortaya çıksın diye

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın 3'üncü duruşması bugün görüldü. Duruşmada savunması alınan örgüt lideri tutuklu sanık Fırat Sarı, "Biz bir ateşin içerisinde 10 aydır yanıyoruz. Adil yargılamak istiyorsanız medyaya yasak koymanız gerekiyor. Ben ayakta duruyorsam ölmüyorsam gerçekler ortaya çıksın diye" dedi. Tutuklu sanık Hasan Basri Gök ise “Fırat Sarı burada tiyatro yapıyor. İlaçları bizim aldığımızı söylüyor, utanmadan. Her şeyden haberi var" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, sanık savunmalarının devamı ve avukat beyanlarının alınması amacıyla duruşmayı yarın 10.30’a erteledi.

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın 3'üncü duruşması bugün görüldü. Mahkeme heyeti, sanık savunmalarının devamı ve avukat beyanlarının alınması amacıyla duruşmayı yarın 10.30'a erteledi.

CANLI ANLATIM

20:21

YENİDOĞAN ÇETESİ" DAVASININ ÜÇÜNCÜ DURUŞMASI YARINA ERTELENDİ

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmada, tanıkların beyanı alındı.

Tanık olarak dinlenen hemşire Şenay Çalıkoğlu, olay tarihinde Birinci Hastanesinde çalıştığını belirterek, "Opera bebek, devlet hastanesinden gelmişti. Ertesi gün ben gittiğimde herkes bebeğin başında kan almaya çalışıyordu. Nabzını hissedemediğini söylediler. Zaten monitörler hep yanlış gösteriyordu. Gece kimseye ulaşamadıklarını söylediler. Tuğçe hemşire sabaha kadar oradaydı. Kimseye ulaşamadığı için kendisi müdahale etmiş." ifadesini kullandı.

Mahkeme başkanının sorusu üzerine tanık Çalıkoğlu, çocuk doktoru Şeyhmus Çelik'in bebek geldiğinde orada olmadığını, bebeğe genelde Hakan Doğukan Taşçı'nın müdahale ettiğini söyledi.

Güney Hastanesinde ölen Kaya bebeğe ilişkin tanık olarak dinlenen doktor Oktay Torun, "Son 7 yılda yenidoğan yoğun bakıma bakmadım. Son dönemde yenidoğana Fırat Sarı baktı. Hastalarımın epikrinizi kendim düzenlerdim. Kaya bebeğin ölümünden sonra sağlık müdürlüğünün denetimleri arttı. Başhekim bana bir belge imzalatmaya çalıştı. Mobing uygulanarak hastaneden ayrıldım." diye konuştu.

"500 GRAM DOĞAN BİR BEBEĞİ YAŞATMAK ÇOK ZOR"
Bir avukatın, hayatını kaybeden Kaya bebeğin epikriz raporlarında elektronik imzasının bulunduğu ve bunu nasıl açıklayacağını sorduğu Torun, "Ben Kaya bebeği hiç görmedim. Elektronik imzayı hep yanımda taşıyordum. Biri alıp imzaladıysa, hastane yönetimi alıp imzalamıştır. Yani başhekim Ali Dirik. Ben iki denetimde de çağırıldım. Kaya bebek 500 gram doğmuş. 500 gram doğan bir bebeği yaşatmak çok zor." dedi.

Tanıkların beyanının alınmasının ardından mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık İlker Gönen'in hayatını kaybetmesi nedeniyle hakkındaki davanın düşmesi ile tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Tanık beyanları ile savcının mütalaasına ilişkin diyecekleri sorulan tutuklu sanık Fırat Sarı, meslektaşları olan İlker Gönen'i kaybettiklerini belirterek, "Türkiye'nin en iyi çocuk hekimini kaybettik. İlker 3 çocuk babası hiç böyle bir şey yapacağını düşünmezdik." dedi.

Tutuklu sanık Hakan Doğukan Taşçı da sanık Fırat Sarı'nın İlker Gönen hakkında konuşmasını doğru bulmadığını, Sarı'nın aylarca Gönen'i tutuklatmaya çalıştığını ve her şeyi inkar ettiğini söyledi.

Tutuklu sanık Hasan Basri Gök ise Fırat Sarı'nın sadece tiyatro yaptığını, devletten ilaç çaldığını ve epikrizlerde yolsuzluk yaptığını öne sürdü.

Mahkeme heyeti, sanıklar ile avukatlarının beyanlarının alınması için duruşmayı yarına erteledi.

19:33

"BİZ BEBEK ÖLDÜRÜYORDUK DA..."

Bakırköy Adliyesi 22. Ağır Ceza Mahkemesi Salonu'nun kapasitesinin yetersiz olması sebebiyle duruşma konferans salonunda görülüyor. Davanın üçüncü duruşmasına suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı’nın da aralarında bulunduğu 25 tutuklu sanık, bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler ve avukatlar katıldı. Tutuklu yargılanan doktor İlker Gönen’in kaldığı cezaevinde yaşamına son vermesinin ardından sanık sayısı 46 oldu. Duruşma saat 11.00 sıralarında sanık yoklamasıyla başladı.

CEZA İSTEMLERİ
İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 bebeğin ölümü nedeniyle 'Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi', 'Nitelikli dolandırıcılık' ve 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' suçlarından 10 kez, 'Resmi belgede sahtecilik' suçundan da 11 kez olmak üzere toplam 177 yıl 6'şar aydan 582 yıl 9'ar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

İDDİANAMEDEN
Sanık Gıyasettin Mert Özdemir'in ise 'Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi', 'Kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi', 'Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık', 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma' ve 'Resmi belgede sahtecilik' suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. 8'i kadın 44 sanık hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları öngörülüyor.İddianamede, 'Dolandırıcılık' suçu işlenerek maddi menfaat temin edilen sorumlu hastaneler ve şirketler için de tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, bunların kapatılıp mal varlıklarına el konulması talep ediliyor.Soruşturma kapsamında İstanbul'da 9, Tekirdağ Çorlu'da 1 hastanenin ruhsatı iptal edilmiş, bu hastanelerde tedavi gören bebekler ve hastalar ambulanslarla kamu hastanelerine sevk edilmişti.Diğer yandan soruşturmayı yürüten Büyükçekmece Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin'i makamında ölümle tehdit edenler de tutuklanmıştı.

"HERKES İLKER GÖNEN'İN SANDALYESİNİ BOŞ GÖRÜYOR"
Sanık yoklamalarının ardından kaldığı cezaevinde yaşamına son veren tutuklu sanık İlker Gönen'in avukatı söz aldı.Gönen'in avukatı "Siz beni hala toplumun önüne atmaya çalışıyorsunuz. Yargılamanın başından beri 'Yargılatacağız' dedik ancak Ben abime verdiğim sözü tutamadım. Bu vebal soruşturmanın en başından beri geleneksel ve sosyal medyada, adli makamlarca yargısız infaz. Geçen sefer reddi hakim talebinde bulunurken duruşma zaptında açık açık 'Bebekleri öldürüyorsunuz' cümlesine dayanmak istemiştik. Buradaki insanların en azından yargılanıyormuş gibi hissi oluşsun ancak bunu da başaramadık. Reddi hakim taleplerimiz reddedildi. Bu saatten sonra bu salonda bu dosyaya intikal eden izleyiciler, basın, adını bilmediğimiz parti temsilcileri, müvekkilleri karalayanlar, buraya şov yapmaya gelen barolar, tüm sanıklara eziyet eden görevliler, bebek katili diyen herkes bu salonda İlker Gönen’in sandalyesinin boş olduğunu görüyor. Müvekkillerin can güvenliği açısından duruşmanın kapalı yapılmasını talep ediyorum. Mahkemede üye hakime hanımın CMK 30. maddesi gereğince çekilmesini talep ediyorum" dedi.

"DOĞRU YAZILAN DOSYALAR SONRADAN DEĞİŞTİRİLİYORDU"
Opara bebek için tanık olan Şenay Çalıkoğlu, "Birinci Hastanesinde çalıştım. Opara bebek devlet hastanesinden 16.00 sıralarında geldi. Ertesi gün herkes bebeğin peşindeydi. Kan almak istiyorlardı ama alamıyorlardı. Geceye kadar oradaydı bebek. Doğukan'a ulaştım Doğukan geldi. Doktor olarak Seyhmus hoca vardı ama bebeğin geldiğinden onun haberi yokmuş. Ben erken çıktım, tedavi sürecini görmedim. Bebeklere ne yapılacağını Seyhmus yönlendiriyordu, Doğukan yapıyordu. Bebekle hemşire olarak Yaren ilgilendi. Bebeği sabah gördüğümde durumu çok kötüydü baygın gibiydi nabzını alamıyorduk.Bebek birinci hastanesine geldiğinde ben oradaydım. Şeyhmus Çelik’in bebekle ilgilendiğini görmedim. 20 bin lira para alınıyor diye dedikodular dönüyordu. Bebeğin hemşiresi Yaren'di. Gece ben nöbet tutmadım. Gece sorun olduğunda kim aranıyor bilmiyorum. Tuğçe’nin konuşma tapelerinde 'Bebeğin öldüğünü hissetmedin mi' konuşmasını hatırlamıyorum . Bebeğin nabzını elimizle, steteskopla takip ediyorduk. Doğukan ile 'Prematüre olan kaya bebekle ilgili konuşman var' sorusuna da cevap veren tanık, Birinci Hastanesinde olan başka bir Kaya bebek. Yılını ve tarihini hatırlamıyorum." dedi. Çalıkoğlu, "Bebek kötüleştiğinde neden Hakan Doğukan Taşcı’yı aradınız" sorusuna ise, "Gelmediği için aradık. Ben geldiğimde bebek kötüydü. Sabaha karşı ex olan bebekler gündüze teslim edilir morga gönderilirdi. Bebeği sabah teslim aldığımda soğuktu. Çalıştığım sürede 112 çalışanlarıyla bir irtibatım tanışıklığım olmadı. Bebek gece öldü sabah yazıldı saati. Hep böyle yapılıyordu, doğru yazılan dosyalar bile sonradan değiştiriliyordu." yanıtını verdi. Tutuklu sanık Şeyhmus Çelik tanığa, 'Saat tam olarak kaçta geldi. Kaçta hastaneden geldi, kaçta ex old' şeklinde sorduğu soruya ise, "Akşam geldi, oradaydınız şeklinde" cevap verdi.

"NÖBET TUTMUYORDUM"
Tanık Oktay Torul, "Güney Hastanesinde çocuk hekimi olarak çalıştım. 09.00-16.00 arasında çalışıyordum. 28 Mart 2024 tarihinde hastaneden ayrıldım. Yaklaşık 1 ay da Bağcılar Eğitim ve Araştırma hastanesinde çalıştım. Son dönemde Fırat beyler vardı sonra Hivda hanım eşi ve başhekim Ali Dirik vardı. Kaya bebeğe dokunmuşluğum yok. Gece doğan bir bebek. Gece doğanlara bakma yetkim yok. Muayene etmedim. Bebekleri muayene etmedim herhangi bir tedavi önermedim. 7 yıldır yoğun bakıma bakmadım. Gündüz yenidoğan bebeklere bakıyordum. İhtiyacı olan bebekleri yenidoğan yoğun bakıma veriyordum. Gündüz gün içinde ilk muayenede bakıyordum. Kaya bebek döneminde net bilgim yok ama Fırat beyler ondan sonra Hivda hanım ve eşiyle, Başhekim Ali Dirik bakıyordu. Ben sadece asansörden inerken sorumlu hemşire Damla hanım tanıttı. Yoğun bakıma yatacak bebekleri yoğun bakım hemşiresine teslim ediyordum. Ben nöbet tutmuyordum. Acil doktoru oluyordu. Yenidoğan yoğun bakıma özellikle Fırat beyin döneminde onlar bakıyordu. Sonrasında Hivda hanım ve eşi Rıza bey bakıyordu. Yoğun bakımda girmediğim için bilmiyorum ama 2-3 kez hastane içinde gördüm" dedi.

"ALİ DİRİK BELGE İMZALATMAYA ÇALIŞTI"
Tanık Torul, "Ben kendim poliklinik yapıyordum. Başka birşey diyemiyorum. Bebeği görmedim. Gece hiç nöbet tutmadım. Yenidoğanda bir sorun olduğunda sorumlu hekim gidiyordu sorumlu hekime ulaşılıyordu. Yoğun bakımı Fırat beyler bıraktıktan sonra Hivda hanım ve eşiyle anlaşma yapıldı. Bana 'Sen bak' dediler 'Ben bakmak istemiyorum' dedim. 5 yıl önce yoğun bakım kapatılsın düşüncem vardı. Bakmak istemedim aşama aşama 19,5 yıl çalıştığım hastanede mobbing uygulanarak ayrıldım. Epikrizde hiç yetkim olmadı. Kaya bebekle bir bilgim ve yetkim yok. Yenidoğan olayları da 15 Nisan gibi gelişti. Çalıştığım hastanenin yönetimi Tarık Kalay bana 'Kaya bebeğe müdahale etmişsin' dedi ben de 'Hayır yetkim yok' dedim. Bu bebekten sonra Sağlık Müdürlüğünün denetimi çok arttı. Yoğun bakım 3. dereceden 1.dereceye düşürülüp ruhsat alınıyor. Başhekim bana belge imzalatmaya çalıştı. Yenidoğan bakım 2. doktoru sorumluluğuma dair bir belge imzalatmaya çalıştı. Belgeyi Ali Dirik imzalatmaya çalıştı" şeklinde konuştu.

"BANA BİLGİ VERİLMEDİ"

Tutuklu sanık avukatı sanığa, "Ali Dirik, Kaya bebeğe baktığınızı, yenidoğan sorumluluğunuz olduğuna dair ıslak imzanızın olduğu belgeyi sunmuştur' sorusuna cevap veren tanık Oktay, 'Bebek Kaya'nın ölümünden 15 gün sonra başhekim 2. doktor olarak imzalattı onu da hastanenin ruhsatı iptal olacak diyerek imzalattı. 500 gram çok küçük bir bebeki, üst düzey bir yerde doğması daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Kaya bebeğin ölümünden sonra gelen iki denetime beni de çağırdılar. Denetimcilere Kaya bebek hakkında bilgi vermedim." şeklinde yanıt verdi. "Kaya bebeğin doğduğu gece nöbet listesinde siz gözüküyorsunuz. Hastanede nöbet listelerini kim hazırlardı ?" sorusuna tanık, "Bana bir bilgi verilmedi. Yoğun bakım sorumluluğu tamamen Fırat Sarı ve ekibine sonra Hivda hanım ve ekibine aitti. Bana söylenen herhangi bir görevlendirme bilgilendirme yoktu " cümleleriyle yanıt verdi.

"FIRAT SARI 'BEN ALIRIM' DEDİ"

Tanık Fatma Akar ise duruşmada, "Beylikdüzü Medilife Hastanesinde çalıştım. Hastane kapandıktan sonra ayrıldım. 2024 yılında başladım 1 yıl yenidoğan sorumlu hemşiresi olarak çalıştım. 18 yakın kadrom vardı. Sanıklardan Hatice Ceren Kırım vardı onu sorumluluktan alıp göreve vermişlerdi. Doktor olarak Raşit Cabbaroğlu vardı. Hastanede çocuk doktoru vardı ama yenidoğan yoğun bakıma bakan yoktu. Opara bebek, hastanede poliklinik hizmeti için geldi. Durumu yoğunlaşınca çocuk yoğun bakıma alınmıştı. Orada ilk müdahale yapıldı; orada yatması uygun değildi. 112'yi aradık 112 de uygun yer bulamadı. Biz aramaya başladık. Fırat Sarı "Ben alırım" dedi o şekilde sevk ettik. Çocuğa Raşit Hoca ve hemşire olarak da biz bakıyorduk. Birinci Hastanesinden bizi arayan olmadı. Ertesi gün aradılar bebek ex olduğu için. Çocukla ilgili bilgi istediler. Ben de epikrize 'Herşeyi yazdık' dedim. Bebek ex olduktan sonra Birinci Hastanesi yoğun bakım sorumlusu Hakan Doğukan Taşcı aradı. Entübasyon işini çocuk hareketli olduğu için uyutarak yaparız. Akciğer açılana kadar uyutmak gerekiyor. Tüm hastane Opara bebeğin için sevk olması için seferber oldu. En son Raşit hoca gelip çocuğu 'Fırat Hoca alacak' dedi." şeklinde konuştu. Duruşmaya saat 14.00 sıralarında ara verildi.

"RIZA KEYKUBAT EVRAKLARI WHATSAPP ÜZERİNDEN GÖNDERDİ"
Verilen 1 saatlik aranın ardından tanık beyanlarınıu alınmasına devam ediliyor. Tanık Erhan Ayvaz, "Özel Güney Hastanesinde çalışıyordum. Evrak işleriyle ilgileniyordum. Sağlık personellerinin gerekli yazışmalarıyla ilgileniyordum. Kaya bebekle ilgili sadece ölüm belgesinin doktoru başka kurumda çalışıyordu. O doktordan almaya gittim o kadar. Hastaneye geliş sürecini bilmiyorum. Şeyhmus Çelik ayrıldıktan sonra ayın 15’inde Hilda Keykubat’ın başlangıcını yaptık. Kendisiyle görüşmedim eşiyle görüştüm. Evraklarını hazırladım imzaya gönderdim. Evrakları Rıza Keykubat Whatsapp üzerinden gönderdi. Hastanede evrak aşamasında Rıza Keykubat ile yüz yüze görüştüm. Kaya bebeğin avukatı, 'Müvekkilim bebeğinin ölüm belgesi verilmiş ancak 1 saat sonra eksik bilgiler var diyerek geri aranmış ölüm belgesiyle nasıl bir işlem yapıldı' sorusuna cevap veren tanık, 'Bir bilgim yok. Doktor Oktay sadece poliklinik yapardı" diye cevap verdi.

"BEBEĞİN EKS OLDUĞUNU BATUHAN SÖYLEDİ"
Tanık Furkan Çalışkan ise, "Güney Hastanesinde 2021 yılından itibaren 2,5 yıl çalıştım. Acil Tıp Teknisyeni olarak başladım gece amiri sorumlusu olarak devam ettim. Akşam 6’dan sabah 8’e kadar çalışıyordum. Kaya bebeği son gün ben gördüm. Ambulansla Esencan Hastanesinden ben getirdim. Anne karnında 30 haftalık doğmuştu. Bizim hastaneye geldi bilgisini Gıyasettin Mert Özdemir’den aldım. Fehmi Alperen'i tanımıyorum. Kaya bebek doğdugu zaman 8 bin lira ödeme alındı. Bebek prematüre bir bebekti ve genel durumu hep kötü ilerledi. Bebeğin eks olduğunu Batuhan söyledi. Bebek gece vefat etmişti. Gece çocuk doktoru bulunmuyordu. Benim bulunduğum sürede bir doktor vardı yan binada kalıyordu. Başka bir doktor görmedim. Fırat Sarı, İlker Gönen’i tanımıyorum. Savcı tanığa, 'Protokol olmadan Kaya bebeğin annesini aldık diyorsunuz nasıl aldınız' sorusuna cevap veren tanık Çalışkan, 'Esencan Hastanesi diye hatırlıyorum hastaneyi. 3 kişi gittik, hastayı acilden aldık. Batuhan gece vardiyası olarak çalışıyordu. Gece yoğun bakımda çocuk doktoru bulunmazdı." şeklinde konuştu.

"FIRAT SARI'YI BİR KERE GÖRDÜM"
Tanık Leyla Emel ise, "Beylikdüzü Medilife hastanesinde 15 yıldır, işe alım süreçleri, iş programı görevinde çalışıyorum. Ceren Hatice Kırım'ı tanıyorum. Ben aldım işe. Evraklarıyla geldi görüştük ve işe alımı oldu. Süreçlerde başhekimle görüşme yapmıyoruz. Fırat Sarı'yı bir kere gördük. Kendisini kendi yönetim biriminde gördüm. Çalışanlarımın Fırat Sarı'nın işletmesinden para aldığını bilmiyorum." dedi.

"İFADESİNİN YÜZDE 50'Sİ DOĞRU, YÜZDE 50'Sİ YANLIŞ"
Tutuksuz sanık Batuhan Çelikoğlu tanık beyanına karşı, "Furkan Çalışkan'ın verdiği ifadesinin yüzde 50'sinin doğru, yüzde 50'sinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Çok çalışan birisiydi, bu kadar sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Buradaki tanıklardan daha çok tanığım, ama burada sanık olarak yargılanıyorum. Bebeklerin durumunu sormak için beni aradı. Gece 3-4 kez konuştuk. Ben böyle hatırlıyorum. Çoğu konuşmamız whatsapp üzerinden oldu. Beni ilk Rıza Keykubat aradı diye hatırlıyorum. Normal hattan hiç aramadı. Telefonda konuştuğumuzu yüzde 100 hatırlıyorum" dedi.

"İNTİHAR DÜŞÜNCESİ BİZE DE GELİYOR"
Tutuklu sanık Dursun Eryılmaz, "Arkadaşım İlker’in ölümü ile ilgili konuşmak istiyorum. Baskıdan, şiddetten dolayı intihar etti. Kaldığımız koğuş 6 metre. Gündelik havalandırma saatimiz var ama ona da çıkmıyorum. Müebbet almış hükümlülerm laflarından dolayı çıkmıyorum. Anlık, anlık bu düşünce bize de geliyor" dedi.

FIRAT SARI: BİZ BEBEK ÖLDÜRÜYORDUK DA, SAVCI NEDEN 'DURUN' DEMİYORDU?
Örgüt lideri olduğu iddia edilen tutuklu sanık Fırat Sarı tanık beyanlarına karşı, “Öncelikle değerli meslektaşımı, kardeşimi, bir arkadaşımı, Türkiye’nin en büyük çocuk hekimini kaybettik. Bu olaydan sonraki ilk duruşma. İlker 3 çocuğu olan biri. İlker yaptıysa, medyanın yüzünden yaptı düşüncesindeyiz. İnsanlık dışı, vahşice buluyorum. Bana, 'Ağabey senden 2 şey istiyorum. Sesin gür çıksın' dedi. O yüzden sesim gür çıkıyor. Biraz önce Dursun ağabey, 'Biz de böyle şeyler düşünüyoruz' dedi. İlker 3 çocuk babası, hiç böyle bir şey yapacağını düşünmezdik. Bunu medyanın baskısı yüzünden yaptı. Buradaki herkes bundan sorumludur. Ben baştan söyledim. Bizi öldürün, bu gerçek ayağa kalkacak. Ne yaparsanız yapın, bu gerçek ayağa kalkacak. 3 kişinin oluşturduğu hırsızlık dışında bir suç yok. Bu bebek ölümleri çıktı. Savcı takip etti. Biz bebek öldürüyorduk da, savcı neden 'Durun' demiyordu? Bebeklerin ölümünden savcı sorumlu, emniyet sorumlu, neden otopsi yaptırmadı? Tüm arkadaşlarım düzenli olarak vizite geliyor. Sağlık Bakanlığı neden Neonatoloji'yi soruşturmadan çıkardı. Ben İlker'in uzman görüşüne çıldırdığını gördüm. Uzman görüşünde Fırat Sarı ve İlker Gönen'in fazla para kazanmak için fazla yatırdığı yönünde bir şey yok. Suçlu olsaydı İlker intihar etmezdi. Bu bir kıyamdır. İlkerin mekanı cennet olsun. Bu uzman görüşünü biri iddianameye soktu. Bir grup, savcıyı ikna etti. İlk kez, 'Bir savcı tehdit edildi' diye operayon düzenledi. Savcı Yavuz Engin'in bilgilerini kimden aldılar? Olayı medyada patlattılar. Medya bunları yaptı, haber dizisi yaptılar. Hiçbir bilimsel kanıt yok. Hayal gücü var.  Adil yargılanmama kaygımız var. Ben ayakta duruyorsam ölmüyorsam gerçekler ortaya çıksın diye" ifadelerini kullandı.

"FIRAT SARI TİYATRO YAPIYOR"
Tutuklu sanık Hasan Basri Gök, “Fırat Sarı burada tiyatro yapıyor. İlaçları bizim aldığımızı söylüyor, utanmadan. Her şeyden haberi var" dedi.

‘FIRAT SARI, İLKER GÖNENİ TUTUKLATMAYA ÇALIŞTI’
Tutuklu sanık Hakan Doğukan Taşçı, tanık beyanlarına karşı savunmasında, "Sanık Fırat Sarı'nın, İlker Gönen hakkında konuşmasını doğru bulmuyorum. Fırat Sarı'nın aylarca İlker Gönen'i tutuklatmaya çalıştığını ve her şeyi inkar ediyor" dedi.

 

15:55

SANIK AVUKATINDAN ŞAŞKINA ÇEVİREN TALEP

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi yöneticisi ve üyesi 46 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam ediliyor. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.

"MÜVEKKİLLERİN CAN GÜVENLİĞİ AÇISINDAN DURUŞMANIN KAPALI YAPILMASINI TALEP EDİYORUM"

Duruşmada, tutuklu bulunduğu cezaevinde intihar eden örgüt yöneticisi konumundaki sanık İlker Gönen'in avukatı Aydın Mantar, söz almak istedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Dosyada müdafiliğiniz kalmadı" diyerek söz hakkı vermedi. Ardından avukat Aydın Mantar, "Vekaletle işimiz yoktur, sanık Fırat Sarı'nın avukatı olarak devam etmek istiyorum. Ben İlker ağabeyime en azından yargılanma sözü verdim. Verdiğim sözü tutamadım. Bu vebal sadece benim değildir. Soruşturmanın en başından beri servis edilen haberlerle bu insanlar yargılama başlamadan yargısız infaza uğradı. İş bu sonuca vardı. Ben buradan şunu anlıyorum, mahkeme heyetinin 'bebek öldürüyorsunuz, katilsiniz' sözü reddi hakim için yeterli sebep olmadı. Bu salondaki herkes, bizi bebek katili gören, sanıkları itip kakan, haberlerde, 'bebekleri öldürdüler' diyen herkes, İlker Gönen'in koltuğunun boş olduğunu görüyor. Müvekkillerin can güvenliği açısından duruşmanın kapalı yapılmasını talep ediyorum. Üye hakimin çekilmesini istiyorum" ifadelerini kullandı.

"BEBEĞİ SABAH GÖRDÜĞÜMDE DURUMU ÇOK KÖTÜYDÜ, BAYGIN GİBİYDİ VE NABZINI ALAMIYORDUK"

Duruşmada, Birinci Hastanesi'nde hemşire olarak çalışan Şenay Çalıkoğlu ise tanık sıfatıyla beyanda bulundu. Çalıkoğlu, "Hayatını kaybeden Opara bebek devlet hastanesinden geldi. Ertesi gün herkes bebeğin peşindeydi. Kan almak istiyorlardı ama alamıyorlardı. Geceye kadar oradaydı bebek. Hemşire Doğukan'a ulaştım, Doğukan geldi. Doktor olarak Şeyhmus hoca vardı ama bebeğin geldiğinden onun haberi yokmuş. Ben erken çıktım, tedavi sürecini görmedim. Bebeklere ne yapılacağını Şeyhmus yönlendiriyor, Doğukan yapıyordu. Hemşire olarak Yaren ilgilendi. Bebeği sabah gördüğümde durumu çok kötüydü, baygın gibiydi ve nabzını alamıyorduk. Bebeği ilk aldığımızda entübeydi. Sabaha karşı entübe olup ölen bebekler yoğun bakımda bekletilirdi çünkü geceleri morg kapalı olurdu" diye konuştu.

Tanık Oktay Torun ise "Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışıyorum. Öncesinde Güney Hastanesi'nde çalıştım. 2024 yılında ayrıldım oradan. Çocuk hekimiyim. Son 7 yılda yenidoğan yoğun bakıma bakmadım. Son dönemde Fırat Sarı baktı yenidoğana. Ben bebekleri muayene etmedim 7 yıldır. Ben yenidoğan bebeklerin gündüzleri kontrollerini yapıyordum. Biz genelde poliklinik yapardık. Hastalarımın epikrinizi kendim düzenlerdim" dedi.

"500 GRAM DOĞAN BİR BEBEĞİ YAŞATMAK ÇOK ZOR"

Sanık avukatının "Hayatını kaybeden Kaya bebeğin epikriz raporlarında sizin elektronik imzanız var. Bunu nasıl açıklayacaksınız?" demesi üzerine tanık Torun "Ben Kaya bebeği hiç görmedim. Elektronik imzayı hep yanımda taşıyordum. Biri alıp imzaladıysa hastane yönetimi alıp imzalamıştır. Yani başhekim Ali Dirik. Kaya bebek 500 gram doğmuş. 500 gram doğan bir bebeği yaşatmak çok zor" dedi.

Duruşma tanıkların beyanları ile devam ediyor.

 

11:15

DURUŞMA BAŞLADI!

Bakırköy Adliyesi 22. Ağır Ceza Mahkemesi Salonu'nun kapasitesinin yetersiz olması sebebiyle duruşma konferans salonunda görülüyor. Davanın üçncü duruşmasına suç örgütü elebaşısı olduğu iddia edilen Fırat Sarı’nın da aralarında bulunduğu 25 tutuklu sanık, bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler ve avukatlar katıldı.

Tutuklu yargılanan doktor İlker Gönen’in kaldığı cezaevinde yaşamına son vermesinin ardından sanık sayısı 46 oldu. Duruşma saat 11.00 sıralarında sanık yoklamasıyla başladı.

10:41

3'ÜNCÜ DURUŞMA BUGÜN

Yenidoğan Çetesi’nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın 3'üncü duruşması bugün görülecek.
10:00

İLKER GÖNEN CEZAEVİNDE İNTİHAR ETTİ

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi yöneticisi ve üyesi 47 sanığın yargılandığı davada, örgüt yöneticisi İlker Gönen'in tutuklu bulunduğu cezaevinde intihar etmesinin ardından sanık sayısı 46 oldu.

CANLI | Yenidoğan çetesinde 3. duruşma! Çete lideri sanık Fırat Sarı kendisini böyle savundu: Ölmüyorsam gerçekler ortaya çıksın diye - 1

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün 3'üncü kez görülecek duruşmada sanık savunmalarının alınmasına devam edilmesi öngörülüyor.

09:30

1399 SAYFALIK İDDİANAMEDE HAZIRLANMIŞTI

İddianamede çetenin hastaların mevcut durumlarını, evrak işlemlerine farklı yansıtarak (entübe olanı entübe olmayan, entübe olmayanı entübe olan, kullanılmayan ilaçları kullanılmış şekilde) gibi yöntemlerle evrak sahteciliği yapıp SGK'ya fatura ettiği, hastaların mevcut durumlarını olduğundan daha ağır göstererek daha uzun süre yatış sağlayıp SGK'dan yüksek ücret tahsil ettiği ve bazı hasta yakınlarından fazladan ücret adı altında para almak gibi işlemlerle maddi çıkar elde ettiği de aktarıldı.

Hazırlanan iddianamede yer alan şüphelilerin çoğunun sağlık çalışanı olduğu ve kazanılan kardan bu çalışanların da aldığı belirtildi. İddianamede 112 sevk sistemi bertaraf edildiği için bebek hastaların uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine şüphelilerin seçtiği örgüt adına kârlı gördüğü hastanelere yatışının yapıldığı, bu noktada amacın bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi değil maddi olarak en fazla kazanç elde edilmesi olduğu belirtildi.

Bebeklerin her türlü enfeksiyona açık olan yeni doğan yoğun bakım ünitelerinde yatırılmasının kimi bebeklerde enfeksiyon kapma gibi rahatsızlıklara kimi bebeklerde ise ölüme dahi sebep olduğu da iddianamede kaydedildi.

Şüphelilerin usulsüz şekilde düşümünü yaptıkları currosurf, infasurf gibi ilaçları hastaneden çıkartarak satıp maddi kazanç elde ettikleri, Özel Hastaneler Yönetmeliği'ne aykırı şekilde işletme devri yapılarak danışmanlık hizmeti adı altında Fırat Sarı liderliğindeki Yenidoğan Suç Örgütü'nün çok sayıda hastaneye az sayıda doktorla hizmet vermeye çalışması nedeni ile aslında sağlık hizmetinin doğrudan hemşire ve hatta hemşire yardımcıları ile verildiği bu nedenle bebek ölüm sayılarının arttığı da iddianamede kaydedildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı'nın elebaşı olduğu suç örgütünde İlker Gönen'in örgütün sevk ve idaresini yapan sanıklardan olduğu belirtilmişti.

08:50

47 SANIK 19 SAĞLIK KURULUŞU!

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 47 sanığa ve 19 sağlık kuruluşuna yer verilirken 10 bebeğin ise hayatını kaybettiği belirtildi.

İddianamede Fırat Sarı liderliğindeki ve yöneticiliğini İlker Gönen ile Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı suç örgütünün esas amacının işletmesini devir aldıkları yeni doğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini bertaraf ederek doluluğunu sağlamak, hastaların basamakları ile oynama yaparak SGK'dan üst sınırdan ödeme almak olduğu açıklandı.

08:40

582 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENİYOR

İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 bebeğin ölümü nedeniyle "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından 10 kez, "resmi belgede sahtecilik" suçundan da 11 kez uygulanmak üzere toplam 177 yıl 6'şar aydan 582 yıl 9'ar aya kadar hapis cezası talep edilmişti.

Mobil uygulamalarımızı indirin