Asrın yolsuzluk davasında hesap vakti! Kirli pazarlıklar deşifre oluyor

Asrın yolsuzluk davasında hesap vakti! Kirli pazarlıklar deşifre oluyor

Yüzyılın vurgunu olarak nitelendirilen İBB davasının 9. oturumu bugün görüldü. İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 407 sanıktan 107’si tutuklu olarak duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısına çıktı. Duruşmada Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunma yaparken, soruşturmadaki dikkat çeken kirli pazarlıklar tek tek deşifre ediliyor. Öte yandan duruşma 25 Mart çarşamba gününe ertelendi.

Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk davasında hesap vakti. İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 107'si tutuklu 407 sanık duruşmanın 9. görüşmesinde hakim karşısına çıktı.

CANLI ANLATIM

DURUŞMA ERTELENDİ

 'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' duruşmasının dokuzuncu oturumunda görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın savunması tamamlandı. Savunmanın ardından Ekrem İmamoğlu söz alarak "Büyükşehir Belediye Başkanı olarak beraber görev yaptığımız dönemde size herhangi bir usulsüz, hukuksuz veya menfaat odaklı bir talep ya da öneride bulunan bir görev anlayışında bulundum mu" dedi. Şahan ise soruya "Hayır olmadı başkanım" şeklinde cevap verdi. Duruşma Resul Emrah Şahan'ın çapraz sorgusu ile devam edilmek üzere yarına (25 Mart Çarşamba) ertelendi.

 

ROTANA REZİDANS DOSYASI AÇILDI: 3.5 MİLYON DOLARLIK RÜŞVET İDDİASI

'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' duruşmasının dokuzuncu oturumunda tutuklu sanık Şişli Belediyesi ile çalışan organizatör Altan Ertürk savunma yaptı. Ertürk, "Belediyeye 3 buçuk milyon para verildiği ve paranın benim tarafımdan teslim edildiği söylendi. Bu iddiayı duyunca şok oldum. Bana bu yönde ifade olduğu söylendi. Bu iddiayı reddettim" dedi.

'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ilk duruşmasının dokuzuncu oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada, mahkeme başkanı duruşma savcısının rahatsızlandığını ve bu nedenle bugün için duruşmaya başka bir savcının katıldığını aktardı. Ardından tutuklu sanık Şişli Belediyesi ile çalışan organizatör Altan Ertürk'ün savunmasına geçildi.

İddianamede, Şişli'de 'Rotana Rezidans' isimli projeyi yapan mağdurlar Nezih Barut ve Minur Özkök'ün iskan iznine karşılık para vermeye zorlandığı ve 3.5 milyon doları eski CHP Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin'e danışmanlık yapan Altan Ertürk'ün teslim aldığı iddiası yer almıştı.

Ertürk iddianamedeki bu suçlamalara karşı, "Hayatımın hiçbir döneminde iş takipçiliği yapmadım. Bu tarz işlere girmedim. 23 Eylül'de şafak operasyonu ile gözaltına alındım. Sayın savcı belediyeye 3 buçuk milyon para verildiği ve paranın benim tarafımdan teslim edildiğini söyledi. Bu iddiayı duyunca şok oldum. Bana bu yönde ifade olduğu söylendi. Bu iddiayı reddettim" dedi.

Sanık savunmasının ardından duruşmaya 1 saat ara verildi.

RESUL EMRAH ŞAHAN SAVUNMA YAPTI

İBB'ye yönelik ‘Yolsuzluk’ davasında aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanık duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısında. Duruşmada 'Kent uzlaşısı' soruşturması kapsamında tutuklanıp tahliye edilen ve İBB’ye yönelik 'Yolsuzluk' davası kapsamında tutukluluğu sürerken, görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunma yaptı.

Resul Emrah Şahan savunmasında, "Şişli Belediyesi’yle Çağlayan Adliyesi komşudur, adliyenin bulunduğu parsel belediyeye aittir. Belediye vermiştir. 18 Mart günü ben savcılıkla bunları konuşuyordum, çağırsalar giderdim. Sabah 05.30'da evimden alındım. 19 Mart sabahı devletle toplum arasındaki güven bağına balta vurulmuştur. Burada esas hikaye Şişli’nin iradesi. Ben Şişli’de 10 kişiden 7’sinin oyunu almış bir belediye başkanıyım. Bugün benim koltuğumda kayyum oturuyor. Tutuklandıktan 1 yıl sonra karşınızdayım. 12 metrekarelik hücremde binlerce mektupla, destekle karşınızdayım. 'Suçlusun' diyorlar.' Neyle suçluyum' diyorum, 'Bilmiyorum' diyorlar. Ben 19 Mart günü kent uzlaşısı davasından tutuklandım. Gerekçe, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye İttifakı siyasetiydi. Ben siyasetçi olarak ve belediye başkanı olarak partimle beraber batıdaki illeri, batı illerindeki Kürtlerin mecliste temsil edilmesinin savunucusu olduğum için tutuklandım. Batı illerindeki Kürtlerin meclisteki temsiliyeti. Sayın Başkanım, batı illerindeki Kürtler kim. Belki siz, belki heyetteki arkadaşlarımız, salondaki arkadaşlarımız. Komşumuz. Kardeşimiz. Ben bu siyasetin arkasındayım. Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en kritik eşiklerinden biri olan terörsüz, demokratik Türkiye sürecine ilişkin toplumsal destek varken kent uzlaşısı davasından bir belediye başkanını tutuklamak abesti. O dönem iktidar siyasetçilerinin açıklamalarından bir cümle söyleyeceğim. 'Uzlaşı, bu topraklarda bir zayıflık değildir. Devlet aklının ve milletin ferasetinin gereğidir' Biz orada durduk. Kent uzlaşısı da buydu. Kimlikler üzerinden çatışmak değil, ortak değerlerde buluşarak kenti birlikte yönetmekti. Hal böyleyken bu operasyon devlet aklına, hep birlikte demokrasi için bir eşik daha atlama çabasına çelme taktı. Devlete rağmen yapıldı. Türkiye, Kürt meselesinde en önemli tarihi eşiği geçerken bir belediye başkanını kent uzlaşısından tutuklu tutmak çelişkiydi. 19 Mart günü kent uzlaşısından tutuklandım. İddianameyi beklemeye başladım. 4 ay sonra, Temmuz’da Prof. Dr. Ahmet Özer kent uzlaşısından tahliye aldı. Tam o dönem, şimdi 'Kardeşlik zamanı, iç cepheyi güçlendirelim' açıklamaları geldi. Emrah’ın hücresinin kilidi açılmıştı. Kapının kulpunu indirseniz kapı açılıyordu. Onun için ikinci bir kilit lazımdı o kapıya. Ağustos ayında etkin pişmanlar ifade vermiş Emrah demişler. 12 Eylül’de birden, aniden ifadeye çağrıldım. Sadece tanık ifadeleriydi. Sadece tanık ifadeleriyle tutuklandım. Hem de kimler. Türkiye’de bakanlıkla, devletle en büyük iş yapan müteahhitler. Türkiye’nin en büyük müteahhitleri. En büyük ihaleleri almış kişiler. Onların danışmanları. Onların işini takip eden insanlar. Sonra ne oldu. 2026 Şubat ayında kent uzlaşısından 5 dakikada tahliye aldım." dedi.

'KURUMA DAİR BİR TALİMAT VERMEM MÜMKÜN DEĞİL'

Şahan savunmasının devamında, "Öncelikle 'Eylem 13’ ile başlamak istiyorum. İddianamenin toplam mantığına ilişkin garipliğe en güzel örnek budur. Niye. Benim adımın ilk geçtiği yer Eylem 13. 'Kişisel verileri başkasına verme, yayma ve ele geçirme' suçu isnat ediliyor. Bu konuda kimse benim ifademe başvurmadı. Ben 'sürpriz' iddianame geldiğinde öğrendim. Hiçbir şüpheli ifadesinde, hiçbir tanık beyanında, hiçbir raporda, kolluk fezlekesinde, hatta şüpheli listesinde dahi adım yok. Benden bu iddianın yanlış olduğunu ispatlamam bekleniyor. Sayın Başkanım, suçlamada 'İstanbul Planlama Ajansı Başkanı sıfatında hareket ediliyor' deniliyor. Ben İPA Başkanlığı’ndan ayrılalı çok oldu. 2024’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki bu görevimi, usule uygun bağlamak için BİMTAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı görevim vardı; o görevden de istifa etmiştim. Ama İPA’daki çalışma arkadaşlarımız ve ben, 2023 Kasım sonu veya Aralık başında gerçekleştiği iddia edilen bir panel üzerinden suçlanıyoruz. Bu dönemde istifa etmiş ve sahada kampanya yapan bir belediye başkan adayı olarak talimat verdiğim iddia ediliyor. İddianın temelsizliği zaten burada başlıyor; zaten fiilen mümkün değil. Kuruma dair bir talimat vermem mümkün değil" dedi.

YENİLEMEK ZORUNDA KALDIĞI TAAHÜDÜ GEREKÇE GÖSTEREREK SUÇ UNSURU YARATIYORLAR’

Şahan, "Gelelim benim tutuklanma sebebime. Ben bir 'park yaptırma' meselesiyle tutuklandım. Dediler ki: 'İskanı geciktirmişsin'. Ortada bir protokol var, bir taahhüt var. Bu taahhüt 2020 yılına dayanıyor. Firma, 2020 yılındaki taahhüdü anlatmıyor; 2024 yılında parkı bitiremediği için mecburen yenilemek zorunda kaldığı taahhüdü gerekçe göstererek bir suç unsuru oluşturmaya çalışıyorlar. 2021’de verilmiş bir söz var. 2024 yılında, benim dönemimde 'parkı yetiştiremedim' diyerek taahhüdü yenilemişler; çünkü o alanda yıkılması gereken bazı gecekonduların süreci beklenmiş. İddianamede 2020 yılındaki asıl taahhütten hiç bahsedilmiyor. Peki sonuç nedir? Proje sahibinin bir park sözü var; konut sahiplerine verdiği. Biz de bu kamu yararının takipçisi olduk. Türkiye’de bir üniversite arazisi, 6306 sayılı kanun ve parsel bazlı plan tadilatıyla 500 milyon dolarlık bir ranta çevriliyor. Balkonunda havuz olan daireler satılıyor. Adam bütün satış stratejisini aşağıda kamuya ait olan koru alanı üzerine kuruyor, bunu taahhüt ediyor, 'kamuya açık alanı ben yapacağım' diyor. Havuzlarını emsal dışı bırakmak için yönetmelik değiştiriliyor. Ben başkan oluyorum ve diyorum ki: 'Bir dakika kardeşim, yangın güvenliği eksikliğin var, şunu tamamla' İnanılır gibi değil ama şu işten dolayı Türkiye’de tutuklu olan tek kişi benim" dedi.

‘KİMSENİN PARA VERDİĞİ YADA ALDIĞI YOK’

Resul Emrah Şahan, "Biz burayı ProfiloAVM olarak biliriz. İddianamedeki süreç anlatımı ile olgular hiçbir şekilde birbiriyle örtüşmüyor. İddianamede bu eyleme ilişkin olarak firma sahibi ve müdürü olmak üzere iki kişinin ifadesi var. Süleyman Çetinsaya’ya aktarılan bir bilgiden ve şirket genel müdürünün 2024 Mart seçimleri öncesi bir görüşmesinden bahsediliyor. Yani benim başkanlığım döneminden bahsediyorlar ama ortada somut bir durum yok; kimsenin para verdiği veya aldığı bir olay yok. Buradaki asıl konu, proje yapmak istedikleri parseldeki 2 bin 600 metrekarelik ve yaklaşık 520 milyon lira değerindeki kamu arazisidir. Biz o plan kararını uygulama konusunda çok kararlıydık. Burası Profilo AVM arazisi; bir inşaat şirketi geliyor ve buraya konut projesi yapmak istiyor. 2020 yılında Bakanlık imar planlarında bir değişiklik yaparak, yapılaşma koşullarının ilçe belediyeleri ve Büyükşehir tarafından belirlenmesini istedi. Benim başkanlık dönemimde, Artaş grubunun 2 bin 600 metrekarelik alanı kamuya terk etmesi gerekiyordu. Eğer burada bir ruhsat almak, bir proje yapmak istiyorsa, bu parselin ayrılması ve kamuya terk edilmesi şarttır. Diyor ki: 'Hayır, ben burayı site bahçesi ve özel otopark olarak kullanacağım.' Kendi belgelerinde bu görünüyor. Biz de 'Olmaz' dedik. Bizim tek yaptığımız kamu hakkını savunmaktı. İşin trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? Belediye başkanıyken bu işlemleri biz başlattık. Firmanın 'süreç geciktiriliyor' dediği şey, bizim plan kararını uygulama kararlılığımızdır. Ve sonuç ne oldu? Ben tutuklanmadan sadece 20 gün önce bu alan resmen Şişli Belediyesi’nin mülkiyetine geçti. İşlem bitti. Şu an o 2.600 metrekarelik, 520 milyon liralık alan Şişli halkınındır" dedi.

 

"İŞ TAKİPÇİLİĞİ YAPMADIM"

Şişli Belediyesiyle çalışan organizator Altan Ertürk savunmasında, "Hayatımın hiçbir döneminde iş takipçiliği yapmadım. Bu tarz işlere girmedim. 23 Eylül’de şafak operasyonuyla gözaltına alındım. Sayın savcı belediyeye 3,5 milyon para verildiği ve paranın benim tarafımdan teslim edildiğini söyledi. Bu iddiayı duyunca şok oldum. Bana bu yönde ifade olduğu söylendi. Bu iddiayı reddettim. Bana isnat edilen bu suça dair hiçbir delil gösterilmeden bir ifadeyle tutuklandım. Tam 6 aydır bu gerçek dışı kurguyu anlatabilecek bir merci bulamadım. Bir inşaat firmasının Şişli’de yaptığı bir inşaat var. Bu inşaatın iskanları alınırken belediyeye para teklif edildiği iddia ediliyor. İnşaat firmasının üst düzey yönetici ortakları var; hiç görmedim konuşmadım. Eskiden dervişler çilehaneye girer, çile çekerek olgunlaşırmış. Ben de buradan çok şey öğrenmiş ve biraz daha 'Olmuş' olarak çıkıyorum; ama bu, 6 ayı hiçbir suçum olmadan burada geçirdiğim gerçeğini de değiştirmiyor. Burada tam 1 saat sizlere; onlarca ifade arasında 'O ifadesinde onu demiş, bu ifadesinde bunu demiş' şeklinde bir kurguyu, saptırılmış bir gerçeği gözler önüne sermeye çalıştım.Sanki asıl sormamız gereken soru şu. Ben sadece bir kişiye randevu almaktan başka birşey yapmamışken nasıl oluyor da 6 aydır tutuklu olabiliyorum. Tek bir delil bile olmadan beni tutuklayan ve 6 aydır hapis yattıran hukuk sisteminde; suçsuz olduğumu 'O şunu demiş, bu bunu demiş' diyerek ifadelerdeki çelişkileri, tutarsızlıkları ortaya koymaya çalışarak savunma yapmak gerçekten insanın gücüne gidiyor. Normalde delillerin konuşması gerekmiyor mu. Evet, bir kişinin ifadesiyle, üstelik gözüyle şahitlik etmediğini söylediği bir kişinin ifadesiyle tutuklanmıştım. 6 aydır da tutukluyum" şeklinde konuştu.

Duruşmaya 12.50 itibariyle1 saat ara verildi.

 

SAVUNMALAR DEVAM EDİYOR

SAİstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların birinci derece yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, İBB iştirak şirketi Ağaç AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Ali Sukas'ın avukatının beyanının alınmasıyla devam ediyor.

İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

5 CHP'Lİ VEKİL DURUŞMAYA ALINMADI

CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer’in de yer aldığı 5 CHP'li vekil duruşmanın görüldüğü binaya alınmadı.

Sanık müdafilerinden biri söz alarak, "Sayın başkan sizin böyle bir talebiniz ya da kararınız oldu mu? Duruşmaların alenilik ilkesi var." dedi.

Mahkeme Başkanı, "Daha önce tedbir kapsamında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazmıştık. Onlar o süreci yürütüyorlar. Biz aleniyeti ihlal eden bir uygulama yapmıyoruz. Başsavcılığın takdirinde alınan önlemler." yanıtını verdi.

Mahkeme başkanın sözlü talimatıyla İBB Davası duruşmasına girmesi yasaklanan CHP'li vekiller:  

▪️Ali Mahir Başarır 
▪️Mahmut Tanal  
▪️Turan Taşkın Özer  
▪️Özgür Karabat  
▪️Bahadır Erdem

ŞİŞLİ BELEDİYE BAŞKANI SAVUNMAYA YAPACAK

Tutuklu sanıkların savunma yaptığı davada bugün görevden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın savunma yapması bekleniyor.

DAVA BAŞLADI

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda görülecek duruşma öncesinde, salon ve çevresinde jandarma ekiplerince güvenlik kontrolü yapılıyor.

 

 

İBB'YE YÖNELİK "YOLSUZLUK" DAVASINDA 9'UNCU DURUŞMA

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

DURUŞMALARDA ÜÇÜNCÜ HAFTA
İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Geçtiğimiz celselerde tutuklu sanık Aykut Erdoğdu, Sırrı Küçük, Ümit Polat, Bulut Aydöner savunma yaptı. Cuma günü duruşma görülmezken, haftanın 4 günü devam eden duruşmalarda üçüncü hafta 23 Mart Pazartesi günü başladı.

SAAT 22.00’YE KADAR DEVAM EDECEK
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de bulunan Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi'ndeki binada görülecek duruşmada, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilecek. Diğer yandan Mahkeme başkanı duruşmaların saat 22.00’ye kadar devam edebileceğini belirtti. 

 

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin