Selin ardından İstanbul'u bekleyen yeni tehlike! Bu hatayı hepimiz yapıyoruz: Uzman isim vatandaşları uyardı
İstanbul'u etkisi altına alan şiddetli yağışlar ve geçen hafta meydana gelen sel felaketlerinin ardından uzman isimden hayati bir şebeke suyu ve enfeksiyon uyarısı geldi.
Geçtiğimiz hafta İstanbul'da yaşanan şiddetli yağışlar ve sel felaketlerinin ardından oluşabilecek risklere karşı bir uyarı da özel bir üniversitenin dekanı ve Sağlık Bakanlığı Danışmanı olan Prof. Dr. Haydar Sur'dan geldi. Prof. Dr. Sur, vatandaşların dikkat etmesi gereken noktaları anlattı.
SU ŞEBEKESİNE NASIL KARIŞIYOR?
Sabah Gazetesi'nden Gül Kireklo'nun haberine göre, şiddetli yağışların içme suyu kaynaklarında hem mikrobiyolojik hem de kimyasal kirlenmeye neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Sur, "Sel suları, kanalizasyon atıklarını, hayvan dışkılarını, tarımsal atıkları, çöpleri ve çeşitli kimyasal maddeleri içerebilir. Bu suların içme suyu kaynaklarına ulaşması, arıtma sistemlerine zarar vermesi veya dağıtım şebekesine sızması suyun kalitesini bozabilir. İnsan ve hayvan dışkılarıyla bakteriler, virüsler ve parazitler suya karışabilir. Borularda çatlaklar oluşması veya su basıncının düşmesi, çevredeki kirli suyun şebekeye girmesine yol açabilir. Yakıtlar, pestisitler ve diğer kimyasallar da su kaynaklarına karışabilir." diye konuştu.
Türkiye'de kişi başına yıllık 1301 metreküp su düşüyor. (Fotoğraf: AA)
Vatandaşların suyun güvenliğini değerlendirirken en sık düştüğü yanılgılardan birinin görünüme güvenmek olduğunu belirten Prof. Dr. Sur, "Berrak, kokusuz ve normal tatta olan su da hastalık yapıcı mikroorganizmalar içerebilir. Renk, koku ve tat değişiklikleri kirlenmeye işaret edebilir; ancak bunların bulunmaması mikrobiyolojik güvenliğin kanıtı değildir. Bazı bakteriler, virüsler ve parazitler gözle görülemeyecek kadar küçüktür. Benzer şekilde, bazı kimyasal kirleticiler de suyun duyusal özelliklerini değiştirmeden bulunabilir." dedi.
KİRLİ SU KAYNAKLI ENFEKSİYONLARA DİKKAT
Prof. Dr. Sur, kirli su kaynaklı enfeksiyonların belirtilerinin hemen ortaya çıkmayabileceğine dikkat çekerek vatandaşların sağlık durumlarını gözlemlemeleri gerektiğini belirtti ve "Kolera, tifo, şigelloz ve bazı E. coli enfeksiyonları; viral enfeksiyonlardan hepatit A, norovirüs ve rotavirüs enfeksiyonları görülebilir. Bunlar ishal, kusma, karın ağrısı, ateş ve sıvı kaybına neden olabilir. Hepatit A gibi bazı enfeksiyonlarda ise sarılık, halsizlik ve bulantı gibi belirtiler ön plana çıkabilir. Kanlı ishal, belirgin bilinç değişikliği, bayılma veya ağır sıvı kaybı belirtileri acil değerlendirme gerektirir." uyarısında bulundu.
Su zengini ülkelerde yıllık kişi başına 1700 metreküpten fazla su düşüyor. (Fotoğraf: AA)
KAYNATMAK DA YETMİYOR
Şebeke suyunun kirlendiğinden şüphelenildiğinde öncelikle belediyenin, su ve kanalizasyon idaresinin ve sağlık yetkililerinin duyurularının takip edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Sur, şu uyarılarda bulundu:
- "Suyu kaynatarak kullanın", "suyu içmeyin" ve "suyu hiçbir amaçla kullanmayın" uyarıları aynı anlama gelmez.
- Mikrobiyolojik riskte kaynatma yeterli olabilirken kimyasal kirlenmede veya suyla temasın tehlikeli olduğu durumlarda kaynatma çözüm değildir.
- Şüpheli su içilmemeli; çay, kahve, çorba ve bebek maması hazırlamakta kullanılmamalıdır.
- Diş fırçalama, yiyecek yıkama ve buz yapma işlemlerinde güvenli su tercih edilmelidir.
- Kirli suyla yıkanan sebze ve meyveler de enfeksiyon kaynağı olabilir.
FARKLI NOKTALARDAN NUMUNELER ALINMALI
Şebeke suyunun yeniden kullanılmadan önce bilimsel analizlerden geçirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Sur, "Şebeke suyunun yeniden güvenli kabul edilmesi, yalnızca suyun akmaya başlamasına veya berrak görünmesine bağlı değildir. Su kaynağından arıtma tesisine, dağıtım şebekesinden tüketicinin musluğuna kadar bütün sistemin değerlendirilmesi gerekir. DSÖ, su güvenliğinin risk temelli yönetim ve bağımsız denetimle sağlanmasını önerir. Şebekenin farklı noktalarından numuneler alınması gerekir." dedi.
