Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş (ahaber.com.tr)
Çalıştayın açılış programında, plastik atık ve kirlilik sorununa yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi, döngüsel ekonominin güçlendirilmesi ve Türkiye'nin 2053 vizyonuna katkı sağlayacak yol haritasının oluşturulması mesajları öne çıktı.
"DÜNYA ÇOK BÜYÜK DEĞİŞİMLERE GEBE BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, dünyanın çok zorlu, çok büyük değişimlere gebe bir dönemden geçtiğini söyleyerek, "Bu değişimin bir bölümü maalesef ülkeler, toplumlar arası çekişmelerden kaynaklı olacak. İnsani krizler, savaşlar gezegenin en varoluşsal sorunlarını gölgelemekte. Atık sorunu, çevre kirliliği, iklim krizi gibi tehditler adil bir düzende herkesin huzur içinde yaşamasına yetecek muhteşem gezegeni yaşanmaz hale getirecek potansiyel taşımakta" dedi.
"Çevre sorunları zikredildiğinde herkesin aklına gelecek kadar yaygınlaşmış plastik atıklar gerçeği karşımızda büyük bir şekilde duruyor" diyen Bakan Ersoy, şöyle devam etti:
"Son 70 yıllık dönemde plastiğin dünya çapında üretimi 460 tonun üzerine çıkmış durumda. Bu da ciddi bir çevre sorunu getirmekte. İnsanlık sorunu omuzlamakta çaresiz kalmış durumda. Plastik atık yönetiminde küresel bir standardı oturtmaz var olan sistemi iyileştirmezsek sorunun üstesinden gelmek pek de mümkün görünmüyor. Güçlü ekonomilerin bu alanda başarılı sonuçlara ulaşmış ülkelerin iş birliği yoluna gitmesi gerekiyor. Rakamlar sorununun büyüklüğünü anlamak isteyenler için çok açık. Plastik atık seviyesi de 353 milyon tona ulaştı. Üretimin 4'te 3'ünden fazlası atık olarak karşımızda duruyor. Plastik atıkların yalnızca yüzde 9'u nihai olarak geri dönüştürülmekte. Kalan yüzde 19'u yakılıyor, yüzde 50'si ise depolanıyor. Çevreye karışan plastik atık oranı ise yüzde 22. Toprağı, nehirleri, okyanusları zehirleyen, canlı ekosistemine zarar veren yaklaşık 78 milyon ton plastik kontrol dışındadır ve ciddi anlamda doğaya karışmaktadır. Mevcut atık yönetim sistemi burada çaresiz kalıyor."
Türkiye Plastik Atık Çalıştayı büyük bir ilgiyle takip ediliyor (ahaber.com.tr)
"TÜRKİYE'NİN BU ALANDA KAT ETMESİ GEREKEN AŞAMALAR VAR"
Doğayla barışık, ciddi bir alternatif maddenin en önemli çözüm başlığı olduğunu ifade eden Ersoy, "Mümkün olan her bir çözüm başlığı devreye hızlı bir şekilde alınmalı. İkincil ham madde kullanımına kadar bütün plastik döngüsü masaya yatırılmalıdır. Bu mücadele kazanıldığında gezegenimize bir can suyu olacaktır. Eldeki veriler Türkiye'nin bu alanda kat etmesi gereken aşamalar olduğunu ortaya koymaktadır. Gerçeklere hiçbir zaman gözümüzü kapatmadık, kapatmayız da. Bu alanda dönüşümün önünü açan Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'ye şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, açılış programında yaptığı konuşmada, KKTC'nin Girne Limanı'ndan Mersin'in Taşucu Limanı'na gitmek üzere yola çıkan yolcu gemisinin alabora olmasına ilişkin üzüntülerini dile getirerek, "Dün Girne'den Taşucu'na hareket eden yolcu gemisinin geçirdiği elim kazadan duyduğumuz üzüntüyü ifade etmek istiyorum. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. KKTC'ye, Kıbrıs Türklerine, aziz milletimize geçmiş olsun" dedi.
"PLASTİK MESELESİNİ TÜRKİYE'NİN TAMAMINI KAPSAYAN BİR ŞEKİLDE ELE ALMAK ZORUNDAYIZ"
Plastiğin hayatımıza bir çözüm olarak girdiğini, meselenin ise plastiği tamamen hayatımızdan çıkarmak olmadığını ifade eden Ağırbaş, "Asıl meselemiz nerede gerçekten ihtiyaç duyduğumuz, nerede gereğinden fazla kullandığımız ve sonra ne yaptığımızdır. Plastikler hepimizi rahatsız eden bir kirlilik görüntüsüne dönüşmüş durumda. Bütün döngüyü birlikte ele almak zorundayız. Plastik kirliliği yalnızca denizlerimizin, kıyılarımızın meselesi de değildir. Tarımdan turizme karşımıza çıkıyor. Bu yüzden meseleyi Türkiye'nin tamamını kapsayan bir şekilde ele almak zorundayız" ifadelerini kullandı.
Sıfır Atık Hareketi'nin bize atığı önlenmesi, azaltılması, yeniden kullanılması ve ekonomiye yeniden kazandırılması gereken bir kaynak olarak öğrettiğini vurgulayan Ağırbaş, "Bu anlayışın temelinde de kaynaklarımızı verimli olarak kullanmak vardır. Türkiye Plastik Atık Çalıştayı'nı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki güçlü iradenin yeni adımı olarak görüyoruz. Adana, Mersin, Muğla ve Antalya'da kamu, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplumla bir araya geldik. Tarım alanlarından akarsulara, sanayiden limanlara sahadaki sorunları dinledik. Bu tecrübeyi Türkiye'nin dört bir yanından gelen bilgi ve birikimle burada buluşturuyoruz" diye konuştu.
"GEREKİRSE İTHALATIN YASAKLANABİLMESİNİ KONUŞMAK ZORUNDAYIZ"
"Kendi atığımızı yeterince toplayıp ekonomiye kazandıramadan dışarıdan atık getirmenin sonuçlarını hep beraber sorgulamalıyız" diyen Ağırbaş, şöyle devam etti:
"Kendi atığını yöneten güçlü bir geri dönüşüm ekonomisi olmak zorunda. Bir başka mesele mevzuat ve denetim. Yeterince sonuç alabiliyor muyuz? Gerekirse ithalatın yasaklanabilmesini de konuşmak zorundayız. Çevreyi plastik atıklarla kirletenlere yönelik hapis cezası dahil daha ağır yaptırımları da konuşabilmeliyiz. Ortak akıl zor soruları aynı masa etrafında konuşabilmektir. Plastik attığımız yerde kalmıyor. Akarsulardan denizlere, denizlerden okyanuslara, bir ülkenin kıyısından başka bir ülkenin kıyısına ulaşabiliyor. Üstelik zamanla parçalanıp mikroplastiklere dönüşebiliyor. Plastik kirliliği aynı zamanda gıda güvenliği, insan sağlığı, iklim, ekonomi ve rekabet meselesidir.
"PLASTİK DÖNGÜSÜNÜN BÜTÜN BOYUTLARINI DEĞERLENDİRECEĞİZ"
Türkiye Plastik Atık Çalıştayı'nın atık, kirlilik, çevre, ekonomi, gıda güvenliği ve insan sağlığı olmak üzere 6 temelde ele alındığını söyleyen Ağırbaş, "Önümüzdeki iki gün boyunca bu meseleyi üst düzey oturumlarımız ve 15 tematik masamızda hep birlikte ele alacağız. Yeniden kullanımdan geri dönüşüme, mevzuattan ticarete, gıda güvenliği ve insan sağlığına kadar plastik döngüsünün bütün boyutlarını değerlendireceğiz. Çalışmalar sonunda ulaşmak istediğimiz hedef net; Türkiye'nin plastikle ilişkisini yeniden tasarlamak. Bugün burada yalnızca plastik sorununu konuşmak için değil ortak aklı, ortak eyleme dönüştürmek için bir araya geldik. İnanıyorum ki kalıcı çözümler üreten yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır" dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez (ahaber.com.tr)
"TÜRKİYE'NİN SANAYİLEŞMESİNİN KİRLİLİĞE YOL AÇMAYACAK ŞEKİLDE DEVAM ETMESİNİN YANINDAYIZ"
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ise, "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ne olursa olsun sanayi olsun diyen bir bakanlık değildir, asla olmamıştır. Ekip olarak biz Türkiye'nin sanayileşmesinin kirliliğe yol açmayacak şekilde devam etmesinin her zaman arkasındayız. 2018'de Türkiye Yeşil OSB Projesi başlattık. 31OSB, Yeşil OSB etkiletini de almış durumda. Türkiye Yeşil Sanayi Projesi yine uluslararası finansmanla yapıldı. 450 milyon dolarlık uluslararası kaynak mobilize edildi. Hedefimizde Türkiye'nin sanayileşmesi var ama çevre kirliliği zararlı sonuçlara yol açabiliyor. Bunları da gidermemiz lazım. Yeni dönemde bir diğer projemiz de Dijital ve Yeşil Dönüşüm Destek Programı'na çıkacağız. Bu da şirketlere yönelik bir program. 485 milyon dolarlık bir kaynağı da mobilize edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"BİR ŞEHİRDEN DÜNYAYA MESAJ VERİLECEKSE, "SIFIR ATIĞIN BAŞKENTİ" İDDİASIYLA İSTANBUL'DUR"
İstanbul Valisi Davut Gül ise konuşmasında sorunun sadece Türkiye için değil, dünya için çok büyük boyutta olduğunu ifade ederek, "Mesele yerel değil, küresel bir mesele. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum'un öncülüğünde önemli mesafe kat edildi. Sıfır Atık Vakfımız çalışmaları ile sadece kamu ayağını değil, STK'ların, vatandaşların bunu kültür olarak içselleştirmeleri adına önemli etkinlikler yapıyor. İstanbul da bunun için en isabetli şehirlerden bir tanesi. Bir şehirden dünyaya mesaj verilecekse "Sıfır Atığın Başkenti" iddiasıyla İstanbul'dur" dedi.