
BELİRTİLER ORTAYA ÇIKMADAN AŞI UYARISI
Kuduzun klinik belirtilerinin "sakin" ve "agresif" olmak üzere iki farklı biçimde görüldüğünü belirten Prof. Dr. Ertuğrul, şunları söyledi:
"Sakin formda hasta içine kapanır, ışık ve gürültüden rahatsız olur. Agresif formda ise dış uyaranlarla şiddetli nöbetler ve saldırganlık gelişir. Virüsün sinirlere ulaşıp beyinde ensefalit (beyin iltihabı) tablosu oluşturmasının ardından hastalık %100 ölümcül hale gelir. Dünya üzerinde belirtiler çıktıktan sonra hayatta kalabilen sadece bir vaka bildirildi. Bu sebeple belirtiler beklenmeden ilk 24 saat içinde aşı programına başlanması şart."

KUDUZ RİSKİ BULUNAN HAYVANLAR
Kuduz riski taşıyan hayvanlara ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Ertuğrul, fare ve sıçan gibi kemirgenlerde kuduz riski bulunmadığını ifade etti. Ertuğrul, bir farenin kuduz bir hayvanla karşılaşmasının ardından virüsü bir insana taşıyacak kadar zamanı olmadan yaşamını yitireceğini belirtti.
Kümes hayvanlarında da risk olmadığını söyleyen Ertuğrul, at gibi çiftlik hayvanları ile tilki ve çakal gibi yabani hayvanların virüsü bulaştırma riski taşıdığını kaydetti.
"ÇÖZÜM DÜZENLİ AŞILAMA"
Hürriyet'in haberine göre, sokak hayvanlarına ilişkin tartışmaları da değerlendiren Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, Avrupa'da ormanlardaki yaban hayatına aşı içeren yemler bırakılarak kuduzun kontrol altına alındığını belirtti.
Ertuğrul, "Sokak hayvanlarının düzenli periyotlarla belediyeler tarafından aşılanması ve buna bütçe ile zaman ayrılması tek insani ve bilimsel yöntem olacaktır" dedi.
"ABD'nin Wisconsin eyaletinde 2004 yılında 15 yaşındayken bir yarasa tarafından ısırılan Jeanna Giese, aşı kuluçka süresini kaçırdığı için %100 ölümcül olan kuduz hastalığına yakalandı. Ancak doktoru Dr. Rodney Willoughby'nin geliştirdiği ve hastanın yapay komaya sokularak bağışıklık sistemine zaman kazandırılmasını hedefleyen 'Milwaukee Protokolü' sayesinde aşı olmadan kuduzu yenen dünyadaki ilk insan olarak tarihe geçti. İki hafta komada kalıp hastanedeki uzun tedavi ve iki yıllık rehabilitasyon sürecinin ardından tekrar yürümeyi ve konuşmayı öğrenen Giese, günümüzde sinir hasarları taşımasına rağmen hayatını sürdürüyor; uygulanan bu yöntem ise diğer hastalarda benzer başarıyı yakalayamadığı için tıp dünyasında hâlâ etik ve güvenilirlik açısından tartışılmaya devam ediyor."
KUDUZ TEMASINDA BİLİNMESİ GEREKENLER
| Başlık | Haberde aktarılan bilgi |
| İlk müdahale | Temas bölgesini bol sabunlu suyla yıkamak |
| Sağlık başvurusu | Yıkama sonrasında sağlık kuruluşuna başvurmak |
| Aşı günleri | 0, 3, 7 ve 14'üncü günler |
| Hayvan takibi | 10 gün |
| Tipik kuluçka süresi | 20 ila 90 gün |
| Ciddi yaralanma | Aşıyla birlikte kuduz antiserumu uygulanması |
| Risk taşıyan hayvanlar | Köpek, at, tilki ve çakal |
| Risk bulunmadığı belirtilen hayvanlar | Fare, sıçan ve kümes hayvanları |
Diyarbakır'da kedi tarafından dudağından tırmalandıktan yaklaşık 4 ay sonra kuduz teşhisi konulan 3 yaşındaki kız çocuğunun Dicle Üniversitesi Hastanesindeki tedavisi sürüyor. Durumu ağırlaşan ve entübe edilen küçük çocuğun yaşadığı bu acı olay kuduz tehlikesini yeniden gündeme taşırken uzmanlar hastalığın sinsi ilerleyişi, belirtileri ve korunma yöntemleri konusunda hayati uyarılarda bulundu. A Haber muhabiri Sinan Yılmaz, D.Ü. Hastanesi Acil Birim Sorumlusu Doç. Dr. Abdullah Şen ile bölgedeki son durumu ve yapılması gerekenleri yerinde aktardı.
KEDİ ISIRDI, SEMPTOMLAR 4 AY SONRA ÇIKTI
Diyarbakır'da yaşanan ve tüm Türkiye'yi derinden üzen olayla ilgili süreci değerlendiren D.Ü. Hastanesi Acil Birim Sorumlusu Doç. Dr. Abdullah Şen, "3 yaşında bir çocukta, ilimizde bir kuduz riski temas sonrası yoğun bakım öyküsü meydana geldi. Bildiğiniz üzere bu bizleri de derinden üzen bir konu; çünkü kuduz, mevcut haliyle bilinen çok eski bir hastalık. Uzun süredir bilindiği için mücadele yöntemi olarak da 100 yıldan fazladır kullanılan bir aşımız mevcut. Aşımız da ülkemizde Sağlık Bakanlığı kontrollerinden sonra neredeyse tüm hastanelerimizde bulunan, ücretsiz yapılan bir uygulamadır." ifadelerini kullandı.

BEYNE YAKIN YARALANMALARDA RİSK DAHA BÜYÜK
Hastalığın kuluçka süresi ve ısırılan bölgenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Abdullah Şen, "Kuduzda normalde inkübasyon periyodu dediğimiz, yani hastalığın vücuda bulaştıktan sonra yerleşip tam bulgularını ortaya çıkarma süresi ortalama 45 günlük bir süredir. Ancak bu çocuktaki 3-4 aylık olan süre, daha önceki uzamış vakalar da göz önünde bulundurulursa biyolojik olarak süresine uyuyor maalesef. Dudak bölgesindeki risk, özellikle baş-boyun bölgesine yakın olan yaralanmalarda kuduz virüsünün beyin dokusuna yerleşmesini ve ilgili bölgede çoğalmasını sağlayacağından ötürü, teorik olarak kafaya ne kadar fazla yakın yaralanma varsa o kadar hızlı bir şekilde ilerleme ihtimali olduğunu söylüyoruz." sözleriyle tehlikenin boyutunu aktardı.
KUDUZUN İLK BELİRTİLERİ NELER?
Hastalığın teşhis edilmesindeki zorluklara ve ailelerin dikkat etmesi gereken noktalara değinen Şen, "Kuduzda genellikle bizde şöyle bir bulgu verilir: Çok spesifik bulgusu olmamakla beraber aileler genellikle çocuğun genel hâl ve hareketlerinde, özellikle merkezi sinir sistemini etkileyen bulgularında değişiklikler fark ederek getirebiliyorlar. Solunum sistemini, bilincini, yine hareketlerini etkileyen bulgular olabilir. Çok yaygın şikâyet bulguları olabilir; doğrudan 'Şu bulgu vardır ve bu hastalık kuduz düşündürür.' denen birincil derecede bir öykümüz maalesef şu an için mevcut değildir." şeklinde konuştu.
TEMAS SONRASI İLK 15 DAKİKAYA DİKKAT!
Hayvan temasından hemen sonra yapılması gerekenleri sıralayan Doç. Dr. Abdullah Şen, "Kuduz riski sadece köpeklerde değil; kedi, köpek, hatta bazen kırsaldaki ineklerden bile salya yoluyla bulaştığı görülmüştür. Eğer böyle bir temas öyküsü varsa ilk yapılacak şey, Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığımızın önerdiği ilk 15 dakika normal bir sabunlu suyla yıkanmasıdır. 15 dakika ilgili bölgenin temizliği viral yük açısından çok önemli. Sonrasında yaralanmış kişinin en yakın sağlık kuruluşuna götürülüp öykünün net bir şekilde verilmesi lazım. Ayrıca maruziyete sebebiyet vermiş olan hayvanın, mümkünse kişilere zarar vermeden yakalanıp güvenli bir alanda 10 gün boyunca kontrol altında tutulması tavsiye edilmektedir." ifadelerini kullandı.

AŞI VE İMMÜNOGLOBULİN HAYAT KURTARIYOR
Aşılama takvimi ve koruyuculuk oranları hakkında bilgi veren Şen, "Aşı uygulaması yetişkinlerde omuz bölgesinden, çocuklarda ise genellikle uyluk ön kısmından yapılıyor. Bunun dışında riskin durumuna göre bir de antikor uygulamamız, immünoglobulin uygulaması var. Bağışıklık sistemi yeterli olan kişilerde 0, 3, 7 ve 14. günlerde olmak üzere 4 doz aşı yapılıyor. Bu takvim uygulandığında yüzde 95 koruyuculuğu mevcut. İmmünoglobulin gereken vakalarda bu koruyuculuğu yüzde 100'e kadar çıkarıyoruz. Olayın olduğu gün aşı yapılmasa bile bir hafta içerisinde başvurulursa aşımızı ivedi bir şekilde yapıyoruz ve koruyuculuğu devam ediyor." sözleriyle açıklamalarını tamamladı.