CHP ile Yeni Parti arasında miras kavgasının merkezi İş Bankası

CHP ile Yeni Parti arasında miras kavgasının merkezi İş Bankası

CHP ile Yeni Parti arasında yaşanan ayrışma yalnızca siyasi değil, aynı zamanda "miras paylaşımı" tartışmasına dönüşecek. Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, CHP'nin İş Bankası'ndaki yüzde 28,09'luk hisse temsilini yeniden gündeme taşıdı. Müderrisoğlu, 1938'in koşullarında meşru kabul edilen bu yapının, bugünün Bankacılık Kanunu ve Siyasi Partiler Yasası çerçevesinde tartışmalı hale geldiğini savundu. İş Bankası'nın kurumsal itibarının korunması ve siyaset ile finans dünyası arasındaki sınırların daha net çizilmesi gerektiğini belirten Müderrisoğlu, CHP'nin banka yönetimine üye belirleme yetkisinden çekilmesi gerektiğini dile getirdi. Çözüm önerisi olarak ise, CHP ile İş Bankası arasındaki vekalet ilişkisinin bağımsız bir yapıya devredilmesini ya da söz konusu hisselerin oy hakkı bulunmayan bir statüye dönüştürülmesini gündeme getirdi.

1938 yılının koşullarında şekillenen CHP'nin Türkiye İş Bankası'ndaki temsil yapısı, günümüzün finans ve bankacılık mevzuatı çerçevesinde yeniden tartışma konusu oluyor.

CHP'nin İş Bankası'ndaki yüzde 28,09 oranındaki hissenin temsilini sürdürmesi, Bankacılık Kanunu ile Siyasi Partiler Kanunu'nun öngördüğü ilkeler açısından eleştirilirken, partinin bu hisseler üzerinden bankanın yönetim kuruluna 4 üye için aday gösterme yetkisini kullanması da dikkat çekiyor.

1938 koşullarında oluşturulan temsil modelinin, günümüz Bankacılık Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu çerçevesinde yeniden tartışılması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. (AA)1938 koşullarında oluşturulan temsil modelinin, günümüz Bankacılık Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu çerçevesinde yeniden tartışılması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. (AA)

SİYASET-FİNANS AYRIMI ŞART

Uzman değerlendirmelerinde, "Atatürk'ün vasiyeti" kapsamında sürdürülen bu temsil modelinin, siyasi bir partinin ticari faaliyet gösteren özel bir bankanın yönetiminde söz sahibi olmasına imkan tanıdığı, bunun da kurumsal yönetim anlayışı ile siyaset-finans ayrımı açısından soru işaretleri doğurduğu ifade ediliyor.

Öte yandan, CHP kontenjanından Türkiye İş Bankası yönetiminde daha önce dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın da görev aldığı biliniyor.

Uzman görüşlerinde, siyasi bir partinin özel bir bankanın yönetiminde temsil edilmesinin siyaset ile finans arasındaki ayrımı tartışmalı hale getirdiği ifade ediliyor. (AA)Uzman görüşlerinde, siyasi bir partinin özel bir bankanın yönetiminde temsil edilmesinin siyaset ile finans arasındaki ayrımı tartışmalı hale getirdiği ifade ediliyor. (AA)

SİYASİ MİRAS BÖLÜŞÜMÜNDE İŞ BANKASI NE OLACAK?

Yeni Parti'nin kuruluşuyla CHP'nin iki parçaya bölündüğü mevcut süreçte konu bir kez daha gündeme gelirken, Sabah gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, siyasi parti-banka ilişkisinin sonlandırılması gerektiğini vurguladı.

CHP ile Yeni Parti arasındaki ayrışmanın siyasi miras bölüşümüne dönüştüğünü kaydeden Okan Müderrisoğlu, CHP'nin İş Bankası'ndaki %28,09'luk hisse temsilini gündeme getirdi. Müderrisoğlu, CHP-İş Bankası arasındaki organik bağın hukuki ve fiili boyutlarını aktararak şu tespitleri paylaştı:

"Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki (CHP) ekiple Yeni Parti (YP) çatısı altında toplanan kadroların yol ayrımı aynı zamanda bir 'siyasi miras bölüşümüne' dönüşmüş durumda. CHP ile YP arasında makas açılırken, eş anlamlı olarak 'Elbet bir gün bulaşacağız, bu böyle yarım kalmayacak' nidaları da yükselmekte. Madem 'Hem ağlarım hem de giderim' misali CHP'den kopan isimlerden söz ediyoruz. Bu vesile ile CHP ile bağlantılı, bence çözülmesi gereken bir konuyu gündeme almanın da tam zamanı. Konumuz, CHP ile Türkiye İş Bankası arasındaki organik ilişki üzerine..."

İş Bankası yönetiminde geçmişte CHP kontenjanından dönemin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Sözcüsü Müslim Sarı da görev aldı. (AA)İş Bankası yönetiminde geçmişte CHP kontenjanından dönemin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Sözcüsü Müslim Sarı da görev aldı. (AA)

NE YASAYA NE DE KANUNA UYGUN

CHP ile İş Bankası arasındaki vekalet ilişkisinin günümüz finansal ikliminde kabul edilemez boyuta ulaştığına dikkat çeken Müderrisoğlu, CHP'nin hisse üzerindeki mülkiyet temsilcisi ve yönetim kuruluna üye aday gösterici rolünü detaylandırdı.

Eski Türkçe bir kavram olan "vasiyetteki murad" ile hukuki durumun çeliştiğini kaydeden Müderrisoğlu şu ifadeleri kullandı:

"CHP halen, İş Bankası'ndaki %28,09'luk hissenin temsilcisi konumunda. Bu payların, 'mülkiyet temsili ve yönetim kuruluna üye aday gösterme hakkı' CHP'nin elinde. 1938 yılındaki Atatürk'ün vasiyetnamesine göre, İş Bankası'ndaki hisselerin temettü/ kâr payı doğrudan Türk Dil Kurumu (TDK) ve Türk Tarih Kurumu'na (TTK) aktarılıyor. Yani CHP, bu vasiyette yalnızca bir 'vekil konumunda' bulunuyor. Vasiyetnamenin düzenlendiği 1938 senesinin şartlarında bir siyasi partinin, özel ticari bankada %28,09 oranında hisseyi idare ve temsil etmesinin mevzuatla çelişen yanı yoktu. Ancak, günümüzün modern finans dünyasında bu yapıyı normal karşılamak mümkün değil. Gerekli Siyasi Partiler Yasası gerekse Bankacılık Kanunu açısından oldukça ilginç bir durumla karşı karşıyayız."

CHP ile Yeni Parti arasındaki ayrışmanın ardından, İş Bankası hisselerinin temsili konusu yeniden siyasi gündemin öne çıkan başlıklarından biri oldu. (AA)CHP ile Yeni Parti arasındaki ayrışmanın ardından, İş Bankası hisselerinin temsili konusu yeniden siyasi gündemin öne çıkan başlıklarından biri oldu. (AA)

CHP TİCARİ DİNAMİKLERİN TAM GÖBEĞİNDE

İktidara talip siyasi partinin bir ticari yapıda yer almasını eleştiren Okan Müderrisoğlu, konunun bankanın imajını da etkilediğini söyledi.

Bankacılık Kanunundaki "nitelikli pay sahibi" mevzuatına işaret eden Müderrisoğlu, "Düşünsenize... Ülkeyi yönetme iddiasıyla iktidara talip olan bir parti, ülkenin en büyük özel bankalarından birinin hissedarı. İstese de istemese de ticari dinamiklerin tam göbeğinde! Bu tablonun finans dünyasının ve siyasetin doğasına aykırı olduğu açık bir gerçek. Öyle ya... İş Bankası'nın büyük ortaklarından biri siyasi parti! Ve o parti yönetim kurulu üyesi belirleme imtiyazına sahip." sözlerini sarf etti.

Müderrisoğlu şunları kaydetti:

"Kabul edelim ki... İş Bankası'ndaki, CHP hisseleri zaman zaman siyasetin de gündemine gelmekte. Haliyle bankanın, imajına da şu ya da bu şekilde tesir etmekte. Mesele şu ki... İş Bankası siyasetin tümüyle dışında tutulmalı. 'Bir siyasi partinin, özel bankada yönetim kurulu üyesi bulundurmasına' dair eleştiri de ortadan kalkmalı. Ayrıca... Bankacılık Kanunu gereği, bir bankada doğrudan veya dolaylı olarak %10 ve üzeri payı bulunan gerçek ve tüzel kişiler "nitelikli pay sahibi" sayılmakta. Acaba, bu kural CHP için geçerli mi? Veya nasıl uygulanabilir? İşte bir mesele de burada ve farklı hukuki yorumlar nedeniyle yerleşik bir içtihat da oluşmuş değil."

Müderrisoğlu, Atatürk'ün vasiyetine göre CHP'nin hisselerin sahibi değil, yalnızca temsille görevli vekil konumunda bulunduğunu vurguladı. (AA)Müderrisoğlu, Atatürk'ün vasiyetine göre CHP'nin hisselerin sahibi değil, yalnızca temsille görevli vekil konumunda bulunduğunu vurguladı. (AA)

ATATÜRK'ÜN VASİYETİ AMA…

Yazısında SPK eski Başkanı Prof. Dr. Ali İhsan Karacan'ın kitabını referans gösteren Okan Müderrisoğlu, geçmişteki askeri darbeler dönemi uygulamalarını hatırlattı.

Müderrisoğlu, sorunun çözümü adına masadaki rasyonel seçenekleri sıraladığı yazısında, "Takdir edersiniz ki... Özne, Büyük Önder Atatürk olunca, akan sular duruyor. Bu noktada elimizde referans niteliğinde bir kitap var. (SPK eski Başkanı) Prof. Dr. Ali İhsan Karacan'ın kaleme aldığı 'Kemal Atatürk'ün Vasiyetnamesi-Bir İnceleme.' Karacan; bu çalışmasında, İş Bankası'nda CHP tarafından temsil edilen payların 1960 ve 1980 darbeleri sonrası Hazine'ye devredildiğini, derin hukuki münakaşalar yaşandığı hatırlatıyor. Nihayetinde, yargı kararları ile Atatürk'ün vasiyeti kapsamındaki hisselerin CHP adına tescil edildiğini belirtiyor. Sonrasında, bugünün koşullarını gözeterek, dikkat çekici alternatif çözüm önerileri sunuyor." ifadelerini kullandı.

Müderrisoğlu yazısını şöyle sürdürdü:

"Mesela... Atatürk'ün vasiyetindeki temel iradenin CHP'nin mutlaka yönetici olması yerine, vasiyet hükümlerinin eksiksiz yerine getirilmesi olduğu tezini işliyor. Vasiyetnamedeki maksat, tarafsız temsil mekanizmasıyla da sağlanabiliyorsa, CHP'deki temsil görevinin 'bağımsız bir kurula' devredilebileceğini fikir masasına getiriyor. Veya en az sancılı model olarak... CHP'nin elindeki %28,09'luk pay, teknik olarak 'Oy Hakkı Olmayan Hisse' statüsüne çevrilir. Böylece banka yönetim kurulundaki 4 koltuk için CHP aday gösteremez. CHP tarafından atanan yönetim kurulu üyelerinin yerine, İş Bankası'nın diğer ana hissedarları ve yatırımcıların oylarıyla genel kurulda seçim yapılır."

VASİYET KORUNSUN PARA TARİH KURUMU'NA AKTARILSIN

Atatürk'ün vasiyetinin aslına sadık kalınarak CHP'nin banka yönetiminden el çekmesi gerektiğini vurgulayan Okan Müderrisoğlu, "İşin özü şu... Parti ve banka... Yan yana gelmemesi gereken iki farklı kurumsallığı ifade ediyor. Atatürk'ün vasiyetinin korunması ve CHP'nin bankacılık sektöründen çekilmesi mümkün. Partinin sadece vasiyet görevlisi statüsünde olması, banka yönetimine katılmaması, hisse gelirlerinin TTK ve TDK aktarılmasını gözetmekle yetinmesi, rasyonel çözüm olarak durmakta." dedi.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin