CHP’nin 38. Olağan Kurultayı soruşturmasında 9 kişi tutuklandı

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı soruşturmasında 9 kişi tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin dikkat çeken gelişmeler yaşandı. Delegelere yönelik usulsüzlük ve oy karşılığı menfaat sağlandığı iddiaları üzerine gözaltına alınan 13 şüpheliden 11’i, “rüşvet” ve “Siyasi Partiler Kanunu’na muhalefet” suçlamalarıyla tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Şüpheliler suçlamaları reddederken, ifadelerde belediyelerde işe alımlar, kurultay delegeleriyle temaslar, belediye ihaleleri ve “delegelerin çocuklarının işe yerleştirildiği” yönündeki iddialar dikkat çekti. Yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 13 şüpheliden 9’u tutuklandı.

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince çalışma gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin; "Siyasi Partiler Kanunu'na muhalefet", "rüşvet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarını işlediklerinin değerlendirildiği belirtildi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, CHP 38. Olağan Kurultayı'nda delegelerin oy kullanma iradesini etkilemeye yönelik müdahalede bulunulduğu iddiaları üzerine soruşturma yürütüldüğü belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2026/64881 sayılı soruşturma kapsamında, CHP'nin 38. Kurultay sürecine ilişkin incelemeler sürüyor. Soruşturmada, bazı delege ve ilçe başkanlarının oy tercihlerini menfaat karşılığında belirlediğine yönelik iddialar üzerine elde edilen beyan ve deliller doğrultusunda işlem yapıldığı belirtildi.

Yürütülen incelemelerde bazı şüphelilerin belediyelerden ihale aldığı, bazı şüphelilerin yakınlarının belediyelerde işe yerleştirildiği, bazı isimlere ise nakit para verildiği yönünde tespitler yapıldığı aktarıldı. Bu kapsamda şüpheliler hakkında, Siyasi Partiler Kanunu'na muhalefet suçundan kuvvetli suç şüphesi bulunduğu değerlendirildi.

Dosyada ayrıca, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen başka bir soruşturmada tutuklu bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek'in ifadelerinde, seçim dönemi öncesinde CHP Genel Merkezi'ne 1 milyon euro teslim edilmesi sürecine ilişkin bazı isimlerin geçtiği kaydedildi. Şüpheli Gaffar Çiçek'in para taşıma sürecinde aracılık yaptığına dair bulgular bulunduğu ifade edildi.

Şüpheli Ayça Akpek Şenay'ın da maddi menfaat ilişkilerine aracılık ettiğine yönelik kuvvetli suç şüphesi oluştuğu belirtildi.

Ayça Akpek Şenay ve Gaffar Çiçek hakkında "rüşvet almak", diğer şüpheliler hakkında ise "Siyasi Partiler Kanunu'na muhalefet" suçlamaları kapsamında tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk işlemi gerçekleştirildi.

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı soruşturmasında 9 kişi tutuklandı - 1

TUTUKLAMAYA SEVK EDİLEN ŞÜPHELİLER ŞÖYLE:

1. Ayça Akpek Şenay
2. Gaffar Çiçek
3. Gülhan Aydın
4. Halil İbrahim Şahin
5. Kalender Özdemir
6. Mehmet Ayıp Demirbüken
7. Metin Kaya
8. Özkan Deniz
9. Safi Karayalçın
10. Suat Dülger
11. Umut Mehmet Sapan

Şüphelilerden Hayati Kaya hakkında yaşı nedeniyle, Melda Tanışman Tutan hakkında ise küçük çocuğunun bulunması gerekçesiyle ev hapsi talep edildi.

13 ŞÜPHELİDEN 9'U TUTUKLANDI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda delegelerin oy kullanma iradesine müdahale edildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 13 şüpheliden 9'u tutuklandı.

TUTUKLANAN İSİMLER:

Safi KARAYALÇIN
Suat DÜLGER
Kalender ÖZDEMİR
Özkan DENİZ
Halil İbrahim ŞAHİN
Umut Mehmet SAPAN
Mehmet Ayıp DEMİRBÜKEN
Metin KAYA
Gaffar ÇİÇEK

Melda TANIŞMAN TUTAN, Gülhan AYDIN, Ayça AKPEK ŞENAY ve Hayati KAYA ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı soruşturmasında 9 kişi tutuklandı - 2

CHP KURULTAYI SORUŞTURMASINDA İFADE ALINDI: "İŞ, İHALE, OTEL, DELEGE" HATTI MERCEK ALTINDA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın CHP 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin yürüttüğü soruşturmada 13 şüphelinin ifadesi dosyaya girdi. Şüpheliler suçlamaları reddetse de ifadelerde; belediyelerde işe alımlar, kurultay delegeleriyle temaslar, belediye ihaleleri ve "delegelerin çocuklarının işe sokulduğu" yönündeki duyumlar dikkat çekti.

Özellikle Gülhan Aydın'ın kızının iş arayışı, Melda Tutan'ın aile bireylerinin belediyelerde istihdam bağlantıları, Safi Karayalçın'ın CHP'li belediyelerden aldığı işler ve Metin Kaya'nın "Kılıçdaroğlu'na yakınlık" beyanına karşılık elde ettiği siyasi pozisyonları dosyanın en çarpıcı başlıkları arasında yer aldı.

KURULTAY DOSYASINDA ORTAK SAVUNMA: "BEN MENFAAT ALMADIM"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nca yürütülen 2026/64881 sayılı soruşturma kapsamında alınan ifadelerde şüphelilerin neredeyse tamamı aynı çizgide savunma yaptı. Şüpheliler, CHP 38. Olağan Kurultayı sürecinde oy tercihleri karşılığında para, iş, ihale ya da başka bir menfaat sağlanmadığını ileri sürdü.

Ancak tutanaklara yansıyan beyanlar yan yana getirildiğinde soruşturmanın odağındaki tablo dikkat çekici hale geldi. Bazı isimler kurultay delegesi olduğunu kabul ederken, bazıları oy tercihini "özgür irade" ile yaptığını söyledi. Buna karşın aynı ifadelerde belediye istihdamları, belediye ihaleleri, yakın akrabaların işe başlaması, kurultay öncesi ve sonrası temaslar ile delegeler üzerinde etkili olabilecek siyasi ilişkiler ayrı ayrı dosyaya girdi.

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı soruşturmasında 9 kişi tutuklandı - 3

CHP'Lİ VEKİLDEN DELEGEYE "ÇOCUKLARIN ÇALIŞIYOR MU" SORGUSU

CHP'nin olaylı kurultay sürecine ilişkin ifade veren delege Gülhan Aydın, dönemin CHP milletvekili Özkan Yalım ile arasında geçen çarpıcı görüşmeyi anlattı. Daha önce tanışmadığı Yalım'ın kendisini aradığını belirten Aydın, "Özkan Yalım beni arayarak 'Ben CHP milletvekili Özkan Yalım, Kahramanmaraş'ta kurultay delegesisiniz, kimi destekliyorsunuz?' diye sordu, ben de kendisine cevaben 'Şu an net bir kararım yok' dedim" ifadelerini kullandı.

Görüşmenin seyrinin bir anda çocuklarının iş durumuna evrildiğini belirten Aydın, "Özkan Yalım bana 'Sizin kaç çocuğunuz var, çocuklarınız çalışıyor mu, atamaları oldu mu?' diye sordu, ben de kendisine ikisinin de üniversite mezunu olduğunu ancak çalışmadıklarını söyledim" sözleriyle karanlık diyaloğu aktardı.

TELEFONDAKİ "İŞ" TRAFİĞİ VE CV GÖNDERME İTİRAFI

Görüşmenin ardından kızının telefondaki kayıtları görerek devreye girdiğini ifade eden Aydın, kurultay delegeliği üzerinden yürütülen iş arayışını, "Kızım Tuğçe Aydın telefonumdan Özkan Yalım'la olan konuşmamızı görmüş, kendisi bana 'Anne ben kendisiyle görüşürsem bana iş bulma konusunda yardımcı olabilir mi?' diye sordu, ben de kızıma isterse Özkan Yalım'la görüşebileceğini söyledim" şeklinde anlattı. Kızının Özkan Yalım'a iş bulması için CV göndermiş olabileceğini de kabul eden Aydın, "Kızımın Özkan Yalım'a CV'sini kendi isteğiyle göndermiş olabileceğini tahmin ediyorum" ifadelerini kullandı.

ÖZKAN YALIM'IN "RÜŞVET PAZARLIĞI" İFADESİNE YALANLAMA

Soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan Özkan Yalım'ın "iş karşılığı oy" iddialarına da değinen Aydın, aralarında bir pazarlık olmadığını savundu. Yalım'ın iddialarını reddeden Aydın, "Özkan Yalım'ın etkin pişmanlık ifadesinde 'Çocuklarımın CHP'li belediyelerde işe alınması şartıyla Özgür Özel'i destekleyeceğimi' söylediğim yönündeki beyanı gerçek değildir" sözleriyle kendini savundu. Kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu'na oy verdiğini ve kızının herhangi bir belediyede işe alınmadığını öne süren Aydın, "Ben çocuklarımın işe alınması karşılığında Özgür Özel'i destekleyeceğimi söylemedim" diyerek üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirtti.

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı soruşturmasında 9 kişi tutuklandı - 4

BELEDİYELERİ AİLE ŞİRKETİNE ÇEVİRMİŞLER

Savcılık sorgusunda kurultay sürecindeki lobi faaliyetlerini anlatan Melda Tanişman Tutan, aile fertlerinin belediye kadrolarına nasıl yerleştiğini tek tek sıraladı. Tutan, "Eşim Çekmeköy belediyesinde çalışır. Erkek kardeşim ise 2024 yılı aralık ayında Beşiktaş Belediyesi Fen İşleri Biriminde çalışmaya başladı" ifadelerini kullandı. Kardeşinin daha önce İBB'ye de başvurduğunu ancak kabul edilmediğini söyleyen Tutan, eşinin ise 2024 yerel seçimlerinden sonra Çekmeköy Belediyesi'nde "Özel Kalem" personeli yapıldığını itiraf ederek liyakat tartışmalarını alevlendirdi.

OTEL FATURASI GENEL MERKEZ KESESİNDEN

Kurultay döneminde delegelerin nasıl ağırlandığına dair detaylar da Tutan'ın ifadesiyle netleşti. Ankara'daki konaklama sürecinin mali yükünün delegelerin cebinden çıkmadığını belirten Tutan, "Kurultayın yapıldığı gün ve öncesinde Ankara'daydım. Genel merkezin ayarladığı otellerde konakladık. Konaklama ücretlerimiz genel merkez tarafından karşılandı" sözleriyle partideki devasa harcama trafiğini aktardı. Tutan, "delege pazarlığı" iddialarını ise sadece basından duyduğunu ileri sürerek kendini savundu.

"DEĞİŞİM" DEDİ, KADROYU KAPTI

Kurultayda neden Özgür Özel'i desteklediğine dair de açıklamalarda bulunan Tutan, tercihini etkileyen kimse olmadığını iddia etti. Tutan, "Değişimden yana olduğum için Özgür Özel'e oy verdim. Tercihimi etkileyen hiç kimse olmadı" ifadelerini kullandı.

Kardeşinin Beşiktaş Belediyesi'nde işe girmesinin kurultaydan bir yıl sonra olmasını bir savunma mekanizması olarak kullanan Tutan, "İddialar doğru olsaydı ve benim böyle bir gücüm olsaydı kardeşim İBB'de işe başlardı" diyerek suçlamaları reddetti.

ŞAİBELİ İLİŞKİLER AĞI MERCEK ALTINDA

Birlikte gözaltına alındığı Kalender Özdemir ve Metin Kaya gibi isimleri belediyelerdeki görevlerinden dolayı tanıdığını kabul eden Tutan, delegelerin iradesine müdahale etmediğini savundu.

Kendi ve ailesi için doğrudan veya dolaylı bir menfaat sağlamadığını iddia eden Tutan, "Hiçbir delegenin iradesini fesada uğratacak davranışım olmadı. Bu konudan dolayı kendime ya da aile bireylerime doğrudan, dolaylı menfaat sağlamadım" sözleriyle serbest bırakılmasını talep etti.

BEŞİKTAŞ VE KÜÇÜKÇEKMECE BELEDİYELERİNDEN İHALE KIYAĞI

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan eski Eyüpsultan İlçe Başkanı ve kurultay delegesi Safi Karayalçın, sahibi olduğu şirket üzerinden CHP'li belediyelerle olan ticari ilişkisini kabul etti. Karayalçın, "2023 yılının nisan ayında Beşiktaş Belediyesinde açık ihale usulüyle iş aldım. Halihazırda Küçükçekmece belediyesinden aldığım işler vardır" ifadelerini kullandı.

Aldığı ihalenin kurultay sürecinden önce olduğunu savunan Karayalçın, Beşiktaş Belediyesi ile şu an mahkemelik olduklarını, "Beşiktaş Belediyesinden aldığım ihaleden kaynaklı alacaklarımı henüz alamadım. Belediye ile icralık durumdayız" sözleriyle aktardı.

OTEL MASRAFLARI GENEL MERKEZ KESESİNDEN

Kurultay için Ankara'da yapılan konaklamanın detaylarını da paylaşan Karayalçın, delegelerin ağırlanma koşullarına ilişkin dikkat çeken bilgiler verdi. Ankara'da kaldıkları süreci anlatan Karayalçın, "Kurultay döneminde 3 gün Ankara'da konakladım. Hatırladığım kadarıyla Dedeman isimli otelde kaldık. Otel ücretlerimizi Genel Merkez karşıladı" şeklinde konuştu. Karayalçın, bu süreçte şahsi harcamalarını ise kendisinin karşıladığını iddia etti.

"PAZARLIK İDDİALARINI ÇEVREMDEN DUYDUM"

Kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve yargıya taşınan delege pazarlığı iddialarına dair çevresinden duyumlar aldığını belirten Karayalçın, "Kurultayla ilgili iddiaları ben de basından ve siyasetle ilgili olduğum için çevreden duydum. Benden Özgür Özel'e oy vermem için telkinde bulunanlar oldu ancak herhangi bir menfaat teklifinde bulunan olmadı" ifadelerini kullandı.

Delege pazarlığına bizzat şahit olmadığını öne süren Karayalçın, değişimden yana olmadığını ve Kemal Kılıçdaroğlu'na oy verdiğini iddia ederek suçlamaları reddetti.

DELEGE OĞLUNA BELEDİYE KIYAĞI DOSYADA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada ifade veren Hayati Kaya, CHP içindeki menfaat ilişkilerine dair çarpıcı bir duyumunu paylaştı. Kurultay delegelerinin iradesinin nasıl etkilendiğine dair soruya cevap veren Kaya, "Ümraniye İlçesinin İl delegelerinden Aydın isimli kişinin oğlunu Belediye'de işe sokulduğunu duydum." ifadelerini kullandı. Kaya'nın bu sözleri, savcılık dosyasındaki "oy karşılığı iş vaadi" iddialarını destekleyen en somut beyanlardan biri olarak kayda geçti.

ANKARA'DA 3 GÜNLÜK "BEDAVA" MESAİ

Kurultay sürecinde delegelerin nasıl ağırlandığı ve masrafların kim tarafından karşılandığı da sorgu zaptına yansıdı. Ankara'da geçirdiği üç günün detaylarını anlatan Hayati Kaya, "Kurultay döneminde 3 gün Ankara'da kaldım. Konaklama ücreti genel merkez tarafından karşılandı. Şahsi masraflarımı kendim karşıladım." sözleriyle aktardı. Otel ücretlerinin parti kasasından ödenmesi, kurultay öncesi delegeler üzerinde kurulan "genel merkez markajı" tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

İŞLERİ BATINCA BELEDİYE AKADEMİSİNİN BAŞINA GEÇTİ

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Suat Dülger, siyasi nüfuzunu kullanarak belediyede nasıl kadro kaptığını açık yüreklilikle anlattı. Erzurum'daki dershanesinin iflas ettiğini belirten Dülger, "İşlerim kötüye gidince ve batınca İnan Güney ile olan tanışıklığım nedeniyle kendisinden iş istedim. Beyoğlu Belediyesi'nin eğitimle ilgili akademisinde işe başladım" ifadelerini kullandı. Atama yoluyla geldiği İl Başkanlığı koltuğundan indikten sonra soluğu belediye kadrosunda alan Dülger'in bu itirafı, CHP'deki "ballı atama" çarkını bir kez daha gözler önüne serdi.

ERZURUM'DAKİ KAFENİN FATURASI BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ'NDEN

Dülger'in ifadesindeki en çarpıcı detaylardan biri de, Erzurum'da açılan bir kafenin maliyetinin İstanbul'daki bir belediye başkanı tarafından karşılanması oldu. 2022 yılında Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla Erzurum'da bir kitap kafe açtığını söyleyen Dülger, "Kafenin açılış maliyetleri Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat tarafından karşılandı. Genel Merkezden Rıza Akpolat'ın bu konuyla görevlendirildiğini anladım. Kendisi benimle iletişim kurdu ve Genel Başkanın isteğinden bahsetti" sözleriyle partideki kayıt dışı para trafiğini deşifre etti.

"KURULTAY ŞAİBELERİNİ BASINDAN ÖĞRENDİM" SAVUNMASI

Kurultay döneminde delege olmadığını ve Ankara'ya gitmediğini ileri süren Suat Dülger, hakkındaki suçlamaları reddederek topu taca attı. Delege iradesine müdahale etmediğini savunan Dülger, "Kurultayla ilgili iddiaları basından öğrendim. İddialarla ilgili doğrudan görgü ya da bilgi sahibi değilim. Erzurum delegelerinin oy tercihlerini etkilemeye yönelik girişimim olmadı" ifadelerini kullandı. Dülger, Rıza Akpolat ve İnan Güney'den doğrudan nakit para almadığını iddia ederek serbest bırakılmayı talep etti.

"ÖZGÜR ÖZEL'E OY VERDİM" SAVUNMASI

Kendi siyasi tercihi ve şirket geçmişi hakkında da bilgi veren Kaya, Özgür Özel safında yer aldığını ancak bunun bir menfaat karşılığı olmadığını ileri sürdü. Kaya, "Değişimden yana oyumu kullandım. Özgür Özel'e oy verdim. Bu konuda kimseden maddi menfaat temin etmedim. Kendi isteğim ve tercihimle oyumu Özgür Özel'e verdim. Baskı, telkin ya da zorlamaya da maruz kalmadım." şeklinde konuştu. 2019 yılında oğluna devrettiği Baran Otomotiv İnşaat isimli firmanın hiçbir belediyeden ihale almadığını savunan Kaya, üzerine atılı suçlamaları reddetti.

ŞAİBELİ KURULTAYDA "PAZARLIK" GÖLGESİ

Siyaset dünyasını sarsan delege pazarlığı iddialarını basından öğrendiğini iddia eden Hayati Kaya, emniyet ve savcılık makamlarına verdiği ifadede Ümraniye delegelerinin sürecini ilçe başkanının takip ettiğini belirtti. Kaya, "Kaldığım otelde, oy kullanılan alanda delege pazarlığı yapıldığına şahit olmadım. İddiaları sonradan basından öğrendim." ifadelerini kullandı

METİN KAYA'NIN ÇELİŞKİLİ ÇİZGİSİ: "İL KONGRESİ SONRASI BELEDİYE VE İBB MECLİS ÜYELİĞİ GÖREVLERİ GELDİ

Metin Kaya ifadesinde, Kemal Kılıçdaroğlu ile hemşehrilik ve uzaktan akrabalık bağı bulunduğunu, kurultayda oy kullanma hakkı olsaydı Kılıçdaroğlu'nu destekleyeceğini söyledi. İstanbul İl Kongresi'nde de Cemal Canpolat'ın listesinde yer aldığını, ancak listeyi görünce tarafsız kaldığını beyan etti.

İşte tam bu noktada Kaya'nın siyasi çizgideki dönüşüm dikkat çekti. Kaya, kurultay sürecinde Özgür Özel lehine delegelere para dağıttığı iddiasını reddetse de sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ümraniye Belediyesi Meclis üyeliği göreve getirildiğini beyan etti.

HEM İBB'DE GÖREVLİ HEM TERÖR SUÇLAMASIYLA SABIKALI

Soruşturma kapsamında ifade veren Kalender Özdemir'in geçmişindeki karanlık noktalar dikkat çekti. Eski Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu belirten Özdemir, yakın zamandaki tutukluluk sürecini, "2025 yılı Mart ayında terörizmin finansmanı suçlamasıyla tutuklandım, 19 Ocak 2026 tarihinde tahliye oldum. Şu an İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki müdürlük görevine dönmeyi beklediğim için fiiliyatta herhangi bir iş yapmıyorum" sözleriyle aktardı. Eski eşinin halen CHP il yönetiminde aktif siyaset yaptığını belirten Özdemir, kurultay sürecinde hiçbir delegenin iradesine müdahale etmediğini iddia etti.

KAHRAMANMARAŞ'TAKİ SIR BULUŞMAYA "TESADÜF" SAVUNMASI

Soruşturmanın en kritik noktalarından biri olan Özgür Özel'in Kahramanmaraş ziyareti sırasında Özdemir'in de orada bulunması, "para trafiği koordinasyonu" iddialarını güçlendirdi. Bu durumu "gezi amaçlı memlekete gidiş" olarak savunan Özdemir, "Yemek yemeye giderken arkadaşım yol üzerinde CHP il binasının olduğunu ve genel başkanın geleceğini söyledi. Binanın önüne geldiğimizde arkadaşım Suat Özçağdaş'ı ve Turgut Koç'u gördüm, selam vermek için arabadan indim" ifadelerini kullandı. Özdemir, delegelerle veya parti yetkilileriyle herhangi bir pazarlık için görüşmediğini ileri sürerek, bölgeden hızlıca ayrıldığını savundu.

GİZLİ TANIK "PARA DAĞITTI" DEDİ, O İNKAR ETTİ

Dosyadaki gizli tanık beyanları ve Turgut Koç'un ifadelerinde geçen "para dağıtma" iddialarını reddeden Özdemir, kurultay sürecinde Özgür Özel lehine hiçbir finansal faaliyette bulunmadığını iddia etti. Suçlamaların gerçeği yansıtmadığını öne süren Özdemir, "Ben kesinlikle kurultay döneminde herhangi bir görev almadım ve faaliyette bulunmadım. Birilerinin Özgür Özel'e oy vermesi için herhangi bir şekilde telkinde bulunmadım yahut para vermedim" şeklinde konuştu. Özdemir ayrıca, "Gizli tanık beyanında geçtiği üzere kesinlikle kurultay delegelerine para dağıtarak Özgür Özel'i desteklemeleri yönünde bir faaliyette bulunmadım" ifadelerini kullanarak üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi.

RÜŞVET ÇARKININ KİLİT İSMİYLE KURULTAY MESAİSİ

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan kurultay delegesi Özkan Deniz, rüşvet iddialarının merkezinde yer alan Turgut Koç ile olan yakınlığını kabul etti. Deniz, Turgut Koç ile kurultay sürecinde görüştüğünü belirterek, "Turgut Koç isimli şahsı Kurultayda görmüşlüğüm ve tanışmışlığım vardır. Kendisiyle belki bir iki defa görüşmüşlüğüm mevcuttur" ifadelerini kullandı. Koç'un ne iş yaptığını bilmediğini iddia eden Deniz, bu kritik temasları, "Kendisi ile daha çok partisel konularda konuştum, aramızda maddi bir konuya ilişkin görüşme gerçekleşmedi" sözleriyle aktardı.

"PARA TRAFİĞİ YOK" SAVUNMASI

Kurultayda oyların para karşılığı satıldığı yönündeki ağır suçlamalara karşı kendisini savunan Deniz, banka kayıtlarının temiz olduğunu öne sürdü. "Özgür iradesiyle" hareket ettiğini iddia eden Deniz, "Ben kendi özgür iradem ile gidip oy kullandım. Benim adı geçen şahıslar ile herhangi bir şekilde banka para trafiğimiz mevcut değildir" ifadelerini kullandı. Ancak savcılık, kurultay sürecindeki elden para teslimatı iddiaları ve şüpheli hareketlilikler üzerindeki incelemesini derinleştiriyor.

ETİMESGUT HATTI VE DELEGE MARKALARI

Deniz'in ifadesinde, bir diğer şüpheli Halil İbrahim ile olan ilişkisi de dikkat çekti. Ankara'daki siyasi bağlantılarına değinen Deniz, "Halil İbrahim isimli şahsı Etimesgut ilçesinde siyaset yapmasından kaynaklı tanırım. Kendisi benim gibi CHP'de Kurultayda delegedir. Seçim esnasında birlikteydik" ifadelerini kullandı. Halil İbrahim'in de rüşvet ağının kilit ismi Turgut Koç'u tanıdığını belirten Deniz, bu ilişkiler ağını "Seçim sebebiyle tanıyordur" sözleriyle geçiştirmeye çalıştı.

PARA TAŞIMA İDDİASI VE GAFFAR ÇİÇEK'İN SAVUNMASI

Gaffar Çiçek, Veli Ağbaba'nın yanında çalıştığını, para taşıdığına ilişkin iddiaları reddettiğini söyledi. Gökhan Böcek'in beyanlarında geçen kişi olmadığını savunan Çiçek, Malatya'da yaşadığını, Ankara'ya nadiren gittiğini ve mali profilinin incelenmesi halinde iddiaların doğru olmadığının görüleceğini ileri sürdü.

Ancak Çiçek'in, Turgut Koç'u tanıdığını, Gökhan Cumalı'nın Veli Ağbaba İstanbul'a geldiğinde şoförlük yaptığını ve Koç'un çalışanı olduğunu söylemesi dosyadaki kişilerin ilişkiler ağını gösteren detaylar arasında yer aldı.

KİRLİ PAZARLIĞIN KİLİT İSİMLERİNE "SİMAEN TANIYORUM" DEDİ

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Halil İbrahim Şahin, kurultay sürecinde rüşvet ve menfaat iddialarının merkezinde yer alan isimlerle olan ilişkisini "parti tanışıklığı" olarak nitelendirdi. Şahin, "Bana sormuş olduğunuz İlker Uluer ve Turgut Koç isimli şahsı tanımıyorum. Ben bu şahısları ismen tanımıyorum ama parti sebebiyle simaen tanıyabilirim, selamlaşmış olabilirim" ifadelerini kullandı. Maddi menfaat karşılığında oy kullandığı iddialarını reddeden Şahin, kendi özgür iradesiyle hareket ettiğini öne sürdü.

ŞAİBELİ İSİMLERLE GİZEMLİ TELEFON TRAFİĞİ

Soruşturma dosyasındaki teknik verilerde yer alan telefon görüşmelerine ilişkin açıklama yapan Şahin, bu trafiği "oy isteme" süreciyle ilişkilendirmeye çalıştı. Şüpheli isimlerle olan temasını inkar etmeyen Şahin, "Aramızda bir telefon trafiği olduğunu hatırlamıyorum, belki seçim sebebiyle oy isteme olmuş olabilir" sözleriyle süreci aktardı. Şahin ayrıca, bir diğer şüpheli Özkan Deniz ile olan yakınlığını kabul ederek, "Özkan Deniz isimli şahsı Etimesgut ilçe yöneticisi olmasından tanırım. Seçim sırasında Özkan Deniz ile birlikteydik" şeklinde beyanda bulundu.

AVUKATLARDAN "OLAĞAN AKIŞ" SAVUNMASI

Şahin'in müdafileri Cem Gürbüz ve Yunus Emre Dinç ise savunmalarında, CHP içindeki delege avını "siyasetin doğal süreci" gibi göstermeye çalıştı. Müvekkillerinin destek istenmesi amacıyla aranmasının normal olduğunu savunan avukatlar, "Kurultay sürecinde müvekkilin kim olduğunu bilmediği destekçiler tarafından aranması da olağan akış içerisinde normaldir. Yapılan görüşmeler en fazla destek istemek içindir" ifadelerini kullandı. Savunma tarafı, menfaat sağlandığına dair iddiaların soyut olduğunu öne sürerek suçlamaları reddetti.

OTEL TALİMATI OĞUZKAAN SALICI'DAN

Soruşturma kapsamında ifade veren Umut Mehmet Sapan, Ankara'daki konaklama sürecine dair çarpıcı detaylar paylaştı. Otel isminin kendisine üst düzey bir isim tarafından bildirildiğini belirten Sapan, "Bana otel ismini bildiren kişi hatırladığım kadarıyla Oğuzkaan Salıcı'dır. Ankara'da Grand Mercure olarak hatırladığım otelde kalmaya başladım. Bu otelin ücretini genel merkez karşılar. Otele girdiğimizde CHP genel kurultay delegesi Umut Sapan olarak belirtmemiz gerektiği söylendi, diğer türlü kalamayacağımızı söylediler" ifadelerini kullandı. Bu itiraf, kurultay sürecinde delegelerin Genel Merkez bütçesiyle nasıl bir organizasyon dahilinde ağırlandığını gözler önüne serdi.

KILIÇDAROĞLU'NUN ODASINDA KRİTİK İMZA MESAİSİ

Seçim günü kurmaylar arasında yaşanan imza krizini ve Kılıçdaroğlu'nun özel alanındaki hareketliliği anlatan Sapan, Faik Öztrak'ın kendisini bizzat aradığını söyledi. Sapan o anları, "Faik Öztrak kongre günü beni aradı, Kemal Bey'e imza göndermişsin ama aslını değil fotoğrafını göndermişsin, asıl imzanı atmaya gelecek misin dedi. Hemen kurultay salonunun arka tarafında bulunan Kemal Kılıçdaroğlu'nun makam odasının yanında bulunan dinlenme odasına gittim, odada Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmayları vardı, imzamı attım" sözleriyle aktardı. Sapan, seçim boyunca Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanı Ahmet Nazif Yücel ile sık sık istişarede bulunduğunu da dile getirdi.

"PARA ALMADIM" SAVUNMASI VE 300 KİŞİLİK YEMEKLER

Kurultay sürecindeki lobi faaliyetlerine ve "delege borsası" iddialarına da değinen Sapan, organizasyonların büyüklüğüne dikkat çekti. CHP kültüründe yüzlerce kişilik toplu yemeklerin yerleşmiş olduğunu ifade eden Sapan, "Bu olağan kurultay öncesinde birkaç tane toplu yemeklere gitmişliğimiz vardır. Bu yemekler en az 300 kişiyi içeren CHP'nin kurultay kültüründe olan organizasyonlardır. Ben bu kongrede oy kullanmak için ne para aldım ne para verdim" ifadelerini kullandı. Kurultayın ikinci günü uçağı olduğu için oy kullanmadan ayrıldığını öne süren Sapan, daha sonra Özgür Özel döneminde Kilis İl Başkanı seçildiğini belirterek suçlamaları reddetti.

ANKARA'DA LÜKS OTEL VE TOPLU YEMEK TRAFİĞİ

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Mehmet Ayıp Demirbüken, kurultay delegelerinin Ankara'daki tüm masraflarının parti kasasından nasıl karşılandığını tek tek anlattı. Urfa delegasyonu olarak toplu hareket ettiklerini belirten Demirbüken, "Ankara Çukurambar'da yer alan Holiday Otelde kaldım. Bu otelin parasını genel merkez karşılamıştı. Biz Urfa'dan hatırladığım kadarıyla 28 kişi olarak gittik ve hepimiz aynı otelde kaldık" ifadelerini kullandı.

Delegelerin sadece konaklama değil, yeme-içme ihtiyaçlarının da merkezi olarak karşılandığını belirten Demirbüken, "Kurultaydan 1 gün önce genel merkez toplu bir şekilde yemek verdi, biz de bu yemeğe katıldık" sözleriyle kurultay öncesi kurulan "ikna sofralarını" aktardı.

"KILIÇDAROĞLU'NU DESTEKLEYİN" BASIN AÇIKLAMASI

Kurultay öncesinde delegelerin nasıl saf tuttuğuna dair önemli detaylar veren Demirbüken, blok hareket ettiklerini ve Kemal Kılıçdaroğlu lehine imza verdiklerini savundu.

Seçim öncesi bir araya geldiklerini belirten Demirbüken, "Biz Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklediğimize dair basın açıklamasını kurultaydan önce yaptık. Bu basın açıklamasını 28 delege ile birlikte gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'na verdikleri desteğin belgesini de savcılığa sunacağını ifade eden Demirbüken, "Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklediğimize dair imza verdiğimiz tutanak da elimde mevcut, bunları avukatım aracılığıyla dosyaya sunacağım" sözleriyle savunmasını güçlendirmeye çalıştı.

İBB MECLİS ÜYESİ "PARA DAĞITMADIM" DEDİ

CHP'deki kurultay rüşveti iddiaları kapsamında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen Metin Kaya, savcılık ifadesinde suçlamaların odağındaki "para trafiği" iddialarına yanıt verdi. Kurultay delegesi olmadığını belirten Kaya, "Özgür Özel'e oy vermeleri karşılığında herhangi bir delegeyle kesinlikle bir irtibat kurmadım. Delegelere para dağıttığım yönündeki iddia kesinlikle gerçek değildir. Zaten ben kurultayda oy kullanabilecek olsam Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklerdim" ifadelerini kullandı. Kaya, delege iradesini etkilemeye yönelik hiçbir aktif görev almadığını ileri sürerek suçlamaları reddetti.

KILIÇDAROĞLU İLE AKRABALIK MASKESİ

Savunmasında Kemal Kılıçdaroğlu ile olan yakınlığını ve hemşehrilik bağını vurgulayan Kaya, siyasi tercihinin iddialarla çeliştiğini iddia etti. Kılıçdaroğlu ile olan bağını anlatan Kaya, "Kemal Kılıçdaroğlu ile benim hemşehrim olması dolayısıyla uzaktan akrabalığım da bulunmaktadır" sözleriyle aktardı. İstanbul İl Kongresi'nde önce Kılıçdaroğlu'nu destekleyen Cemal Canpolat'ın listesinde yer aldığını ancak daha sonra "listeyi vasat bulduğu için" tarafsız kaldığını itiraf eden Kaya, bu siyasi manevrasının nedenini "etkili isimlerin eksikliği" olarak açıkladı.

"YOLSUZLUK İDDİALARINI BASINDAN DUYDUM"

Parti içindeki kirli pazarlık ve menfaat iddialarına dair somut bir bilgisinin olmadığını savunan İBB Meclis Üyesi Kaya, olayları dışarıdan takip ettiğini öne sürdü. Kaya, "Delegelere menfaat temini karşılığında Özgür Özel'e oy vermeleri yönünde herhangi bir para dağıtıldığına veya menfaat temin edildiğine dair basında yazılanlar dışında herhangi bir bilgim bulunmamaktadır. Benim tanışıklığım olan ve kurultayda oy kullanan delegelerden de herhangi bir yolsuzluk duymuşluğum yoktur" ifadelerini kullandı.

VELİ AĞBABA'NIN 13 YILLIK GÖLGE İSMİ

Soruşturma kapsamında ifade veren Gaffar Çiçek, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile olan uzun süreli mesaisini ve mal varlığındaki hareketliliği anlattı. 2011 yılından bu yana Ağbaba'nın yanında olduğunu belirten Çiçek, "2011 yılından itibaren Veli Ağbaba'nın yanında çalışıyorum, yardımcı personelim" ifadelerini kullandı.

Mal varlığına ilişkin de detaylar veren Çiçek, elden ödeme trafiğine dikkat çekerek, "Adıma kayıtlı bir tane evim vardır, 2020 yılında satın aldım, önceki evimi satıp bir kısmını banka yoluyla bir kısmını da elden teslim yoluyla ev sahibine verdim" sözleriyle mal varlığını aktardı.

ANKARA'DA "BEDAVA" KONAKLAMA İTİRAFI

Kurultay döneminde delegelerin ve parti çalışanlarının nasıl ağırlandığına dair itiraflarda bulunan Çiçek, masrafların genel merkez kasasından çıktığını doğruladı. Kurultay için Ankara'ya gidiş sürecini anlatan Çiçek, "2023 yılında yapılan kurultayda ben de Ankara'daydım, Malatya'dan bir heyetle gittik. Cinna Otel isimli otelde kaldım, konaklama ücretinin genel merkez tarafından karşılandığını düşünüyorum, ben ve birlikte gittiğim heyet konaklama ücreti ödemedik" şeklinde konuştu. Bu itiraf, kurultay sürecinde delegeler ve destekçiler üzerinde kurulan "maddi" ablukanın delili olarak kayda geçti.

GÖKHAN BÖCEK'İN "PARA TAŞIYICI" İDDİASINA SAVUNMA

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in oğlu Gökhan Böcek'in, CHP Genel Merkezi'ne 1 milyon Euro taşınmasıyla ilgili iddialarına yanıt veren Çiçek, suçlamalardan sıyrılmaya çalıştı. Gökhan Böcek'i tanımadığını iddia eden Çiçek, "Gökhan Böcek'in beyanlarını basından öğrendim, kendisini tanımıyorum, bu zamana kadar hiç görmedim, beyanlarda geçen kişi olmam mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

Gayriresmi para trafiği iddialarını reddeden Çiçek, "Veli Ağbaba'ya maddi veya manevi destek sağlayanlar olmuş olabilir ancak benim gayriresmi para trafiğinde görev aldığım, para taşıdığıma ilişkin iddialar doğru değildir" sözleriyle kendini savundu.

VELİ AĞBABA'DAN "ŞOFÖRÜMÜ KURTAR" TALİMATI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada ifade veren Ayça Akpek Şenay, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile olan yakın ilişkisini ve skandal "savunma" trafiğini anlattı.

Rüşvet ağının kilit ismi olan ve para taşımakla suçlanan şoför Gökhan Cumali'nin avukatlığını neden üstlendiği sorulan Şenay, "Veli Ağbaba isimli şahıs benimle müdafiliğimi üstlenmemi istedi. Zaten parti içerisinde avukatlık konusuna ilişkin olarak ricalar söz konusu oluyordu" ifadelerini kullandı. Bu itiraf, CHP üst yönetiminin rüşvet iddialarına karışan isimleri korumak için nasıl bir "hukuk kalkanı" oluşturduğunu kanıtladı.

KİRLİ TRAFİKTE YDK ÜYESİ DEVREDE

Mahkemenin kurultay için verdiği "mutlak butlan" kararı öncesinde Yüksek Disiplin Kurulu üyesi olarak görev yapan Şenay, delegelerin iradesine yönelik menfaat iddiaları hakkında bilgisi olmadığını iddia etti. Partideki üst düzey isimlerle sürekli irtibat halinde olduğunu kabul eden Şenay, "Ben CHP'de Butlan kararından önce Yüksek Disiplin Kurulu üyesi idim. Delege değilim. Benim parti bünyesindeki delegelerin maddi menfaat karşılığında oy kullanmaya ilişkin bilgim ve görgüm yoktur" sözleriyle aktardı. Veli Ağbaba'nın delegelere maddi menfaat sağladığına dair duyumunun olmadığını öne süren Şenay, kurultayda en yüksek oyu alarak seçildiğini hatırlattı.

"SOMUT DELİL YOK" SAVUNMASINA SIĞINDI

Savcılık sorgusunda suçlamaları reddeden Şenay, 20 yıldır siyasetin içinde olduğunu ve delegelere para verilmesi olayına şahitlik etmediğini savundu. Ayça Akpek Şenay, "Ben yirmi yıldır siyasetle uğraşmaktayım. Delegelerin maddi menfaat verme hususlarının içerisinde olmam mümkün değildir. İddiaları reddediyorum" ifadelerini kullandı.

Müdafii Avukat Aysemin Gülmez de müvekkilinin siyasetten para kazanmadığını iddia ederek, "Yirmi yıllık siyasetçi olan müvekkilimin partiden bir kuruş para kazanmamış birisi olarak delegelere para vermesi kabul edilemez. Müvekkilimin herhangi bir delil karartma durumu söz konusu değildir" şeklinde konuştu.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin