Dünya Dekolonizasyon Forumu'nda 2. gün: Sömürgecilik zihinlerde devam ediyor
Dünya Dekolonizasyon Forumu 2026, ikinci gününde Atatürk Kültür Merkezi’nde dev bir organizasyonla ve tarihi tanıklıklarla devam ediyor. Enstitü Sosyal ile Nun Eğitim ve Kültür Vakfı iş birliğiyle düzenlenen forumda, sömürgeciliğin sadece sınır hatlarında verilen bir savaş olmadığı; hukuktan kültüre, felsefeden ekonomiye kadar her alanda bir 'zihin işgali'nin sürdüğü gerçeği tüm çıplaklığıyla masaya yatırıldı. A Haber muhabiri Meral Dağlılar'ın sıcak takipte olduğu forumda, uzmanlar "Sömürgeleşme süreci bitmedi" uyarısı yaparak insanlığın ortak vicdanına seslendi.
CANLI ANLATIM
BİTMEYEN SÖMÜRGECİLİK: HUKUKUN ÖTESİNDEKİ GERÇEK
Dünya Dekolonizasyon Forumu’nun ikinci gününde, sömürgecilik sonrası dönemi temsil eden "dekolonizasyon" kavramı çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Forumun hukuksal çerçevesine ışık tutan Prof. Dr. Emre Öktem, uluslararası hukuk derslerinde dekolonizasyonun genellikle 1950’ler ile 1980’ler arasında tamamlanmış bir süreç gibi anlatıldığını belirterek çarpıcı bir tespitte bulundu. Prof. Dr. Emre Öktem, "Uluslararası hukukun önemli bir bölümü dekolonizasyonla ilgili. Biz derslerimizde 1950'ler ile 70'ler, hadi bilemediniz 80'lerin başında bu sürecin bittiğini anlatıyorduk. Ancak bu çok disiplinli dekolonizasyon çalışmalarında yer aldıktan sonra anladım ki dekolonizasyon sadece hukuktan ibaret değilmiş. Sömürgeleşme süreci aslında bitmedi" ifadelerini kullanarak zihinlerdeki o yanılsamayı yerle bir etti.
MÜZİKTEN MİMARİYE KÜLTÜREL KUŞATMA
Sömürgeciliğin sadece askeri müdahale veya siyasi baskıdan ibaret olmadığını, hayatın her damarına sızdığını vurgulayan uzmanlar, kültürel dekolonizasyonun önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Emre Öktem, "Dekolonizasyonun muazzam bir kültürel boyutu, siyasi boyutu, ekonomik boyutu ve felsefi boyutu var. Müzikten tutun görsel sanatlara, mimariye kadar uzanan devasa bir alandan bahsediyoruz. Bugün şu gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor: Bırakın dekolonizasyonu, kolonizasyon süreci henüz tamamlanmadı. Akademisyenler olarak bu gerçekle yüzleşmeli ve enerjimizi birleştirmeliyiz" sözleriyle kültürel cephede verilen mücadelenin önemini aktardı.
GAZZE’DEN DÜNYAYA: İNSAN HAKLARI SİLAH OLARAK MI KULLANILIYOR?
Özellikle Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve hak ihlalleri forumun en sıcak gündem başlıklarından birini oluşturdu. İnsan hakları kavramının Batı tarafından bir 'tekel' gibi algılatılmaya çalışılmasına sert tepki gösteren Prof. Dr. Emre Ökten, "İnsan hakları bugün ileri derecede sömürgeleştirilmiş ve politize edilmiş bir kavram. Biz bu kavramı hep bize öğretilen, birileri bizden daha iyi biliyormuş gibi dayatılan bir olgu olarak algıladık. Oysa insan hakları bütün insanlık tarafından paylaşılan haklardır ve kimsenin tekelinde değildir" şeklinde konuştu.
MAZLUMLARIN SIĞINAĞI: DEMOKRASİ VE GÜVENCE İHTİYACI
Forumda, uluslararası hukuk metinlerinin hazırlanma sürecinde yaşananlar, Batı’nın çizdiği 'insan hakları savunucusu' imajını da sorgulattı. Prof. Dr. Emre Ökten, "Uluslararası anlaşmaların hazırlık çalışmalarına baktığımızda, insan haklarına ve demokrasiye en çok sarılanların aslında bu ihtiyacı en derinden hisseden üçüncü dünya devletleri olduğunu görüyoruz. Onlar bir güvence istiyorlar ve bu haklara sarılıyorlar. Bütün uygarlıklar bu haklara az çok katkıda bulunmuştur. Sadece Atlantik dünyasına bakarak değil, insanlığı artık evrensel bir perspektiften düşünmek zorundayız" sözleriyle tarihi bir gerçeği dile getirdi.
KÜRESEL VİCDAN İSTANBUL’DA BULUŞTU: "BİZ BİRBİRİMİZDEN FARKLI DEĞİLİZ"
Foruma katılan dünyanın dört bir yanından gelen entelektüeller, sömürgeciliğe karşı ortak bir duruş sergiledi. Peru'dan İtalya'ya, Yunanistan'dan Fransa ve İngiltere'ye kadar hem sömüren hem de sömürülen geçmişe sahip coğrafyalardan gelen konuklar, İstanbul'da insanlığın ortak geleceğini konuştu. Prof. Dr. Emre Öktem, organizasyonun başarısını "İnsanlar birbirlerinden farklı değil. Latin Amerikalı dostlarımızla oturup anlaşıyoruz, hiçbiri bizden 'öteki' değil. İnsanlığın bu çoğul halini görmek gerçekten çok başarılı bir organizasyonun meyvesidir" ifadeleriyle özetledi.
