Dünya Dekolonizasyon Forumu'nda insanlığın ortak vicdanına çağrı: Sömürgecilik zihinlerde devam ediyor

Dünya Dekolonizasyon Forumu'nda insanlığın ortak vicdanına çağrı: Sömürgecilik zihinlerde devam ediyor

Dünya Dekolonizasyon Forumu 2026, Atatürk Kültür Merkezi’nde dev bir organizasyonla hafızalara kazınacak düşünceler fikirler ve mesajlarla 2. gününü tamamladı . Enstitü Sosyal ile Nun Eğitim ve Kültür Vakfı iş birliğiyle düzenlenen forumda, sömürgeciliğin sadece sınır hatlarında verilen bir savaş olmadığı; hukuktan kültüre, felsefeden ekonomiye kadar her alanda bir 'zihin işgali'nin sürdüğü gerçeği tüm çıplaklığıyla masaya yatırıldı. A Haber muhabiri Meral Dağlılar'ın sıcak takipte olduğu forumda, uzmanlar "Sömürgeleşme süreci bitmedi" uyarısı yaparak insanlığın ortak vicdanına seslendi.

CANLI ANLATIM

“SPORDA KURUMSAL IRKÇILIK VARLIĞINI KORUYOR”

 “Bilgi Üretimi ve Dolaşımının Sömürgecilikten Arındırılması” temasıyla düzenlenen forumun birinci gününde yapılan oturumlarda, bilgi üretiminin yapısal eşitsizlikleri hem epistemik hem kurumsal düzlemde ele alındı.

Avrupa merkezci bilim anlayışının evrensellik iddiası ve bu iddianın tarihsel koşulları oturum temalarının çıkış noktasını oluştururken, sosyal bilimlerdeki nesnellik ve tarafsızlık iddialarının ideolojik işlevi, saha araştırması ile etnografinin sömürgecilikle tarihsel ilişkisi ve yerli bilgi sistemlerinin akademik hiyerarşi içindeki konumu da gündemin merkezinde yer aldı.

 

Dünya Dekolonizasyon Forumu'nda insanlığın ortak vicdanına çağrı: Sömürgecilik zihinlerde devam ediyor - 1

Forumun ikinci gününde oturumlarda, medya, belirli anlatıların üretildiği, belirli aktörlerin seslerinin dolaşıma girdiği ve belirli coğrafyaların temsil edildiği bir iktidar alanı olarak ele alındı. Uluslararası hukukun işlevsizleştirilmesi yoluyla Filistin’de yerleşimci sömürgeciliğin meşrulaştırılması masaya yatırıldı.

Epistemik bağımlılık tartışması ekonomi-politik düzleme taşınırken kalkınma, gelişmişlik ve az gelişmişlik gibi kategorileştirmelerin kolonyalite ile ilişkisi; para politikasının bir sömürgecilik biçimi olarak okunması ve İslam dünyasında ekonomik yönetişim ve kalkınma modelleri gibi konular değerlendirildi.

Forumun son söyleşisi Stephan Ortega’nın moderasyonu ile, Guadeloupe asıllı Fransız aktivist ve eski futbolcu Lilian Thuram ile yapıldı.

 

Dünya Dekolonizasyon Forumu'nda insanlığın ortak vicdanına çağrı: Sömürgecilik zihinlerde devam ediyor - 2

Fransa millî takımıyla 1998 Dünya Kupası ve 2000 Avrupa Şampiyonluğu’nu kazanarak Fransız futbol tarihinin en çok maça çıkan oyuncusu unvanını edinen Thuram, 2008’de oyunculuğu bırakmasının ardından Education contre le racisme kurumunu kurdu.

"SPORCULAR DA ARTIK IRKÇILIK KONUSUNDA KONUŞMALI"

Thuram söyleşisinde ırkçılıkla ilk kez 9 yaşında Paris’e geldiğinde yüzleştiğini ifade ederek, “Futbol bu toplumun aynasıdır. Bordeaux kalecisine muz atıldığında, İtalya’da bana maymun hareketi yapıldığında, bu sadece bir hakaret değil, nesiller boyu öğretilmiş bir zihniyetin sahadaki yansımasıdır. Bir siyahiye hakaret edildiğinde bütün siyahiler kendine hakaret edilmiş hisseder. Irkçılığı görmemek, ırkçılığın kendisinden daha tehlikeli. Oysa bugün sporcular konuştuğunda birçok siyasetçi onlara ‘Yerinizde kalın, sadece spor yapın, toplumsal sorunları bize bırakın’ diyor. Bence bu tam tersi. Sporcuların konuşmasını teşvik eden eğitim ve politikalar gerekir; çünkü bu ifade özgürlüğünü güçlendirir ve herkesin daha kolay konuşmasını sağlar.” diyerek sahadaki ırkçılığın toplumdaki ırkçılığın bir tezahürü olduğuna işaret etti.

Thuram söyleşisinde spor ve popüler kültür üzerinden sömürgeciliğin zihinlerdeki sürekliliğinin somut göstergelerinin görülebileceğini ifade ederek, sporculara yöneltilen “Sen yerini bil, sporunu yap” türü ifadelerin sporcuları depolitize etmeye, kamusal alandaki seslerini kısmaya yönelik yapısal bir baskıya vardığını vurguladı. Thuram, günlük ve sembolik jestlerin somut kurumsal dönüşümün yerini alamayacağını vurguladı.

Tarihsel deneyimlere dayanarak gerçek değişimin hiçbir zaman kurumların içinden kendiliğinden gelmediğini, kurumları dönüşüme zorlayan şeyin her zaman dışarıdan gelen bireysel ve kolektif baskı olduğunu ifade etti. Bu bağlamda sporcuların, aktivistlerin ve kamuoyunun kurumlar üzerindeki baskısını sürdürmesinin zorunluluğunu vurguladı.

İSTANBUL PERSPEKTİFİ: SÖMÜRGECİLİKLE MÜCADELEDE YENİ BİR BİRLİKTELİĞİN BAŞLANGICI
Forumun kapanış oturumu Bilim Kurulu Başkanı Selçuk Aydın moderatörlüğünde forumun bilim kurulunun üyeleri İpek Coşkun Armağan, Anne Norton, Walter Mignolo, Joseph Massad, Syed Farid Alatas ve Siba N’Zatioula Grovogui’nin katılımıyla gerçekleşti.

Selçuk Aydın tarafından yapılan kapanış konuşması, iki günlük forumun ele aldığı epistemik bağımlılık, kolonyalitenin sürekliliği, dijital sömürgecilik, yerleşimci sömürgeciliğin en canlı örneği olarak Filistin ve forumun ortaya koyduğu İstanbul Perspektifi’ni analitik bir çerçeve içinde sundu.

“Sömürge rejimleri büyük ölçüde sona ermiş olsa da ırksal, dilsel, kültürel ve epistemik tahakkümün (kolonyalite) günümüz küresel yapılarının merkezinde kalmaya devam ettiği” vurgulandı.

Kaynak sömürüsü ve toprak işgalinin yerini kültürel tektipleşme ve sistematik ekonomik bağımlılığın aldığı, zihinsel ve psikolojik tahakkümün ise hiç eskimeyen bir araç olarak yeni biçimler kazandığına dikkat çekildi.

“Kolonyalitenin dijital alanda da varlık gösterdiği, insan dikkatini, belleğini, hayal gücünü ve arzularını yönlendiren yapay zekâ ve algoritmik mekanizmalar aracılığıyla tahakkümün yeni biçimlerinin üretildiği” ifade edildi.

 

Dünya Dekolonizasyon Forumu'nda insanlığın ortak vicdanına çağrı: Sömürgecilik zihinlerde devam ediyor - 3

Forumun dekolonizasyonu Batı’nın “efendilik kompleksi”nden, “sıfır noktasının kibri”nden ve üstünlük yanılsamasından arınmasını gerektiren karşılıklı bir insanlaşma süreci olarak önerdiği belirtildi.

Konuşmada, forumun ve İstanbul Perspektifi’nin yeni bir karşı merkez kurmak değil, merkez fikrini çoğullaştırmak olduğu güçlü bir dille ortaya kondu.

Son olarak forumun tek bir etkinlik olmaktan öte, yaşayan ve dinamik bir entelektüel platform olarak ortaya çıktığını, ev sahibi ve partner kurumlar arasında kurulan “kalıcı akademik üretim, alternatif düşünce çerçeveleri geliştirme ve sömürgeciliğin yeni biçimlerine koordineli yanıtlar üretme” gibi bir konsensüsün başlangıcı olduğu ifade edildi.

"KENDİNİ DÜNYANIN MERKEZİNDE SANANLARA HAYIR DİYORUZ!"

Forumun hazırlık sürecini ve uluslararası desteği değerlendiren Dr. Selçuk Aydın, "Yaklaşık bir sene önce gece gündüz bu forum için çalışmaya başladık ve dünyanın birçok yerinden büyük destekler aldık. Afrika'dan Latin Amerika'ya, Uzak Asya'dan Kıta Avrupa'sı ve Rusya'ya kadar 15 farklı kurumla iş birlikleri imzaladık ve bu dev forumu hayata geçirdik" ifadelerini kullandı. Forumun sadece bir toplantı değil, akademik bir güç birliği olduğunu belirten Aydın, "6 ana oturum, 20'ye yakın özel konuşma, 3 yuvarlak masa toplantısı ve 300'ün üzerinde akademik makale başvurusu aldık. Bu makalelerin 80'ine onay verdik ve 15 akademik oturum gerçekleştiriyoruz" sözleriyle organizasyonun devasa boyutlarını aktardı.

DEKOLONİZASYON SADECE GEÇMİŞİN DEĞİL BUGÜNÜN MESELESİ

Kavramın güncelliğine dikkat çeken Dr. Selçuk Aydın, "Dekolonizasyon sadece 1960'ların ya da 70'lerin siyasal bağımsızlık hikayesi değildir. Bugün Filistin'de yaşananlar, İran meselesi ve dünyadaki diğer gelişmeler bu meselenin ne kadar hayati olduğunu yeniden kanıtladı. Biz dekolonizasyonu artık sömürge dışı düşünme, bağımsız ekonomik ve güvenlik politikaları oluşturma süreci olarak görüyoruz" şeklinde konuştu. Aydın, konunun akademik bir tartışmadan öte bir varoluş mücadelesi olduğunu dile getirdi.

BATI MERKEZLİ DÜŞÜNCE YAPISINA DUR DENİLDİ

Forumun nihai hedeflerini açıklayan ve mevcut küresel sisteme eleştiriler getiren Aydın, "Temel hedefimiz Batı merkezli düşüncenin dışında, çoklu dünyaların ve farklı düşünce birikimlerinin varlığına değer vermektir. Kendini dünyanın merkezine koyup sömürgeci politikaları meşrulaştıranlara artık 'hayır' diyoruz. Her ülkenin kendi toplumsal değerleri içerisinde yeni politikalar geliştirmesini destekliyoruz" ifadelerini kullanarak, İstanbul'dan dünyaya yayılan bu mesajın sömürge sonrası dönem için bir dönüm noktası olduğunu belirtti.

BİTMEYEN SÖMÜRGECİLİK: HUKUKUN ÖTESİNDEKİ GERÇEK

Dünya Dekolonizasyon Forumu’nun ikinci gününde, sömürgecilik sonrası dönemi temsil eden "dekolonizasyon" kavramı çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Forumun hukuksal çerçevesine ışık tutan Prof. Dr. Emre Öktem, uluslararası hukuk derslerinde dekolonizasyonun genellikle 1950’ler ile 1980’ler arasında tamamlanmış bir süreç gibi anlatıldığını belirterek çarpıcı bir tespitte bulundu. Prof. Dr. Emre Öktem, "Uluslararası hukukun önemli bir bölümü dekolonizasyonla ilgili. Biz derslerimizde 1950'ler ile 70'ler, hadi bilemediniz 80'lerin başında bu sürecin bittiğini anlatıyorduk. Ancak bu çok disiplinli dekolonizasyon çalışmalarında yer aldıktan sonra anladım ki dekolonizasyon sadece hukuktan ibaret değilmiş. Sömürgeleşme süreci aslında bitmedi" ifadelerini kullanarak zihinlerdeki o yanılsamayı yerle bir etti.


MÜZİKTEN MİMARİYE KÜLTÜREL KUŞATMA
Sömürgeciliğin sadece askeri müdahale veya siyasi baskıdan ibaret olmadığını, hayatın her damarına sızdığını vurgulayan uzmanlar, kültürel dekolonizasyonun önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Emre Öktem, "Dekolonizasyonun muazzam bir kültürel boyutu, siyasi boyutu, ekonomik boyutu ve felsefi boyutu var. Müzikten tutun görsel sanatlara, mimariye kadar uzanan devasa bir alandan bahsediyoruz. Bugün şu gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor: Bırakın dekolonizasyonu, kolonizasyon süreci henüz tamamlanmadı. Akademisyenler olarak bu gerçekle yüzleşmeli ve enerjimizi birleştirmeliyiz" sözleriyle kültürel cephede verilen mücadelenin önemini aktardı.


GAZZE’DEN DÜNYAYA: İNSAN HAKLARI SİLAH OLARAK MI KULLANILIYOR?
Özellikle Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve hak ihlalleri forumun en sıcak gündem başlıklarından birini oluşturdu. İnsan hakları kavramının Batı tarafından bir 'tekel' gibi algılatılmaya çalışılmasına sert tepki gösteren Prof. Dr. Emre Ökten, "İnsan hakları bugün ileri derecede sömürgeleştirilmiş ve politize edilmiş bir kavram. Biz bu kavramı hep bize öğretilen, birileri bizden daha iyi biliyormuş gibi dayatılan bir olgu olarak algıladık. Oysa insan hakları bütün insanlık tarafından paylaşılan haklardır ve kimsenin tekelinde değildir" şeklinde konuştu.


MAZLUMLARIN SIĞINAĞI: DEMOKRASİ VE GÜVENCE İHTİYACI
Forumda, uluslararası hukuk metinlerinin hazırlanma sürecinde yaşananlar, Batı’nın çizdiği 'insan hakları savunucusu' imajını da sorgulattı. Prof. Dr. Emre Ökten, "Uluslararası anlaşmaların hazırlık çalışmalarına baktığımızda, insan haklarına ve demokrasiye en çok sarılanların aslında bu ihtiyacı en derinden hisseden üçüncü dünya devletleri olduğunu görüyoruz. Onlar bir güvence istiyorlar ve bu haklara sarılıyorlar. Bütün uygarlıklar bu haklara az çok katkıda bulunmuştur. Sadece Atlantik dünyasına bakarak değil, insanlığı artık evrensel bir perspektiften düşünmek zorundayız" sözleriyle tarihi bir gerçeği dile getirdi.

KÜRESEL VİCDAN İSTANBUL’DA BULUŞTU: "BİZ BİRBİRİMİZDEN FARKLI DEĞİLİZ"
Foruma katılan dünyanın dört bir yanından gelen entelektüeller, sömürgeciliğe karşı ortak bir duruş sergiledi. Peru'dan İtalya'ya, Yunanistan'dan Fransa ve İngiltere'ye kadar hem sömüren hem de sömürülen geçmişe sahip coğrafyalardan gelen konuklar, İstanbul'da insanlığın ortak geleceğini konuştu. Prof. Dr. Emre Öktem, organizasyonun başarısını "İnsanlar birbirlerinden farklı değil. Latin Amerikalı dostlarımızla oturup anlaşıyoruz, hiçbiri bizden 'öteki' değil. İnsanlığın bu çoğul halini görmek gerçekten çok başarılı bir organizasyonun meyvesidir" ifadeleriyle özetledi.
 

 

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin