Fotoğraf (ahaber.com.tr)
TUNCAY SONEL İLE GÖKHAN ERTOK ARASINDAKİ PARA TRAFİĞİ
Savcılığın dikkat çektiği bir diğer başlık, Gökhan Ertok'a yapılan para transferleri oldu. MASAK hareketlerine göre Şükrü Eroğlu üzerinden parça parça gönderilen para gönderimlerinin tespit edildiği sorguda hatırlatıldı. Sonel, bu ödemeleri "harçlık", "yardım", "teknik bir ihtiyacı olmuş olabilir" diyerek açıkladı.
Soruşturma makamı ise yalnızca birkaç kez sosyal medya ve teknik destek kapsamında görüşüldüğü söylenen bir kişiye neden şahsi hesaptan para aktarıldığını doğrudan sorguladı. Resmi bir kamu işi için neden resmi bütçe kullanılmadığı sorusuna Sonel'in verdiği yanıt, dosyadaki kuşkuları gidermekten uzak bir savunma görüntüsü verdi.
Fotoğraf (ahaber.com.tr)
KAMERA KAYITLARI VE HARD DİSK ŞÜPHESİ
Gülistan Doku dosyasında yıllardır tartışılan güvenlik kamera kayıtları da sorgunun merkezindeydi. Savcılık, K noktalarındaki kameraların neden değiştirildiği, neden kayıtların alınmadığı, neden resmi kayıtlarda arıza görünmemesine rağmen değişim yapıldığı iddialarını Sonel'e sordu. Sonel ise bu konuda bilgisi olmadığını, muhatabın il emniyet müdürlüğü olduğunu söyledi.
Daha da dikkat çekici olanı, Ulusal Kriminal Büro incelemesinde köprüyü gören kameranın aktif olduğunun anlaşılmasına rağmen, emniyet tarafından daha önce düzenlenen tutanakta bunun tersinin belirtilmiş olmasıydı. Bu çelişki doğrudan sorguda Sonel'e yöneltildi. Savcılık açık biçimde "kayıtlar neden silindi, talimatı kim verdi, o kayıtlarda ne vardı?" diye sordu. Sonel bu suçlamayı da reddetti.
Fotoğraf (ahaber.com.tr)
HASTANE KAYITLARI SAVCILIK SORGUSUNUN MERKEZİNDE YER ALDI
Sorgudaki en vahim başlıklardan biri de Gülistan Doku'ya ait olduğu belirtilen 31 Aralık 2019 tarihli hastane giriş kaydı oldu. POLNET sorgusunda görülen bu kaydın, hastane veri tabanında bulunmaması ve teknik firmalardan birinin "profesyonelce ve kasten silinmiş olabilir" değerlendirmesi yapması, savcılığın sorularında yer aldı.
Sonel'e, bu kaydın silinmesine ilişkin bir bilgisi ya da talimatı olup olmadığı açıkça soruldu. Sonel ise ne başhekimle ne de başka biriyle bu konuda görüştüğünü, hamilelik kaydı iddialarını yalnızca "halk arasında konuşulan söylentiler" olarak bildiğini söyledi. Ancak savcılığın bu soruyu yöneltmiş olması bile, hastane verileri üzerindeki kuşkuların resmi sorgu metnine girdiğini gösterdi.
OĞLU MUSTAFA TÜRKAY SONEL HAKKINDA AĞIR İDDİALAR
Sorgunun en sarsıcı kısmını, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkındaki iddialar oluşturdu. Savcılık, Gülistan Doku ile ilişkisi olduğu, hamilelik iddiası bulunduğu, olay günü bölgede bulunduğu, silah taşıdığı, hatta bazı tanık anlatımlarına göre "birini vurdum" dediği yönündeki beyanları tek tek sordu.
Tuncay Sonel bu iddiaların tamamını çok sert ifadelerle reddetti. Oğlundan "zerre kadar şüphe duymadığını" söyledi. Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'yu tanımadığını, liseyi bitirmiş ve üniversite sınavına hazırlanan bir genç olduğunu, aleyhindeki bütün anlatımların "kurgu" ve "iftira" olduğunu savundu. Ancak sorguda bu iddiaların sıradan dedikodu düzeyinde değil, tanık ve gizli tanık beyanlarıyla dosyaya girmiş unsurlar olarak sorulmuş olduğunu savundu.
"KARINCAYI DAHİ İNCİTMEZ" SAVUNMASI
Tuncay Sonel'in sorguda en çok tekrarladığı savunmalardan biri, oğlunun şiddet eğilimi göstermeyeceği yönündeki vurgusuydu. Mustafa Türkay Sonel hakkında yöneltilen silah, araç, hamilelik ve cinayet iddiaları karşısında Sonel, "karıncayı dahi incitmez", "çok vicdanlı bir çocuktur" ve "kuşlarına kim bakacak diye beni aradı" sözleriyle savunma yaptı.
Ancak savcılığın yönelttiği sorular, Baba Sonel'in yalnızca karakter savunmasıyla geçiştirilemeyecek kadar spesifikti. Araç içindeki silah taşıma iddiası, Glock benzeri tabanca anlatımı, şarjör ve mermiler, baz verileri ve tanık anlatımları; dosyada oğlu eksenindeki şüphelerin sistematik biçimde ciddiye alındığını gösteriyordu.
"VALİ BİZZAT CESEDE BAKIP GÜLİSTAN DEĞİL DEDİ" SORUSU
Soruşturmanın en çarpıcı bölümlerinden biri de bir kadın cesedinin bulunması sonrası yaşananlar oldu.
Şükrü Eroğlu'nun beyanı hatırlatılarak, Tuncay Sonel'e olay yerine gidip cesede bakarak "Gülistan değil" dediği iddiası soruldu. Sonel ise olay yerine helikopterle gittiklerini, oradaki genel kanaatin bunun başka bir kişiye ait ceset olduğu yönünde oluştuğunu anlattı.
Bu bölüm, dosyada tartışılan "bir vali adli olayın tam ortasında neden bu kadar aktifti?" sorusunu yeniden öne çıkardı. Çünkü savcılığın sorduğu sorular, yalnızca olay yerine gidilmesini değil, teşhis niteliği taşıyabilecek değerlendirmelerin nasıl ve hangi yetkiyle yapıldığını da sorgulatıyor.
"İNTİHAR" ALGISI MI OLUŞTURULDU?
Songül Acar'ın beyanları üzerinden savcılık, Gülistan Doku'nun kaybolmasının ardından olayın sürekli baraj ve intihar ekseninde tutulduğu yönündeki iddiaları da Sonel'e sordu. Tanık beyanlarında, "Vali bu kızın intihar ettiğini ve barajda olduğunu söylüyordu" iddiası yer aldı. Sonel ise bunu reddetti; aramaların yalnızca ailenin ısrarı nedeniyle sürdürüldüğünü savundu.
Bununla birlikte sorgudaki başka sorular da bu konudaki şüpheleri güçlendirdi. Barajda Gülistan'a ait olduğu belirtilen bazı eşyalar bulunmasına rağmen bedenin bulunamaması, uzman ekiplerin "barajda değildir" yönündeki değerlendirmeleri ve buna rağmen aramaların uzatılması, savcılık tarafından doğrudan sorgulandı.
GİZLİ TANIK İDDİALARI: CESET GÖMÜLDÜ MÜ?*
Sorgunun en ağır bölümlerinden biri, gizli tanık "Şubat"ın anlatımları üzerinden geldi. Savcılık, Mustafa Türkay Sonel'in birini öldürdüğünü söyleyerek babasını ya da koruma polislerini aradığı, ardından Gülistan Doku'nun cesedinin valiliğe ait araçla taşınarak Pertek-Koçpınar hattında gömüldüğü iddiasını doğrudan sordu.
Tuncay Sonel bu anlatımı "çok çirkin", "alçakça iftira" sözleriyle reddetti. Ancak böylesine ağır bir senaryonun sorgu metnine girmiş olması, soruşturmanın ulaştığı noktanın vahametini gözler önüne serdi. Dosya artık yalnızca kayıp değil; cinayet, delil yok etme ve örtbas ihtimalleri etrafında çok katmanlı şekilde ilerliyor.
ARAÇ, DETAYLI TEMİZLİK VE DELİL YOK ETME İDDİASI
06 SNL 10 plakalı siyah BMW marka aracın da sorguda özel bir yeri vardı. Savcılık, bu aracın Elazığ'daki bir araç yıkama merkezinde suç delillerinin yok edilmesi amacıyla detaylı temizliğe sokulduğu iddiasını Sonel'e sordu. Sonel, bu iddiayı da reddetti; aracın eşinin memleketi Elazığ'a gidip gelebileceğini, normal yıkama yaptırılmış olabileceğini söyledi.
Ancak soruşturma makamı bu araç üzerinde ısrarla durdu. Çünkü hem oğul Mustafa Türkay Sonel'in kullanımında olduğu belirtilen araç, hem de olay günü ve sonrasındaki baz ve hareket iddiaları nedeniyle dosyanın merkezinde tutuluyor.
SAVUNMANIN HATTI: "GÖREV SUÇU, YETKİ YARGITAY'DA"
İfade tutanağının son bölümünde müdafii Avukat Tüncay Kılınboz da dikkat çeken bir savunma yaptı. Avukat Kılınboz, dosyada atfedilen fiillerin valilik görevi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın değil Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yetkili olması gerektiğini ileri sürdü.
Ayrıca savunma, sim kartın olay günündeki orijinal kart değil, sonradan GSM operatöründen yeniden çıkarılmış kart olduğunu vurguladı. Müdafii, sim kart etrafında kurulan delil karartma iddiasının hukuki değerinin tartışmalı olduğunu savundu. Buna rağmen savcılığın 78 soruluk kapsamlı sorgusu, soruşturma makamının savunmanın çizdiği çerçevenin çok ötesinde bir şüphe tablosu üzerinde çalıştığını gösterdi.
DOSYA NEDEN YENİDEN SARSILDI?
Bu ifade tutanağı, Gülistan Doku dosyasında yıllardır kamuoyunda parça parça konuşulan iddiaların ilk kez bu yoğunlukta ve bu sertlikte resmi sorgu metnine yansıdığını gösteriyor. Sim kartın usulsüz gönderilmesi, kamera ve hastane kayıtlarının silindiği şüphesi, valilik çevresindeki isimlerin dosyada peş peşe anılması ve Mustafa Türkay Sonel hakkındaki ağır iddialar; dosyayı bambaşka bir noktaya taşıdı.
Tuncay Sonel bütün suçlamaları reddetti, kendisine ve ailesine yönelik bir "linç", "kurgu" ve "itibar suikastı" yapıldığını söyledi.
Ancak savcılığın yönelttiği 78 soru, devletin en kritik makamlarında bulunmuş bir ismin artık çok daha sert ve çok daha somut şüphe başlıkları altında sorgulandığını ortaya koydu.
GÖZLER ŞİMDİ SORUŞTURMANIN SONRAKİ ADIMINDA
Erzurum'daki sorgu, Gülistan Doku dosyasında yalnızca bir ifade alma işlemi olarak okunmuyor. Bu tutanak, soruşturmanın hangi delil başlıklarına yoğunlaştığını, hangi isimleri merkezde tuttuğunu ve hangi çelişkileri çözmeye çalıştığını açıkça gösteriyor.
Önümüzdeki süreçte, sim kart zinciri, kamera hard diskleri, hastane kayıtları, para hareketleri, otel ve seyahat organizasyonları, tanık ve gizli tanık anlatımlarıyla ilgili teknik ve adli incelemelerin dosyanın kaderini belirlemesi bekleniyor. Gülistan Doku dosyasında artık her yeni ifade, her yeni rapor ve her yeni çelişki, yıllardır karanlıkta kalan bu dosya üzerindeki sisin kalkmasına katkı sunuyor.
78 SORULUK KRİTİK SORGU
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2026/7025 sayılı soruşturma kapsamında, Tuncay Sonel'e tam 78 soru yöneltildi. Savcılık sevk yazısında, Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin yakalandığını hatırlatarak, eski valinin eylemlerinin "hayatın olağan akışına aykırı" ve "suçtan kurtulmaya yönelik" olduğu vurgulandı.
İŞTE SEVK GEREKÇELERİ: "DELİLLER SİSTEMATİK YOK EDİLDİ"
Savcılığın Erzurum Sulh Ceza Hakimliğine gönderdiği tutuklama talebinde, Gülistan Doku'nun kaybolmasının ardından yaşanan usulsüzlükler tek tek sıralandı:
*Hastane ve Kamera Kayıtları* Gülistan kaybolduktan hemen sonra hastane kayıtlarının ve bölgedeki güvenlik kamerası görüntülerinin silindiği tespit edildi.
*SIM Kart ve Sosyal Medya Operasyonu* Gülistan'ın ailesi tarafından yeniden çıkartılan SIM kartın, valinin talimatıyla adli prosedür dışındaki "yetkisiz" kişilere incelettirildiği ve sosyal medya hesaplarına gizlice girilerek hayati önemdeki verilerin yok edildiği belgelendi.
*AĞIR SUÇLAMALAR: 5 AYRI MADDEDEN TUTUKLAMA TALEBİ
Cumhuriyet Başsavcı Vekili Harun Çetinkaya tarafından imzalanan sevk yazısında, Tuncay Sonel'in şu suçları işlediğine dair "kuvvetli suç şüphesi" bulunduğu belirtildi:
1. Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281/1)
2. Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme (TCK 244/2)
3. Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134/1)
4. Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK 136)
5. Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205)
AİHM KARARLARINA ATIF: "TOPLUMSAL HUZUR İÇİN TUTUKLAMA ŞART"
Savcılık, tutuklama talebini güçlendirmek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) emsal kararlarına atıfta bulundu. Sevk yazısında, "Suçun ağırlığı ve toplumda yarattığı infial nedeniyle toplumsal huzursuzluğun ancak tutuklama ile dindirilebileceği" ve şüphelinin serbest kalması halinde "adaletin işleyişine müdahale tehlikesinin" bulunduğu açıkça ifade edildi.
Hukukçular, bir valinin "resmi belgeyi yok etmek" ve "suçluyu kayırmak" gibi iddialarla tutuklamaya sevk edilmesini davanın gidişatı açısından en kritik dönemeç olarak değerlendiriyor.