Başkan Erdoğan'dan Mısır dönüşü flaş açıklamalar: Suriye'deki gelişmeler, İsrail'in Suriye planı, YPG/PYD terör örgütü...
Başkan Erdoğan, Mısır'a D-8 Zirvesi kapsamında yaptığı ziyaretin ardından Türkiye'ye dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Mısır'daki zirvenin ana gündeminin Suriye olduğuna dikkat çekti. Suriye'deki terör sorunu ile ilgili sorulan soruyu da yanıtlayan Erdoğan, PKK/YPG/PYD terör örgütüyle ilgili olarak "Yarınları olmayacak!" ifadesini kullandı. İsrail'in Suriye'deki durumu fırsat bilip işgal girişiminde bulunmasına da tepki gösteren Erdoğan, "İsrail uluslararası hukuku çiğnemeyi adet haline getirdi." dedi. Türkiye'nin Suriyelilere kucak açmasıyla ilgili de konuşan Başkan Erdoğan, "Biz ülkemize sığınan bu insanları kovmuyoruz. 'Evine gidersen git ama gönüllülük esasına göre git' diyoruz." dedi.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Mısır'ın başkenti Kahire'de düzenlenen D-8 Zirvesi'nin ardında dönüşte uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlarken, ziyaretiyle ilgili de genel bir değerlendirmede bulundu.
Erdoğan, zirve kapsamında asıl gündem maddesinin Suriye olduğunu söylerken; "Farklı etnik ve dini grupların yan yana sulh içinde yaşadığı ve komşuları için güven kaynağı olan bir Suriye'nin inşası en samimi arzumuzdur." dedi. Erdoğan, Suriye'de köşeye sıkışan PYD/YPG terör örgütüyle ilgili sorulan bir soruya da yanıt verirken; "PKK/YPG'nin umutları boşa çıktı." dedi. Suriye'nin güneyinde İsrail'in işgal girişimine de tepki gösteren Erdoğan, "İsrail uluslararası hukuku çiğnemeyi adet haline getirdi." ifadelerini kullandı.
Başkan Erdoğan, Mısır ziyareti kapsamında Sisi ile de bir görüşme yaptı (AA)
İşte Erdoğan'ın ziyaretiyle ilgili genel değerlendirmesi ve gündeme ilişkin sorulan sorulara verdiği yanıtlar
Değerli basın mensubu arkadaşlarım öncelikle sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Gelişen 8 Ülke Teşkilatı Dönem Başkanı Mısır'ın ev sahipliğinde düzenlenen D-8 Zirvesi'ne iştirak ettik. D-8, ülkemizin öncülüğünde bildiğiniz gibi rahmetli Necmettin Erbakan hocamızın kuruluşunu yaptığı bir oluşumdur. Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya ve Pakistan'ın katılımıyla 1997 yılında kuruldu. Teşkilatın sekreteryasına İstanbul'da ev sahipliği yapıyoruz. 3 kıtada temsil edilen ve 1 milyarı aşan nüfusuyla D-8, çeyrek asırlık süreçte yoluna güçlenerek devam ediyor. Bugün gelinen noktada D-8 teşkilatı, üyeleri arasındaki ticaretin artışına katkı sağlayan bir yapıya dönüşmüştür. Kuruluş felsefesinde esas alınan barış, diyalog, iş birliği ve adalet kavramlarının ne kadar önemli olduğunu özellikle bölgemizde yaşanan son gelişmeler bize gösteriyor. Küresel ve bölgesel çapta siyasi, ekonomik ve insani büyük sınamalarla yüzleştiğimiz bu dönemde D-8 kapsamındaki iş birliğimizi derinleştirmemiz büyük önem arz ediyor.
Değerli arkadaşlar, "Gençlere Yatırım ve KOBİ'lere Destek" temasıyla düzenlenen zirvemizde pek çok meseleyi ele aldık. Teşkilatımızın en önemli girişimlerinden Tercihli Ticaret Anlaşması'na özellikle tüm D-8 üyelerinin taraf olmasına dair hedefimize Mısır'ın da anlaşmaya katılımıyla ulaşmış olduk. D-8'i yeni üye ve ortaklara açmak suretiyle etki alanımızı daha da genişletmeyi arzu ediyoruz. Bu çerçevede can Azerbaycan'ın üyeliğini kabul ettik. Zirve hitamında kabul edilen Kahire Bildirisiyle iktisadi ve ticari iş birliğimizi ilerletme kararlılığımızı ilan ettik. Önümüzdeki dönemde yönetimi Endonezya alacak. Endonezya'nın döneminde belki bir veya iki, belki üç ülkeyi daha D-8 üyeleri arasına dahil etme durumu söz konusu olabilir. Böylece D-8'i çok daha güçlü bir hale inşallah getirebiliriz. Zirvede ayrıca, Filistin ve Lübnan'daki duruma ilişkin ortak bildiriyi kabul ettik. Ortak bildirimizde İsrail'deki Netanyahu hükümetinin Filistin halkına yönelik saldırganlığını ve uluslararası hukuk ihlallerini açık biçimde kınadık. Lübnan'da ise İsrail'in saldırıları binlerce masumun hayatını kaybetmesine, altyapının büyük ölçüde tahrip olmasına ve 1 milyondan fazla insanın yerlerinden edilmesine sebep oldu. Lübnan'da zorlukla tesis edilebilen ateşkes anlaşmasını memnuniyetle karşılamakla beraber, ihlalleri de endişeyle takip ediyoruz. Orta Doğu'da huzurun ancak Gazze'de kalıcı ateşkesin sağlanmasıyla mümkün olabileceğine inanıyoruz.
Değerli arkadaşlar, zirvemizde Suriye'deki gelişmeler asli gündemi oluşturdu. Suriye'de 13 yıllık çatışmaların ve 61 yıllık Baas zulmünün sona ermesiyle birlikte yeni bir dönem başladı. Suriye halkının liderliğinde ilerleyen bu yeni süreç, ülkenin birlik ve toprak bütünlüğünün tekrar tesisi suretiyle, istikrarın sağlanması bakımından çok ama çok önemliydi. Suriye halkının herhangi bir yol kazasına mahal vermeden, geçiş sürecini suhuletle yönetmesine destek oluyoruz. Farklı etnik ve dini grupların yan yana sulh içinde yaşadığı ve komşuları için güven kaynağı olan bir Suriye'nin inşası en samimi arzumuzdur. Bunun için Suriye'nin bekasını tehdit eden DEAŞ, PKK ve türevlerinin kökünün kazınması gerekiyor. Ülkemizin güvenliğine de kasteden bu terör örgütlerinin başlarını kaldıramaması için sahada önleyici tedbir alıyoruz. Zirvemizde bu konudaki kararlılığımızı tekrar teyit ettik. Ümit ediyorum ki; önümüzdeki süreçte sahada yaşanacak gelişmeler, sıla hasreti çeken Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü şekilde vatanlarına dönmelerine imkan tanıyacaktır. Bu çerçevede yeniden imar ile mevcut kurumların ıslahı suretiyle Suriye'nin toparlanması için uluslararası desteğe ihtiyaç bulunduğuna işaret ettik. Ayrıca zirve esnasında Mısır Cumhurbaşkanı Sayın Abdülfettah el Sisi, İran Cumhurbaşkanı Sayın Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Sayın Şahbaz Şerif'in yanı sıra katılımcı diğer devlet ve hükümet başkanlarıyla görüşmelerimiz oldu. Bu görüşmelerde de ticari ve ekonomik ilişkilerimizle birlikte Gazze ve Suriye'deki durumu değerlendirdik. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, zirvemizde aldığımız kararların ülkemiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Başkan Erdoğan, Mısır'ın başkenti Kahire'de 11'incisi düzenlenen Gelişen 8 Ülke (D-8) Zirvesi'ne katıldı (AA)
SORU: Bundan yaklaşık 2 ay önce Tataristan ziyaretinizden dönerken terör örgütü PKK'nın Suriye'deki kolu olan PYD ve YPG'nin özellikle terk edilmeye ve yalnız bırakılmaya mahkum olduğunu vurgulamıştınız. "Amerika terör örgütünü bir süre kucağında taşır ama bu süre dolunca da bunları kendi başına bırakmak zorunda kalacak" ifadelerini kullanmıştınız. Bugün Suriye'de gelinen nokta bu sürenin dolmuş olduğunu gösteriyor diyebilir miyiz? Buna ek olarak "Biz sırtımızı PYD'ye, YPG'ye dayadık" diyenler vardı. Terör örgütünün tasfiye olmaya yakın olduğunu görüyoruz şu an için, o örgüte sırt yaslayanlara neler söyleyeceksiniz?
Başkan Erdoğan: PKK/YPG'nin umutları boşa çıktı. Esed'in beklentileri farklıydı ama bunlar tecelli etmedi. Yeni bir tablo ortaya çıktı. Esed'in şu anda Rusya'da olması, olayın ne kadar manidar geliştiğinin bir ispatı. Bundan sonraki süreçte Suriye'deki kardeşlerimiz, gelecekleri ile ilgili kararları kendileri verecek. Bizler de onlara devlet yapılanmasının nasıl olması gerektiği hususunda yardımcı olmaya çalışacağız. Bizim tecrübelerimiz oraya nasıl aktarılabilir, yeni bir toplumsal sözleşme çerçevesinde bir devlet nasıl ayağa kaldırılabilir, bu konularda Suriye yönetimine yardım edeceğiz. Bir devleti ayağa kaldırırken en önemli adımlardan bir tanesi anayasanın inşasıdır. Bu konuda biz, başta Sayın Colani olmak üzere yeni Suriye yönetiminde yer alan isimlerle iletişimi başlatmış durumdayız. Bildiğiniz gibi Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımızı gönderdik. Dışişleri Bakanımız konunun bütün muhataplarıyla başından itibaren zaten diyalog halinde. Biz Suriye'de mevcut terör örgütlerinin etkisiz hale getirilme zamanının geldiğini de göstereceğiz. Bize sınırlarımızın güneyinden herhangi bir tehdidin bundan sonra gelmemesi için bunu yapacağız. Çünkü böyle bir riski kabullenmemiz mümkün değil. Terör örgütünün tek amacı hizmet ettikleri odaklara yaranmak olduğu için, yalnız kalmaya mahkumlar. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle… Ancak yarınları olmayacak. Terör örgütü için yolun sonu görünüyor. Yıllarca bölgemizdeki halklara kan kusturdular. Başta Kürt kardeşlerimiz olmak üzere, Türklere, Araplara, Ezidilere ve nicelerine hayatı zehrettiler. Bölgenin geleceğinde teröristlere yer yok. Özellikle PKK terör örgütü ve uzantılarının raf ömrü tükenmiştir. Suriye'de sağlanacak güven ortamı, terör örgütlerinin militan teminini de engelleyecektir. Bundan sonra bölgemizde barış ve huzurun tesisi için yollar açıktır. Ülkemizdeki bazı siyasi partiler, Suriye ile ilişkiler noktasında yakın bir zamana kadar farklı açıklamalar yapıyorlardı. Şu anda onlar herhalde aynı şeyleri söyleme durumunda değiller. Onların da bütün umutları suya düştü. Suriye, bu yeni oluşumla hakikaten istikrarlı bir yapı kurduğu takdirde, İslam dünyasında bana göre çok güçlü bir yer alacaktır. Bugün 30 milyonun üzerinde bir nüfusa sahip bir Suriye, göz ardı edilemez. Amerika Birleşik Devletleri ile Sayın Donald Trump'ın görevi devralmasıyla birlikte yapacağımız görüşmeler çok önemli. Ruslar Suriye'deki büyükelçilik ve başkonsolosluklarını kapatmayı düşünmediklerini söylüyorlar. Bu da Suriye için bana göre bir zenginliktir. Diplomatik misyonların devamında fayda var. Beni en çok sevindiren şeylerden bir tanesi de gerek İslam Dünyası gerekse Batıdan birçok ülkenin artık Sayın Colani ile irtibatlarını geliştiriyor olmasıdır. Bunlar da bir yerde yeni yönetime güvenin işaretidir. Yeni dönemde Suriye, inşallah çok daha farklı bir şekilde ayağa kalkacaktır.
SORU: Yeni Suriye yönetiminin bir başka problemi de güneyde İsrail'in işgal alanını bu fırsattan istifade ederek genişletiyor olması. Burada da Gazze'de olduğu gibi uluslararası hukukun işletilmesi konusunda Türkiye'nin de katkı vereceği hazırlıklar var mıdır?
Başkan Erdoğan: İsrail uluslararası hukuku çiğnemeyi adet haline getirdi. Gazze'de uluslararası hukuku ayaklar altına aldılar, dünya sessiz kaldı. Lübnan'da egemen bir devletin toprağını işgal edip kan döktüler, dünya yine sessiz kaldı. İsrail'in pervasızlıklarına bugün Suriye maruz kalıyor. İsrail'in Golan Tepelerini işgaline yönelik BM Güvenlik Konseyinin 1967'deki 242 numaralı kararı mevcut. Bu kararla İsrail'in Golan Tepelerini işgal etmesi kınanmakla birlikte bölgeden çekilmesi talep ediliyor. Bu kararın yeniden hatırlatılması ve uygulanması için uluslararası toplumun harekete geçmesi önemli. Batılı ülkelerden İsrail işgaline karşı cılız da olsa ses yükselmeye başladı. Halbuki İsrail, sivillerin üzerine ilk bombayı attığında dünya ayağa kalksaydı, İsrail bugün bu işgal adımını atacak cesareti bulamazdı. Biz o gün sessiz kalmadığımız gibi, bugün de Suriye'nin topraklarını işgale kalkışan İsrail'e karşı sessiz kalmadık, kalmayız. İsrail, uluslararası hukukun kendilerini de bağladığını er ya da geç öğrenecek. Biz her zeminde İsrail'i köşeye sıkıştırmaya, hukuka uygun hareket etmeye zorlamaya devam edeceğiz. Ancak Suriye'deki durumdan kendisine fayda sağlamasının da önüne geçmek için uluslararası tüm mekanizmalar etkin bir şekilde kullanılmalı. Burada İsrail'in durdurulması için ABD başta olmak üzere Batılı ülkelere büyük görevler düşüyor. İsrail'in Suriye'nin topraklarını işgalinin kabul edilemeyeceği en gür şekilde ifade edilmelidir. Yarın çok geç olmadan bölgemizdeki huzuru ve istikrarı sürekli tehdit eden İsrail saldırganlığına "dur" denilmelidir. Yoksa İsrail bumerangı yarın onları her şartta destekleyenleri de hedef alır. Dün yaptığımız uyarılara kulak tıkayanlar, doğruları söylediğimizi bugün gördüler. Yarın, pişman olmamak için, bugün yaptığımız uyarıları dikkate alıp gerekli adımları atmalarını tavsiye ediyorum.

